Katında, izin vermediğinin şefaati kabul edilmez; sonunda, yüreklerindeki korku giderilince Rabbiniz ne dedi derler, onlar da derler ki: Gerçek söz dedi ve odur pek yüce ve pek büyük.
A
Abdullah Parlıyan Meali
O'nun katında, O'nun izin verdiği kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez. Nihayet insanların kalplerinden kıyamet korkusu giderilince, diriltilip mahşer yerine toplananlar, birbirlerine dönüp soracaklar: “Rabbiniz ne buyurdu?” diye, ötekiler de: “Doğru ve gerçek olanı, O ne yücedir, ne büyüktür” diye cevap verecekler.
A
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
(Allah O’dur ki) O’nun katında (Kendi) izin verdiğinin dışında (hiç kimsenin bir başkasına) şefaati yarar sağlamayacaktır. (Mahşer günü) Nihayet kalplerinden korku (ve panik havası) giderilince (günahkâr kimseler, şefaat ehline:) "Rabbiniz ne buyurdu?" diye (soracaklardır. Onlar ise), "Hakk olanı söyledi (başka ne bekliyordunuz ki)" diye (yanıtlayacaklardır.) “O, çok Yücedir, çok Büyüktür”, diyeceklerdir.
A
Ahmet Tekin Meali
Allah'ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasına şefaat fayda sağlamayacak, izin verdiği kimselerden başkasının şefaati de fayda vermeyecek. Nihayet şefaat edenlerin ve edilenlerin yüreklerinden korku giderilince:
“Rabbiniz ne buyurdu?” diye sorarlar. Onlar da:
“Hakkı, doğruları söyledi” derler. Yüce ve büyük olan O'dur.
A
Ahmet Varol Meali
O'nun katında kendisine izin verdiğinin dışında kimsenin şefaati yarar vermez. Sonunda kalplerinden korku giderilince: "Rabbiniz ne söyledi?" derler. "Hakkı" derler. O yücedir, büyüktür.
A
Ali Bulaç Meali
O'nun katında izin verdiğinin dışında (hiç kimsenin) şefaati yarar sağlamaz. En sonunda kalplerinden korku giderilince (birbirlerine:) 'Rabbiniz ne buyurdu?' derler, 'Hak olanı' derler. O, çok yücedir, çok büyüktür.
A
Ali Fikri Yavuz Meali
Allah katında, (ahirette Allah'ın) kendisine izin verdiği kimseden başkasının şefaatı fayda vermez. Nihayet (şefaat edenle şefaat olunanların) kalblerinden (şefaata izin verilmekle) korku giderildiği zaman: “- Rabbiniz (şefaat hakkında) ne buyurdu?” derler. Şefaat edecekler de: “- Allah hakkı söyledi, (razı olduğu kimseler için şefaata izin verdi)” derler. O her şeyden yücedir, her şeyden büyüktür.
B
Bahaeddin Sağlam Meali
Ve O Allah’ın huzurunda, O’nun izin verdiklerinden başka hiçbir şefaat fayda vermez. Nihayet kalplerinden korku giderilince, birbirlerine: “Rabbiniz ne buyurdu?” derler. (Cevabında:) “Rabbimiz hak ve gerçeği söyledi. O çok yüce ve çok büyüktür.” derler.
B
Bayraktar Bayraklı Meali
Allah'ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. Nihayet onların kalplerinden korku giderilince, “Rabbiniz ne buyurdu?” derler. “Hakkı buyurdu” dediler. Allah, yücedir; büyüktür.[452]
B
Besim Atalay Meali (1965)
İzin verilmiş olan kimselerden başkasına, onun yanında şefaat fayda vermez, yüreklerinden korku gidince: «Tanrınız ne dedi?» diye sorarlar, derler ki: «Tanrımız hakkı söyledi», 0 yücedir, O büyük!
B
Bunyadov-Memmedeliyev
Onun hüzurunda, izin verdiyi kimsələr istisna olamaqla, heç kəsin şəfaəti fayda verməz. (Elə isə hansı ağılla bütlər sizi Allaha yaxınlaşdıracaq, sizin üçün Allahdan şəfaət diləyəcəklər deyə, onlara ibadət edirsiniz?) Nəhayət, (bə’zi möhtərəm zatlara şəfaət etməyə izin verildiyinə görə məhşərə gətirilənlərin) ürəklərindən o (müdhiş) qorxu çıxınca onlar (şəfaət edəcək kəslərdən, yaxud mələklərdən sevinclə): “Rəbbiniz nə buyurdu?” – deyə soruşar, o biriləri də: “Haqqı (buyurdu)! (Şəfaətə izin verdi). O, (hər şeydən) ucadır, (hər şeydən) böyükdür!” – deyə cavab verərlər.
C
Cemal Külünkoğlu Meali
(Allah katında) O’nun izin verdiği kimseden başkasına şefaat yarar sağlamaz. (Şefaat bekleyenlerin) kalplerinden korku giderilince, diğerleri onlara, “Rabbiniz ne buyurdu (nasıl hüküm verdi)?” diye sorar. Onlar da “Her zamanki gibi gerçeği.” diye cevap verirler. O, her şeyden yücedir, her şeyden büyüktür.
C
Cemil Said (1924)
Allâh izin virmez ise ânların şefâ’atinden de fâide yokdur. Kalblerinden havf mündefi’ oluncaya kadar intizâr idecekler ve sonra biri birilerine: "Rabbiniz ne didi?" diyecekler. "Hakla mü’minlere şefâ’ate izin virdi" cevâbını alacaklar, Allâh ’âlî ve kebîrdir.
D
Diyanet Vakfı Meali
Allah'ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefâati fayda vermez. Nihayet onların yüreklerinden korku giderilince: Rabbiniz ne buyurdu? derler. Onlar da: Hak olanı buyurdu, derler. O, yücedir, büyüktür.
D
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Allah'ın katında, kendisine izin verilenden başka kimse şefaat edemez. Sonunda, gönüllerindeki korku giderilince birbirlerine "Rabbiniz ne söyledi?" diye sorarlar; "Hak söyledi" derler. O, yücedir, büyüktür.
D
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Allah katında, O’nun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine, “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler. O, yücedir, büyüktür.
E
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Allah'ın huzurunda şefaat da fayda vermez. Ancak izin verdiği kimseninki müstesna. Nihayet kalblerinden dehşet giderildiği zaman "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. (Şefaat sahipleri de): "Hakkı söyledi" derler. O, her şeyden yüksek ve büyüktür.
E
Elmalılı Meali (Orijinal)
Huzurunda şefaat faide de vermez, ancak izin verdiği kimseninki müstesna, nihayet kalblerinden dehşet giderildiği zaman «rabbınız ne buyurdu?» Derler. «hakkı» derler, o öyle yüksek, öyle büyük
E
Emrah Demiryent Meali
Allah’ın (manevi) huzurunda, kendisinin izin verdiği (mü’min) kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. Nihâyet onların (şefaat eden ve edilen mü’minlerin) kalplerinden korku giderilince, (birbirlerine) “Rabbiniz ne buyurdu? (Nasıl hüküm verdi?)” derler. “Hakkı buyurdu” derler. O (Allah), yüceler yücesidir, şanı çok büyük olandır.
E
Erhan Aktaş Meali
O'nun yanında şefaat, yalnızca izin verdiği kimseye fayda verir.¹ Kalplerindeki korku giderilince: “Rabb'imiz ne buyurdu?” derler. “Gerçeği.” derler. Ve O, Çok Yüce'dir, Çok Büyük'tür.
Onun nezdinde, (âhiretde) kendisine izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fâide etmez. Nihayet (ona izin çıkıb da) kalblerinden korku giderildiği zaman (birbirine): «Rabbiniz ne buyurdu»? derler, (şefaat edecekler de:) «Hakkı (söyledi)» derler. O, çok yüce, çok büyükdür.
H
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Onun katında izin verdiği kimseden başkasına şefaat (:yardım) fayda sağlamaz. En sonunda zihinlerinden telaş giderilince: “Rabbiniz ne söyledi?” derler, “Hak olanı!” derler. O Alî’dir, Kebîr’dir.
H
Hayrat Neşriyat Meali
Ve (o gün) O'nun (Allah'ın) huzûrunda kendisine izin verdiği kimseden başkasının şefâati fayda vermez. Nihâyet (şefâat edenlerin ve edilenlerin) kalblerinden dehşet giderildiği zaman (birbirlerine): “Rabbiniz ne buyurdu?” derler. (Şefaat edecek olanlar da:) “Hakkı(buyurdu)!” derler. Ve O, Aliyy (pek yüce olan)dır, Kebîr (çok büyük olan)dır.
K
Kadri Çelik Meali
O'nun katında, kendisine izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. En sonunda (şefaatçilerin) kalplerinden korku giderilince (birbirlerine,) “Rabbiniz ne buyurdu?” derler, “Hak olanı! O yücedir, büyüktür” derler.
K
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Allah katında, O’nun izin verdiği kimselerden başkasının şefaati yarar sağlamaz. Sonunda kalplerinden korku giderilince, “Rabbiniz ne buyurdu?” derler. Onlar da şu cevabı verirler: “Hak olanı buyurdu. O yücedir, uludur.”
M
M. Pickthall (English)
No intercession availeth with Him save for him whom He permitteth. Yet, when fear is banished from their hearts, they say: What was it that your Lord said? They say: The Truth. And He is the Sublime, the Great.
M
Mahmut Kısa Meali
Hesap Günü, Allah’ın huzurunda hiç kimse bir başkasını cezadan kurtarmak için aracılık edemeyecek, yani hiç kimseye kayırma, arka çıkma, arabuluculuk ve şefaat fayda vermeyecektir. Ancak O’nun izin verdiği kimseler, yine O’nun izin verdiği kimselere şefaat edebileceklerdir. Yeniden dirilişin ilk şoku atlatılıp da, nihâyet insanların korkuları yatışınca, şefaat bekleyenler, kurtulma ümidiyle meleklere, “Rabb’iniz şefaat konusunda size ne söyledi? Acaba kurtulabilecek miyiz?” diye soracaklar. Onlar da, “Rabb’imiz gerçeği söyledi: Sadece hak edenler, hak ve adâlet ölçülerine göre şefaatten faydalanacak. Hiç kuşkusuz O, yüceler yücesidir, azamet sahibidir!” diyecekler.
M
Mahmut Özdemir Meali
O’nun katında, izin verdiği kimseden başkasına Şefaat yarar sağlamaz.
Kalblerinden şiddetli korku (dehşet) giderildiği zaman: -"Rabbiniz ne dedi?" dediler. -"Hakk’ı" dediler. O Büyük Yüce’dir.
M
Mehmet Okuyan Meali
O’nun (Allah’ın) huzurunda, izin verdiği kimseden başkasına şefaat yarar sağlamaz. [*] Sonunda onların (iyilerin) yüreklerinden korku giderilince (melekler) “Rabbiniz ne buyurdu?” diye soracaklardır. Onlar (cennetlikler) de “Gerçeği!” diyeceklerdir. O yücedir, büyüktür.
M
Mehmet Türk Meali
Onun huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasına, şefâat fayda vermez.¹ Sonunda (şefâate) izin verilince onlar, (şefâatçilerine): “Rabbiniz (şefâatiniz hakkında) ne buyurdu?” derler. (Onlar da): “Doğru olanı” diye cevap verirler. Zîrâ O çok yüce (ve) pek büyüktür.
M
Mehmet Çakır Meali
Kıyamet gününde, sadece Allah'ın izin verdiği kimselerin şefaat etme hakkı vardır. O gün heyecanı yatışan şefaatçi adayları: " Acaba Rabb’iniz ne buyurdu ki? " derler. Bir aday: " Herhalde yüceler yücesine yakışan doğruyu " diye cevap verir...
M
Mehmet Çoban Meali
İnkâr edenler uydurup duruyorlar. Şunlar bize şefaat edecek! Hesap günü bizi kurtaracaklar. Hayır! Rabbin huzurunda ancak izin verdiklerimiz konuşabilir. Onların şefaat edecekler diye inandıklarına biz ne zaman izni vermişiz? Bu iddialarını kanıtlayan ellerinde belge var mı? Onlar cezamızdan korktukları için ne söylediklerini bilmiyorlar. Kendilerine şefaatçiler uydurarak suçlarını bastırmak istiyorlar. Hesap günü uydurdukları yalanları ortadan kaldırırız. Sonra sorarız: "Rabbiniz ne buyurdu?" Onlar: "Rabbimiz hak olanı buyurdu. O yücedir büyüktür." derler. Aslında onlar da biliyor. Hesap günü kimseye torpil yapılmaz. Allah’ın verdiği ceza hükmünü kimse bozamaz. Kimse cezayı geri döndüremez. Unutmayın! Şefaat sadece Allah’a aittir.
M
Muhammed Esed Meali
Allah katında, kendisinin izin verdikleri dışında hiç kimsenin şefaati ³³ fayda vermez: kalplerinden [Son Saat’in] korkusu atılınca onlar, [o yeniden dirilenler, birbirlerine dönüp] soracaklar: “Rabbiniz [sizin için] neye karar verdi?” Ötekiler, “Doğru ve hak edilmiş olana; ³⁴ O, yücedir ve büyüktür!” diye cevap verecekler.
M
Mustafa Çavdar Meali
Allah katında şefaat, onun izin verdiklerinin dışında hiç kimseye fayda vermez. Sonunda onların yüreklerindeki korku giderilince: – Rabbiniz ne buyurmuştu? Dediler. Onlar: “Hak ve hakikati şimdi anladık ki O, yüceler yücesi ve büyükler büyüğüdür” Dediler. 2/254, 6/94, 39/43-44
M
Mustafa İslamoğlu Meali
O’nun nezdinde, kendisi lehine izin verdikleri dışında hiç kimse için şefaat fayda vermez:[³⁸⁴³] nihayet (kıyametin) dehşeti (ödül tevdi edeceklerin) kalplerinden giderilince[³⁸⁴⁴] (ödüllendirilenler) soracaklar: “Rabbiniz (sizin hakkınızda) ne buyurdu?” Berikiler “Hak neyse onu: zaten mükemmel olan da, büyük olan da sadece O’dur”[³⁸⁴⁵] diyeceklerdir.
O
Orhan Kuntman Meali
Allah’ın huzurunda, izin verdiği kimselerden başkasının şefaati yarar sağlamaz. Sonunda (şefaat izin çıkıp da, şefaate nail olanların) kalplerinden korku giderildiği zaman (onlar şefaat edenlere) "Rabbiniz ne buyurdu?” diye sorarlar, onlar da "Hakk'ı buyurdu" derler. (Dolayısıyle kâfirlere şefaat olmaz. ”Şefaat edenler, O'nun rızasına ermiş olandan başka kimseye şefaat etmezler." -Enbiya/28- ayetine uygun olarak, yalnız Allah'ın razı olduğu müminlere şefaat ederler.) O, eşsiz kudret sahibidir, yücelerin Yücesidir.
O
Osman Fırat Meali
Ve Allah’ın izin verdiği kimsenin şefaatinden başka, onun yanında şefaat fayda vermez. Ta ki onların kalplerinden korku gidince dediler ki: "Rabbiniz ne dedi?" Dediler ki: "Hakkı söyledi." Ve O, Allah yüce ve büyüktür.
S
Sardorxon Jahongir
Alloh huzurida faqat O‘zi izn bergan kishilarning shafoatigina foyda beradi. Qachonki, ularga izn berilib, qalblaridan qo‘rquv ketkazilgach, bir-birlariga: “Robbingiz izn uchun nima dedi?” – deydilar. Ularga: “Haqni aytdi va shafoatga izn berdi. U barchadan oliy va ulug‘ Zotdir”, – deb javob aytadilar.
S
Satıraltı Meal (1534)
Şefā‘atüñ daḫı aṣṣısı yoḳdur özi ḳatında, illā destūr virilen kimseye. Ol vaḳtki ḳorḳu yüreklerinden gitse, eyideler: Ne eyitdi Tañrıñuz? eydürler. Ḥaḳsöyledi. Daḫı ol yücedür, uludur.
S
Suat Yıldırım Meali
Allah'ın huzurunda, O'nun izin verdiğinden başkasının şefaati fayda vermez. Nihayet o kıyamet saati dehşetinden duydukları korku gelince: O dirilenler birbirlerine “Rabbimiz neye hükmetti? ” diye sorarlar. Ötekiler: “Hak ve adalet neyi gerektiriyorsa o hükmü verdi. ” derler. “O, yüceler Yücesi, büyükler Büyüğüdür. ” [2, 255; 53, 26; 21, 28]
S
Süleyman Ateş Meali
O'nun huzurunda, O'nun izin verdiği kimselerden başkasının şefa'ati fayda vermez. Nihayet onların yüreklerinden korku giderilince (birbirlerine): "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. "Hakkı (buyurdu)" derler. O, yücedir, büyüktür.
S
Süleyman Tevfik (1927)
O Allâh Te'âlâ'nın 'indinde bir şefâ'at nâfi' olmaz, meğer ki O'nun izin virdiği kimselere fâide ider. Ehl-i mahşerin kalblerinden korku ve endîşe ref' olunca birbirlerine: "Rabbiniz ne buyurdı?" diye suâl iderler ve cevâb olarak: "Hak söyledi, O, çok yüksek ve çok büyükdür." dirler.
S
Süleymaniye Vakfı Meali
Onun katında şefaatin, onun izin verdiği kimseden başkasına yararı olmaz. İçten yakarışları[*] sona erdiğinde onlara; "Sahibiniz ne demişti?" diye sorulur: "Tamamıyla gerçeği söylemiş” derler. O, yücedir, büyüktür.
Y
Yaşar Nuri Öztürk Meali
O'nun katında, bizzat kendisinin izin verdiği kimseden başkasının şefaatı/kendisinin izin verdiği kimseden başkası için şefaat yarar sağlamaz. Sonunda, kalplerinden korku giderilince: "Rabbimiz ne dedi?" derler. "Hakkı söyledi, O'dur Aliyy, O'dur Kebîr."
Y
Yusuf Ali (English)
"No intercession can avail in His Presence, except for those(3824) for whom He has granted permission. So far (is this the case) that, when terror is removed from their hearts(3825) (at the Day of Judgment, then) will they say, ´what is it that your Lord commanded?´(3826) they will say, ´That which is true and just; and He is the Most High Most Great´."
Ö
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Onun huzurunda şefaat fâide vermez, kendisine izin vermiş olduğu kimse müstesna. Nihâyet kalplerinden korku giderilince derler ki: «Rabbiniz ne buyurdu?». «Hakkı buyurdu,» derler. Ve O, çok âlî, çok büyüktür.
Ü
Ümit Şimşek Meali
Onun katında, Onun izin verdiklerinden başkası şefaat edemez. Nihayet kalplerindeki korku giderilince, şefaat bekleyenler, “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. Şefaat edecekler ise “Hakkı söyledi,” derler. “Çünkü O pek yüce, pek büyüktür.”
İ
İhsan Aktaş Meali
Oysa (dünyada yapılan) şefaat (dua ve istiğfar), onun katında (ahirette) fayda vermez, ancak (dünyadayken muvahhid olduğundan dolayı) bir kimse için (Allah) izin vermişse o başka. Nihayet (ahiret gününe geldiklerinde) gönüllerinden (şek ve şüphe) atıldığı zaman, (melekler yeniden dirilenlere) "Rabbiniz (sizin için dünyada) ne buyurmuştu?’’ derler. Onlar da hak olanı buyurmuştu, derler. Ve O (Allah), yücedir, büyüktür.(*)
İ
İlyas Yorulmaz Meali
O’nun katında şefaat, ancak izin verdiği kimseye fayda verir. Kalplerinden korku giderilince “Rabbiniz ne söyledi” derler. Onlarda “Hakkı, gerçeği söyledi” derler. O yüce ve en büyük olandır.
İ
İsmail Hakkı İzmirli
Allah/ın şefaate izin verdiği kimselerden başkasına onun nezdinde hiçbir şefaatin faydası olmaz. Nihayet kalblerinden o müthiş korku gidince birbirlerine «— Rabbiniz şefaat hususunda ne buyurdu?» diye soracaklar, onlar da «— Hakikati beyan buyurdu» [¹] diyecekler. O, yücedir, uludur [²].
İ
İsmail Yakıt
O’nun katında kendisinin izin verdikleri dışında hiç kimsenin şefaati fayda vermez. Sonunda kalplerindeki korku giderilince (birbirlerine), “Rabbiniz ne buyurdu?” derler. Onlar da: “Hakkı/gerçeği” derler. Zira O, Aliy’dir, Kebîr’dir.
İ
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Allah’ın katında kendisinin uygun gördüklerinden başkalarının kayırıcılığı işe yaramaz. Sonunda yüreklerindeki korku giderilince onlara: "Çlabınız ne buyurdu?" diye sorarlar. Onlar da: "Doğruyu söyledi" derler. Allah, yücedir, uludur."
Ş
Şaban Piriş Meali
Katında izin verdiği kimseden başkasının şefaati fayda vermez. Sonunda yüreklerindeki korku giderilince:-Rabbiniz ne dedi? dediler.-Gerçeği, diye cevap verdiler. Yüce ve büyük O'dur.
Sebe’ Suresi 23. Ayet Meali ve Tefsiri
Sebe’ Suresi 23. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Sebe’ Suresi 23. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Sebe’ Suresi 23. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.
İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Sebe’ Suresi 23. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.
Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.
Kişiselleştirme
Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?