Rabbimiz dediler, gidip geleceğimiz yerlerin aralarını uzaklaştır ve kendilerine zulmettiler, derken onları masala çevirdik, paramparça ettik onları; şüphe yok ki bunda, adamakıllı sabreden ve iyiden iyiye şükreden her kişiye deliller var elbet.
A
Abdullah Parlıyan Meali
Onlar ise, bu bereket, güven ve rahatlığı anlayamadılar da: “Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzdaki konakları, birbirinden uzaklaştır” dediler ve böylece kendilerine yazık ettiler. Biz de onları, bu yüzden dillerde dolaşan, destanlara çevirdik ve darmadağın ettik. Kuşkusuz bunda, sıkıntılara göğüs geren ve Allah'a gönülden şükredenler için, alınacak dersler vardır.
A
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Onlar ise: “Rabbimiz, seferlerimizin arasını aç (şehirlerimiz birbirine çok yakındır, bunları uzaklaştır)” diyerek (nankörlüğe başladılar) ve kendi nefislerine zulmetmiş oldular. Böylece Biz de onları (ibretlik felaket ve) efsaneler(e konu olan bir halk) kıldık ve onları darmadağın edip ortadan kaldırdık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır.
A
Ahmet Tekin Meali
Bunun üzerine onlar:
“Ey Rabbimiz! Seyahatlerimizde, öğle vakti ve akşamleyin konakladığımız yerler arasındaki mesafeyi uzat” dediler. Kendilerine, birbirlerine yazık ettiler. Biz de onları ibret verici kıssalar haline getirdik. Onları darmadağın ettik. Bunda, çok sabrederek mücadeleye devam eden, çok şükreden herkes için ibretler, uyarılar vardır.
A
Ahmet Varol Meali
Ama onlar: "Rabbimiz! Yolculuklarımızın mesafelerini uzaklaştır" dediler ve kendi kendilerine haksızlık ettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz bunda çokça sabreden ve çokça şükreden herkes için ibretler vardır.
A
Ali Bulaç Meali
Onlar ise: 'Rabbimiz, seferlerimizin arasını aç (şehirlerimiz birbirine çok yakındır) dediler ve kendi nefislerine zulmetmiş oldular. Böylece onları efsaneler(e konu olan bir halk) kıldık ve onları darmadağın edip dağıttık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır.
A
Ali Fikri Yavuz Meali
Buna karşı onlar: “-Ey Rabbimiz! (çok kâr yapabilmemiz için bulunduğumuz bu şehirle, mal getirdiğimiz o bereketli şehir arasındaki mesafeyi), seferlerimizin arasını uzaklaştır.” dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları, (kendilerinden sonra gelenlerin dillerinde dolaşan) masallara çevirdik ; ve kendilerini (başka yerlere göç suretiyle) darma dağınık ettik. Şübhesiz ki bunda, çok şükreden her sabırlı için ibretler vardır.
B
Bahaeddin Sağlam Meali
Fakat onlar: “Ey Rabbimiz! Bizi birbirimizden uzaklaştır” dediler, kendilerine zulmettiler. Biz de onları, (tarihi) efsanelere çevirdik ve onları paramparça ettik. Şüphesiz bunlarda, sabredip şükredenler için önemli belgeler vardır.
B
Bayraktar Bayraklı Meali
Onlar, “Ey Rabbimiz! Bizim yolculuk mesafelerimizi uzat!” dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları dillerde dolaşır sözler haline getirdik. Onları tamamen darmadağın ettik. Şüphesiz bunlarda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için dersler vardır.
B
Besim Atalay Meali (1965)
Dediler ki: «Tanrımız! Yolculuğun konaklarımızı, uzaklaştır sen», zulmetmiş oldular kendilerine, biz onları destan ettik, büsbütün de batırdık, her sabredip şükredene bunda belgeler vardır
B
Bunyadov-Memmedeliyev
Lakin onlar: “Ey Rəbbimiz! Səfərlərimizin arasını (məsafəni) uzaq et!” – dedilər və öz-özlərinə zülm etdilər. Biz onları pərən-pərən salıb dillərdə dastan etdik. (Onlardan Qəssan qəbiləsi Şama, Əzd qəbiləsi Omana, Xüzaə qəbiləsi Təhaməyə, Hüzeymə qəbiləsi İraqa, Övs və Xəzrəc qəbilələri isə Mədinəyə köçdü. Onlar barəsində “Səba əhli kimi pərən-pərən düşdülər” məsələsi çəkilməyə başlandı). Həqiqətən, bunda (çətinliklərə) səbir, (ne’mətlərə) çox şükür edən hər bir kəs üçün ibrətlər vardır!
C
Cemal Külünkoğlu Meali
Fakat onlar (İsyankâr bir eda ile): “Ey Rabbimiz! (Çok kâr edebilmemiz için bulunduğumuz şehirle, mal getirdiğimiz o şehir arasındaki mesafeyi), seferlerimizin arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları, (kendilerinden sonra gelenlerin dillerinde dolaşan) masallara çevirdik ve kendilerini (başka yerlere göç sûretiyle) dağıttık. Muhakkak ki bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için ibretler vardır.
C
Cemil Said (1924)
Lâkin ânlar "Yâ rabbenâ beynimize [1] daha büyük mesâfeler vaz’ it" didiler, nefislerine zulm iylediler. Biz ânlardan sonra gelenlerin ahvâlini hikâye hâline getürmek içün bunları her tarafa dağıtdık. Bu sabırlı ve şükür iden âdemler içün bir ders-i ’ibretdir.
D
Diyanet Vakfı Meali
Bunun üzerine: Ey Rabbimiz! Aralarında yolculuk yaptığımız şehirlerin arasını uzaklaştır, dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları, ibret kıssaları haline getirdik ve onları büsbütün parçaladık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için ibretler vardır.
D
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Ama onlar: "Rabbimiz! Yolculuklarımızın mesafesini uzak kıl" deyip kendilerine yazık ettiler. Biz de onları efsane yapıverdik, darmadağın ettik. Doğrusu bunlarda, pek sabreden ve çok şükreden kimseler için dersler vardır.
D
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Onlar ise, “Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
E
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Buna karşı onlar: "Ey Rabbimiz! Seferlerimizin arasını uzaklaştır" dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve tamamen didik didik dağıttık. Şüphesiz ki bunda çok şükredecek her sabırlı için elbette ibretler vardır.
E
Elmalılı Meali (Orijinal)
Buna karşı onlar «ya rabbenâ, seferlerimizin arasını uzaklaştır» dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve temamen didik didik dağıttık, şübhesiz ki bunda çok şükredecek her sabırlı için elbette âyetler var
E
Emrah Demiryent Meali
Fakat onlar (kendilerine bahşettiğimiz bunca nimetlere şükretmek yerine, nimet bolluğundan şımararak), “Ey Rabbimiz! (Çok kâr edebilmemiz için bulunduğumuz şehirle, mal getirdiğimiz o şehir arasındaki mesafeyi,) seferlerimizin arasını uzaklaştır” dediler (de kolaylığı bırakarak zorluğu seçtiler) ve kendi nefislerine yazık ettiler. Biz de onları, (kendilerinden sonra gelenlerin dillerinde dolaşan) ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini (çeşitli ülkelere göç ettirmek sûretiyle) darmadağın ettik. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için ibretler vardır.
E
Erhan Aktaş Meali
Fakat onlar: “Rabb'imiz! Yolculuk mesafelerimizi uzat.¹” dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları dillerde dolaşan hadis² yaptık. Ve onları tamamen parça parça dağıttık. Kuşkusuz bunda çok sabredenlerin ve çok şükredenlerin tamamı için kesinlikle ayetler³ vardır.
E
Eski Anadolu Türkçesi
pes eyittiler “iy çalabumuz! ıraķ eyle seferlerümüz arasında.” daħı žulm eylediler gendüzilerine pes ķılduķ anları sözler daħı ŧaġıtduķ anları dükeli ŧaġıtmaķ. bayıķ anuñ içinde nişānlardur her gey śabr eyleyiciye şükr eyleyici.
H
Hasan Basri Çantay Meali
Onlar ise (buna karşı). «Ey Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzaklaşdır» demişler, kendilerine yazık etmişlerdi. İşte biz de onları masallara çeviriverdik. Onları darma dağınık etdik. Şübhesiz ki bunda çok sabır (ve) çok şükreden herkes için elbette ibretler vardır.
H
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Onlar ise: “Rabbimiz, seferlerimizin arasındaki mesafeyi uzaklaştır.” dediler ve kendilerine zulmettiler. Böylece biz de onları ibretlik bir olay yaptık ve onları darmadağın edip dağıttık. Bunda çokça şükreden çok sabırlı kimseler için ayetler vardır.
H
Hayrat Neşriyat Meali
Fakat (onlar:) “Rabbimiz! Seferlerimizin (yolculuk yaptığımız şehirlerin) arasını uzaklaştır!” dediler ve kendilerine zulmettiler; nihâyet onları efsânelere çevirdik ve onları tamâmen parçalanmış olarak darmadağın ettik. Şübhesiz ki bunda, çok sabreden, çok şükreden herkes için nice ibretler vardır.
K
Kadri Çelik Meali
Bunun üzerine onlar ise, “Rabbimiz, yolculuklarımızın arasını aç” dediler ve kendi nefislerine zulmetmiş oldular. Böylece biz de onları efsane kıldık (dillere düşürdük) ve onları darmadağın edip dağıttık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır.
K
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Onlar ise “Rabbimiz! Konak yerlerimizin arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları darmadağın ederek ibret kıssaları haline getirdik. Kuşkusuz bunda, yeterince sabretmesini ve şükretmesini bilenler için ibretler vardır.
M
M. Pickthall (English)
But they said: Our Lord! Make the stage between our journeys longer. And they wronged themselves, therefore We made them bywords (in the land) and scattered them abroad, a total scattering. Lo! herein verily are portents for each steadfast, grateful (heart).
M
Mahmut Kısa Meali
Fakat onlar, aralarında zulüm ve haksızlığı yaygınlaştırarak, lisan-ı hal ile âdetâ, “Ey Rabb’imiz, yol güzergâhı üzerinde bulunan konaklarımız arasındaki mesafeyi uzat. Artık mesafeler çok kısa kalıyor. Şimdiki haliyle bunu herkes yapabilir. Biz güçlü, kuvvetli, her türlü imkana sahip insanlarız. Daha uzun mesafelere, daha büyük işlere lâyığız!” diyerek şımardılar. Büyüklük tasladılar. Kendilerine yazık ettiler. Biz de onları paramparça edip Arabistan’ın dört bir yanına dağıtarak, bir zamanlar dillere destan Sebe ülkesini, artık unutulmuş bir efsaneye dönüştürdük. Hiç kuşkusuz bunda, musîbetler karşısında isyan etmeyip sabreden ve nîmetler karşısında şımarmayıp şükreden kimseler için niceibret dersleri vardır.
M
Mahmut Özdemir Meali
-"Rabbimiz! Yolculuklarımızın arasını uzaklaştır!" dediler. Kendilerine zulmettiler; onları tarihi olaylar haline getirdik. Hepsini parça parça ederek dağıttık.
Bunda, çok şükreden sabırlı herkes için elbette âyetler vardır.
M
Mehmet Okuyan Meali
(Bunun üzerine) “Rabbimiz! Seferlerimizin (yolculuk yaptığımız şehirlerin) arasını uzaklaştır!” demişler ve kendilerine yazık etmişlerdi. (Biz de) onları sözlere (ibretlik anılara) çevirmiş ve onları tamamen parçalamıştık. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için dersler vardır.
M
Mehmet Türk Meali
Ama onlar: “Ey Rabbimiz! Yolculuklarımızın arasını uzaklaştır.”¹ diyerek kendi kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssaları haline getirdik ve onları darmadağın ettik. Şüphesiz bunda, çok sabreden² ve çok şükreden herkes için ibretler vardır.
M
Mehmet Çakır Meali
" Aman ya Rab! bu sefer sayısı biraz daha az olsa " demeye başladılar. Kendilerine ettiler. Biz de bu laflarını dile düşürüp hepsini param parça ettik. Bu ticarî olay'ın, sabırlı ve şükürcü kesim için elbet bir anlamı vardır o da şudur:
M
Mehmet Çoban Meali
Onlar verdiğimiz nimetlerle yetinmediler. Daha uzak diyarlara gittiler. Uzak diyarların insanlarına egemen oldular. İnsanların haklarına el koyarak zulüm yaptılar. Bizde onları cezalandırarak yok ettik! İnsanlar arasında söylenen efsaneler haline geldiler. Şüphesiz bu olaylarda düşünenler için ibretler vardır.
M
Muhammed Esed Meali
Buna rağmen onlar, “Rabbimiz seyahat menzillerimiz arasındaki mesafeyi uzattı!” dediler. ²⁷ Ve böylece kendi kendilerine zulmetmiş oldular. Biz de bunun üzerine onları [geçmişin] efsane[lerinden biri]si haline döndürdük ve darmadağın ettik. ²⁸ Kuşkusuz bunda, sıkıntılara göğüs geren ve [Allah’a] gönülden şükredenler için alınacak dersler vardır.
M
Mustafa Çavdar Meali
Buna rağmen onlar nankörlükleri ile “Rabbimiz, seyahat ederken konakladığımız mesafeler arasını uzat!” demeye getirdiler, böylece kendilerine zulmedip yazık ettiler. Biz de onları selin ardından paramparça edip dağıttık ve geçmişin efsanelerine döndürdük. İşte bunda zorluklara direnip sabreden ve nimetlere şükreden kimseler için alınacak nice ibretler vardır. 7/101, 39/27
M
Mustafa İslamoğlu Meali
Buna rağmen onlar “Rabbimiz! Sefer menzillerimiz arasındaki mesafeyi uzat!” de(meye getir)diler[³⁸³⁹] ve böylece kendilerine zulmetmiş oldular. Bunun üzerine Biz de onları, geçmişin efsanelerine döndürdük ve paramparça edip dağıttık.[³⁸⁴⁰] Hiç şüphesiz bütün bunlarda, derin bir şükran duygusuyla (O’na kullukta) direnen herkes için mutlaka alınacak dersler vardır.
O
Orhan Kuntman Meali
"Ey Rabbimiz, yolculuklarımızın arasını uzaklaştır." (Şam ile Yemen arasını çöl yap da, herkes gelip gidemesin) dediler, böylece kendilerine yazık etmiş oldular. Biz de onları dillere destan ettik, parçaladık, darmadağın ettik.
O
Osman Fırat Meali
Ve dediler ki: "Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzak eyle." Ve böylece kendilerine zulmettiler ve onları (geçmişte kalan) bir vak’a kıldık; onları darmadağın ettik; hepsi dağıldı. Elbette bunda bütün sabreden ve şükredenler için ibretler vardır.
S
Sardorxon Jahongir
Ular esa shuncha ne’matlarga noshukrlik qilib: “Ey Robbimiz, safarlarimiz orasidagi masofani ulardan yiroq qil”, – deb, o‘zlariga zulm qildilar, bas, Biz ularni odamlar og‘zidagi hikoyalarga aylantirib qo‘ydik va ularni butunlay ezib tashladik. Albatta, bu hodisalarda har bir sabrli va shukr qiluvchi kimsalar uchun alomatlar bordir.
S
Satıraltı Meal (1534)
Eyitdiler: Yā Rabbenā, ıraḳ eyle bizüm seferlerümüz ortasını ve ẓulm itdiler‐idi nefsleri. Pes anları ḥikāyetler ḳılduḳ, daḫı anları ṭaġıtduḳ dükeli ṭaġıt‐maḳ. Taḥḳīḳ anda āyetler vardur her ṣabr idiciye, şükr idiciye.
S
Suat Yıldırım Meali
Fakat onlar: “Ya Rabbena, seferlerimizin arasını uzaklaştır (şehirlerimiz birbirine çok yakın, bunların arasını uzat, daha uzun mesafelere gidelim, ülkemizi genişlet) diye dua ettiler ve böylece kendilerine yazık ettiler. Biz de onları dillere destan olan, hayret ve ibretle bahsedilen masal haline getirdik, başka yerlere göç etmeleri suretiyle darmadağın ettik. Bunda elbette çok sabırlı, çok şükürlü olan kimselerin alacakları hayli ibretler vardır. [28, 581; 16, 112]
S
Süleyman Ateş Meali
Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzaklaştır (şehirlerimiz birbirine çok yakın, bunlarını arasını uzat da daha uzun mesafelere gidelim) dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik, onları darmadağın ettik. Şüphesiz bunda, sabreden, şükreden herkes için ibretler vardır.
S
Süleyman Tevfik (1927)
Onlar: "Yâ Rabbî! Konak yerlerimizin aralarını uzaklaşdırdılar." Ve bu du'âlarıyla kendi nefislerine zulüm itdiler. Onları efsâne ve hikâye hâline getirdik. Köy ve kasabalarını darmadağın iyledik. Bunlarda her sabır ve şükür idici içün 'ibret ve kemâl-i kudretimize delâlet vardır.
S
Süleymaniye Vakfı Meali
Ama onlar, kendilerini yanlış işlere soktukları halde “Sahi Rabbimiz, yolculuklarımızın arasını daha da uzat” diye dua ediyorlardı. Biz de onları darmadağın ederek sırf hikayeleri anlatılan kişiler haline getirdik. Bunda, çok sabreden ve çok şükreden kimseler için dersler vardır.
Y
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Ama onlar, tutup şöyle dediler: "Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzaklaştır!" Böylece kendilerine zulmettiler de biz de onları efsaneler haline getirdik; hepsini darmadağın ettik. İşte bunda, gereğince sabreden, yeterince şükreden herkes için elbette ibretler vardır.
Y
Yusuf Ali (English)
But they said:(3817) "Our Lord! Place longer distances between our journey- stages":(3818) but they wronged themselves (therein). At length We made them as a tale (that is told),(3819) and We dispersed them all in scattered fragments. Verily in this are Signs for every (soul that is) patiently constant and grateful.
Ö
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Fakat onlar: «Rabbimiz! Bizim seferlerimiz arasını uzaklaştır» dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları dillere destan ettik ve onları büsbütün parçalamakla parçaladık. Şüphe yok ki, bunda herbir sabreden, şükreyleyen için elbette ibretler vardır.
Ü
Ümit Şimşek Meali
Fakat onlar “Rabbimiz, konaklarımızın arasını uzat” dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları darmadağın edip dillere düşürdük. Çok sabredip çok şükretmesini bilen herbir kul için bunda ibretler vardır.
İ
İhsan Aktaş Meali
Fakat onlar: “ Ey Rabbimiz! Seferlerimizin arasını uzaklaştır dediler. (Şehirlerimiz birbirine çok yakın, bunların arasını uzat, daha uzun mesafelere gidelim, ülkemizi genişlet, başka ülkeleri de toprağımıza katıp emrimize ver diye kendi topraklarıyla yetinmeyip, başka topraklara da göz diktiler ve birçok şeyin kendilerine verilmesini istediler) ve (işte bu aşırı hırs yüzünden) böylece kendilerine yazık ettiler. Ve kendilerini (başka yerlere göç suretiyle) dağıttık. Şüphesiz bunda, çok sabreden, çok şükreden herkes için ayetler vardır. (*)
İ
İlyas Yorulmaz Meali
Dediler ki “Rabbimiz! Bizim seyahat ettiğimiz yollarımızdan, o helak olmuş toplumları uzak tut” (onları görmek istemiyoruz) diyerek kendi nefislerine zulmettiler. Bizde onları darmadağınık bir hale getirip cezalandırmak suretiyle, onları efsane haline getirdik. Bu olaylarda, sabredip şükredenler için alınacak ibret sahneleri var.
İ
İsmail Hakkı İzmirli
Onlar «— Ey Rabbimiz! Seferlerimizin arasını uzaklaştır [³]» diyerek öz nefislerine zulüm ettiler. Biz de onları dillerde destan ettik, kendilerini büsbütün perişan eyledik. İşte bunda mihnetlere, sabır, nimetlere şükür itiyadında bulunan herkes için ibretler vardır.
İ
İsmail Yakıt
Onlar ise, “Rabbimiz! Seferlerimizin arasındaki mesafeyi uzat!” dediler ve böylece kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsaneleştirdik/dillere destan yaptık [ehâdis]. Kendilerini darmadağın ettik. Muhakkak ki bunda çok sabreden/göğüs geren ve çok şükreden herkes için ibretler [âyât] vardır.
İ
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Oysaki onlar: "Ey çalabımız! Konak yerlerimizin arasını uzaklaştır" dediler. Böylece kendilerine kıydılar. Biz de onların varlıklarını bir masala döndürdük. Kendilerini darmadağın ettik. Bunda çok katlanan, çok şükreden bütün insanlar için kesin belgeler vardır.
Ş
Şaban Piriş Meali
- Rabbimiz, yolculuklarımızın mesafesini uzaklaştır, dediler. Kendi kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsane haline getirdik, darmadağın ettik. İşte bunda her sabırlı ve şükür eden kimse için bir ibret vardır.
Sebe’ Suresi 19. Ayet Meali ve Tefsiri
Sebe’ Suresi 19. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Sebe’ Suresi 19. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Sebe’ Suresi 19. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.
İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Sebe’ Suresi 19. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.
Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.
Kişiselleştirme
Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?