Sureye Dön

Tevbe Suresi Suresi, 101. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Çevrenizdeki yerlerdeki bedevilerden münafıklar olduğu gibi Medinelilerden de münafıklığa cüret edenler, münafıklık edip duranlar var; sen onları bilmezsin, biz biliriz. Onları iki kere azaplandıracağız da sonra pek büyük bir azaba uğratılacaklar.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Çevrenizdeki bedevîlerden ve Medîne halkından, iki yüzlülüğe iyice alışmış insanlar vardır. Sen onları her zaman tanımıyorsun, ama biz onları biliyoruz. Onlara bu dünyada rüsvaylık, ölüm, pişmanlık gibi sıkıntılarla iki defa azap edeceğiz. Sonra da onlar, ahiretin büyük azabına terkedileceklerdir.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

(Her asırda) Çevrenizdeki Bedevilerden (görgüsüz köylü ve göçebe kesiminden) münafık olanlar bulunacaktır ve Medine halkından (şehir ve kasabalarda medeni hayat yaşayanlardan) nifakı alışkanlığa çevirmiş olanlar da vardır. (Belki) Sen onları (niyetleri ve mahiyetleriyle tam) bilemezsin, (ama) Biz onları (her haliyle) biliriz. Biz onları (hem İslam’ın zaferini görüp üzülmekle, hem de hıyanetleri açığa çıkıp gözden düşürülmekle dünyada, ardından kabir ortamında) iki kere azaplandıracağız, sonra onlar (ahirette asıl) büyük bir azaba döndürülüp (cehenneme atılacaklardır.)
A

Ahmet Tekin Meali

Çevrenizdeki Bedevî Araplar arasında müslüman görünerek İslâm'a karşı gizli eylem planları ve eylem yapan münâfıklar var. Medine halkından münâfıklıkta ısrar edenler de var. Sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onları iki kere cezalandıracağız. Sonra büyük bir cezaya daha dûçar olacaklar.
A

Ahmet Varol Meali

Çevrenizde bulunan bedevilerden ve Medinelilerden nifakta direnen münafıklar vardır. Sen onları bilmezsin. Onları biz biliriz. Onlara iki kere azap edeceğiz. Sonra büyük bir azaba atılacaklar.
A

Ali Bulaç Meali

Çevrenizdeki bedevilerden münafık olanlar vardır ve Medine halkından da nifakı alışkanlığa çevirmiş olanlar vardır. Sen onları bilmezsin, biz onları biliriz. Biz onları iki kere azablandıracağız, sonra onlar büyük bir azaba döndürülecekler.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Çevrenizdeki Bedevî'lerden ve Medîne halkından bir takım münafıklar vardır ki, onlar, nifak yapmaya alışmışlardır. Sen, onları bilmezsin, onları biz biliriz. Biz, onları iki defa (dünyada ve kabirde) azablandıracağız. Sonra da kıyamette, büyük bir azaba (ateşe) atılırlar.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Çevrenizdeki bedevi Araplardan münafıklar vardır. Medine ahalisinden de münafıklığa alışanlar vardır. Sen onları bilmezsin, yalnızca Biz biliriz. Biz onlara iki kat azap vereceğiz, sonra büyük bir azaba vardırılacaklardır.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Çevrenizdeki bedevî Araplar ile Medine halkından birtakım münafıklar vardır ki, münafıklıkta maharet kazanmışlardır. Sen onları bilmezsin, onları biz biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz; sonra da büyük azaba götürülürler.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Yörenizde, çöl Araplarından kaypaklar vardır, Medineli olanlardan, münafıklıkta ayak direyenler var, siz onları bilmezsiniz, biz biliriz onları, iki kez onlara azap edeceğiz biz, sonra, daha büyük azaba uğratılırlar
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Ətrafınızdakı bədəvilər və Mədinə əhalisi içərisində ikiüzlülüyü özlərinə adət etmiş (bu işdə mahir) münafiqlər vardır. Sən onları tanımazsan, Biz isə onları tanıyırıq. Onlara iki dəfə (dünyada və qəbr evində) əzab verəcəyik. Sonra (axirətdə) isə ən böyük əzaba uğrayacaqlar.
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Gerek çevrenizdeki bedeviler içinde ve gerekse Medine halkı arasında ikiyüzlülükte uzmanlaşmış münafıklar vardır. Sen onları bilmezsin, ancak biz biliriz. Onları iki kez azaba çarptıracağız, sonra da (ahirette) büyük azaba uğratılacaklardır.
C

Cemil Said (1924)

Etrâfındaki ’arablardan ve Medîne ahâlîsinden münâfıklıkda ileri gitmiş âdemler vardır. Sen ânları bilmezsin fakat biz biliriz ânlara iki def’a cezâ ideceğiz nihâyet ’azâbı ’azîme dûçâr olacaklar.
D

Diyanet Vakfı Meali

Çevrenizdeki bedevî Araplardan ve Medine halkından birtakım münafıklar vardır ki, münafıklıkta maharet kazanmışlardır. Sen onları bilmezsin, biz biliriz onları. Onlara iki kez azap edeceğiz, sonra da onlar büyük bir azaba itileceklerdir.  
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Çevrenizdeki Bedeviler içinde ikiyüzlüler ve Medine'liler içinde de ikiyüzlülükte direnenler vardır. Onları siz değil, ancak Biz biliriz. Kendilerine iki defa azabedeceğiz; onlar sonra da büyük bir azaba uğratılırlar.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Hem çevrenizdeki bedevilerden münafıklar var, hem de Medine halkından münafıklıkta ısrar edenler var. Sen onları bilmezsin. Onları biz biliriz. Biz onları iki kere azaba uğratacağız. Daha sonra da büyük bir azaba itilecekler.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Hem etrafınızdaki a'râbîlerden Münafıklar var, hem de Medine ahalisinden Münafıklığa idman edenler, sen onları bilemezsin, onları biz biliriz, biz onları iki kerre tazib edeceğiz, sonra da büyük bir azâba itilecekler
E

Emrah Demiryent Meali

Çevrenizdeki bedevîlerden ve Medine halkından birtakım munâfıklar vardır ki, onlar munâfıklıkta maharet kazanmışlardır. Onları sen bilmezsin, Biz biliriz. Onlara (biri dünyada öteki kabirde olmak üzere) iki defa azap edeceğiz. Sonra da (âhirette) büyük bir azaba (ateşe) atılırlar.
E

Erhan Aktaş Meali

Çevrenizdeki Bedevî Araplardan münafık olanlar vardır. Ve Medine halkından da nifakta ileri gidenler vardır. Sen onları bilemezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa¹ azap edeceğiz. Sonra onlar, daha büyük azaba uğratılacaklardır.
E

Eski Anadolu Türkçesi

daħı anlardan kim yöreñüzdedür 'arablardan munāfıķlardur. daħı medine ķavmından ustine oldılar munāfıķlıķ üzere. bilmezseñ anları biz bilürüz anları. 'aźāb eyleyevüz anlara iki gez andan döndürmeler 'aźāb ulu.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Çevrenizdeki bedevilerden ve Medine ahâlîsinden bir takım münafıklar vardır ki onlar nifak üzerinde idman yapmışlardır! Sen bunları bilmezsin. Onları biz biliriz. Biz onları iki kerre azaba uğratacağız. Sonra da daha büyük bir azaba döndürüleceklerdir onlar.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Çevrenizdeki bedevilerden münafık olanlar vardır ve Medine halkından da senin bilmediğin, nifakı alışkanlığa çevirmiş olanlar vardır. Sen onları bilmezsin, biz onları biliriz. Biz onları iki kere azaplandıracağız. Sonra onlar çok büyük bir azaba döndürüleceklerdir.
H

Hayrat Neşriyat Meali

Çevrenizdeki bedevîlerden münâfık olanlar da vardır. Medîne halkından da(bazıları) vardır ki, nifakta mahâret kazanmışlardır, (sen ise) onları bilmezsin! Onları biz biliriz. Onlara yakında iki def'a (dünyada ve kabirde) azâb edeceğiz; sonra da (âhirette)büyük bir azâba döndürüleceklerdir.
K

Kadri Çelik Meali

Çevrenizdeki bedeviler içinde münafıklar ve Medineliler arasında da nifakta direnenler vardır. Onları siz değil, ancak biz biliriz. Kendilerine iki defa (dünya ve ahirette) azap edeceğiz; onlar sonra da büyük bir azaba döndürülecekler.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Çevrenizdeki bedevîler içinde münafıklar var. Medine ahalisi içinde de iki yüzlülüğü huy edinmiş olanlar var. Sen onları bilmezsin; onları biz biliriz. Onları iki defa cezalandıracağız, ayrıca çok büyük bir azaba itilecekler.
M

M. Pickthall (English)

And among those around you of the wandering Arabs there are hypocrites, and among the townspeople of Al-Mad'inah ( there are some who) persist in hypocrisy whom thou (O Muhammad) knowest not. We, We know them, and We shall chastise them twice; then they will be relegated to a painful doom.
M

Mahmut Kısa Meali

Amahâlâ, gerek çevrenizdeki bedeviler arasında ve gerekse Medîne halkı içerisinde, ikiyüzlülüğü huy edinmiş ve içlerindeki nifakı gizlemekte iyice ustalaşmış münâfıklar vardır. Öyle ki, haklarında vahiy nazil olmadıkça,sen bile onları tanıyamazsın; onları ancak Biz tanırız. Bir dünyada, bir de kabir âleminde olmak üzere, onları iki kez cezalandıracağız, daha sonra onlar, cehennemde asıl cezayı çekmeleri için, çok daha büyük bir azâba mahkûm edilecekler!
M

Mahmut Özdemir Meali

Bedevî Arablar’dan çevrenizdeki kimselerin bir kısmı münâfıklardır. Medine ahâlisinden bir kısmı da Nifâk’ta direndiler.
Onları bilmezsiniz, onları biz biliyoruz. Onlara iki kere azâp edeceğiz. Sonra çok büyük bir azaba itileceklerdir.
M

Mehmet Okuyan Meali

Çevrenizdeki göçebe (Arap)lardan ve Medine halkından birtakım münafıklar vardır ki bunlar münafıklıkta ileri gitmiştir. Sen onları bilemezsin; onları biz biliriz. Onlara yakında iki kez azap edeceğiz; [*] sonra da onlar büyük bir azaba itileceklerdir.
M

Mehmet Türk Meali

Çevrenizdeki bedevî Araplardan¹ münâfıklar olduğu gibi, Medînelilerden de azgın münâfıklar vardır. (Ey Muhammed!) Sen onları bilemezsin,² onları ancak Biz biliriz. Biz onlara (hayatta ve kabirde olmak üzere) iki kez azap edeceğiz. Sonra da onlar (âhirette) en büyük azaba uğratılacaklardır.
M

Mehmet Çakır Meali

Çevredeki Bedevî Araplar arasında bulunan bazı ikiyüzlüler, şehir halkı içindekilerle bir olup yalakalık denemesi yapıyorlar. Resulüm! onları sen değil, biz biliriz. Onlara hayatı iki kere zindan edeceğiz. Daha sonra da, daha büyük acılara salacağız.
M

Mehmet Çoban Meali

Vahalarda yaşayan Araplardan birtakım münafıklar var. Medine halkının içinde de münafıklıkta direnenler var. Sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra daha büyük bir azapla cezalandırılacaklar.
M

Muhammed Esed Meali

Ne var ki, bedevîler arasında ikiyüzlüler ve [Peygamber’in] şehrinde ¹³³ yaşayanlar arasında da ikiyüzlülüğünü küstahlığa vardıranlar var. Sen onları [her zaman] tanımıyorsun. Ama Biz onları biliyoruz. Onlara [bu dünyada] iki kat azap vereceğiz; ¹³⁴ [öte dünyada ise] onlar çok (daha) zorlu bir azaba terk edilecekler.
M

Mustafa Çavdar Meali

Çevrenizdeki Araplardan inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklar var, bir de şehir halkından münafıklıkta ileri gidenler var ki onları siz bilmezsiniz biz biliriz. Biz onlara bu dünyada azap üstüne azap yaşatacağız ve ahirette de korkunç bir azaba uğrayacaklar. 2/8...20, 3/167-168, 4/142...146
M

Mustafa İslamoğlu Meali

İşte çevrenizdeki bedevî Araplar arasında ikiyüzlüler ve şehir ahalisi arasında da ikiyüzlülükte zirveleşenler var.[¹⁵²⁴] Sen onları tanımıyorsun, (ama) Biz tanıyoruz. Onlara (bu dünyada) iki kat azap çektireceğiz,[¹⁵²⁵] (bu hayatın) sonunda ise korkunç bir azaba sevk edileceklerdir.
O

Orhan Kuntman Meali

Çevrenizdeki bedevilerden ve Medine halkından öyle münafıklar vardır ki, nifak üzerinde çok maharet kazanmışlardır! (Küfür ile nifakı kalplerinde gizlerler, hiç dışarı vurmazlar. Ey Muhammed) Sen onları (henüz tek tek) bilmezsin, onları biz biliriz. Elbette ki onları biz iki kere (biri dünyada diğeri de kabirde) azaba uğratacağız, sonra da (kıyamet gününde) onları daha büyük azaba (cehennem azabına) maruz bırakılacaklardır!
O

Osman Fırat Meali

Çevrenizdeki bedevi Araplardan ve Medine halkından nifak hususunda maharet sahibi öyle münafıklar var ki, onları bilmezsin; biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz, sonra da büyük bir azaba döndürülecekler.
S

Sardorxon Jahongir

Atrofingizdagi a’robiylardan ham va Madina aholisi ichidan ham munofiqlar bordir. Ular nifoqqa odatlanib ketganlar. Ularni siz bilmaysiz, ularni Biz bilamiz. Albatta, ularni ikki karra azoblaymiz. So‘‎ngra qiyomatda haqiqiy jazo olishlari uchun katta azobga qaytariladilar.
S

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı sizüñ çevreñüzde olan ‘Arablaruñ niçesi münāfıḳlardur. Medīne ehlin‐den daḫı ẟābit oldılar münāfıḳlıḳ üstine. Sen anları bilmezsin, biz bilürüzanları. Anlara ‘aẕāb idiserüz iki kez. Andan ṣoñra dönerler, o ‘aẕāb iki ce‐hennem ‘aẕābıdur.
S

Suat Yıldırım Meali

Çevrenizdeki bedevîlerden ve Medine ahalisinden öyle münafıklar vardır ki onlar nifak işinde mahir olmuşlardır. Pek sinsi hareket ettikleri için sen onları bilemezsin, ama Biz pek iyi biliriz. Biz onları çifte cezaya çarptıracağız. Sonra da müthiş bir azaba itileceklerdir. [63, 8]
S

Süleyman Ateş Meali

Çevrenizdeki bedevi Araplardan ve Medine halkından iki yüzlülüğe iyice alışmış münafıklar vardır. Sen onları bilmezsin, onları biz biliriz. Onlara iki kere azabedeceğiz, sonra da onlar, büyük azaba itileceklerdir.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Etrâfınızdaki a'râbdan münâfıklar oldığı gibi ehl-i Medîne'den nifâkda temerrüd idenler de vardır. Sen onları bilmezsin ve biz biliriz. Biz onlara iki kere 'azâb ideceğiz. Sonra daha büyük 'azâba teslîm olunurlar.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Hem çevrenizdeki çöl Araplarından hem Medine halkından ikiyüzlülükte (münafıklıkta) uzmanlaşmış münafıklar vardır. Onları sen bilmezsin, biz biliriz. Onları iki defa azaba uğratacağız[*]. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Çevrenizdeki Bedevî Araplardan münafıklar var. Medine halkından da münafıklığa iyice alışmış olanlar var. Sen bilmezsin onları. Ama biz biliriz onları. İki kez azap edeceğiz onlara, sonra da çok büyük bir azaba itilecekler.
Y

Yusuf Ali (English)

Certain of the desert Arabs round about you are hypocrites, as well as (desert Arabs) among the Medina folk(1350): they are obstinate in hypocrisy: thou knowest them not: We know them: twice shall We punish them(1351): and in addition shall they be sent to a grievous penalty.
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Ve sizin etrafınızdaki bedevîlerden ve Medîne ahalisinden münafıklar vardır. Münafıklık üzerine sebat edip durdular. Onları sen bilmezsin, onları Biz biliriz. Elbette onları iki kere muazzep edeceğiz, sonra da daha büyük bir azaba döndürüleceklerdir.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Civarınızdaki bedevîler arasında münafıklar vardır. Şehir ahalisinden de münafıklıkta işi ileri götürenler vardır ki, onları sen bilmezsin, Biz biliriz. Biz onları iki kere azaba uğratacağız; ondan sonra da pek büyük bir azaba sevk olunacaklardır.
İ

İhsan Aktaş Meali

Ve çevrenizdekilerden bedevî Araplar arasında ikiyüzlüler ve şehir ahalisi arasında da ikiyüzlülükte zirveleşenler var. Sen onları bilmiyorsun, (ama) biz onları (her hâliyle) biliriz. Biz onları (hem İslam’ın zaferini görüp üzülmekle hem de hıyanetleri açığa çıkıp gözden düşürülmekle, dünyada) iki kez azaplandıracağız, sonra onlar (ahirette asıl) büyük bir azaba döndürüleceklerdir. *
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Çevrenizde olan bedevi araplardan ikiyüzlü davrananlar olduğu gibi, Medinelilerden de ikiyüzlülüklerini gizleyenler var. Sen ikiyüzlülerin kimler olduğunu bilemezsin, ancak onları biz biliyoruz. Onlara iki defa azap edeceğiz ve sonrada büyük bir azaba döndürülecekler.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Etrafınızda [²] bedevilerden birtakım münafıklar vardır. Medine ahalisinden bâzıları da münafıklığı huy edinmişlerdir [³]. Sen onları bilmezsin, biz onları biliriz. Onları iki kere [⁴] azaba duçar edeceğiz. Sonra kıyamette onlar yine büyük bir azaba uğrayacaklardır.
İ

İsmail Yakıt

Etrafınızdaki bedevi Araplardan ikiyüzlüler var ve Medine halkından da ikiyüzlülüğe soyunanlar [meredû] var. Sen onları bilmezsin, onları Biz biliriz. Onlara iki kez azap edeceğiz. Sonra da onlar büyük bir azaba iletilirler.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Dolayınızdaki çöl araplarının iki yüzlüleri olduğu gibi, Medine’liler arasında da iki yüzlülükte direnenler vardır. Sen bunları bilmezsin, onları Biz biliriz. Biz onları iki defa azaba uğratacağız. Sonra da pek büyük bir azaba uğrıyacaklardır.
Ş

Şaban Piriş Meali

Çevrenizdeki bedevi ve münafıklardan ve Medine halkından sizin bilmediğiniz nifakta direnen kimseler vardır. Biz onları biliyoruz. Onlara iki kere azap vereceğiz. Sonra da büyük bir azaba uğrayacaklar.

Tevbe Suresi 101. Ayet Meali ve Tefsiri

Tevbe Suresi 101. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Tevbe Suresi 101. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Tevbe Suresi 101. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Tevbe Suresi 101. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim