Sureye Dön

Nahl Suresi Suresi, 103. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Andolsun ki biz biliyoruz, onlar, bunu ona ancak birisi öğretmede diyorlar. Bellettiğini sandıkları adam, yabancıdır, Arapçayı doğru düzen konuşamaz, bu Kur'an'sa, apaçık Arap diliyle.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Andolsun ki, biz kâfirlerin “Bu Kur'ân'ı, ona ancak bir insan öğretmektedir” dediklerini biliyoruz. Öğrettiğini sandıkları adam yabancıdır, Arapçayı doğru düzgün konuşamaz. Fakat bu Kur'ân, apaçık Arap diliyle indirilmiştir.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Andolsun ki Biz, onların: (Ey Nebim, Seni kastederek) "Bunu kendisine mutlaka bir (başka) insan öğretmektedir. (Bu hikmetleri ve ayetleri, özel ve gizli kişiler ve merkezler ona öğütlemektedir)” dediklerini biliyoruz. (Oysa Hakk’tan) Saparak kendisine yöneldikleri (nispet ettikleri kimse)nin dili A’cemidir (yabancı bir dildir), bu (Kur’an) ise açıkça Arapça olan (İlahi bir kelâm)dır.
A

Ahmet Tekin Meali

Onların:
“Kesinlikle, Kur'ân'ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. Muhammed'in hak peygamberliğine dil uzatmak kastıyla Kur'ân'ı kendisine öğrettiğini söyledikleri şahsın dili yabancıdır. Halbuki, bu Kur'ân fasih, ifade gücü üstün, edebî bir Arapça'dır.
A

Ahmet Varol Meali

Onların: "Ona bir insan öğretiyor" dediklerini biliyoruz. Kasdettikleri kişinin dili yabancıdır; bu ise apaçık Arapça bir dildir.
A

Ali Bulaç Meali

Andolsun ki biz, onların: 'Bunu kendisine ancak bir beşer öğretmektedir' dediklerini biliyoruz. Saparak kendisine yöneldikleri (kimse)nin dili a'cemidir, bu ise açıkça Arapça olan bir dildir.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Gerçekten biliyoruz ki, kâfirler: “- Kur'an'ı muhakkak surette (Peygambere, ara sıra görüşüp konuştuğu Rûm'lardan hristiyan) bir insan öğretiyor.” diyorlar. Peygambere öğretiyor zannında bulundukları kimsenin dili yabancıdır; bu Kur'an ise, açık Arapçadır.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Andolsun! Biz, “Ona ancak bir beşer öğretiyor” demelerini biliyoruz (işitiyoruz.) Yaslandıkları lisan yabancıdır. (Sen o lisanı bilmiyorsun.) Bu Kur’an ise, apaçık bir Arapçadır.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Andolsun ki biz, onların “Kur'ân'ı ona bir insan öğretiyor” demekte olduklarını biliyoruz. Nisbet etmeye uğraştıkları adamın dili yabancıdır. Oysaki bu Kur'ân apaçık bir Arapça'dır.[277]
B

Besim Atalay Meali (1965)

Biz biliyoruz «Ona bir adam öğretiyor!» diyorlar; söylenilen adamın dili Arapça değil, Acemcedir; oysa açık Arapçadır
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Biz (müşriklərin): “(Qur’anı) ona (Muhəmmədə) bir insan (ara-sıra görüb danışdığı Cəbr ər-Rumi adlı xaçpərəst bir gənc və ya Səlmani–Farsi) öyrədir!” – dediklərini də bilirik . Onların nəzərdə tutduqları adamın dili başqa dildir. Bu (Qur’anın dili) isə açıq-aşkar (bəlağətli, fəsahətli) ərəb dilidir! (Ərəblər özləri Qur’anın dil, üslub gözəlliyi qarşısında heyranlıqlarını, acizliklərini gizlədə bilmədikləri halda, əcəmlər bu cür fəsahətli ərəb dilini haradan bilə bilərlər?!)
C

Cemal Külünkoğlu Meali

 Andolsun ki biz, onların: “Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır (Rumcadır). Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapçadır. 
C

Cemil Said (1924)

"Kur’ân’ı birisi Muhammed’e ta’lîm idiyor" didiklerini biliyoruz. Halbuki îmân itdikleri âdemin lisânı ’acemdir. (Ecnebîdir) Kur’ân ise fasîh ’arabca bir kitâbdır.
D

Diyanet Vakfı Meali

Şüphesiz biz onların: «Kur'an'ı ona ancak bir insan öğretiyor» dediklerini biliyoruz. Kendisine nisbet ettikleri şahsın dili yabancıdır. Halbuki bu (Kur'an) apaçık bir Arapçadır.  
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

And olsun ki: "Ona elbette bir insan öğretiyor" dediklerini biliyoruz. Kast ettikleri kimsenin dili yabancıdır, Kuran ise fasih Arapça'dır.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Andolsun ki biz onların, “Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapça’dır.[306]
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Muhakkak biliyoruz ki kâfirler: "Kur'ân'ı Muhammed'e bir insan öğretiyor" diyorlar. Peygambere öğretiyor zannında bulundukları kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur'ân ise apaçık bir Arapçadır.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Muhakkak biliyoruz ki onlar «mutlaka onu bir beşer ta'lim ediyor» da diyorlar, ilhad etmek istedikleri kimsenin lisanı A'cemîdir, bu Kur'an ise gayet beliğ bir Arabî lisan
E

Emrah Demiryent Meali

Kasem olsun ki, biz onların (müşriklerin), “Bu Kur’ân’ı, ona (Muhammed’e) kesinlikle bir insan öğretmektedir” dediklerini biliyoruz. (Hâlbuki o) ima ettikleri kişinin lisanı yabancıdır. (Arapça değildir!) Bu Kur’ân ise apaçık Arapça bir lisandır.
E

Erhan Aktaş Meali

Ant olsun ki Biz, onların: “Ona ancak bir beşer¹ öğretiyor.” dediklerini biliyoruz. Kastettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu ise apaçık bir Arapçadır.
E

Eski Anadolu Türkçesi

daħı bayıķ bilürüz, bayıķ anlar eydürler: “bayıķ ögredür aña ādemī” ya'nī rūmį ķul kim peyġamber aña ķur’an öġredürdi; kāfirler eyittiler: ol muḥammed’e ögredür didiler. dili anuñ kim meyl eylerler aña, acemidür dili arabça degül; daħı uşbu ya'nī ķur’ān, arabçadur bellü.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Andolsun ki biz onların: «Bunu mutlakaa bir beşer öğretiyor» diyeceklerini biliyoruz. Hakdan sapmak suretiyle kendisine nisbet edecekleri (o mefruz kimse) nin lisânı (olsa olsa) a'cemî (olabilir. Arabî değil). Bu (Kur'anın dili) ise (bütün fesaahat ve belâğati ile) apaçık Arabca bir dildir.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Muhakkak ki biz, onların: “Bunu kendisine ancak bir beşer öğretiyor.” dediklerini biliyoruz. (Gerçeği) saptırarak (ima ettikleri) kimsenin dili yabancıdır, bu ise apaçık bir Arapça’dır.
H

Hayrat Neşriyat Meali

Şübhesiz biliyoruz ki, onlar: “(Kur'ân'ı) ona ancak bir insan öğretiyor” diyorlar.(Hâlbuki o) nisbet ettikleri kimsenin lisânı yabancıdır; bu ise, apaçık Arabca bir lisandır.(1)
K

Kadri Çelik Meali

Şüphesiz biz, onların, “Bunu ancak kendisine bir beşer öğretmektedir” dediklerini biliyoruz. Kendisine (öğretimi) isnat ettikleri şahsın dili yabancıdır (Arapça değildir!). Hâlbuki bu (Kur'an) apaçık bir Arapçadır.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Hiç kuşkusuz, “Kesin olarak bunları ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. Oysa ona öğretiyor dedikleri kişinin dili yabancıdır, bunun dili ise açık seçik Arapça’dır.
M

M. Pickthall (English)

And We know well that they say: Only a man teacheth him. The speech of him at whom they falsely hint is outlandish, and this is clear Arabic speech.
M

Mahmut Kısa Meali

Ey şanlı Elçi! Biz onların, “Ona bu Kur’an’ı,olsa olsa Tevrat ve İncil hakkında bilgisi olan bir insan öğretiyordur. Çünkü Muhammed’in, böylesine hârikulâde bir eser meydana getirmesi ve geçmiş kavimler, Peygamber kıssaları, kıyâmet, âhiret, evrenin ve insanın yaratılışı... gibi konularda bu kadar kapsamlı ve isabetli bilgiler vermesi aklen imkânsızdır. Öyleyse ona bu kitabı, hitâbet ve belâgat konusunda hiç kimsenin kendisiyle boy ölçüşemeyeceği bir kişi öğretiyor; bu da olsa olsa, vaktiyle Yahudi ve Hıristiyanlardan bir şeyler öğrenmiş olan kölelerimizden biridir. Nitekim Muhammed’in, zaman zaman bu kölelerle konuştuğunu görüyoruz.” dediklerini elbette biliyoruz.
Oysa Kur’an’ın meydan okuması karşısında düştükleri acziyeti itiraf eden bu adamlar, onun beşer üstü bir kaynaktan geldiğini pekâlâ bilirler. Kaldı ki, onlarınKur’an’ı Muhammed’e öğrettiğini iddia ettikleri adamın dili yabancı olduğu ve bu kişi doğru dürüst Arapça konuşamadığı hâlde, bu Kur’an, bütün Arap edebiyatçılarını acze düşüren pürüzsüz, dupduru Arapça dili ile gönderilmiş eşsiz bir mucizedir.Üstelik Kur’an, Yahudilerin seçkin ve ayrıcalıklı bir millet olduğu, Âdem’in işlediği günah yüzünden bütün insanların günahkâr olarak doğduğu, İsa Peygamberin çarmıha gerilerek insanlığın günahına kefaret olduğu, onun Allah’ın —haşa— oğlu olduğu... gibi birçok konuda Yahudi ve Hıristiyanların iddialarını reddediyor ve bunların aslını esasını tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. Bu durumda, kibir ve inatla hakikati reddeden zalimlerden başka kim, bu kitabın üç beş kelimeden fazla Arapça bilmeyen yabancı bir köle tarafından yazdırıldığını iddia edebilir?
M

Mahmut Özdemir Meali

And olsun ki; onların: -"Doğrusu ona bir beşer öğretiyor" dediklerini biliyoruz.
Saparak meylettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu ise açık anlaşılır bir dildir.
M

Mehmet Okuyan Meali

Yemin olsun ki biz onların “Onu (Kur’an’ı ona) ancak bir insan öğretiyor!” dediklerini biliyoruz. [*] İtham ettikleri şahsın [*] dili yabancıdır. (Oysa) bu (Kur’an), apaçık bir Arapça’dır. [*]
M

Mehmet Türk Meali

Yemin olsun Biz onların: “Bu (Kur’an’ı) ona kesinlikle bir insan öğretiyor”¹ dediklerini de biliyoruz. Hâlbuki kastettikleri kimsenin dili yabancıdır, bu (Kur’an)’ın dili ise apaçık bir Arapçadır.²
M

Mehmet Çakır Meali

Biz onların: " Birileri Muhammed’e bilgi veriyor " dediklerini biliyoruz. Halbuki hoca dedikleri adamın dili yabancı, bu ise berrak bir Arapça’dır.
M

Mehmet Çoban Meali

Şüphesiz: "Kur’an’ı ona ancak bir insan öğretiyor." dediklerini biliyoruz. Kendisine nispet ettikleri şahsın dili yabancıdır. Hâlbuki onlara gönderdiğimiz ayetlerin dili apaçık bir Arapçadır. Hiç düşünmüyorlar mı?
M

Muhammed Esed Meali

Hiç kuşkusuz onların, “Ona ¹²⁹ [bütün] bunları mutlaka bir insan öğretiyor!” dediklerini pekala biliyoruz. Oysa, onların karalamak amacıyla îma ettikleri kimsenin dili bütünüyle yabancı bir dil ¹³⁰ olduğu halde, bu mesaj [hem kendisi] açık olan, [hem de gerçeğin özünü] apaçık gösteren Arapça bir söylemdir. ¹³¹
M

Mustafa Çavdar Meali

Biz onların, “Bu Kuran’ı bir insan öğretiyor” dediklerini elbette biliyoruz. Oysa onların kastettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kuran ise apaçık bir Arapçadır. 6/25, 8/31, 16/24, 25/4-5, 46/10-11
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Doğrusu Biz onların; “Ona bu (vahyi) öğreten bir insandan başkası değil”[²¹⁹⁴] dediklerini çok iyi biliyoruz. Oysa, gerçeği saptırmak için kendisini îmâ ettikleri kişinin dili yabancı bir dil olduğu hâlde, bu (vahyin) dili hem özünde açık hem de hakikati açıklayan bir Arapça’dır.[²¹⁹⁵]
O

Orhan Kuntman Meali

And olsun ki biz onların "Muhammed'e mutlaka bir (yabancı) adam öğretiyor" dediklerini biliyoruz. Kasdettikleri kişinin dili yabancıdır. Kur'an ise apaçık Arapçadır. (Yabancı bir kimsenin fesâhat ve belâgatta böyle eşsiz bir beyanı söylemesi hiç mümkün olabilir mi)
O

Osman Fırat Meali

Şüphesiz ki biz, onların ’Onu ona bir beşer öğretiyor’ dediklerini biliyoruz. Oysa saptırarak nisbet ettikleri o kişinin dili yabancıdır, bu (Kur’an) ise apaçık bir Arapçadır.
S

Sardorxon Jahongir

Albatta, Biz ularning: “Aniqki, u Muhammadga Qur’onni bir odam o‘‎rgatyapti”, – deyayotganlarini bilamiz. Lekin ular ishora qilayotgan kimsaning tili arabiy emas ajamiy tildir. Bu Qur’on esa aniq arabiydir.
S

Satıraltı Meal (1534)

Taḥḳīḳ biz bilürüz ki anlar eydür ki ögretmez özine, illā ādem oġlanı. Ol dilki meyl iderler aña, ‘Acem dilidür. Daḫı bu Ḳur’ān ‘Arab dili üstinedür.
S

Suat Yıldırım Meali

Biz onların, Peygamber hakkında: “Mutlaka ona öğreten bir insan vardır! ” dediklerini pek iyi biliyoruz. Hakikatten uzaklaşarak tahminle kendisine yöneldikleri şahsın dili, yabancı bir dildir, halbuki bu Kur'ân, açık bir Arapça ifadedir.
S

Süleyman Ateş Meali

Biz onların, "Ona bir insan öğretiyor!" dediklerini biliyoruz. Hak'tan saparak kendisine yöneldikleri adamın dili a'cemi (yabancıdır, açık değildir), bu ise apaçık Arapça bir dildir.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Tahkîk biz biliriz ki müşrikler, "Muhammed'e Kur'ân'ı bir adam ta'lîm ider" dirler. [¹] O işâret iyledikleri adamın lisânı 'Acemîdir. Kur'ân ise âşikâr 'Arabî lisânıyladır.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

“Bunu ona bir kişi[*] öğretiyor” dediklerini elbette biliyoruz. Dillerine doladıkları o kişi Arapça bilmez ama Kur’ân’ın dili apaçık Arapçadır.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Yemin olsun ki, biz, onların, "Kur'an'ı ona bir insan öğretiyor" demekte olduklarını biliyoruz. Nispet etmeye uğraştıkları adamın dili yabancıdır. Oysaki bu, apaçık Arapça bir dildir.
Y

Yusuf Ali (English)

We know indeed that they say, "It is a man that teaches him." The tongue of him they wickedly point to is notably foreign, while this is Arabic, pure and clear.(2143)
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Ve muhakkak biliyoruz, onlar derler ki, «O'nu şüphe yok bir beşer öğretiyor.» Kendisine nisbet ettikleri şahsın lisanı Acemidir, bu ise pek açık bildiren bir lisan-ı Arabîdir.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Onların “Kur'ân'ı ona bir beşer öğretiyor” dediklerini Biz biliyoruz. Oysa Kur'ân'ı kendisine yakıştırdıkları kimsenin dili yabancı, Kur'ân ise apaçık Arapçadır.(26)
İ

İhsan Aktaş Meali

Muhakkak ki onların, "Ona (peygambere bütün) bunları mutlaka bir insan öğretiyor!" dediklerini pekala biliyoruz. Oysa, onların karalamak amacıyla ima ettikleri kimsenin dili bütünüyle yabancı bir dil olduğu (ve Arapçayı bilmediği) hâlde bu mesaj (hem kendisi) açık olan, (hem de gerçeğin özünü) açık gösteren Arapça bir söylemdir.*
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Onların “Ona (Muhammed’e) bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. Hâlbuki (Muhammed’e) Öğretmekle itham ettikleri kişinin dili yabancı bir dil. Ama bu (Kur’an) açıkça Arapça dil.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

* Onların "- Kur/an/ı peygambere ancak bir insan öğretiyor" dediklerini biz biliriz. O nisbet ettikleri insanın lisanı acemidir, arabî değildir. Kur/an lisanı ise beyan ve fesahat sahibi arabî lisanıdır.
İ

İsmail Yakıt

Andolsun Biz onların “Ona bir beşer/insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. Kastettikleri kişinin dili yabancıdır. Hâlbuki Bu Kur’an, açık ve anlaşılır/fasih bir Arapçadır.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Ant olsun ki Biz biliyoruz, onlar şunu diyecekler: "Ona Kur’an’ı öğreten bir ademoğludur." Öğrettiğini sandıkları kimsenin dili yad dildir. Kur’an’ın dili ise apaçık arapçadır.
Ş

Şaban Piriş Meali

Onların, “Muhammed'e bir insan öğretiyor” dediklerini elbette biliyoruz. Kastettikleri kimsenin dili yabancıdır. Kur'an ise apaçık Arapça'dır.

Nahl Suresi 103. Ayet Meali ve Tefsiri

Nahl Suresi 103. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Nahl Suresi 103. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Nahl Suresi 103. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Nahl Suresi 103. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim