Kafir olanlar, yeryüzünde ne varsa hepsine, hatta bir misli fazlasına sahip olsalar da kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini verseler gene makbule geçmez ve onlara pek elemli bir azap vardır.
A
Abdullah Parlıyan Meali
Şüphesiz Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, kıyamet günündeki azaptan kurtulmak için, yeryüzündeki herşeyi ve onun bir benzerini daha fidye olarak vermek isteseler, kabul edilmeyecektir. Çünkü, şiddetli bir azap bekler onları.
A
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Gerçek şu ki inkâr edenler, yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa, bunları da kıyamet gününün azabından (kurtulmak için) fidye vermeye kalkışsalar, yine onlardan kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azap hazırlanıvermiştir.
A
Ahmet Tekin Meali
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler, yeryüzündeki servetlerin ve imkânların hepsine sahip olsalar, bunun yanında bir o kadar daha varlıkları olsa, kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye olarak verseler, onların teklif edeceği hiçbir fidye kabul edilmez. Onlara can yakıp inleten, müthiş bir azap vardır.
A
Ahmet Varol Meali
İnkar edenler varya! Yeryüzünde olanların tümü ve bir o kadarı daha onların olsa da bütün bunları kıyamet gününün azabından kurtulmaları için fidye olarak verseler kendilerinden kabul edilmez. Onlar için acıklı bir azap vardır.
A
Ali Bulaç Meali
Gerçek şu ki, inkâr edenler, yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa, bununla da kıyamet gününün azabından (kurtulmak için) fidye vermeye kalkışsalar, yine onlardan kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır.
A
Ali Fikri Yavuz Meali
O kâfir olanlar için, eğer bütün yeryüzündekilerle bir o kadarı daha olsa da, kıyamet gününün azabından kurtulmak için bunu feda etseler, yine kendilerinden kabul olunmaz. Onlara çok acıklı bir azab vardır.
B
Bahaeddin Sağlam Meali
Hiç şüphesiz o kâfir olanlar, eğer yeryüzündeki her şey ve bir katı daha onların olsa ve onu kıyamet günü azabından kurtulmak için fidye verseler, onlardan kabul olmayacaktır. Ve onlar için elim bir azap vardır.
B
Bayraktar Bayraklı Meali
Şüphe yok ki kâfirler, yeryüzündeki her şey ve bunun yanında bir o kadarı da kendilerinin olsa, kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye verseler, onlardan asla kabul edilmez. Onlar için acı bir azap vardır.
B
Besim Atalay Meali (1965)
Kâfirlere gelince, yeryüzünde ne varsa, bir kat daha artiğiyle, hepsi onların olsa, kıyamette azaptan kurtulmakçin verseler de, onlardan onaylanmaz, onlar için ağrıtıcı azap var
B
Bunyadov-Memmedeliyev
Əgər yer üzündə olanların hamısı, üstəlik bir o qədər kafirlərin əlində olsaydı və onlar bunu qiyamət gününün əzabından qurtarmaq üçün fidyə versəydilər, yenə də onlardan (fidyə) qəbul olunmazdı. Onları şiddətli bir əzab gözləyir!
C
Cemal Külünkoğlu Meali
İnkârcılar, yeryüzünde ne varsa hepsine, hatta bir misli fazlasına sahip olsalar da kıyamet gününün azabından kurtulmak için tamamını fidye olarak verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara çok acıklı bir azap vardır.
C
Cemil Said (1924)
Kâfirlere gelince arzdaki zenginliklerinin iki misli zenginliğe mâlik olub da kıyâmet güninde ’azâbdan kurtulmak içün hepsini virmiş olsalar kabûl idilmez. Elîm bir ’azâb ânları bekler.
D
Diyanet Vakfı Meali
Şüphe yok ki kâfir olanlar, yer yüzündeki her şey ve bunun yanında da bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye verseler onlardan asla kabul edilmez; onlar için acı bir azap vardır.
D
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Doğrusu, yeryüzünde olan bütün şeyler ve onların bir katı daha kafirlerin olsa da, kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler kabul edilmez. Onlara elem verici azab vardır.
D
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kâfirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.
E
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Bütün yeryüzündekiler ve bir o kadarı daha inkâr edenlerin olsa, bunlar kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye olarak verseler yine onlardan kabul edilmez. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
E
Elmalılı Meali (Orijinal)
Şübhesiz o küfredenler bütün Arzdaki ve daha bir o kadarı onların olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar kendilerinden kabul edilmez, onlara elîm bir azab vardır
E
Emrah Demiryent Meali
Şüphesiz ki, yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha kâfirlerin olsa, hesap günü, azaptan kurtulmak için bunun tamamını fidye olarak verseler dahi onlardan hiçbir şey kabul edilmez. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
E
Erhan Aktaş Meali
Yeryüzünde olanların tamamı ve bir o kadarı daha, gerçeği yalanlayan nankörlerin olsa ve Kıyamet Günü'nün azabından kurtulmak için bunları fidye olarak verseler, bu onlardan asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem verici bir azap vardır.
E
Eski Anadolu Türkçesi
bayıķ anlar kim kāfir oldılar bayıķ eger anlaruñ-imisse ol kim yirdedür hep daħı anuñ gibi “anuñ-ile tā śatun alalar anuñ-ile ya'nį gendüzilerini 'aźābından ķıyāmet güninüñ ķabūl olınmaya anlardan. daħı anlaruñdur 'aźāb aġrıdıcı.
H
Hasan Basri Çantay Meali
O inkâr edib kâfir olanlar (yok mu?) eğer yer yüzünde bulunan her şey ve onun bir o kadarı daha onların olsa da kıyaamet gününün azabından (kurtulmak için) onu feda etseler yine kendilerinden kabul olunmaz. Onlar için pek acıklı bir azâb vardır.
H
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
İnkâr edenlere gelince, yeryüzünde olanların hepsi ve bir o kadarı daha onların olsa ve kıyamet gününün azabından kurtulmak için bunları fidye olarak verseler bile kabul edilmez. Onlara elim bir azap vardır.
H
Hayrat Neşriyat Meali
Şübhesiz o inkâr edenler, yeryüzünde ne varsa tamâmı ve bununla berâber bir o kadarı daha gerçekten kendilerinin olsa da, kıyâmet gününün azâbına karşı onu fedâ etseler,(yine) kendilerinden kabûl edilmez.(2) Onlar için (çok) elemli bir azab vardır!
K
Kadri Çelik Meali
Doğrusu, yeryüzünde olan bütün şeyler ve onların bir katı daha kâfirlerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler (yine de) onlardan kabul edilmez ve onlar için elem verici azap vardır.
K
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Kâfir olanlar var ya, yeryüzünde olan her şey, bunun yanında bir o kadarı daha onların olsa ve kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu kurtuluş fidyesi olarak verseler, onlardan asla kabul edilmez; onlar için elem verici bir azap vardır.
M
M. Pickthall (English)
As for those who disbelieve, lo! if all that is in the were theirs, and as much again therewith, to ransom them from the doom on the day of Resurrection, it would not be accepted from them. Theirs will be a painful doom.
M
Mahmut Kısa Meali
Bu dünyanın gelip geçici nîmetlerine tamah ederek bütün insânî ve ahlâkî değerleri reddeden, böylece, bu değerlerin biricik kaynağı ve varlık sebebi olan ilâhî mesajı inkâr eden o zâlimler, Diriliş Günü azaptan kurtulmak için yeryüzündeki bütün nîmetleri ve bir o kadarını fidye olarak verseler bile, bu onlardan asla kabul edilmeyecektir. Onların hakkı, can yakıcı bir azaptır!
M
Mahmut Özdemir Meali
İnkâr etmiş olanlar, Kıyâmet günü’nün azâbından dolayı fidye / kurtulma bedeli vermeleri için, topluca Yeryüzü’ndeki şeyler ve bunun yanında bir misli daha onların olsa, onlardan kabul edilmez. Onlar için acıveren bir azâp vardır.
M
Mehmet Okuyan Meali
Şüphesiz ki kâfir olanlar, yeryüzündeki her şey ve bununla bir o kadarı daha kendilerinin olsa ve kıyamet gününün azabından dolayı onu fidye vermek isteseler de onlardan (asla) kabul edilmemiş (olacak)tır. [*] Onlar için elem verici bir azap vardır.
M
Mehmet Türk Meali
Yeryüzündekilerin tamamıyla birlikte bir o kadarı daha kâfirlerin olsa kıyamet gününün azabından kurtulmak için bunun tamamını fidye olarak verseler dahi onlardan hiçbir şey kabul edilmez. Ve onlar için acıklı bir azap vardır.
M
Mehmet Çakır Meali
Bir gün inkarcılar, yeryüzündeki tüm mal varlıklarına bir o kadar daha ilave edip ahiret cezasından kurtulmayı teklif edecekler ama, teklifleri kabul edilmeyecek ve çok acı veren cezalarını mutlaka çekeceklerdir.
M
Mehmet Çoban Meali
Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha inkâr edenlerin olsa, kıyamet gününün azabından kurtulmak için sahip oldukları her şeyi fidye verecek olsalar, onlardan fidyeleri asla kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.
M
Muhammed Esed Meali
Şüphe yok ki, hakikati inkara şartlanmış olanlar, Kıyamet Günü’ndeki azaptan kurtulmak için yeryüzündeki her şeyi ve hatta iki kat fazlasını ⁴⁷ fidye olarak teklif etseler de kabul ettiremezler; çünkü şiddetli bir azap bekler onları.
M
Mustafa Çavdar Meali
Doğrusu, yeryüzünde olanların hepsi ve onunla beraber bir misli daha kâfirlerin olsa kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu, fidye olarak vermek isterler ama onlardan asla kabul edilmez. Onlara, acı verici bir azap vardır. 6/70, 13/18, 39/47
M
Mustafa İslamoğlu Meali
Kuşkusuz inkârda direnenler, eğer yeryüzündeki her şeyi, hatta onun iki katını Kıyamet Günü’nün azabından kurtulmak için fidye olarak verseler asla kabul ettiremezler. Neticede can yakıcı bir azap onları bekler.
O
Orhan Kuntman Meali
Şüphe yok ki, -yeryüzünde bulunan her şey ve onların bir katı daha- kendilerinin olsa ve kafirler, kıyamet gününün azabından kurtulmak için bunların hepsini fidye olarak verseler, onlardan kabul olunmaz. Onlar için (o gün) çok şiddetli azap vardır.
O
Osman Fırat Meali
Şüphesiz ki kâfirler, yeryüzündeki her şeyin tamamı ve bir misli daha kendilerinin olsa, kıyamet günündeki azaptan kurtulmak için verseler, bu onlardan kabul edilmez; onlar için elem verici bir azap vardır.
S
Sardorxon Jahongir
Darhaqiqat, kufr keltirgan kimsalar bordi-yu Yer yuzidagi barcha narsaga hatto yana shunchasiga ega bo‘lib, uni qiyomat kunining azobidan qutulish uchun to‘lab bersalar ham, ulardan qabul qilinmaydi. Ularga oxiratda alamli azob bordir.
S
Satıraltı Meal (1534)
Ol kişiler ki kāfir oldılar eger özlerinüñ olsa her ne kim yirde var‐ısa ḳamu‐sı, bir anuñ gibi daḫı olsa bile fidā virseler ḳıyāmet güni ‘aẕābından ḳurtulmaġ‐ıçun, ḳabūl olmaya anlardan. Daḫı anlar‐çun yürekler acıdıcı ‘aẕābvardur.
S
Suat Yıldırım Meali
Kâfirler, kıyamet günü cezaları olan azaptan kurtulmaları için, dünyada olan her şeyi, bir misli fazlasıyla verseler dahi kendilerinden kabul edilmez. Onlara can yakıcı bir azap vardır. [10, 54; 13, 18; 39, 47; 70, 11-14]
S
Süleyman Ateş Meali
O inkar edenler var ya, eğer yeryüzünde olanların hepsi ve onun bir katı daha kendilerinin olsa da, kıyamet gününün azabından kurtulmak için (bunları) fidye verseler, kendilerinden kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır.
S
Süleyman Tevfik (1927)
Şunlar ki kâfir oldılar, yeryüzünde olan şeylerin hepsi onların olsa ve bunun bir katı da fazla olarak Cenâb-ı Hakk'ın 'azâbından kurtulmak içün fedâ itseler onlardan bu fidyeleri kabûl olunmaz. Onlar içün elemli 'azâb vardır.
S
Süleymaniye Vakfı Meali
Ayetleri görmezden gelenlere (kafirlere) gelince, yeryüzündeki her şey hatta bir o kadarı daha ellerinde olsa ve (mezardan) kalkış gününün azabından kurtulmak için fidye olarak verseler kabul edilmeyecektir. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır.
Y
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Küfre batanlar var ya, yeryüzündekilerin hepsi ve yanında bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye verseler, onlardan bu bile kabul edilmez. Korkunç bir azap vardır onlar için.
Y
Yusuf Ali (English)
As to those who reject Faith-if they had everything on earth, and twice repeated, to give as ransom for the penalty of the day of judgement, it would never be accepted of them. Theirs would be a grievous penalty.
Ö
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Şüphesiz o kimseler ki kâfir oldular, eğer yerde bulunanların cümlesi ve onunla beraber bir misli daha onların olup da Kıyamet gününün azabından dolayı onları feda edecek olsalar kendilerinden kabul edilmez ve onlar için elîm bir azap vardır.
Ü
Ümit Şimşek Meali
İnkâr edenlere gelince: Eğer yeryüzündeki herşey, hattâ bir o kadarı daha onların olsa da bütün bunları kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, bu onlardan kabul edilmez. Onlar için acı bir azap vardır.
İ
İhsan Aktaş Meali
Şüphesiz o inkâr etmiş olanlar eğer yeryüzünde bulunan her şey ve onun bir o kadarı daha onların olsa da kıyamet gününün azabından (kurtulmak için) onu feda etseler bile yine kendilerinden kabul olunmaz. Ve onlar için (kıyamette) pek acıklı bir azâ vardır.
İ
İlyas Yorulmaz Meali
Allah’a kulluk etmekten kaçınanlar, yeryüzündeki her şey onların olsa ve bir misli daha olsa, kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini feda ederlerdi, ancak onlardan hiçbir şey kabul edilmez. Onlar için acıklı bir azap var.
İ
İsmail Hakkı İzmirli
Kâfir olanlar yok mu, onlar yer yüzünde ne varsa hepsi, onunla beraber bir misli kendilerinin olsa da onları kıyamet gününün azabından kurtulmak için feda etseler yine kabul olunmaz. Onlar için acıklı bir azap vardır.
İ
İsmail Yakıt
İnkâr edenler eğer yeryüzünde olanların tamamına hatta bir misli daha fazlasına sahip olsalar ve bunu kıyamet gününün azabına karşı fidye olarak verseler dahi onlardan kabul edilmeyecektir¹⁷. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
İ
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İşte o kimseler ki tanımazlar, işte onlar yeryüzünde ne varsa hepsi de onların olsa, bir o kadarını da üzerine koysalar da kıyamet gününün azabından kurtulmak için bütün bunları elden çıkaracak olsalar, yine de bunlar onlardan alınmaz. Onlar için acıklı bir azap vardır.
Ş
Şaban Piriş Meali
Doğrusu, yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha kafirlerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler kabul edilmez. Onlara acı verici bir azap vardır.
Mâide Suresi 36. Ayet Meali ve Tefsiri
Mâide Suresi 36. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Mâide Suresi 36. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Mâide Suresi 36. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.
İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Mâide Suresi 36. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.
Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.
Kişiselleştirme
Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?