Sureye Dön

Enbiyâ Suresi Suresi, 40. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Hatta o gün, onlara birdenbire geliverecek de şaşırtacak onları ve onu reddetmeye güçleri yetmeyeceği gibi mühlet de verilmeyecek onlara.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Hayır, o kıyamet onlara aniden gelecek de, kendilerini şaşırtacak ve artık onu geri çevirmeye güç yetiremeyecekler ve onlara mühlet de verilmeyecektir.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Hayır, doğrusu (o azap) onlara apansız gelecek de, böylece onları şaşkına çevirecektir; öyle ki artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek ve ne de onlara süre tanınacaktır.
A

Ahmet Tekin Meali

Doğrusu bu azap onlara, ansızın gelecek ve onları şaşırtacaktır. Artık ne geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne tevbeleri ve özür dilemeleri sebebiyle cezaları geciktirilecek, ne de kendilerine göz açtırılacaktır.
A

Ahmet Varol Meali

Hayır o, onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkına çevirecek. Artık ne onu geri çevirmeye güç yetirebilecekler ne de kendilerine süre tanınacak.
A

Ali Bulaç Meali

Hayır, onlara apansız gelecek de, böylece onları şaşkına çevirecek; artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek ve ne onlara süre tanınacak.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Doğrusu bu azab (kıyamet), onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacaktır. Artık ne geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne de kendilerine mühlet verilecektir.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Hayır! O kıyamet onlara ansızın gelecektir. Onları şaşkına uğratacak. Ne onu geri çevirebileceklerdir ne de kendilerine mühlet tanınacaktır.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Bilakis, kendilerine o öyle ani gelir ki, onları şaşırtır. Artık ne reddedebilirler onu, ne de kendilerine mühlet verilir.
B

Besim Atalay Meali (1965)

O, ansızın gelecektir, şaşırtacak onları, onu geri döndüremezler, hem de bekletilmezler
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Xeyr, (qiyamət) onları gözlənilmədən yaxalayar və şaşırdar (mat-məbhut edər). (Kafirlər) onu əsla geri qaytara bilməzlər və onlara (tövbə, üzrxahlıq üçün) möhlət də verilməz!
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Doğrusu o (son saat) ansızın gelip çatacak ve onları şaşırtacaktır. Artık onu geri çevirmeye güçleri yetmeyecek ve onlara mühlet de verilmeyecektir.
C

Cemil Said (1924)

’Azâb apansızın ânları yakalayacak ve şaşırtacakdır. Ne ’azâbdan kurtulabilecekler, ne de mühlet alabilecekler.
D

Diyanet Vakfı Meali

Bilâkis kendilerine o (kıyamet) öyle âni gelir ki, onları şaşırtır. Artık, ne reddedebilirler onu, ne de kendilerine mühlet verilir.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Belki aniden gelecek de onları şaşırtacaktır. Artık onu geri çeviremezler; kendileri de ertelenmez.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek, ne de kendilerine göz açtırılacak.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Doğrusu bu azap onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacaktır. Artık ne geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne de kendilerine mühlet verilecektir.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Doğrusu o onları bağdeten gelecek de kendilerini dondura kalacak, artık ne reddini güçleri yetecek ne de kendilerine mühlet verilecek
E

Emrah Demiryent Meali

Doğrusu o (azap) onlara, ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecektir. Artık onu ne geri çevirmeye güç yetirebilecekler ne de kendilerine (tövbe etmeleri için) süre tanınacaktır.
E

Erhan Aktaş Meali

Aslında, onlara ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecek. Artık onu geri çevirmeye güçleri yetmeyecek ve onlara süre de verilmeyecek.
E

Eski Anadolu Türkçesi

belki gele anlara añsuzda pes ħayrān eyleye anları pes güçleri yitmeye girü döndürmeġine daħı anlar mühlet virilmeyeler.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Belki (bu), onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacakdır. Artık onu redde muktedir olamayacaklar (ı gibi), onlara mühlet de verilmeyecekdir.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Doğrusu (son saat) onlara ansızın gelir. Böylece onları şaşkına çevirir. Artık onu ne geri çevirmeye güçleri yeter ne de onların (yüzlerine) bakılır.
H

Hayrat Neşriyat Meali

Bil'akis (kıyâmet) onlara ansızın gelecek de onları dehşete düşürecektir; artık ne onu geri çevirebilirler, ne de kendilerine (tevbe için) mühlet verilir!
K

Kadri Çelik Meali

Hayır, onlara ansızın gelecek de böylece onları şaşkına çevirecek; artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek ve ne de onlara süre tanınacak.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Bilâkis onlara kıyamet ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecek. Artık ne onu geri çevirebilecekler ne de kendilerine süre verilecektir!
M

M. Pickthall (English)

Nay, but it will come upon them unawares so that it will stupefy them, and they will be unable to repel it, neither will they be reprieved.
M

Mahmut Kısa Meali

Aslında son saat, ansızın gelip çatarak onları müthiş bir şekilde etkileyip şaşkına döndürecek, donup kalacaklar! İşte o zaman, ne onu geri çevirebilecekler, ne de onlara ikinci bir fırsat verilecek! Onun için, geçmişten ibret alıp, iş işten geçmeden doğru yola yönelsinler:
M

Mahmut Özdemir Meali

Ne var ki onlara ansızın gelir; onları şaşkına döndürür.
Onu geri çevirmeye güç yetiremezler; onlara süre de verilmez.
M

Mehmet Okuyan Meali

Doğrusu o (Son Saat) kendilerine öyle ani gelir ki onları şaşırtır. Artık onu reddetmeye (geri çevirmeye) güçleri yetmez ve kendilerine bakılmaz da. [*]
M

Mehmet Türk Meali

Oysa (azap) onlara o kadar ani gelir ki; (azabın dehşetinden) dona kalırlar. Artık o azabı geri çeviremeyecekleri gibi kendilerine bir süre bile verilmez.¹
M

Mehmet Çakır Meali

Ama bu felaket onlara ansızın gelince apışıp kalacaklar. Onu kendi başlarına def edemeyecekleri gibi kendilerine bir süre de verilmeyecek...
M

Mehmet Çoban Meali

Şüphesiz tehdit edildikleri azap onlara ansızın gelecek! Onlar ne yapacaklarını bilmez bir halde şaşkınlıktan donup kalacak! Artık ne azabımızı geri çevirmeye güçleri yetecek ne de kurtuluş için göz açtırılacak!
M

Muhammed Esed Meali

Yoo, [o Son Saat] apansız gelip çatacak ve onları şaşkına çevirecek; öyle ki, ne onu geri çevirmeye güçleri yeter, ne de kendilerine soluk alacak zaman verilir.
M

Mustafa Çavdar Meali

Aksine o ansızın gelecek ve onları dehşete düşürecektir. Artık onu ne geri çevirebilecekler ne de kendilerine bir mühlet verilecek. 6/31, 33/63, 40/59, 79/42
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Ama hayır, o (an) birdenbire gelecek ve onları şaşkına çevirecektir; artık ne onu geri çevirebilecekler, ne de kendilerine zaman tanınacaktır!
O

Orhan Kuntman Meali

Kuşku yok, o azap onlara ansızın gelecek ve onları şaşırtacaktır.. Artık onu geri çevirmeye güçleri yetmeyecektir ve onlara (tevbe etmeleri için) bir süre de tanınmayacaktır!
O

Osman Fırat Meali

Aksine, azap onlara ansızın gelir, onları dehşete düşürür; onu savmaya güç yetiremezler ve kendilerine fırsat verilmez.
S

Sardorxon Jahongir

Yo‘‎q, qiyomat to‘‎satdan kelib qoladi va ularni lol qilib qo‘‎yadi. Bas, uni qaytarishga kuchlari yetmaydi va ularga tavba qilish uchun muhlat ham berilmaydi.
S

Satıraltı Meal (1534)

Bel ki anlara ḳıyāmet ‘alā ġafleti gelür, kendüleri ḥayrān olur. Pes anı ḳay‐tarmaġa güçleri yitişmez, özlerine mühlet daḫı virilmez.
S

Suat Yıldırım Meali

Onların beklentilerinin hilafına, o ateş öyle apansız gelecek ki, kendileri birden donakalacaklar. Artık ne onu geri çevirecek güçleri olacak, ne de kendilerine süre verilecek!
S

Süleyman Ateş Meali

Doğrusu o, onlara ansızın gelecek, onları şaşırtacak, ne onu reddedebilecekler, ne de kendilerine süre verilecek.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Belki kıyâmet onlara bağteten gelerek onları beht ve hayrete dûçâr ider. Onı redde kâdir olamazlar ve onlara da mühlet virilmez.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Aslında o gün onlara ansızın gelecek ve onları şaşırtacaktır. Artık onu ne geri çevirebilecekler ne de kendilerine göz açtırılacaktır.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Doğrusu şu ki, o onlara ansızın gelecek de onları şaşkınlıktan donduracak. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek ne de yüzlerine bakılacak.
Y

Yusuf Ali (English)

Nay, it may come to them all of a sudden and confound them: no power will they have then to avert it, nor will they (then) get respite.
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Belki onlara ansızın gelecek, hemen onları hayrette bırakacak, artık onu ne redde takat getirebileceklerdir ve ne de onlara mühlet verilecektir.
Ü

Ümit Şimşek Meali

O an birden bire geliverir; onlar da öylece donakalır. Artık ne azabı geri çevirmeye güçleri yeter, ne kendilerine süre tanınır.
İ

İhsan Aktaş Meali

Bilâkis (onun zamanı gelince) kendilerine o (vaad edilen kıyamet) öyle âni gelir ki, onları şaşırtır. Artık, ne onu reddedebilirler, ne de kendilerine mühlet verilir.
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Acele istedikleri Allah’ın vaadi ansızın onlara geldiği zaman, bu seferde gelen azap onları şaşkına çevirir. Azabı kendilerinden geri çevirmeye de güçleri yetmez. Onlara hiç bakılmaz.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Hayır, onlara kıyamet ansızın gelip onlara dehşet verecek, artık onu geri çevirmeye güçleri yetmeyecek, onlara tövbe ve özür için mühlet de verilmeyecek.
İ

İsmail Yakıt

Bilakis o/azap onlara ansızın gelir, onları şaşırtır. Onu ne savabilirler ne de kendilerine göz açtırılır.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Ancak bu onların başına birdenbire gelecektir de onları şaşırta koyacaktır. Artık onu geri çevirmiye güçleri yetmiyecek, onlara göz de açtırılmıyacaktır.
Ş

Şaban Piriş Meali

(Azap) onlara aniden gelecek ve onları dehşete düşürecektir. Onu geri çevirmeye asla güçleri yetmeyecek ve onlara mühlet de verilmeyecektir.

Enbiyâ Suresi 40. Ayet Meali ve Tefsiri

Enbiyâ Suresi 40. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Enbiyâ Suresi 40. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Enbiyâ Suresi 40. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Enbiyâ Suresi 40. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim