20 Tâ-Hâ Suresi

Mekki 135 Ayet
سُورَةُ طٰه 
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Tâ Hâ.[352]
2

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

2,3. (Ey Muhammed!) Biz, Kur’an’ı sana sıkıntı çekesin diye değil, ancak (Allah’ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik.[353]
3

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

2,3. (Ey Muhammed!) Biz, Kur’an’ı sana sıkıntı çekesin diye değil, ancak (Allah’ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik.[353]
4

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

(O) yüksek gökleri yaratanın katından peyderpey indirilmiştir.
5

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Rahmân, Arş’a[354] kurulmuştur.
6

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Göklerdeki, yerdeki bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey, yalnızca O’nundur.
7

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Sen sözü açığa vursan da, gizlesen de Allah için birdir. Çünkü O, gizliyi de bilir, ondan daha gizli olanı da.
8

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır. En güzel isimler O’nundur.
9

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Mûsâ’nın haberi sana ulaştı mı?
10

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Hani bir ateş görmüştü de ailesine, “Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). Umarım ondan size bir kor ateş getiririm, yahut ateşin başında, yol gösterecek birini bulurum” demişti.[355]
11

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Ateşin yanına varınca, ona şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ!”
12

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ’dasın.”
13

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Ben seni (peygamber olarak) seçtim. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle.”
14

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Şüphe yok ki ben Allah’ım. Benden başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl.”
15

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Kıyamet mutlaka gelecektir. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim.”
16

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler, seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın, sonra helâk olursun!”
17

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Şu sağ elindeki nedir ey Mûsâ?”
18

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Mûsâ dedi ki: “O benim değneğimdir. Ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Onunla başka işlerimi de görürüm.”
19

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Allah, “Onu yere at ey Mûsâ!” dedi.
20

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Mûsâ da onu attı. Bir de ne görsün o, hızla akan bir yılan olmuş!
21

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Allah, şöyle dedi: “Tut onu. Korkma! Biz, onu yine eski durumuna döndüreceğiz.”
22

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

22,23. “Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın.”[356]
23

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

22,23. “Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın.”[356]
24

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Firavun’a git, çünkü o azmıştır.”
25

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Mûsâ, dedi ki: “Rabbim! Gönlüme ferahlık ver.”
26

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“İşimi bana kolaylaştır.”
27

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

27,28. “Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar.”
28

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

27,28. “Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar.”
29

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Bana ailemden birini yardımcı yap,”
30

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Kardeşim Hârûn’u.”
31

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Onunla gücümü artır.”
32

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Onu işime ortak et.”
33

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Seni çok tespih edelim diye”,
34

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Seni çok zikredelim diye.”
35

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin.”
36

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Allah, şöyle dedi: “İstediğin sana verildi ey Mûsâ!”
37

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Andolsun, biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk.”
38

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:”
39

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Onu (bebek Mûsâ’yı) sandığın içine koy ve denize (Nil’e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Mûsâ, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım.”
40

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük.[357] (Sana baktı, büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık, seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın, sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!”
41

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Ben seni kendim için seçtim.”
42

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin.”
43

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Firavun’a gidin. Çünkü o azmıştır.”
44

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar.”
45

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Mûsâ ve Hârûn, şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz, onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz.”
46

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Allah, şöyle dedi: “Korkmayın, çünkü ben sizinle beraberim. İşitirim ve görürüm.”
47

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selâm, doğru yola uyanlara olsun.’ ”
48

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Şüphesiz bize, azabın yalanlayan ve yüz çevirenlere olacağı vahyolundu.”
49

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Firavun, “Sizin Rabbiniz kim, ey Mûsâ?” dedi.
50

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Mûsâ, “Rabbimiz, her şeye hilkatini (yaratılış özelliklerini) veren, sonra onlara yol gösterendir” dedi.
51

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Firavun, “Ya geçmiş nesillerin hâli ne olacak?” dedi.
52

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Mûsâ, şöyle dedi: “Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır. Rabbim, yanılmaz ve unutmaz.”
53

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Rabbim, yeryüzünü size beşik yapan, orada size yollar açan ve size gökten yağmur indirendir.” Böylece onunla sizin için yerden türlü türlü bitkileri çift çift çıkardık.
54

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Yiyin, hayvanlarınızı yayın. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) deliller vardır.
55

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

(Ey insanlar!) Sizi topraktan yarattık, (ölümünüzle) sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız.
56

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Andolsun, biz ona (Firavun’a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.
57

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Şöyle dedi: “Ey Mûsâ! Sihrin ile bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?”
58

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. Bunun için seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle.”
59

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Mûsâ, “Buluşma vaktimiz, bayram günü, insanların toplandığı kuşluk vaktidir” dedi.
60

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Bunun üzerine Firavun ayrılıp, hilesini kuracak sihirbazlarını topladı, sonra geldi.
61

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Mûsâ, onlara şöyle dedi: “Yazıklar olsun size! Allah’a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azap ile yok eder. Allah’a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır.”
62

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Sihirbazlar, işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular.
63

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Şöyle dediler: “Şüphesiz bu ikisi, sihirleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak ve en üstün olan dininizi ortadan kaldırmak isteyen birer sihirbazdırlar.”
64

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Öyleyse, hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra hâlinde gelin. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır.”
65

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Sihirbazlar: “Ey Mûsâ! Ya önce atmayı tercih edersin, ya da ilk atan biz oluruz” dediler.
66

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Mûsâ: “Yok, (önce) siz atın” dedi. Bir de ne görsün, onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor.
67

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Bunun üzerine Mûsâ, içinde bir korku hissetti.
68

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Şöyle dedik: “Korkma (ey Mûsâ!). Çünkü, sensin en üstün olan.”
69

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Sağ elindekini (değneğini) at ki, onların yaptıklarını yutsun. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez.”
70

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

(Mûsâ’nın değneği, sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve, “Hârûn ve Mûsâ’nın Rabbine inandık” dediler.
71

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Firavun, “Demek, ben size izin vermeden önce ona (Mûsâ’ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun, sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış, mutlaka göreceksiniz.”
72

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Sihirbazlar şöyle dediler: “Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. Artık sen vereceğin hükmü ver. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin.”
73

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Şüphesiz ki biz; günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için, Rabbimize inandık. Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlı ve daha kalıcıdır.”
74

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Şüphesiz, kim Rabbine günahkâr olarak varırsa, kesinlikle ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar.
75

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

75,76. Her kim de O’na salih ameller işlemiş bir mü’min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu, günahlardan temizlenenlerin mükâfatıdır.
76

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

75,76. Her kim de O’na salih ameller işlemiş bir mü’min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu, günahlardan temizlenenlerin mükâfatıdır.
77

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

(Firavun’un imana yanaşmaması üzerine) Mûsâ’ya, “Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır’dan) yürütüp çıkar. Yakalanmaktan korkmaksızın, endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç” diye vahyettik.
78

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Bunun üzerine Firavun askerleriyle birlikte onların peşine düştü de, deniz onları görülmedik bir şekilde kuşatıp yuttu.
79

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Firavun, halkını saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi.
80

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

(Allah, şöyle dedi:) “Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, size Tûr’un sağ yanını va’dettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik.”
81

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helâl olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım da kimin üzerine inerse, o muhakkak helâk olmuş demektir.”
82

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Şüphe yok ki ben, tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen, sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim.”
83

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

(Mûsâ, Tûr’a varınca): “Seni, acele ile kavminden uzaklaştıran nedir, ey Mûsâ?” (dedik.)[358]
84

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Mûsâ, şöyle dedi: “Onlar, işte onlar hemen arkamdalar. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye, acele ederek sana geldim.”
85

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Allah, “Şüphesiz, biz senden sonra halkını sınadık; Sâmirî onları saptırdı” dedi.
86

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Bunun üzerine Mûsâ, öfke dolu ve üzgün bir hâlde halkına döndü. “Ey kavmim! Rabbiniz, size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok zaman mı geçti, yoksa üzerinize Rabbinizden bir gazap inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze uymadınız (ve buzağıya taptınız)?” dedi.
87

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Şöyle dediler: “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları ateşe attık. Sâmirî de aynı şekilde attı.”
88

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Böylece (Sâmirî) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. (Sâmirî ve adamları) “Bu sizin de ilâhınızdır, Mûsâ’nın da ilâhıdır. Öyle iken Mûsâ, (ilâhını burada) unuttu (da onu Tûr’da aramaya gitti)” dediler.[359]
89

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Onlar bu heykelin, sözlerine karşılık vermediğini, kendilerinden hiçbir zararı uzaklaştıramayacağını ve onlara hiçbir fayda sağlayamayacağını görmezler mi?
90

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Andolsun, Hârûn onlara daha önce şöyle demişti: “Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahmân’dır. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin.”
91

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Onlar da, “Mûsâ bize dönünceye kadar buzağıya ibadet etmeye devam edeceğiz” dediler.
92

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

92,93. Mûsâ, (Tûr’dan dönünce) şöyle dedi: “Ey Hârûn! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?”
93

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

92,93. Mûsâ, (Tûr’dan dönünce) şöyle dedi: “Ey Hârûn! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?”
94

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Hârûn: “Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. Şüphesiz ben, İsrailoğullarının arasını açtın, sözüme uymadın demenden korktum” dedi.
95

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Mûsâ, “Ya senin derdin neydi ey Sâmirî?” dedi.
96

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Sâmirî, şöyle dedi: “Ben onların görmediği şeyi gördüm. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi.”
97

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Mûsâ, “Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) “Bana dokunmak yok!” diyeceksin.[360] Senin için, asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Hele şu ibadet edip durduğun ilâhına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız.
98

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Sizin ilâhınız ancak kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır.
99

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

(Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur’an) verdik.
100

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki o, kıyamet gününde ağır bir günah yükü yüklenecektir.
101

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Onlar o günahın cezası içinde ebediyen kalacaklardır. Sûra üfürüleceği gün[361], bu ağır yük onlar için ne kötü bir yüktür!
102

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

O gün günahkârları, (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz.
103

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

103,104. Aralarında birbirlerine “(Dünya’da) sadece on (gün) kaldınız” diye gizli gizli konuşacaklar. -Onların, hakkında konuşacakları şeyi biz daha iyi biliriz.- O vakit içlerinden en aklı başında olanları, “Siz sadece bir gün kaldınız” diyecektir.
104

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

103,104. Aralarında birbirlerine “(Dünya’da) sadece on (gün) kaldınız” diye gizli gizli konuşacaklar. -Onların, hakkında konuşacakları şeyi biz daha iyi biliriz.- O vakit içlerinden en aklı başında olanları, “Siz sadece bir gün kaldınız” diyecektir.
105

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

(Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) hâlini soruyorlar. De ki: “Rabbim onları toz edip savuracak.”
106

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan hâlinde bırakacaktır.”
107

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Orada hiçbir çukur, hiçbir tümsek göremeyeceksin.”
108

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (İsrâfil’e) uyarlar. Sesler, Rahmân’ın azametinden dolayı kısılmıştır. Artık sadece fısıltı işitebilirsin.
109

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

O gün, Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.
110

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

O, önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir. Onların bilgisi ise Rahmân’ı kuşatamaz.
111

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Bütün yüzler; diri, yaratıklarına hâkim ve onları koruyup gözeten Allah’a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen, mutlaka hüsrana uğramıştır.
112

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse, o, ne zulme uğramaktan korkar, ne yoksun bırakılmaktan.
113

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

İşte böylece biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar, yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık.
114

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme. “Rabbim! İlmimi arttır” de.
115

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Andolsun, bundan önce biz Âdem’e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme, diye) emrettik. O ise bunu unutuverdi. Biz onda bir kararlılık bulmadık.
116

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de, İblis’ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler; İblis bundan kaçınmıştı.
117

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Biz de şöyle dedik: “Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis), sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun.”
118

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Şüphesiz senin için orada aç kalmak, çıplak kalmak yoktur.”
119

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Orada ne susuzluk çekersin, ne de güneş altında kalırsın.”
120

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: “Ey Âdem! Sana ebedîlik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?”
121

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Bunun üzerine onlar (Âdem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. Âdem, Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı.
122

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Sonra Rabbi onu seçti, tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi.
123

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Allah, şöyle dedi: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de, kim benim yol göstericime uyarsa artık o, ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker.”
124

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz.”
125

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

O da şöyle der: “Rabbim! Dünyada gören bir kimse olduğum hâlde, niçin beni kör olarak haşrettin?”
126

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Allah, “Evet, öyle. Âyetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun. Aynı şekilde bugün de sen unutuluyorsun” der.
127

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Haddi aşan ve Rabbi’nin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Şüphesiz ahiret azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır.
128

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Yurtlarında dolaşıp durdukları, kendilerinden önceki nice nesilleri helâk etmiş olmamız, onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır.
129

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı, onlar da hemen cezalandırılırlardı.
130

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

O hâlde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın.
131

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
132

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınmanındır.
133

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

İnanmayanlar, “Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!” dediler. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi?
134

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Eğer biz onları o Kur’an’dan önce bir azap ile helâk etseydik mutlaka, “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık” derlerdi.
135

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Ey Muhammed, de ki: “Herkes beklemektedir, siz de bekleyin. Yakında kimin düz yolun sahipleri olduğunu, kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz!”

Tâ-Hâ Suresi Hakkında ve Okunuşu

Tâ-Hâ Suresi oku ve mealini incele. Kur'an-ı Kerim'in önemli surelerinden biri olan Tâ-Hâ Suresi'nin Arapça okunuşu ile Diyanet ve saygın İslam alimlerinin Türkçe mealleri bu sayfada yer almaktadır. Tâ-Hâ Suresi dinle seçeneğiyle ayetleri sesli olarak dinleyebilir, telaffuzunuzu geliştirebilirsiniz.

Toplam 135 ayetten oluşan bu sure, okuyanlara derin manevi feyizler sunar. Tâ-Hâ Suresi fazileti, tefsiri ve anlamı hakkında daha fazla bilgi edinmek için ayetlerin detaylarına tıklayabilir, farklı çevirileri karşılaştırarak ilahi mesajları daha iyi idrak edebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim