Sureye Dön

Kalem Suresi Suresi, 44. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Artık sen, bu sözü yalanlayanı bırak bana, biz onları yavaşyavaş, hiç bilmedikleri yerden cehenneme çekerdururuz.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Artık Allah'ın kelamı olan Kur'ân'ı yalan sayanı bana bırak, biz onları yavaş yavaş hiç bilmedikleri yerden cehenneme çekip yaklaştırırız.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Artık bu (Hakk) sözü (ve Kur’an’ın hükmünü) yalan sayanı (ve kendi hevâ ve kuruntularına uyanı) Sen Bana bırak! Ki, Biz onları hiç bilmeyecekleri bir yönden (ve fark etmeyecekleri yöntemlerle) derece derece (adım adım felakete ve dalâlete) yaklaştıracağız.
A

Ahmet Tekin Meali

Bu sözü, Kur'ân'ı yalanlayanları bana bırak. Onları bilmedikleri, farkına varmadıkları yerlerden kademe kademe alçaltacağız, azâba yaklaştıracağız.
A

Ahmet Varol Meali

Bu sözü yalanlayanı sen bana bırak. Biz onları bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş (azaba) yaklaştıracağız.
A

Ali Bulaç Meali

Artık bu sözü yalan sayanı sen Bana bırak. Biz onları, bilmeyecekleri bir yönden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

O halde (Ey Rasûlüm), bu Kur'an'ı yalan sayanları bana bırak, (sen kalbini onlarla meşgul etme. Ben onların hakkından gelirim). Biz, onları, bilemiyecekleri yönden derece derece azaba yaklaştırırız; (Onlara sıhhat ve bol nimet veririz de, onu haklarında iyi zannederler. Halbuki o kâfirlere verdiğimiz bu mühletin sonu fecidir).
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Artık Beni, bu mesajı inkâr eden ile bırak. (Ben onun hakkından gelirim.) Onlar farkına varmadan, peyderpey onları (azaba) atacağız.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Sen, bu Kur'ân'ı yalan sayanı bana bırak! Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.
B

Besim Atalay Meali (1965)

İşbu sözü yalanlayan kimseyi, sen bana bırak, bilmedikleri yönden, yavaş yavaş onlara azabı yaklaştıracağız
B

Bunyadov-Memmedeliyev

(Ya Peyğəmbər!) Artıq bu kəlamı (Qur’anı) yalan sayanları Mənə tapşır. Biz onları özləri də bilmədən tədriclə əzaba giriftar edərik.
C

Cemal Külünkoğlu Meali

(Ey Resul!) Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak! Biz (kendilerine birtakım dünyalıklar versek bile, yaptıkları yüzünden) onları bilemeyecekleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.
C

Cemil Said (1924)

Bu Kur’ân’ı tekzîb idenlerin lehinde artık bana bir şey söyleme, biz ânları hiç haberleri olmaksızın derece derece ’azâba sevk ideceğiz.
D

Diyanet Vakfı Meali

(Resûlüm!) Sen bu sözü (Kur'an'ı) yalan sayanı bana bırak (kendini üzme). Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Kuran'ı yalanlayanları Bana bırak; Biz onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

(Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helâka yaklaştıracağız.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Bu sözü yalanlayanı bana bırak. Onları bilmedikleri yönden derece derece azaba yaklaştıracağız.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

O halde bana bırak bu sözü tekzib edenleri, biz onları istidrac ile çıkarır, bilemiyecekleri cihetten yuvarlarız
E

Emrah Demiryent Meali

(Resûlüm!) Bu sözü (Kur’ân’ı) yalanlayanı bana bırak (kendini üzme). Biz onları, (ısrarla hakkı inkâr etmeleri yüzünden) bilmedikleri bir yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.
E

Erhan Aktaş Meali

O halde bu hadisi¹ yalanlayanları Bana bırak. Onları bilmedikleri bir yerden yavaş yavaş yaklaştıracağız.
E

Eski Anadolu Türkçesi

pes ķo beni anuñ-ile kim yalan dutar uşbu sözi. tįz azın azın 'aźāba yaķın eyleyevüz anları ol yirden kim bilmezler.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Artık bu sözü yalan sayanları bana bırak. Biz onları, kendilerinin bilmeyecekleri bir cihetden, derece derece azaba yaklaşdırıyoruz.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Artık bu hadisi (:sözü) yalanlayanları bana bırak. Biz onları bilemeyecekleri bir yönden adım adım azaba yaklaştıracağız.
H

Hayrat Neşriyat Meali

(Ey Resûlüm!) Artık bu sözü (Kur'ân'ı) yalanlayanları bana bırak! Yakında onları, bilmedikleri yerden yavaş yavaş (azâba) yaklaştıracağız!
K

Kadri Çelik Meali

Artık bu sözü yalan sayanı sen bana bırak. Biz onları, bilmeyecekleri bir yönden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Sen bu sözü yalan sayanı bana bırak! Biz onları, bilemeyecekleri bir şekilde yavaş yavaş azaba doğru çekeceğiz.
M

M. Pickthall (English)

Leave Me (to deal) with those who give the lie to this pronouncement. We shall lead them on by steps from whence they know not.
M

Mahmut Kısa Meali

O hâlde, ey Müslüman; bu ilâhî kelâmı yalanlayan inkârcılarla Beni baş başa bırak! Sen onlara aldırma, görevini yapmaya bak; o zâlimlerin hakkından bizzat Ben geleceğim! Onları, hiç farkına varamayacakları biçimde adım adım felâkete sürükleyeceğim.
M

Mahmut Özdemir Meali

Artık bana bırak; bu Hadîs’i (Söz’ü) yalanlayan kimseleri de, bilmeyecekleri yerden ağır ağır derecelendireceğiz.
M

Mehmet Okuyan Meali

Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanı bana bırak! [*] Biz onları bilemedikleri bir şekilde yavaş yavaş helake sürükleyeceğiz.
M

Mehmet Türk Meali

Artık şu (Allah’ın) sözünü yalanlayanları sen Bana bırak. Biz onları bilmeyecekleri yönden derece derece azaba yaklaştırırız.¹
M

Mehmet Çakır Meali

Resulüm! Kura’na yalan diyenlerin işini bana bırak. Çünkü biz onları, hiç beklemedikleri bir yerden avlayacağız.
M

Mehmet Çoban Meali

Gerçekleri yalanlayanları bana bırak. Onları hiç bilmedikleri, hiç düşünmedikleri yerlerden yavaş yavaş azabımıza yakalanacaklar.
M

Muhammed Esed Meali

O halde bu haberi ²³ yalanlayanları Bana bırak. Onları, ne olup bittiğini fark etmeyecekleri şekilde, ²⁴ yavaş yavaş alçaltacağız:
M

Mustafa Çavdar Meali

Bu hadis Kuran karşısında yalana sarılanları bana bırak. Onları farkına varamayacakları yerden yavaş yavaş helake sürükleyeceğiz. 45/6, 39/71
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Artık bana bırak bu sözü[⁵²⁶⁴] yalanlayanları; hiç bilmedikleri bir yerden yavaş yavaş bitireceğiz onları.
O

Orhan Kuntman Meali

(Ey Muhammed) Artık sen bu kelâmı (Kur’an’ı) yalan sayanları bana bırak. (Kendini üzme) Biz onları, bilmedikleri yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.
O

Osman Fırat Meali

Her kim bu hadiseyi (anlatılanları) yalanlıyorsa, onları bana bırak. Onları bilmedikleri yerden derece derece (azaba) yaklaştırıyoruz.
S

Sardorxon Jahongir

Bas, ey Muhammad, ushbu so‘‎zni yolg‘‎onga chiqaradigan kimsalarni Menga qo‘‎yib bering! Yaqinda Biz ularni o‘‎zlari bilmaydigan tomondan asta-sekin tutib halokatga duchor qilamiz.
S

Satıraltı Meal (1534)

Pes ḳoy beni ol kimse‐y‐ile ki bileler bu sözi. Anları azın [azın] ‘aẕāba yaḳıniletürüz, anlar bilmedügi yirden.
S

Suat Yıldırım Meali

44, 45. O halde sen bu şerefli sözü, Kur'ân'ı yalan sayanı Bana bırak! Biz onları, bilmedikleri, farkına varmadıkları bir yerden, yavaş yavaş azaba yaklaştırırız. Ben onlara mühlet veriyorum! Doğrusu Ben'im düzenim, pek sağlamdır. [23, 55-56; 6, 44; 3, 196-197; 7, 182-183]
S

Süleyman Ateş Meali

Bu sözü yalanlayanı bana bırak; onları bilmedikleri yerden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.
S

Süleyman Tevfik (1927)

(Yâ Muhammed) Sen Kur'ân'ı tekzîb idenleri bana bırak. Onları bilmedikleri yerden istidrâc iylerim. (Günâhlarını art[ır]mak içün ni'met viririm)
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Bu söz (Kur’an) karşısında yalana sarılanı bana bırak! Onları beklemedikleri yerden adım adım kötü sona yaklaştırırız.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Bu sözü yalanlayanla beni baş başa bırak. Onları, bilmedikleri yerden yakalayacağız.
Y

Yusuf Ali (English)

Then leave Me(5625) alone with such as reject this Message: by degrees shall We punish them from directions they perceive not.(5626)
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Artık bu kelâmı tekzîp edenleri bana bırak. Onları bilmedikleri bir taraftan derece derece (azaba) yaklaştıracağız.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Bu sözü yalanlayanı Bana bırak. Onları ummadıkları yönden yavaş yavaş helâke yaklaştıracağız.
İ

İhsan Aktaş Meali

(Ey Resulüm!) Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanlarla beni başbaşa bırak! Biz (kendilerine birtakım dünyalıklar versek bile, yaptıkları kötülükler yüzünden) onları hiç bilmeyecekleri bir yönden derece derece (adım adım helâke) yaklaştıracağız. (*)
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Artık onları ve bu sözleri (Kur’an’ı) yalanlayanları bana bırak. Biz onları, bilmedikleri yerlerden yavaş yavaş yakalayacağız.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Bu sözü [²] yalan sayanları, sen bana bırak. Biz, onları anlamayacakları bir yolda azar azar azaba yaklaştıracağız.
İ

İsmail Yakıt

(Ey Peygamber!) Bu sözü/Kur’an’ı yalanlayanları sen Bana bırak! Onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş (helaka) sürükleriz.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Artık sen Kur’an2ı yalan sayanları Bana bırak. Biz onları hiç sezdirmeden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.
Ş

Şaban Piriş Meali

Bu sözü yalan sayanları bana bırak. Onları bilmedikleri bir yerden ağır ağır azaba yaklaştıracağız.

Kalem Suresi 44. Ayet Meali ve Tefsiri

Kalem Suresi 44. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Kalem Suresi 44. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Kalem Suresi 44. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Kalem Suresi 44. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim