Sureye Dön

Kehf Suresi Suresi, 86. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Nihayet güneşin battığı yere gelince görmüştü ki güneş, kara bir balçığa batmada ve orada bir topluluğa rastladı. Dedik ki: Ey Zülkarneyn, istersen azaplandırırsın bunları, istersen iyilik edersin onlara.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Batıya doğru giderek günün birinde, varabileceği en uzak noktaya vardı. Orada güneş O'na, kopkoyu bulanık bir suya dalıyormuş gibi göründü. Ve orada bir topluluğa rastladı. O'na “Ey Zülkarneyn!” dedik. “Onlara istersen azap edersin, istersen iyilik edersin.”
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Sonunda Güneş’in battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir kaynakta batmakta iken buldu; onun yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu’l-Karneyn, (duruma göre davran, istersen onları) ya azaba uğratarak (sert yöntemler kullanarak hizaya sokarsın) veya içlerinde güzelliği (iyilik ve şefkati geçerli ilke) edinerek (ıslahına çalışırsın, artık sen bilirsin)."
A

Ahmet Tekin Meali

Nihayet, güneşin battığı tarafta, en uç batıda, bir yerleşim bölgesine ulaştığı zaman, güneşi, bir kavmin üzerinden, sanki kara balçıklı bir suda batıyor buldu. Biz ona:
“- Ey Zülkarneyn, onları cezalandırabilirsin, onlara iyi davranma yolunu da seçebilir, Hakka, imana, şer'î hükümleri öğrenmeye davet edebilir, kolaylık yolları gösterebilirsin.” diye ilham ettik.
A

Ahmet Varol Meali

Nihayet güneşin battığı yere ulaşınca onu kara balçıklı bir gözenin içinde batar gördü. [2] Onun yanında da bir kavim buldu. Dedik ki: "Ey Zulkarneyn! Onlara ya azap edersin, ya da haklarında güzel davranırsın.
A

Ali Bulaç Meali

Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: 'Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin.'
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Nihayet güneşin battığı yere (okyanus kıyısına) vardığı zaman, güneşi, (sanki) siyah bir çamura batıyor buldu. Bir de bunun yanında bir kavim buldu. Biz şöyle hitap buyurduk: “- Ey Zül'-Karneyn! Ya (iman etmiyenlere) azâb edersin veya haklarında bir güzellik muamelesi yaparsın.”
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Nihayet güneşin battığı yere ulaştıklarında, güneşin sıcak, çamurlu bir çeşmenin içinde battığını gördü. Ve orada bir toplum ile karşılaştı. Biz ona: “Ey Zül-Karneyn! Ya bunları azaplandıracaksın veya aralarında bir güzellik tutturacaksın” dedik.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Nihayet güneşin battığı yere varınca, güneşi kopkoyu bir suda batıyormuş gibi gördü. Orada bir topluluğa rastladı. “Ey Zülkarneyn! Onları ister cezalandır, ister onlara karşı iyi davran!” dedik.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Güneşin battığı yere varınca, sıcak bir pınarda, onun battığın gördü; pınarın yanında da bir ulus buldu; biz dedik ki: «Ey Zülkarneyn! İster sıkıştır onları, ister güzel tut!
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Nəhayət, günəşin batdığı yerə gəlib çatdıqda onu qara palçıqlı bir çeşmədə (lehməli bir suda) batan gördü. O, çeşmənin yanında (Allahı tanımayan, kafir) bir tayfa da gördü. Biz ona belə buyurduq: “Ya Zülqərneyn! Sən onlara (imana gəlməsələr) əzab da verə bilərsən, (haqq yola də’vət edib) onlarla yaxşı rəftar da edə bilərsən!”
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Nihayet güneşin battığı yere (Batıda varabileceği en uzak noktaya) varınca güneşi adeta kara bir balçıkta suya batar (gibi) buldu. Ve orada (kötülüğün her çeşidini işleyen) bir kavme rastladı. Ona: “Ey Zülkarneyn! Ya (hakka karşı direndikleri için onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik.
C

Cemil Said (1924)

Güneşin gurûb itdiği mahalle vâsıl oluncaya kadar yürüdi. Güneşin çamurlı bir menba’ içerisine batdığını gördi orada tavattun itmiş bir kavim müşâhede iyledi. Biz Zü’l-Karneyn’e "Bu kavme ister ’azâb, ister hüsn-ü mu’âmele idebilürsin" didik.
D

Diyanet Vakfı Meali

Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir balçıkta batar buldu. Onun yanında (orada) bir kavme rastladı. Bunun üzerine biz: Ey Zülkarneyn! Onlara ya azap edecek veya haklarında iyilik etme yolunu seçeceksin, dedik.  
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Sonunda güneşin battığı yere ulaşınca onu, kara balçıklı bir suda batıyor gördü. Orada bir millete rastladı. "Zülkarneyn! Onlara azap da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin" dedik.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kâfir) bir kavim gördü. “Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Nihayet güneşin battığı yere vardığı zaman, güneşi, (sanki) kara bir balçıkta batıyor buldu. Bir de bunun yanında bir kavim buldu. Biz ona dedik ki: "Ey Zülkarneyn! Onları ya cezalandırırsın veya onların hakkında iyi davranırsın."
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Tâ gün batıya vardığı vakit onu balçıkla bir gözde gurub ediyor buldu, bir de bunun yanında bir kavim buldu, dedik ki: ey Zülkarneyn! ya ta'zib edersin veya haklarında bir güzellik ittihaz eylersin
E

Emrah Demiryent Meali

Nihâyet güneşin battığı yere (batı yönünde varabileceği en uzak noktadaki diyarlara) ulaşınca, güneşi adeta kara bir balçıkta suya batar (gibi) buldu. Ve orada (kâfir) bir topluma rastladı. *Buyurduk ki: “Ey Zu’l-Karneyn! Onları (İslâm dinine/îmâna davet et. Şayet küfürlerinde ısrar ederlerse, istersen onları öldürmek sûretiyle) cezalandır, *ya da (öldürmeye nispetle ihsan sayılacak olan, esir etmek sûretiyle) onlara iyi davran.” (Bu ikisinden, dilediğini yapmakta serbestsin)
E

Erhan Aktaş Meali

Nihayet o, Güneş'in battığı yere vardığı zaman, onu koyu bir suda batıyor buldu. Bir de bunun yanında bir halkla karşılaştı. “Ey Zu'l-Karneyn! “Dilersen onları cezalandırırsın, dilersen onlara iyilik edersin.¹” dedik.
E

Eski Anadolu Türkçesi

tā ķaçan irdi gün batusına buldı anı batar bir bıñara issi daħı buldı anuñ ķatında bir ķavm. eyittük “iy zül ķarneyn! yā kim 'aźāb eyleyesin daħı yā kim dutasın anlarda görklülik”
H

Hasan Basri Çantay Meali

Nihayet güneşin batdığı yere ulaşınca onu kara bir balçıkda batar buldu. Bunun yanında da bir kavm buldu. Dedik ki: «Zülkarneyn, (onları) ya azaba uğratmanda, yahud haklarında güzellik (tarafını) tutman (da serbestsin)».
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Sonunda Güneş’in battığı yere ulaşınca Güneş’i kara çamurlu bir suda batarken buldu. Yanında da bir kavme rastladı. Dedik ki: “Ey Zu’l-Karneyn! Onlara ya azap edersin ya da güzellikle davranırsın.”
H

Hayrat Neşriyat Meali

Nihâyet güneşin battığı yere (batı cihetindeki memleketlere) varınca, onu (o güneşi) balçıklı bir suda batıyor (gibi) buldu(1) ve yanında (kâfir) bir kavim buldu. Dedik ki: “Ey Zülkarneyn! (Artık sana düşen) ya (onları) cezâlandırman veya haklarında bir güzellik tutmandır!”
K

Kadri Çelik Meali

Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve güneşi (adeta) kara balçıklı bir suda (denizin üstündeki ufuklarda) batıyor buldu, yanında da bir kavim gördü. Dedik ki: “Ey Zülkarneyn , (onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (prensip) edinirsin.”
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir balçıkta batar (gibi) buldu. Orada bir kavme rastladı. Bunun üzerine biz, “Ey Zülkarneyn! Onları ya cezalandıracak veya haklarında iyi davranma yolunu seçeceksin” dedik.
M

M. Pickthall (English)

Till, when he reached the setting place of the sun, he found it setting in a muddy spring, and found a people thereabout: We said: O Dhul-Qarneyn! Either punish or show them kindness.
M

Mahmut Kısa Meali

Ve arka arkaya ülkeler fethederek, nihâyet güneşin battığı yerlere, yani batı sahillerine ulaşınca, derin ve bulanık bir suda, okyanusun koyu mavi sularında muhteşem bir manzara hâlinde güneşin batışınıhayranlıkla izledi. Orada azgın bir topluluğa rastladı ve onları egemenliği altına aldı. Ona vahiy yoluyla, “Ey Zülkarneyn!” dedik, “İstersen onları yaptıkları kötülüklerden dolayı cezalandırırsın, istersen kendilerine iyilik edip bu seferlik affedersin. Toplumsal barış ve huzuru temin etmek ve adâleti gerçekleştirmek üzere, zaman ve zemine göre dilediğin davranış biçimini seçebilirsin.
M

Mahmut Özdemir Meali

Sonunda Güneş’in battığı yere ulaştığı zaman, onu balçıklı bir gözede batıyor buldu.
Onun yanında bir kavim de buldu.
-"Ey Zülkarneyn! İster azâp edersin, ister haklarında bir güzellik tercih edersin" dedik.
M

Mehmet Okuyan Meali

Sonunda güneşin battığı yere [*] varınca, onu kara balçık bir (su) kaynağında batar bulmuştu. Onun yanında (orada) bir toplum bulmuştu. Bunun üzerine “Ey Zülkarneyn! Onlara ya (kötü yöneterek) azap edersin ya da haklarında güzel davranma yolunu seçersin.” demiştik.
M

Mehmet Türk Meali

(Sonunda) güneşin battığı yere ulaşınca (güneş) ona, kapkara (ve kızgın) bir suda batıyormuş gibi geldi ve orada¹ bir topluma rastladı. Biz de ona: “Ey Zü’l-Karneyn!² Onlara azap da edebilirsin haklarında iyilik etme yolunu da seçebilirsin.”³ dedik.
M

Mehmet Çakır Meali

Gide gide gün batımına vardı. Orada güneşi çamur deryasına batıyor gibi gördü. Ayrıca kıyıda bir toplum buldu. O zaman: " Zülkarneyn! dedik. Eğer istersen bu toplumu tatlı - sert bir yaklaşımla yola getirebilirsin. "
M

Mehmet Çoban Meali

Güneşin battığı yere varınca güneşi siyah balçıklı bir su gözesinde batar buldu! Orada Allah’ı inkâr eden bir topluluk gördü. Ona: "Ey Zülkarneyn ya onları cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın!" dedik!
M

Muhammed Esed Meali

[Batıya doğru giderek] günün birinde güneşin battığı yere ⁸⁴ vardı; (güneş) ona kopkoyu, bulanık bir suya ⁸⁵ dalıyormuş gibi göründü. Ve orada [kötülüğün her çeşidine gömülüp gitmiş] bir kavme rastladı. Ona, “Sen ey Zulkarneyn!” dedik, [“Onlara] azap da edebilirsin, yüce gönüllü de davranabilirsin!” ⁸⁶
M

Mustafa Çavdar Meali

Nihayet güneşin battığı yere varınca, orada gördü ki güneş sanki kara balçıklı bir suya batıyor. Orada bir toplum buldu. Ona dedik ki: Ey Zülkarneyn, istersen onları cezalandırır; istersen iyi davranırsın.
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Nihayet güneşin battığı yere[²⁴³³] ulaşınca, orada kara balçığa (benzer) bir su gözesinde[²⁴³⁴] (güneşi) batar buldu;[²⁴³⁵] ve orada yerleşik bir topluluğa rastladı. Biz “Ey Zülkarneyn!” dedik, “(Zulmederek) azab da çektirebilirsin, onlar hakkında (âdil davranarak) güzel bir yöntem de benimseyebilirsin;[²⁴³⁶]
O

Orhan Kuntman Meali

Sonunda güneşin battığı yere vardığında güneşi (sanki) kara bir balçıkta batar buldu ve onun yanında (kafir) bir kavime rastladı. O zaman ona "Ey Zülkarneyn; ister onlara azap et, istersen güzellik tarafını tut (serbestsin)" dedik.
O

Osman Fırat Meali

Ta ki Güneş’in gurup (batış) yaptığı yere varıncaya kadar. Onu (Güneş’i) balçıklı bir gözede gurup eder buldu ve onun yanında da bir topluluk buldu. Dedik ki: "Ey Zülkarneyn, ister onlara azap edersin ister onlar için iyilik yolunu tutarsın."
S

Sardorxon Jahongir

Nihoyat yo‘‎lida ketayotib quyosh botadigan joyga yetgach, uning loyqa buloq tomon botayotganini ko‘‎rdi va uning oldida tug‘‎yonga ketgan bir qavmga duch keldi. Biz unga vahiy qilib: “Ey Zulqarnayn, yo ularni azoblaysan yoki ularga jazo bermay yaxshilik qilasan”, – dedik.
S

Satıraltı Meal (1534)

Ḥattā ki güneş batduġı yire yitişdi, ṭapdı anı baḳar bir bıñar içinde ḳarabalçıḳ bile ḳarışmış. Daḫı ol bıñar ḳatında bir ḳavm ṭapdı, kāfirler. Biz eyitdük Ẕülḳarneyne: Yā anlar[a] ‘aẕāb eyle küfrleri sebebi‐y‐ile, yā anlar bi‐le yaḫşılıḳ eyle şerī‘at ögretmek bile.
S

Suat Yıldırım Meali

Nihayet Batıya ulaştığında, güneşi adeta kara bir balçıkta batar vaziyette buldu. Orada yerli bir halk bulunuyordu. Biz: “Zülkarneyn! ” dedik, “ister onlara azab edersin, ister güzel davranırsın. ”
S

Süleyman Ateş Meali

Nihayet güneşin battığı yere ulaşınca onu, kara balçıklı bir gözede batar buldu. Onun yanında da bir kavim buldu. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (onlara) ya azab edersin veya kendilerine güzel davranırsın (onları güzellikle yola getirirsin. Nasıl istersen öyle yaparsın)."
S

Süleyman Tevfik (1927)

Tâ mağrib-i şemse yetişdi. Orada güneşi siyah çamurlı bir pınara batıyor buldı. O bataklığın yanında bir kavim vardı. [¹] "İster isen onları 'azâb it ve ister isen haklarında hüsn-ü mu'âmele it" didik.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Uzak batıya ulaşınca onu, güneşi sıcak sularda batar buldu. Orada bir topluluğa rastladı. Dedik ki “Bak Zülkarneyn! Onları sıkıntıya sokabileceğin gibi iyi davranış da gösterebilirsin."
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Nihayet, Güneş'in battığı yere varınca onu kara balçıklı bir gözede batar buldu. Onun yanında bir de kavim buldu. Dedik ki: "Ey Zülkarneyn, ya bunlara azap edersin ya da haklarında güzel bir tavrı esas alırsın."
Y

Yusuf Ali (English)

Until, when he reached the setting of the sun,(2430) he found it set in a spring of murky water: Near it he found a People: We said: "O Zul-qarnain! (thou hast authority,) either to punish them, or to treat them with kindness."(2431)
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Tâ ki, güneşin battığı yere vardı, onu siyah bir çamur gözesinde gurub eder (gibi) buldu ve onun yanında bir kavim de buldu. Dedik ki: «Ey Zülkarneyn! Ya mu-azzep kılarsın veyahut haklarında güzelce bir muamele yaparsın.»
Ü

Ümit Şimşek Meali

Nihayet batıya vardığında, güneşi balçıklı bir suda batarken gördü;(11) orada da bir kavim buldu. “Ey Zülkarneyn,” dedik. “İster onları cezalandır, istersen güzellikle muamele et.”
İ

İhsan Aktaş Meali

Nihayet (bulunduğu yerden) Batıya (güneşin batış vaktinde) ulaşınca, (okyanus üzerinden güneşin batışını seyrederken) onu (okyanusa düşen ışınlarından dolayı) kopkoyu bulanık (gibi görülen) bir suya (okyanusa) batıyormuş (gibi) buldu. Ve orada (kötülüğün her çeşidini işleyen) bir topluluğa rastladı. (ilham yoluyla) Ona: “Ey Zülkarneyn! Ya (onları yaptıkları zulüm ve kötülüklerden dolayı) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik (af) yolunu tutarsın’’dedik. *
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Güneşin battığı yere ulaştığında, güneşin koyu bir bataklıkta batıyormuş gibi gördüğü zamanda, orada yaşayan bir topluluğu bulmuştu. O’na “Ya Zelkarneyn! Şimdi bu topluluğa istersen azap edip cezalandırırsın veya onlara güzel bir şekilde davranıp, iyilikle muamele yapabilirsin” demiştik.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

84, 86. Biz, yeryüzünde ona seferi kolaylaştırmak suretiyle kudret verdik, kendisine her şeyi teshir etmek esbabını da verdik. O, bir yol tuttu [¹]. Nihayet güneşin battığı yere vardı. Onu, kara çamurlu [²] bir pınara batar buldu [³] pınarın yanında kâfir bir kavim buldu. Biz «— Zülkarneyn! Bunlar İslâm/a gelmezlerse bunları ya azaba çarparsın [⁴], yahut onlara hüsn-ü muamelede bulunursun [⁵]» dedik.
İ

İsmail Yakıt

Tâ ki güneşin battığı yere ulaşınca, onu kara balçıklı bir su gözesinde batıyor buldu.²⁸ Orada bir topluluk [kavm] buldu. Dedik ki: “Ey Zülkarneyn! İstersen onlara ceza verebilirsin, istersen iyi bir davranışta bulunabilirsin.”
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Sonunda güneşin battığı yere varınca onu kara çamurlu bir pınarda batar buldu. Bunun yanında da bir ulus buldu. Dedik ki: "Ey Zülkarneyn! İster onları azaba uğrat, ister onlara karşı iyi davran."
Ş

Şaban Piriş Meali

Sonunda, güneşin battığı yere varınca, ona kara bir çamurda, bir göze de batarken buldu. Orada da bir kavim buldu. Ona dedik ki: -Ey Zülkarneyn, onları ister cezalandır; ister iyi davran.

Kehf Suresi 86. Ayet Meali ve Tefsiri

Kehf Suresi 86. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Kehf Suresi 86. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Kehf Suresi 86. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Kehf Suresi 86. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim