Sureye Dön

Sebe’ Suresi Suresi, 42. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri
فَالْيَوْمَ لَا يَمْلِكُ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ نَفْعًا وَلَا ضَرًّاۜ وَنَقُولُ لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا ذُوقُوا عَذَابَ النَّارِ الَّت۪ي كُنْتُمْ بِهَا تُكَذِّبُونَ

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

İşte bugün birbirinize ne bir faydanız dokunabilir, ne bir zararınız ve zulmedenlere, tadın yalanladığınız ateşin azabını deriz.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Allah da şöyle diyecek: “Siz yaratılmışlardan hiçbiri, bu gün başkasına fayda veya zarar verecek güce sahip değilsiniz.” Ve o gün, yaratılış gayesi dışında yaşayanlara denecek ki: “Yalanladığınız ateşin azabını şimdi tadın bakalım!”
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

(Ey kâfir ve gafil insanlar!) Artık bugün, bir kısmınızın bir kısmınıza yarar sağlamaya veya zarar ulaştırmaya gücü yetmez (durumdadır.) Biz de o zulmedenlere deriz ki: "(Dünyada iken inkâr edip) Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın (bakalım.)"
A

Ahmet Tekin Meali

İşte bu gün birbirinize ne fayda sağlamaya, ne zarar vermeye gücünüz yeter. Biz, inkâr ile, isyan ile, baskı, zulüm, işkence ve İslâm aleyhinde propaganda yapan zâlimlere, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen güç ve iktidar sahiplerine, hakka riayet etmeyenlere:
“Yalanlamakta olduğunuz ateşte yanma cezasını tadın” diyeceğiz.
A

Ahmet Varol Meali

Bugün birbirinize fayda veya zarar vermeye gücünüz yetmez. Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın.
A

Ali Bulaç Meali

Artık bugün, bir kısmınızın bir kısmınıza yarar ve zarar sağlamaya gücü yetmez. Biz de o zulmedenlere deriz ki: 'Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın.'
A

Ali Fikri Yavuz Meali

İşte o gün (kıyamette) birbirinize ne bir fayda vermeğe, ne de bir zarar etmeğe gücünüz yetmez. O kâfirlere (nefislerine zulmedenlere) diyeceğiz ki:” - (Dünyada) inkâr edip durduğunuz ateşin azabını tadın bakalım.”
B

Bahaeddin Sağlam Meali

“İşte bugün, birbirinize ne fayda ne de zarar vermeye sahip değilsiniz.” (deriz.) Ve o zalimlere: “İşte daha önce yalanladığınız ateşin azabını tadın!” deriz.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

O gün, bir kısmınız bir kısmınıza ne bir fayda sağlar ne de zarar verebilir. Biz, zâlimlere, “Tadın yalanlamakta olduğunuz azabı!” deriz.
B

Besim Atalay Meali (1965)

İmdi bugün siz, birbirinize ne kâr, ne de zarar edebilirsiniz, zulmetmiş olanlara deriz ki: «Yalan saymış olduğunuz ateşin azabını tadınız!»
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Bu gün bir-birinizə nə bir xeyir (fayda) nə də bir zərər verə bilərsiniz. Zalımlara da: “Dadın (dünyada) yalan hesab etdiyiniz cəhənnəm odunun əzabını!” – deyəcəyik.
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Derken (Allah şöyle buyuracak): “Bugün birbirinize ne faydalı olabilirsiniz ne de zarar verebilirsiniz!” Ve o gün (Allah’a ortak koşarak ve haddini aşarak kendilerine zulmetmiş olan) o zalimlere şöyle sesleniriz; “(Dünyada iken) yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın bakalım!”
C

Cemil Said (1924)

O gün sizden hiç bir kimse diğerine mu’âvenet veyâ îkâ-’ı zarar idemeyecekdir. Zulüm idenlere "Vaktiyle tekzîb itdiğiniz âteş ’azâbından tadınız" diyeceğiz.
D

Diyanet Vakfı Meali

Bugün birbirinize ne fayda, ne de zarar vermeye gücünüz yeter. Biz zalim olanlara, yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın! diyeceğiz.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Zalimlere: "Yalanladığınız ateşin azabını tadın, bugün birbirinize ne fayda ve ne de zarar verebilirsiniz" deriz.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. Zulmedenlere, “Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın” deriz.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

İşte o gün birbirinize ne bir menfaate, ne de bir zarara sahip olabilirsiniz. Ve biz o zulmedenlere: "Tadın bakalım o yalan deyip durduğunuz ateşin azabını!" deriz.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

İşte o gün ba'zınız ba'zınıza ne bir menfeate, ne de bir zarara mâlik olamaz ve o zulmedenlere deriz: tadın bakalım o yalan deyip durduğunuz ateşin azâbını
E

Emrah Demiryent Meali

(Küfürde ısrar ederek, nefislerine) zulmeden (kâfir) lere (şöyle) buyururuz: “O (hesap) gün (ünde) birbirinize fayda veya zarar vermeye gücünüz yetmez. Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın!”
E

Erhan Aktaş Meali

Artık bugün birbirinize ne yarar ne de zarar vermeye gücünüz yeter. Zulmedenlere¹: “Yalanlamış olduğunuz ateşin azabını tadın.” diyeceğiz.
E

Eski Anadolu Türkçesi

pes ol gün mālik olmaya bir niceñüz bir niceye aśśı ne daħı ziyān. daħı eyidevüz anlara kim žulm eylediler “ŧaduñ 'aźābını oduñ ol kim yalan dutarduñuz anı!”
H

Hasan Basri Çantay Meali

İşte bu gün birbirinize ne bir fâide, ne de bir zarar yapmıya gücünüz yetmez. O zaalimlere biz: «Tekzîb edegeldiğiniz ateşin azabını tadın» diyeceğiz.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Bugün artık birbirinize ne yarar sağlayabilir ne de zarar verebilirsiniz. Biz de o zulmedenlere: “Yalanlamış olduğunuz ateşin azabını tadın.” deriz.
H

Hayrat Neşriyat Meali

İşte o gün, bazınız bazınıza ne bir fayda ne de bir zarara mâlik olur! Ve (biz de) o zulmedenlere: “Tadın, kendisini yalanlamakta olduğunuz ateşin azâbını!” deriz.
K

Kadri Çelik Meali

Artık bugün, bir kısmınızın bir kısmınıza yarar ve zarar sağlamaya gücü yetmez. Biz de o zulmetmekte olanlara deriz ki: “Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın.”
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

(Ey tapanlar ve tapılanlar!) Artık bugün birbirinize ne fayda sağlayabilirsiniz ne de zarar verebilirsiniz. Zulmedenlere şöyle diyeceğiz: “Yalan sayıp durduğunuz ateşin azabını tadın bakalım!”
M

M. Pickthall (English)

That day ye will possess no Use nor hurt one for another. And We shall say unto those who did wrong: Taste the doom of the Fire which ye used to deny.
M

Mahmut Kısa Meali

“Fakat bugün, ey insanlar ve cinler, hiçbiriniz diğerine herhangi bir fayda veya zarar veremeyeceksiniz!”
Böylece bu zâlimlere, “Vaktiyle inkâr ettiğiniz o cehennem azâbını tadın bakalım!” diyeceğiz. Hal böyleyken:
M

Mahmut Özdemir Meali

O Gün, bazınız için bazınız ne bir yarara mâlik olur, ne bir zarara! Zulmetmiş olanlara:
-"Yalanlıyor olduğunuz Ateş’in azâbını tadın!" deriz.
M

Mehmet Okuyan Meali

Bugün birbirinize yarar da zarar da vermeye gücünüz yetmez. Haksızlık edenlere “(Dünyada) yalanlamış olduğunuz ateş azabını tadın!” diyeceğiz. [*]
M

Mehmet Türk Meali

Artık o gün, birbirinize fayda da zarar da vermeye gücünüz yetmeyecek ve Biz de o zâlimlere: “Yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın (bakalım).” diyeceğiz.
M

Mehmet Çakır Meali

Artık bugün birbirinize yararınız da olamaz zararınız da. Sonra zalimlere dönüp: " Vaktiyle yalanlayıp durduğunuz cehennem azabını tadın bakalım " diyeceğiz.
M

Mehmet Çoban Meali

Hesap günü birbirinize fayda ya da zarar veremezsiniz. Biz hesap günü zalimlere: "Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın!" deriz.
M

Muhammed Esed Meali

Ve [o Gün Allah şöyle seslenecektir]: “Siz [yaratılmışlar]dan hiç biri bugün bir başkasına fayda veya zarar verecek güce sahip değildir!” Ve [o Gün] haksızlık yapanlara: “Yalanladığınız ateşin azabını [şimdi] tadın bakalım!” diyeceğiz.
M

Mustafa Çavdar Meali

Biz o gün yanlışta ısrar eden zalimlere şöyle deriz: – Bugün birbirinize ne bir fayda ne de zarar verebilecek durumdasınız, öyleyse yalana sarılıp hesaba katmadığınız cehennemin azabını tadın bakalım! 2/165...167, 40/47...50
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Derken (Allah şöyle buyuracaktır): “Sizden hiçbiriniz bir diğerine bugün ne yarar, ne de zarar verecek güce asla sahip değilsiniz!” Ve o gün haddini bilmezlere şöyle sesleniriz: “Kendisini yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın bakayım!”
O

Orhan Kuntman Meali

(Ey Müşrikler) İşte bu gün birbirinize (tapılanlar tapanlara, tapanlar da tapılanlara) ne bir yarar ne de bir zarar sağlayamazsınız. Zalim olanlara da, “Yalanladığınız cehennem ateşinin azabını tadın" deriz.
O

Osman Fırat Meali

(Ve onlara denilir ki): “Bugün kiminiz kiminize ne bir fayda ne de bir zarar vermeye malik değilsiniz.” Ve o zalimler için deriz ki: "O inkar ettiğiniz ateşin azabını tadın (bakalım)."
S

Sardorxon Jahongir

Bas, bu kunda biringiz boshqangizga na foyda va na zarar yetkazishga kuchi yetmaydi. Biz, zulm qilganlarga: “Uni yolg‘‎on deb aytgan do‘‎zax azobini totib ko‘‎ringlar”, – deymiz.
S

Satıraltı Meal (1534)

Pes bu gün mālik olmazsız biri birüñüze aṣṣı eylemege, ziyān eylemege daḫı. Daḫı eydürüz ẓālimlere ki: Daduñuz ol od ‘aẕābını ki siz anı yalanladuñuz.
S

Suat Yıldırım Meali

İşte bugün kiminiz kiminize ne fayda, ne de zarar vermeye güç yetiremezsiniz. O kâfirlere de diyeceğiz ki: “Yalan saydığınız o ateş azabını tadın da yalan mıymış gerçek miymiş söyleyin bakalım! ”[32, 20]
S

Süleyman Ateş Meali

O gün birinizin, diğerine ne bir fayda, ne de zarar vermeğe gücü yeter. Biz zulmedenlere: "Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın!" deriz.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Bu günde birbirinize ne fâide ve ne de zarara mâliksiniz. Nefislerine zulüm ile kâfir olanlara: "Dünyâda onı tekzîb iylediğiniz cehennemin 'azâbını tadınız" diriz.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Allah diyecek ki, "bugün birinizin diğerine ne fayda sağlamaya, ne de zarar vermeye gücü yeter.” Yanlış yapanlara deriz ki; “Yalan saydığınız bu ateşin azabını tadın, bakalım.”
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Artık o gün, birinizin diğerine yarar sağlamaya da zarar vermeye de gücü yetmez. Zulme sapanlara şöyle deriz: "O kendisini yalanlayıp durduğunuz ateş azabını tadın!"
Y

Yusuf Ali (English)

So on that Day no power shall they have over each other, for profit or harm: and We shall say to the wrong-doers, "Taste ye the Penalty(3853) of the Fire,- the which ye were wont to deny!"
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Artık bugün bazınız bazınıza ne bir fâideye ve ne de bir zarara mâlik olamaz ve zulmetmiş olanlara deriz ki: «O ateşin azabını tadınız ki, siz onu inkâr eder olmuştunuz.»
Ü

Ümit Şimşek Meali

O gün birbirinize ne bir yararınız dokunur, ne bir zararınız. Zulmedenlere ise “Yalanlayıp durduğunuz ateş azabını tadın” buyururuz.
İ

İhsan Aktaş Meali

Artık bugün, bir kısmınızın bir kısmınıza yarar ve zarar sağlamaya gücü yetmez. Ve biz o zulmetmiş olanlara (cezayı hak ettikleri için) deriz ki: “(Dünyadayken) yalanlamış olduğunuz (bu) ateş azabını tadın!”
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Bu gün, sizin bir kısmınız, başka hiçbir kimseye fayda veya zarar verecek değildir. Kendilerine zulmedenlere deriz ki “Yalanlamış olduğunuz ateşin azabını tadın”
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Onlara «— İşte bugün birbirinize ne menfaat, ne mazarrat eriştirmeye gücünüz yetmez» denecek zalimlere de «— Yalan saydığınız ateş azabını tadın» diyeceğiz.
İ

İsmail Yakıt

Bugün artık birbirinize bir fayda ve bir zarar vermeye malik değilsiniz. Zulmedenlere de: “Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın!” deriz.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

O gün kimsenin kimseye ne yararı ne de zararı dokunmıya gücü yetmez. O kıyıcılara Biz: "Yalan sayıp durduğunuz azabı tadın bakalım" diyeceğiz.
Ş

Şaban Piriş Meali

O gün, birbirinize fayda da zarar da veremezsiniz. Zalimlere şöyle deriz:-Yalanlamış olduğunuz ateş azabını tadın!

Sebe’ Suresi 42. Ayet Meali ve Tefsiri

Sebe’ Suresi 42. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Sebe’ Suresi 42. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Sebe’ Suresi 42. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Sebe’ Suresi 42. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim