Sureye Dön

Haşr Suresi Suresi, 9. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Ve onların göçmesinden önce yurtlarını hazırlayıp orasını bir iman konağı haline getirenlere ve yurtlarına göçenleri sevenlere ve onlara verilen şeylere karşı gönüllerinde bir ihtiyaç, bir istek duymayanlara ve ihtiyaçları bile olsa onları kendilerinden üstün tutanlara gelince: Ve kim, nefsinin hırsından, kıskançlık ve nekesliğinden geçerse gerçekten de o çeşit kimselerdir kurtulanların, muratlarına erenlerin ta kendileri.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Ve onlardan önce Medine'yi yurt ve iman evi edinmiş olanlar, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilen ganimetlerden dolayı, gönüllerinde bir haset hissi taşımazlar, aksine kendileri ihtiyaç ve zaruret içinde bulunsalar bile, diğerlerini kendilerine tercih ederler. Kim aç gözlülükten sakınırsa, onlardır mutluluğa ulaşacak olanlar.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Kendilerinden önce o yurdu (Medine’yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler (Ensar sahabiler) ise, hicret edenleri (samimiyetle ve dini gayretle) severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu ve kıskançlık duygusu) hissetmezler. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin cimri ve bencil tutkularından sıyrılıp korunmuşsa, işte onlar felaha (kurtuluşa) erişecek kimselerdir.
A

Ahmet Tekin Meali

Bu ganimet malları, daha önce Medine'yi Allah'ın dinine, İslâm'a, devletine yurt olarak hazırlamış ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimselerin, baskı zulüm ve işkencenin hakim olduğu memleketlerinden, özgürce Allah'a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için hicret edip kendilerine gelenleri sevenlerin, onlara ilâveten verilen ganimet mallarından dolayı gönüllerinde bir rahatsızlık hissetmeyenlerindir. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile, onları, kendilerine, birbirlerine tercih edenlerindir. Nefsinin cimriliğinden korunanlar, işte onlar kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa erenlerdir.
A

Ahmet Varol Meali

Onlardan önce o yurda yerleşen ve imana sarılanlar kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı gönüllerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa bile (onları) kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
A

Ali Bulaç Meali

Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin 'cimri ve bencil tutkularından' korunmuşsa, işte onlar felah (kurtuluş) bulanlardır.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Muhacirlerden önce, Medine'yi yurd ve iman evi edinenler, kendilerine hicret edib gelenlere sevgi beslerler. Onlara verilen şeylerden dolayı nefislerinde bir kaygı duymazlar; kendilerinde ihtiyaç bile olsa, (onları) nefisleri üzerine tercih ederler. Kim de nefsinin hırsından korunursa; işte bunlar (azabdan) kurtulanlardır.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

(Bir de onlara ki) o muhacirlerden önce o memlekete yerleşmişler, sağlam imana sahip olmuşlar ve kendilerine hicret edenleri severler, o muhacirlere verilen(ganimetler)den dolayı gönüllerinde bir ihtiyaç hissetmezler. Kendilerinin özellikle ihtiyaçları olduğu halde, arkadaşlarını kendilerine tercih ederler. Ve kim nefsinin ihtirasından korunursa, işte asıl kurtuluşa erenler onlardır!
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Daha önce Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile muhâcirleri kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin kıskançlığından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.[623]
B

Besim Atalay Meali (1965)

Bunlardan önce Medine'yi yurt edinip, inan evi edinenler, kendi yanlarına göçenleri severler, onlara verilenden, bir üzüntü duymazlar; sıkılmış olsalar da onları kendilerinden üstün tutarlar, kim kendini cimrilikten korursa, işte bunlar kurtulurlar!
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Onlardan (mühacirlərdən) əvvəl (Mədinədə) yurd salmış və (Muhəmməd əleyhissəlama qəlbən) iman gətirirmiş kimsələr (ənsar) öz yanlarına (şəhərlərinə) mühacirət edənləri sevər, onlara verilən qənimətə görə ürəklərində həsəd (qəzəb) duymaz, özləri ehtiyac içində olsalar belə, onları özlərindən üstün tutarlar. (Allah tərəfindən) nəfsinin xəsisliyindən (tamahından) qorunub saxlanılan kimsələr – məhz onlar nicat tapıb səadətə (Cənnətə) qovuşanlardır!
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Kendilerinden önce o yurdu (Medine’yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları (muhacirleri) kendilerine tercih ederler. Her kim nefsinin hırsından ve mala düşkünlüğünden kendini kurtarırsa, işte onlardır kurtuluşa erenlerdir. 
C

Cemil Said (1924)

Hânelerine sâhib olub da evvelce dîn-i islâmı kabûl itmiş olanlar kendi hânelerine ilticâ idenleri severler ve hasûd olmayub başkalarının hisselerine göz dikmezler ve hattâ kendileri de fakîr oldukları halde diğerlerini kendilerine takdîm iderler. Nefislerinden hisseti ihrâc idenler felâh bulurlar.
D

Diyanet Vakfı Meali

Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.  
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilenler karşısında içlerinde bir çekememezlik hissetmezler; kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önde tutarlar. Nefsinin tamahkarlığından korunabilmiş kimseler, işte onlar saadete erenlerdir.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Ve onlardan önce o yurda yerleşen imana sarılanlar kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden ötürü göğüslerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa dahi, onları öz canlarına tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar umduklarına erenlerdir.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Ve şunlarki onlardan önce yurdu hazırlayıp iymana sahib oldular, kendilerine hicret edenlere mahabbet beslerler, ve onlara verilenden nefislerinde bir kaygı duymazlar, kendilerinde ihtiyaç bile olsa iysar ile nefislerine tercih ederler, her kim de nefsinin hırsından korunursa işte onlardır o felah bulanlar
E

Emrah Demiryent Meali

Onlardan önce, o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve îmânı da gönüllerine yerleştirmiş olan (ensâr) lar (var ya, işte onlar) hicret edenleri (muhâcirleri) severler. Onlara verilen (ganimet) lerden dolayı içlerinde hiçbir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
E

Erhan Aktaş Meali

Onlardan önce Medine'yi yurt edinen ve kalplerine iman yerleşmiş olanlar, kendilerine hicret edenleri severler. Onlara verilen ganimetlerden dolayı, -kendileri muhtaç olsa bile- kalplerinde bir kaygı, kıskançlık duymazlar. Onları kendilerine tercih ederler. Kim, kendisini cimrilikten korursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
E

Eski Anadolu Türkçesi

daħı anlardur kim yir duttılar sarāy ya'nį medine’yi daħı įmān’ı anlardan ilerü severler [290b] anı kim ayrıldı yirinden anlardın yaña. daħı bulmazlar göñülleri içinde ḥācet andan ötürü kim virinildiler daħı üyirürler ya'nį muhācirleri gendüzileri üzere eger oldı-sa daħı an- lara ḥācet daħı yoħsullıķ. daħı her kim śaķlanıldı gendü baħıllıġından pes şunlar anlardur ķurtılmışlar.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Onlardan evvel (Medîneyi) yurd ve îman (evi) edinmiş olan kimseler, kendilerine hicret edenlere sevgi beslerler. Onlara verilen şeylerden dolayı göğüslerinde bir ihtiyaç (meyli) bulmazlar. Kendilerinde fakr-u ihtiyâç olsa bile (onları) öz canlarından daha üstün tutarlar. Kim nefsinin (mala olan) hırsından ve cimriliğinden korunursa işte muradlarına erenler onların ta kendileridir.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Onlardan önce orayı yurt edinmiş ve imana sarılmış olanlar, kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir istek duymazlar. Kendi ihtiyaçları olsa bile, onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin bencilliğinden korunursa, işte onlar kurtulanlardır.
H

Hayrat Neşriyat Meali

Onlardan önce o yurda (Medîne'ye) yerleşmiş ve (samîmâne) îmâna sarılmış olanlar(Ensar), kendilerine hicret edip gelen (Muhâcir)leri severler; hem (onlara) verilenlerden dolayı sînelerinde bir ihtiyaç (bir rahatsızlık) duymazlar ve kendilerinde bir sıkıntı (bir ihtiyaç)bile olsa, (o kardeşlerini) kendi nefislerine tercîh ederler!(3) Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar gerçekten kurtuluşa erenlerdir!
K

Kadri Çelik Meali

Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı da içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin cimri ve bencil tutkularından korunmuşsa, işte onlar, kurtuluş bulanlardır.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Onlardan önce bu yurda yerleşmiş ve gönülden inanmış olanlar, kendilerine göç edip gelenleri severler, onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar; ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin bencilliğinden korunmayı başarırsa işte kurtuluşa erecekler onlardır.
M

M. Pickthall (English)

Those who entered the city and the faith before them love these who flee unto them for refuge, and find in their breasts no need for that which hath been given them, but prefer (the fugitives) above themselves though poverty become their lot. And whoso is saved from his own avarice such are they who are successful.
M

Mahmut Kısa Meali

Onlardan önce o diyarı yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan Medîneli fedâkâr Müslümanlara gelince, onlar, kendi ülkelerine göç eden bu muhacirleri kendi canları gibi severler ve onlara fazladan verilen ganîmetlerden dolayı içlerinde en ufak bir kıskançlık, bir burukluk duymazlar. Hattâ kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile, daha muhtaç durumda olan mümin kardeşlerini kendilerine tercih ederler. Unutmayın; her kim kendi heva ve hevesinin bencillik, kıskançlık, cimrilik gibi ihtirâslarından korunursa, işte dünyada ve âhirette kurtuluşa erecek olanlar onlardır.
M

Mahmut Özdemir Meali

Onlardan önce Diyâr’ı (Yurd’u) ve İman’ı (Güvenli Olmayı, Eyman’ı) barınak edinmiş olanlar, kendilerine hicret etmiş olanları sever.
Onlara verilmiş şeylerden göğüslerinde bir hacet / kaygı bulmazlar. Kendi ihtiyaçları olsa bile onları nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin hırsından / tutkusundan korunursa, işte onlar gerçekten Felaha (Kurtuluşa) Erenler’dir.
M

Mehmet Okuyan Meali

Daha önceden (Medine’yi) yurt edinmiş ve kalplerine imanı yerleştirmiş olanlar ([ensar]), kendilerine hicret edenleri ([muhacir]leri) severler. Onlara verilenlerden dolayı göğüslerinde (kalplerinde) herhangi bir ihtiyaç hissetmezler. Kendileri ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. [*] Kim [nefs]inin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtulanların ta kendileridir. [*]
M

Mehmet Türk Meali

Daha önce o yurdu, hazırlayıp îman (yurdu)¹ haline getirenler² ise, kendi yurtlarına hicret edenleri severler ve onlara verilenler karşısında içlerinde bir çekememezlik hissetmedikleri gibi, kendileri yoksulluk içerisinde bile bulunsalar, onları kendilerine tercih ederler.³ (İşte böylece) nefsinin açgözlülüğünden⁴ korunanlar, gerçekten kurtuluşa erenlerdir.
M

Mehmet Çakır Meali

Muhacir'lerden önce Medine'ye imanı getiren Ensâr'dan da söz etmek gerekirse: Onlar, şehirlerine gelen Muhacirlere kucak açtılar, onlara verilen ganimet için içlerinde zerrece kıskançlık duymadılar. Çünkü onlar, vaktiyle de, ihtiyaçlarına rağmen Muhacirleri kendilerine tercih etmişlerdi. Mala karşı kendilerine, Ensâr misali hakim olabilenler kurtuldu demektir.
M

Mehmet Çoban Meali

Medine’nin iman etmiş insanları Medine’ye gelen göçmenleri sever. Allah’ın göçmenlere ayırdığı paydan Medine’nin yerli halkı rahatsızlık duymaz. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile göçmenleri kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
M

Muhammed Esed Meali

Onlardan önce ¹² bu yöreyi yurt edinmiş ve (gönüllerine) imanı yerleştirmiş olanlar [arasındaki yoksullara da ganimetin bir kısmı verilecektir], bir sığınak arayışı içinde kendilerine gelenlerin hepsini seven ve başkasına verilmiş olanlara karşı kalplerinde hiçbir haset olmayan, aksine kendileri yoksulluk içinde bulunsalar bile diğerlerini kendilerine tercih edenler: ¹³ işte böyleleri, açgözlülükten korunanlardır, onlardır mutluluğa ulaşacak olanlar! ¹⁴
M

Mustafa Çavdar Meali

Muhacirlerden önce Medine’yi yurt edinip, imanı kalplerine nakşetmiş ve yanlarına hicret eden müminleri seven müminler, muhacirlere verilen ganimetten dolayı içlerinde bir kıskançlık duymazlar, hatta muhtaç durumda bile olsalar onları kendilerine tercih ederler. Nefsini tamahkârlık ve cimrilik duygusundan arındıranlar var ya işte onlar kurtuluşa erip umduklarına kavuşacak olanlardır. 4/100, 16/41
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Bir de, onlar (gelmeden) önce kendilerine yurdu hazırlayan ve imanı (yerleştiren) kimselere (verilir);[⁵⁰¹⁶] onlar kendilerine sığınan muhacirleri severler, diğerlerine verilenlerden dolayı içlerinde bir hasislik duymazlar; dahası kendileri çok muhtaç halde bulunsalar da, başkalarını kendilerine tercih ederler. Evet, kendi bencilliğinin tutkusundan korunanlar var ya: kurtuluşa erecek olanlar da işte onlardır.[⁵⁰¹⁷]
O

Orhan Kuntman Meali

Daha önce o beldeyi (Medine'yi) yurt edinmiş ve kalplerinde imam yerleştirmiş olanlar; göç edip beldelerine gelenleri severler ve onlara verilen ganimetlerden dolayı içlerinde bir arzu hissetmezler, kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin tamahkârlığından korunursa, işte onlardır kurtuluşa erenler.
O

Osman Fırat Meali

Ve (ganimet) o kimseleredir ki, onlardan önce yurt edindiler ve iman ettiler. Kendilerine her hicret edeni severler ve onlara, o verdiklerinden dolayı, göğüslerinde bir sıkıntı duymazlar. Ve kendilerinin ona (o verdikleri şeye) ihtiyaçları dahi olsa, onları kendilerine tercih ederler. Her kim kendini (dünyadaki şeylere) olan şehvetinden/iştiyakından korursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
S

Sardorxon Jahongir

Muhojirlardan oldin Madina diyorida yashagan va iymonni saqlagan ansorlar esa oldilariga hijrat qilib kelgan kishilarni yaxshi ko‘‎radilar va qalblarida ularga berilgan narsa sababli hasad sezmaydilar. Hamda o‘‎zlarida ehtiyoj bo‘‎la turib, ehson qilishda o‘‎zgalarni ustun qo‘‎yadilar. Kimki o‘‎z nafsining ziqnaligidan saqlana olsa, bas, ana o‘‎shalar zafar topuvchilardir.
S

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı ol kişiler ki evlerini yaraḳladılar ve īmānda ẟābit oldılar anlardanburun, severler özlerine hicret idenleri. Daḫı yüreklerinde baḫīllıḳṭapmazlar virdükleri nesneden. Daḫı īẟār iderler nefsleri üzere, eger anla‐ruñ yoḫsulluġı daḫı olsa. Daḫı her kim ki ṣaḳınsa öz nefsi baḫīllıġından, an‐lardur müfliḥler.
S

Suat Yıldırım Meali

Bunlardan önce Medine'yi yurt edinip imana sarılanlar ise, kendi beldelerine hicret edenlere sevgi besler, onlara verilen ganimetlerden ötürü içlerinde bir kıskanma veya istek duymazlar. Hatta kendileri ihtiyaç duysalar bile o kardeşlerine öncelik verir, onlara verilmesini tercih ederler. Her kim nefsinin hırsından ve mala düşkünlüğünden kendini kurtarırsa, işte felah ve mutluluğa erenler onlar olacaklardır. [76, 8; 2, 177]
S

Süleyman Ateş Meali

Ve onlardan önce o yurda (Medine'ye) yerleşen, imana sarılanlar kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilen(ganimet)lerden ötürü göğüslerinde bir ihtiyaç (eğilimi) duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa dahi, (göç eden yoksul kardeşlerini) öz canlarına tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar başarıya erenlerdir.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Ve şunlar ki mü'minlerin hicretinden evvel dârı (Medîne'yi dâr-ı hicret itmekle) ve îmânı (Medîne'de mescid binâ itmekle) ihzâr itdiler. Kendilerine hicret idenleri severler ve onlara virilenden kalblerinde hased, gıbta ve arzu gibi bir şey bulmazlar. Eğer kendileri muhtâc olsalar bile onları nefisleri üzerine takdîm iderler. Ve nefsin buhlini men' iylerler. Onlar felâha irenlerdir. (Ensâr-ı kirâm) [¹]
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Onlardan önce Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olanlar (ensar), kendilerine sığınanları severler; onlara verilen bu (feyden) mallardan dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Ellerinde bir şey olmasa bile onları kendilerine tercih ederler. İçlerinde olan kıskançlıklardan korunanlar umduklarına kavuşacak olanlardır.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Onlardan önce yurda konmuş ve imana sarılmış olanlar, kendilerine hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden ötürü göğüslerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa bile, ötekileri kendi nefslerine tercih ederler. Nefsinin cimriliğinden/doymazlığından korunanlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Y

Yusuf Ali (English)

But those who before them, had homes(5383) (in Medina) and had adopted the Faith,- show their affection to such as came to them for refuge, and entertain no desire in their hearts for things given to the (latter), but give them preference over themselves, even though poverty was their (own lot). And those saved from the covetousness of their own souls,- they are the ones that achieve prosperity.
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Ve o kimseler ki onlardan evvel yurt ve imân edinmişlerdir, kendilerine muhâcerette bulunanları severler ve onlara verilen şeylerden dolayı kendi kalblerinde bir ihtiyaç duymazlar, ve kendilerinde bir ihtiyaç bulunsa dahi onları kendi nefislerine tercih ederler. Ve her kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte felâha ermiş olanlar onlardır.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Daha önce kendilerine bir yurt edinmiş ve imanı benliklerine sindirmiş olanlar, kendilerine hicret edenlere muhabbet beslerler; onlara verilenlerden dolayı gönüllerinde bir sıkıntı duymazlar; hattâ kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendi nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin tutkularından korunmuşsa, işte onlar kurtuluşa ermiş olanlardır.
İ

İhsan Aktaş Meali

Onlardan önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar (Medineli Müslümanlar), hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile, onları (hicret edenleri) kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Muhacirlerden daha önce (Medine’ye) yerleşmiş ve iman etmiş (ensar) olanlar, kendilerine muhacir olarak gelenleri severler ve kendi ihtiyaçları da olsa, hicret edenleri kendi nefislerine tercih ederek verdikleri yardımlardan dolayı, nefislerinde asla bir sıkıntı duymazlar. Kim nefsinin taşkınlıklarından korunursa, işte onlar kurtulmuşlardır.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Bunlardan evvel Medine/yi yurt ve iman evi edinen kimseler, kendilerinin nezdine hicret edenleri severler. Muhacirine verilen ganimetten dolayı kalblerinde bir arzu duymazlar. Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile onları öz nefislerinden üstün tutarlar. Her kim kendisini cimrilikten [²] korursa, işte umduklarına erenler, onlardır.
İ

İsmail Yakıt

Onlardan önce o yurda/Medine’ye yerleşmiş ve imanı da gönüllerinde yer etmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir hasetlik duymazlar. İhtiyaç içinde olsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsini tamah ve hırsından arındırırsa işte onlar kurtuluşa/mutluluğa erenlerin tâ kendileridirler.⁷
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bunlardan önce Medine’yi yurt, inanç evi edinenler göçenlere karşı sevgi beslerler. Onlara verilen mallardan dolayı hiç kıskançlık duymazlar, kendileri yoksulluk içinde olsalar bile, onları kendilerinden üstün tutarlar. Herkim kendini cimrilikten koruyabilirse işte onacak olanlar bu gibilerdir.
Ş

Şaban Piriş Meali

Onlardan önce o diyarı yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olanlar, kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendi ihtiyaçları olsa bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin tamahkârlığından korunursa, işte onlar, kurtuluşa erenlerdir.

Haşr Suresi 9. Ayet Meali ve Tefsiri

Haşr Suresi 9. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Haşr Suresi 9. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Haşr Suresi 9. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Haşr Suresi 9. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim