Sureye Dön

Tâ-Hâ Suresi Suresi, 87. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Dediler ki: Sana verdiğimiz sözden, kendimize malik olarak caymadık biz, fakat Mısırlıların ziynet eşyalarını almıştık ya, onları, erisin diye ateşe attık, böyle telkin etti Samiri.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Onlar dediler ki: “Sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden caymadık. Fakat Mısırlıların zinet eşyasından birtakım ağırlıklar yüklenmiştik, onları erisin diye ateşe attık, aynı şekilde Sâmirî de atmıştı.”
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Dediler ki: “Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik, ancak o kavmin (Mısır halkının ve İsrailoğullarının altından yapılmış) süs eşyalarından birtakım (kıymetli) yükler taşımaktaydık. (Samiri’nin kışkırtmasıyla) Onları (ateşe) attık, aynı şekilde Samiri de attı (ve eritmeye başladı).”
A

Ahmet Tekin Meali

“Biz sana verdiğimiz sözden, isteyerek, kendiliğimizden dönmedik. Fakat mecbur olduk. Kadınlarımızın, Firavun'un kavminden, hile ile ödünç olarak aldığı süs eşyalarının günahı omuzlarımıza yüklenmişti. Günahtan kurtulmak için onları ateşe attık. Sâmirî de kendi mücevheratını böylece attı.” dediler.
A

Ahmet Varol Meali

Dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden kendi başımıza dönmedik. Ancak o kavmin süs eşyalarından bize birtakım yükler yüklenmişti. Onları (ateşe) attık. Aynı şekilde Sâmirî de attı."
A

Ali Bulaç Meali

Dediler ki: 'Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik, ancak o kavmin (Mısır halkının) süs eşyalarından birtakım yükler yüklenmiştik, onları (ateşe) attık, böylece Samiri de attı.'
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Onlar dediler ki: “- Biz, sana verdiğimiz sözden, kendiliğimizden caymadık. Fakat biz o (Kıptî) kavmin süs eşyasından bir takım ağırlıklar yüklenmiştik. Onları ateşe attık. Samirî de (kendi mücevheratını) böylece atmıştı.”
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Onlar: “Kendi imkân ve gücümüzle sana verdiğimiz sözden caymadık. Fakat Mısırlılar’ın mücevheratından bir kısım ağırlıkları beraberimizde taşıdık, onları (ateşe) attık” dediler. Samiri onlara öylece telkinde bulunmuştu.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Onlar, “Sana verdiğimiz sözden kendi başımıza caymadık. Ancak o ulusun süs eşyalarından bize yükler dolusu taşıtıldı. Biz onları ateşe attık; aynı şekilde Sâmirî de attı” dediler.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Dediler ki: «Diliyerek sözünü tutmadık, şöyle ki, halkın süs eşyasın yüklenmiş idik, ateşe attık onları, Sâmiri de böylece bırakmıştı ateşe»
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Onlar dedilər: “Biz sənə verdiyimiz və’də öz ixtiyarımızla xilaf çıxmadıq. Amma biz (Fir’on) tayfasının (bir bayram günü əmanət olaraq aldığımız) zinətlərindən ibarət ağır bir yüklə yüklənmişdik. Onları (“əmanətə xəyanət haramdır”-deyərək günahdan qurtulmaq məqsədilə oda) atdıq. Samiri də bizim kimi (özündə olan bəzək şeylərini oda) atdı”.
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Dediler ki: “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymadık. Fakat biz o halkın (Mısırlıların) mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları (eritmek için) ateşe attık. (Aynı şekilde) Samiri de kendi mücevherlerini attı.”
C

Cemil Said (1924)

Ânlar: "Biz kendiliğimizden va’dimizde halef itmedik lâkin bize zînetlerimizden bir kaç yük getürmeği emr itdiler biz cem’ iyledik Sâmirî bunları ateşe atdı
D

Diyanet Vakfı Meali

Dediler ki: Biz sana olan vâdimizden, kendi kudret ve irademizle dönmedik. Fakat biz, o kavmin (Mısır'lıların) zinet eşyasından bir takım ağırlıklar yüklenmiş, sonra da onları atmıştık; aynı şekilde Sâmirî de atmıştı.  
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Onlar: "Sana verdiğimiz sözden kendi başımıza caymadık. O milletin ziynet eşyasından bize yükler dolusu taşıtıldı. Biz onları ateşe attık, aynı şekilde Samiri de attı" dediler.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Şöyle dediler: “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları ateşe attık. Sâmirî de aynı şekilde attı.”
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Onlar dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden, kendiliğimizden caymadık. Fakat biz o (Kıbtî) kavminin süs eşyasından bir takım ağırlıklar yüklenmiştik. Onları (ateşe) attık. Sâmirî de (kendi mücevheratını) böylece atmıştı."
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

87,88. Biz dediler, senin va'dine kendiliğimizden hulfetmedik ve lâkin o kavmin ziynetinden bir takım ağırlıklar yüklenmiş idik, onları ateşe attık, kezalik sâmirî de bıraktı derken onlara bir dana, böğürmesi var bir cesed çıkardı, bunun üzerine dediler ki işte bu sizin ilâhınız ve Musânın ilâhı fakat unuttu
E

Emrah Demiryent Meali

(Onlar cevaben Mûsâ’ya) dediler ki: “Biz sana verdiğimiz sözden, kendiliğimizden dönmedik. (Ancak bu hususta yanıltıldık, şöyle ki: Senin Tûr dağından geri dönmen gecikince, Sâmirî bu gecikmenin sebebinin, işlemiş olduğumuz bir günahtan ötürü olduğunu söyledi. Bizler Mısır’dan çıkarken) o kavmin (Mısır halkının) süs eşyalarından birtakım yükler (i) yüklenmiştik. (Onların kıymetli altın ve mücevheratlarını izinsiz olarak almıştık, işte bu günahtan kurtulmak için) onları ateşe attık, aynı şekilde Sâmirî de attı.
E

Erhan Aktaş Meali

“Senin sözünden kendi isteğimizle çıkmadık.¹ Fakat biz halkın ziynetlerinden² yüklenmiştik.² Sonra onları kaldırıp attık.³ Aynı şekilde Sâmirî de attı.”
E

Eski Anadolu Türkçesi

eyittiler: “ħilāf eylemedük va'deñı ķudratumuz ile lįkin biz götürdük yükler fir'avn ķavmı bezeġinden pes bıraķduķ anı pes ancılayın [167a] bıraķdı sāmirį.”
H

Hasan Basri Çantay Meali

Dediler: «Biz sana verdiğimiz sözden kendimize mâlik olarak caymadık. Fakat biz o kavmin zînetinden bir takım ağırlıklar yüklenmişdik de onları (ateşe) atmışdık. Sâmiriy de (kendi zînetini) böylece atmışdı».
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

“Sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden caymadık. Ancak yanımıza o halkın süs eşyalarından bir miktar yük almıştık, onları (ateşe) attık. Samiri de aynı şekilde attı.” dediler.
H

Hayrat Neşriyat Meali

(Onlar) şöyle dediler: “Sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik; fakat biz, o kavmin (Mısırlıların) ziynet eşyâsından birtakım ağırlıklar yüklenmiştik; sonra onları(eritmek üzere ateşe) attık; işte aynı şekilde Sâmirî de attı.”
K

Kadri Çelik Meali

Dediler ki: “Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik, ancak o kavmin (Mısır halkının) süs eşyalarından birtakım ağırlıklar yüklenmiştik, biz onları (ateşe) attık, böylece Samiri de attı.”
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Şöyle cevap verdiler: “Sana verdiğimiz söze bilerek ve isteyerek aykırı davranmış değiliz; fakat şu kavmin (Mısır halkının) ziynet eşyalarından bir kısmını yüklenmiştik, onları (haram diye ateşe) attık; çünkü Sâmirî de aynı şekilde atmıştı.”
M

M. Pickthall (English)

They said: We broke not tryst with thee of our own will, but we were laden with burdens of ornaments of the folk, then cast them (in the fire), for thus As-Samiri proposed
M

Mahmut Kısa Meali

Onlar, “Putlara taptıysak bile, bunu iyi niyetlerle yaptık. Dolayısıyla, sana verdiğimiz sözden bilerek ve isteyerek dönmüş değiliz!” dediler, “Ama hani yıllarca bize efendilik eden Mısır’daki halkın alıştırdığı, boynumuza, kulağımıza, ayağımıza takıp takıştırarak yanımızda taşıdığımız altın gümüş ve mücevher cinsinden zinet eşyaları var ya onları ne var ne yoksa hepsini ortaya koyduk. Nitekim, görüşlerine çok değer verdiğimiz saygıdeğer büyüğümüz Sâmirî de bize bu konuda önayak oldu. O da böyle yaptı.”
M

Mahmut Özdemir Meali

Dediler ki:
-"Senin vaadine kendiliğimizden aykırı davranmadık; ama Kavm’in zinetinden ağırlıklar yüklendik; onları ateşe attık; Sâmiriyy böyle attı".
M

Mehmet Okuyan Meali

(Kavmi) şöyle demişti: “Biz sana verdiğimiz sözden kendi başımıza dönmedik. Fakat o kavmin (Mısırlıların) ziynetinden birtakım ağırlıklar yüklenmiştik. Onları (bırakıp) atmıştık. Aynı şekilde Samiri de (kendi taşıdığını oraya) bırakmıştı.”
M

Mehmet Türk Meali

(Onlar da:) “Biz sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle dönmedik. Ancak o (firavun) toplumunun süs eşyalarından bir miktar almıştık, (sonra) onları (ateşe) attık, Sâmirî de (kendisindekileri ateşe) attı.” dediler.
M

Mehmet Çakır Meali

Halk: " Biz sana verdiğimiz sözü keyfimizden çiğnemedik. Fakat Mısır halkından alıp getirdiğimiz ziynet yüklerini ateşe atıp erittik. Nitekim Samirî de attı. "
M

Mehmet Çoban Meali

Dediler ki: "Biz sana olan sözümüzden irademizle dönmedik. Fakat biz Mısırlıların altınlarından, gümüşlerinden, değerli eşyalarından bir kısmını yanımıza almıştık. Onları bir yerde erittik. Aynı şekilde Samiri de elindekileri erittiklerimizin içine attı."
M

Muhammed Esed Meali

“Sana verdiğimiz sözden biz kendi isteğimizle dönmedik; fakat [Mısır] halkı[nın kirli] zinet yükleriyle yüklüydük; ve bu yüzden onları [ateşe] attık; ⁷³ aynı şekilde Sâmirî de [kendininkini] attı.”
M

Mustafa Çavdar Meali

Onlar da: – Sana verdiğimiz sözden kendi irademizle dönmedik. Fakat biz Mısırlıların ziynet eşyalarına konmanın vebalini taşıyorduk, biz de onları ateşe attık. Samiri de böyle yaptı, dediler. 7/148...156, 20/88...93
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Onlar (kendilerini) şöyle savundular: “Biz sana verdiğimiz sözü kasıtlı olarak çiğnemedik; fakat (Mısır) halkının ziynet eşyalarına (haksız yere) konmanın vebalini taşıyorduk; ama biz (sorumluluktan kurtulmak için) onları kaldırıp attık,[²⁶¹¹] bunun üzerine Sâmirî de (onları alıp ateşe) attı.”[²⁶¹²]
O

Orhan Kuntman Meali

Onlar: "Ey Musa biz sana verdiğimiz sözden kendi başımıza caymadık!.. (Mısır'daki) o kavmin zinet eşyasından bize yükler dolusu taşıtılmıştı, biz ancak onları (Buzağı heykeli ilah olarak yapılsın diye) ateşe attık, Sâmiri'nin kendisi de zinet eşyasını ateşe attı!" diyerek özür dilemeye kalkıştılar.
O

Osman Fırat Meali

Dediler ki: "Sana olan sözümüzden kendiliğimizden caymadık; lakin bize yükletilen toplumun süs eşyasını (ateşe) attık; ardından Samirî de attı."
S

Sardorxon Jahongir

Shunda ular: “Bizlar senga bergan va’dani o‘‎z ixtiyorimiz bilan buzmadik. Lekin bizlar Misrdan chiqib kelayotganimizda, qavmning zeb-ziynatlaridan iborat narsalarni ko‘‎tarib chiqqan edik. Keyin Somiriyning ko‘‎rsatmasi bilan ularni olovga tashladik. So‘‎ngra Somiriy ham narsalarini olovga tashladi”, – dedilar.
S

Satıraltı Meal (1534)

Eyitdiler: Biz senüñ va‘deñi ḫilāf eylemedük bizüm ḫaṭırumuzla. Lākingetürdük ḳavmüñ altunından, gümişinden. Pes bıraḳduḳ anları, anuñ gibibıraḳduḳ, Sāmirī daḫı.
S

Suat Yıldırım Meali

“Biz, ” dediler, “kendi güç ve irademizle sana olan vâdimizden dönmedik. Fakat biz o halkın, Mısırlıların zinet eşyalarından birtakım ağırlıklar yüklenmiştik. Onları ateşe attık. Samirî de kendi mücevheratını atıverdi.
S

Süleyman Ateş Meali

Dediler ki: "Kendi malımızla senin sözünden çıkmadık", fakat o milletin (yani Mısırlıların) süs(eşyas)ından bize yükler yükletilmişti. Onları (ateşe) attık. Aynı şekilde Samiri de attı."
S

Süleyman Tevfik (1927)

Onlar: "Biz kendiliğimizden sana muhâlefet itmedik. Ve lâkin Fir'avn kavminden alarak üstümüzde bulunan altun ve gümüş müzeyyinâtı Hârûn'un emri ile ateşe atdık ve Sâmirî de bizim gibi atdı."
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Dediler ki “Sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden caymadık. Firavun halkının süslerinden bize yükler yüklendi; biz onları (ateşe) attık[*]. Samiri de aynı şekilde attı.”
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Dediler ki: "Biz sana kendi irademizle/malımızla karşı çıkmadık. Olay şu: Bize o topluluğun süs eşyalarından bazıları yükletilmişti, onları kaldırıp attık; aynı şekilde Sâmirî de attı."
Y

Yusuf Ali (English)

They said: "We broke not the promise to thee, as far as lay in our power: but we were made to carry the weight of the ornaments(2607) of the (whole) people, and we threw them (into the fire), and that was what the Samiri suggested.(2608)
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Dediler ki: «Biz sana olan vaade kendimize mâlik olarak muhalefette bulunmuş olmadık. Velâkin biz kavmin ziynetinden birtakım ağırlıkları yüklenmiştik, onları (ateşe) atıverdik. İşte Sâmirî de öyle atıverdi.»
Ü

Ümit Şimşek Meali

“Biz sana verdiğimiz sözden kendi irademizle caymadık,” dediler. “Biz yanımıza Mısırlıların ziynet eşyalarından bir miktar yük almıştık; onları ateşe attık. Sâmirî de aynı şekilde attı.”
İ

İhsan Aktaş Meali

(Musa’ya) dediler ki: "Biz seninle yaptığımız antlaşmaya kendi irademizle muhalefet etmedik. Fakat o (Kıptî) kavmin süs eşyasından birtakım ağırlıklar bize taşıtılmıştı. Biz de onları (ateşe) attık. Sâmirî de (buzağı heykelini yapmak üzere eritmek için kendi ziynetini) böylece (ateşe) bırakmıştı.’’*
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Kavmi Musa’ya “Biz seninle yaptığımız antlaşmaya kendi isteğimizle muhalefet etmedik. Ancak kavmin (toplanan) ziynetleri, yük olarak bize taşıtıldı. . Bizde taşıdığımız bu ziynetleri (kazan içine) attık, Samiri de onları alıp (ateşte eritti)” dediler
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Onlar sana vaadimizden kendimize mâlik olarak caymadık. Fakat kıptilerin ziynetlerinden birtakım ağırlıklar yüklenmiştik. İşte onları günahtan kurtulmak emeliyle ateşe attık. Samiri de bizim gibi kendinde olanı ateşe atmıştı.
İ

İsmail Yakıt

Onlar da “Biz sana verdiğimiz sözden kendi başımıza caymadık. Fakat biz o kavmin/Mısır’ın ziynet eşyalarından birtakım ağırlıklar yüklenmiştik. Biz onları ateşe attık,²² Sâmirî de attı” dediler.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Dediler: "Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden caymadık. Biz o ulusun bezeneklerinden bir takım ağırlıklar yüklenmiştik. İşte bunları ateşe bıraktık. Samari de kendininkileri bıraktı.
Ş

Şaban Piriş Meali

Onlar da:-Sana verdiğimiz sözden bilerek dönmedik. Fakat o kavmin süs eşyasından yük yük taşımıştık. Sonra Samiri'nin attığı gibi biz de ateşe attık, dediler.

Tâ-Hâ Suresi 87. Ayet Meali ve Tefsiri

Tâ-Hâ Suresi 87. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Tâ-Hâ Suresi 87. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Tâ-Hâ Suresi 87. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Tâ-Hâ Suresi 87. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim