Sureye Dön

Neml Suresi Suresi, 14. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Kendileri de bunlara adamakıllı inandıkları, bunları iyice bilip anladıkları halde zulümle, ululanmayla inadına inkar ettiler; bak da gör, bozguncuların sonları ne oldu.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Firavun ve çevresinin, vicdanları da Musa'nın getirdiğinin doğruluğuna, tam bir kanaat getirdikleri halde, haksızlığı kendilerine yol edinmiş olmaları ve kendilerini büyüklük duygusuna kaptırmış olmalarından dolayı, mesajlarımızı inkâr ettiler. Bak işte, bu bozguncuların sonu nasıl oldu!
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Vicdanları (nefislerindeki fıtri duyguları da, elçinin davetini haklı bularak önce) tam kanaat getirip (kabul ettiği) halde, (sonra) zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları (Hz. Musa’nın çağrısını) inkâr ettiler. Artık Sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak (ve insanlara bildir).
A

Ahmet Tekin Meali

Mûcizelerin Allah tarafından gerçekleştirildiğini, delilleriyle bildikleri, vicdanları, bunların doğruluğuna tam bir kanaat getirdiği halde, zulüm ve kibirlerinden dolayı mûcizeleri bile bile inkâr ettiler. Fesat çıkaranların, bozguncuların âkıbetinin nasıl olduğuna ibret nazarıyla bir bak, incele.
A

Ahmet Varol Meali

Vicdanları (doğruluğunu) kesin olarak anladığı halde zulüm ve büyüklenme yüzünden onları bile bile inkâr ettiler. Bozguncuların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
A

Ali Bulaç Meali

Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

(Mucizelerin Allah tarafından olduğunu) kalbleriyle yakînen bildikleri halde, nefislerine zulüm yaparak ve kibrederek bütün mucizeleri (açıktan) inkâr ettiler. Ey Rasûlüm, bak ki müfsidlerin (kâfirlerin) akıbeti nasıl oldu! (Nasıl boğulup gittiler!...)
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Vicdanları o mucizelere tam inandığı halde, onlar zulmen ve azgınlık olarak o mucizeleri yalanladılar. İşte bak, bozguncuların sonunun nasıl olduğunu gör!
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Kendileri de mucizelerimize kesin olarak inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden dolayı, onları bile bile inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!
B

Besim Atalay Meali (1965)

Kendileri, yakından bilip, dururlarken — zulmederek, büyüklenerek— onu tanımadılar, göresin, nice oldu sonu fesatçıların
B

Bunyadov-Memmedeliyev

(Mö’cüzələrimizin) həqiqiliyinə daxilən möhkəm əmin olduqları halda, haqsız yerə və təkəbbür üzündən onları inkar etdilər. (Ya Rəsulum!) Bir gör fitnə-fəsad törədənlərin axırı necə oldu!
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Ve vicdanları bunların doğruluğuna kesin bir kanaat getirdiği halde sırf gerçeği çarpıtma ve büyüklenmelerinden dolayı bile bile inkâra saptılar. Ama bir bak ki o bozguncuların sonu nasıl oldu!
C

Cemil Said (1924)

Bunların hakîkat oldığını bildikleri halde kibirlerinden ve zulümlerinden inkâr itdiler. Lâkin müfsidlerin ’âkıbetini göreceksin.
D

Diyanet Vakfı Meali

Kendileri de bunlara yakînen inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nice olduğuna bir bak!
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Gönülleri kesin olarak kabul ettiği halde, haksızlık ve büyüklenmelerinden ötürü onları bile bile inkar ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!*
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri hâlde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkâr ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!”
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Ve vicdanları bunlar(ın doğruluğun)a tam bir kanaat getirdiği halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları bile bile inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nice olduğuna bir bak!
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Ve nefisleri yakîn hasıl ettiği halde mücerred zulm-ü kibirden onlara cehudluk ettiler, fakat bak o müfsidlerin akıbeti nasıl oldu?
E

Emrah Demiryent Meali

Vicdanları, bunların (mu‘cizelerin) doğruluğuna (ve Mûsâ ile Hârûn’un, peygamber olduklarına) tam bir kanaat getirdiği hâlde, zulüm ve kibirlerinden dolayı bile bile (hakkı) inkâr ettiler. (Resûlüm!) Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak. (Dünyada iken denizde helâk oldular, âhirette de cehennemde, ebedî azap görecekler.)
E

Erhan Aktaş Meali

Doğruluğundan emin oldukları halde, haksızca ve büyüklenerek mücadele ettiler. Ama bozguncuların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
E

Eski Anadolu Türkçesi

daħı inkār eylediler aña gümānsuz bilmiş iken anı gendüzileri. žulm iken daħı yücelik iken. pes baķ nite oldı śoñı müfsidlerüñ!
H

Hasan Basri Çantay Meali

Vicdanları da bunlara tam bir kanâat haasıl etdiği halde zulm ve kibr ile yine bunları (inâdlarından) inkâr etdiler. (Habîbim) fesâdcıların encamı bak nice oldu!
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Vicdanları bu ayetlerin doğruluğuna kanaat getirdikleri halde zulüm ve büyüklenme nedeniyle bilerek inkâr ettiler. Bozgunculuk çıkaranların sonunun nasıl olduğuna bir bak!
H

Hayrat Neşriyat Meali

Kendileri de bunlara (bu mu'cizelerimize) kat'î olarak inandıkları hâlde, zulüm ve kibir yüzünden onları inkâr ettiler. Ama bak, o fesad çıkaranların âkıbeti nasıl oldu!
K

Kadri Çelik Meali

Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkâr ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak!
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Mûcizeleri açık ve kesin olarak görüp idrak ettikleri halde zulüm ve kibirlerinden ötürü onları inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nice olduğuna bir bak!
M

M. Pickthall (English)

And they denied them, though their souls acknowledged them, for spite and arrogance. Then see the nature of the consequence for the wrong doers!
M

Mahmut Kısa Meali

Ve bunların birer ilâhî mûcize olduğunu pekâlâ bildikleri hâlde, zulüm ve kibirleri yüzünden hepsini inatla inkâr ettiler. Şimdi insanlık tarihini bir gözden geçir de bak bakalım; yeryüzünde fesat çıkaran bozguncuların sonu nice olmuş!
Zâlimleri bekleyen acı âkıbete dikkat çekildikten sonra, gelelim müminlere müjdelenen ilâhî nîmetlere:
M

Mahmut Özdemir Meali

Zulmederek ve kibirlenerek onları bile bile inkâr ettiler. Oysa kendi nefisleri kesin inandı-bildi.
Bir bak, Bozgunculuk Yapanlar’ın sonu nasıl oldu? ***
M

Mehmet Okuyan Meali

Kendileri bu delillere kesin olarak inandıkları hâlde, haksızlık ve kibirleri nedeniyle onları inkâr etmişlerdi. [*] Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!”
M

Mehmet Türk Meali

Vicdanları kabul ettiği halde, sırf zulüm ve kibirlerinden dolayı onları inadına inkâr ettiler. (Ey Muhammed!) Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak.
M

Mehmet Çakır Meali

Yakinen bilip ettikleri halde, gurur ve kibir meselesi yapıp mucizeleri inkar ettiler ama , bozguncuların sonu ne oldu gördün ...
M

Mehmet Çoban Meali

Vicdanları ayetlerimizin doğruluğuna kanaat getirdiği halde; kibirleri, bencillikleri yüzünden haksızca gerçeklerimizi inkâr ettiler. Ayetlerimize karşı çıkan bozguncuların sonu ne oldu iyice bak! Onlar yok olup gittiler.
M

Muhammed Esed Meali

ve zihnen onların doğruluğuna kanî oldukları halde, sırf zulmü kendilerine yol edinmiş olmalarından ve kendilerini büyüklük duygusuna kaptırmış olmalarından ötürü mesajlarımıza karşı çıktılar; bak işte bozguncuların sonu nasıl oldu!
M

Mustafa Çavdar Meali

Aslında onlar kesin kanaat getirdikleri halde sırf zulüm ve büyüklenmelerinden dolayı bile bile inanmadılar. Bozguncuların sonu nasıl olurmuş bir bak! 2/75-76, 10/89...91
M

Mustafa İslamoğlu Meali

İç dünyalarında kesin kanaat getirdikleri halde, sırf gerçeği çarpıtma[³²⁹²] ve büyüklenmelerinden dolayı bile bile inkâra saptılar:[³²⁹³] hele bir bak, fesatçıların akıbeti nasıl olurmuş?
O

Orhan Kuntman Meali

Mucizelerimizin (sihir olmayıp, ilahi bir kudret eseri) mucize olduğuna tam bir kanaat getirdikleri halde; sırf zulüm ve kibirlerinden dolap. (Musa'nın hak davetini) inkar ettiler!.. (Ey Muhammed, bak o bozguncuların sonu nice oldu. Senin hak davetini yalan sayanlar da, elbet bir gün böyle perişan olacaklardır)
O

Osman Fırat Meali

Ve ona (mucizelere) ikna oldukları halde, kendilerindeki büyüklenme ve zulümle ona karşı gelmeye gayret ettiler. Bak artık sen, bozguncuların sonları nasıl olacak.
S

Sardorxon Jahongir

O‘‎zlari aniq bilgan bo‘‎lsalar ham, zulm va kibrga berilib, u mo‘jizalarni inkor qildilar. Endi ey Muhammad, buzg‘‎unchilarning oqibati qanday bo‘‎lganini ko‘‎ring.
S

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı āyetlerümüzi inkār itdiler, özleri gümānsuz anı bilmişler‐iken ẓulm‐ıla ve büyüklenmeg‐ile. Pes gör yā Muḥammed nice oldı ṣoñları müfsidle‐rüñ.
S

Suat Yıldırım Meali

Vicdanları onların doğruluğuna şahitlik ettiği halde, sırf kibir ve haksızlık saikiyle, onları inkâr ettiler. İşte bak da fesatçıların, bozguncuların âkıbetlerinin nasıl olduğunu gör!
S

Süleyman Ateş Meali

Vicdanları, onlar(ın doğruluğun)a kanaat getirdiği halde, sırf haksızlık ve böbürlenme yüzünden onları inkar ettiler. Bak işte o bozguncuların sonu nasıl oldu.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Ve onlara karşı 'inâden, nefisleri bunların sihir olmayub mu'cize oldığına yakînen kâni' iken mücerred kibir ve zulümleri ile inkâr iylediler. Bak (Yâ Muhammed) müfsidlerin 'âkıbeti nasıl oldı.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

İçlerinde en küçük şüphe olmadığı halde zalimliklerinden ve büyüklenmelerinden dolayı bile bile inanmadılar. Bak bakalım, o bozguncuların sonu ne oldu.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Zulüm ve böbürlenmeyle, ona karşı çıktılar. Oysaki öz benlikleri, onun gerçekliğine kanaat getirmişti. Bak da gör, nasıl olmuştur o bozguncuların sonu!
Y

Yusuf Ali (English)

And they rejected those Signs in iniquity and arrogance, though their souls were convinced thereof: so see what was the end of those who acted corruptly!
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Ve bu âyetleri, vicdanları da tam bir kanaat getirdiği halde bir zulm ve kibirden dolayı inkar ettiler. Artık bak, o müfsidlerin akibeti nasıl oldu?
Ü

Ümit Şimşek Meali

Vicdanları bu âyetleri kesin bir şekilde doğruladığı halde, zulüm ve kibirleri yüzünden onları inkâr ettiler. Fakat bak, o bozguncuların sonu nice oldu!
İ

İhsan Aktaş Meali

Öz benlikleri, onlara (o ayetlerimize) kâni oldukları (onayladıkları) hâlde, zulüm ve kibirlerinden dolayı, onları bile bile inkâr ettiler. Ama bak (düşün), o bozgunculuk yapanların âkıbeti nasıl oldu!
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Gelen ayetlerimizle mücadele ettiler ve sonunda nefislerini üstün tutarak, Allah’ın ayetlerine haksızlık (zulüm) yolunu seçtiler. Bak bakalım, bozgunculuk yapanların sonu nasıl olmuş?
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Mûcizelerimizi gönüllerine hiçbir şüphe girmeksizin bildikleri halde mücerret zulümden, kendilerini yüksek görmeden dolayı inat ederek inkâr ettiler. Fesatçıların sonu nasıl oldu? Gördün ya!
İ

İsmail Yakıt

İç dünyalarında kâni oldukları/onayladıkları hâlde, zulüm ve kibir yüzünden reddettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bu belgelere kanasıya inanmış iken kıyıcılıklarından büyüklük taslamalarından dolayı yine de onları tanımaz oldular. Bak, karıştırıcıların sonu nice oldu.
Ş

Şaban Piriş Meali

Gerçeği çok iyi anladıkları halde, sırf zalimlik ve büyüklenme yüzünden inkar ettiler. İşte bak, bozguncuların sonu nasıl oldu?!

Neml Suresi 14. Ayet Meali ve Tefsiri

Neml Suresi 14. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Neml Suresi 14. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Neml Suresi 14. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Neml Suresi 14. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim