İnsanları, kendilerine hidayet geldikten, doğru yol bildirildikten sonra da inanmaktan ve Rablerinden yarlıganma dilemekten meneden şey, ancak evvelkiler hakkındaki yolun, yordamın, dünyada helak edilişin gelmesini, yahut da apaçık bir surette ahiret azabının gelip çatmasını bekleyiş.
A
Abdullah Parlıyan Meali
İnsanları, kendilerine hidayet geldikten, doğru yol bildirildikten sonra da inanmaktan ve Rablerinden bağışlanma dilemekten alıkoyan şey, ancak evvelkilerin başına gelenin başlarına gelmesini, yahut azabın ansızın onları enselemesini beklemeleridir.
A
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Kendilerine hidayet geldiği (Peygamber ve Kitap gönderildiği) zaman, (genellikle) insanları iman etmekten ve Rablerinden bağışlanma dilemelerinden alıkoyan şey; ancak evvelkilerin sünnetinin (geçmiş ümmetlerin hak ettikleri felaketin) kendilerine de gelmesini (istemeleri; yani “Bize hiçbir musibet erişmeyecek” gafletine düşmeleri) veya azabın onları ansızın yetişip enselemesi(ni beklemeleri)dir.
A
Ahmet Tekin Meali
Kendilerine, doğru yolu gösteren hidayet rehberi, peygamber geldiğinde, insanları iman etmekten ve günahlarından dolayı Rablerinden bağışlanma, koruma kalkanına alınma dilemelerinden alıkoyan şey, yalnızca, geçmiş milletlerin başlarına gelen felâketlerin, kendilerine de gelmesini veya burunlarının ucundaki bir savaşla cezalandırılmalarını beklemeleri olmuştur.
A
Ahmet Varol Meali
İnsanları, kendilerine hidayet geldiğinde iman etmekten ve Rablerinden bağışlanma dilemekten alıkoyan; öncekilerin başına gelenlerin kendilerinin de başlarına gelmesi(ni) veya azabın göz göre göre kendilerine ulaşması(nı beklemeleri)nden başka bir şey değildir.
A
Ali Bulaç Meali
Kendilerine hidayet geldiği zaman insanları inanmaktan ve Rablerinden bağışlanma dilemelerinden alıkoyan şey, ancak evvelkilerin sünnetinin kendilerine de gelmesi veya azabın onları karşılarcasına gelmesi(ni beklemeleri)dir.
A
Ali Fikri Yavuz Meali
İnsanlara Peygamber ve Kur'ân geldiği zaman, onları iman etmekten ve Rablerine mağfiret dilemekten alıkoyan, ancak kendilerine evvelkilerin sünnetinin (helâk edilenlerin ibret sahnesinin) gelmesini veya ahiret azabının ansızın gözgöre gelip çatmasını beklemek olmuştur.
B
Bahaeddin Sağlam Meali
Kendilerine hak ve hidayet geldiğinde, insanları iman etmekten, Rablerinden bağışlanma dilemekten alıkoyan tek şey, evvelkilerin başına gelen helak olma yasasını yahut çeşit çeşit azabın açıkça başlarına gelmesini beklemeleridir.
B
Bayraktar Bayraklı Meali
Kendilerine hidayet geldiğinde insanları iman etmekten ve Rabblerinden af dilemekten alıkoyan şey, sadece öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesini, yahut azabın göz göre göre kendilerine gelmesini beklemeleridir.
B
Besim Atalay Meali (1965)
Kılavuz gelmiş iken, insanları inanmaktan, Allahtan yarlığa istemekten de alıkoyan şey, ancak eskilerin başlarına geleni, ya azabın açıkça gelmesini beklemeleridir
B
Bunyadov-Memmedeliyev
İnsanlara (Məkkə müşriklərinə) doğru yol göstərən bir rəhbər (peyğəmbər, Allah kəlamı) gəldiyi zaman ona iman gətirməyə və Rəbbindən bağışlanmalarını diləməyə mane olan şey yalnız əvvəlkilərin başına gələnlərin (adətimiz üzrə əvvəlki ümmətləri düçar etdiyimiz müsibətlərin) onların da başına gəlməsini, yaxud da gözləri baxa-baxa əzabın gəlib onlara yetişməsini gözləməlidirlər.
C
Cemal Külünkoğlu Meali
Kendilerine doğru yolu gösteren (peygamber ve Kur’an) geldiği halde insanları, iman etmekten ve Rablerinden bağışlanma dilemekten alıkoyan şey, ancak (onların) önceki (günahkâr) toplumlara uygulanan sürecin (bela ve musibetlerin) kendilerine de uygulanmasını ya da (nihai) azabın ahirette başlarına gelmesini beklemeleridir.
C
Cemil Said (1924)
Tarîk-i hidâyet kendilerine gösterildiği halde îmân itmekden ve Allâh’dan ’afv dilemekden insânları ne men’ ider? Belki evvel gelen âdemlerin ’âkıbetine uğramağı ve yâhud âşikâr sûretde ’azâba dûçâr olmağı bekliyorlar.
D
Diyanet Vakfı Meali
Kendilerine hidayet geldiğinde insanları iman etmekten ve Rablerinden mağfiret talep etmekten alıkoyan şey, sadece, öncekilerinin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesini, yahut azabın göz göre göre kendilerine gelmesini beklemeleridir!
D
Diyanet İşleri Meali (Eski)
İnsanlara doğruluk rehberi gelmişken, onları inanmaktan, Rablerinden mağfiret dilemekten alıkoyan öncekilere uygulananın kendilerine de uygulanmasını veya gözleri göre göre azaba uğramayı beklemeleridir.
D
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab’lerinden mağfiret dilemelerine, ancak, öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesi, ya da kendilerine azabın göz göre göre gelmesi (yönündeki beklentileri) engel olmuştur.
E
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Kendilerine doğru yolu gösteren peygamber geldiğinde insanları, iman etmekten ve Rabblerinden günahlarının mağfiretini istemekten alıkoyan şey sadece geçmiş milletlerin başlarına gelen felaketlerin kendilerine de gelmesini veya ahiret azabının ansızın göz göre göre gelip çatmasını beklemek olmuştur.
E
Elmalılı Meali (Orijinal)
Kendilerine doğru yolu gösteren peygamber geldiği halde insanları iyman etmekten ve günahlarının mağrifetini istemekten alıkoyan da başka değil, ancak kendilerine evvelkilerin sünneti gelmesi veya Âhıret azâbının gözleri önüne gelmesi kazıyyesidir
E
Emrah Demiryent Meali
Kendilerine hidâyet geldiği (peygamber ve kitap gönderildiği) zaman, (genellikle) insanları îmân etmekten ve Rablerinden bağışlanma dilemelerinden alıkoyan şey, önceki (ümmet) lere (tatbik edilmiş) olan (ilâhî) kanunların kendilerine de gelip çatmasını veya göz göre göre azabın kendilerine gelmesi (ni beklemeleri) dir.
E
Erhan Aktaş Meali
Kendilerine hidayet¹ geldiği zaman; insanları, Rabb'lerinin bağışlamasını dilemekten ve inanmaktan alıkoyan şey, kendilerinden öncekilerinin başına gelenlerin, kendi başlarına da gelmesini ya da azapla karşı karşıya gelmeyi beklemeleridir.
E
Eski Anadolu Türkçesi
daħı yıġmadı ādemįleri kim inanalar ol vaķt kim geldi anlara ŧoġru yol daħı yarlıġamaķ dileyeler çalabılarına illā kim gele anlara ilergiler ķaydası yā gele anlara 'aźāb dürlüler.
H
Hasan Basri Çantay Meali
İnsanlara hidâyet geldiği zaman onların îman etmelerini, Rablerinden mağfiret istemelerini evvelkilerin (mahv-ü helakinde carî ve haakim olan ilâhî) sünnetin kendilerine de yetişib çatacağın (ı), yahud onlara gözleri önünde (âhiret) azâb (ının) geleceğin (i beklemelerin) den başka bir şey men'etmedi.
H
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Kendilerine hidayet (:Kur’ân) geldiğinde insanları inanmaktan ve Rablerinden bağışlanma dilemekten alıkoyan şey sadece, öncekilere uygulanan sünnetin kendilerine de gelmesini veya azabın açıkça karşılarına gelmesini (beklemeleridir).
H
Hayrat Neşriyat Meali
Bununla berâber kendilerine hidâyet geldiği zaman, insanları îmân etmekten ve Rablerinden mağfiret dilemekten alıkoyan şey, ancak önceki (ümmet)lere (tatbîk edilmiş)olan (İlâhî) kanunların kendilerine de gelip çatmasını veya göz göre göre azâbın kendilerine gelmesi(ni beklemeleri)dir!
K
Kadri Çelik Meali
Kendilerine hidayet geldiği zaman insanları inanmaktan ve rablerinden bağışlanma dilemelerinden alıkoyan şey, ancak evvelkilerin sünnetinin (akıbetinin) kendilerine de gelmesi ya da kendilerine azabın açıkça gelivermesi (karşısında iman edip kurtulacakları yanılgısı içinde bulunmaları) olmuştur.
K
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Kendilerine hidayet geldiğinde insanları iman etmekten ve rablerinden mağfiret talep etmekten alıkoyan şey sadece, öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesini, yahut âhiret azabının göz göre göre kendilerine gelmesini beklemeleridir.
M
M. Pickthall (English)
And naught hindereth mankind from believing when the guidance cometh unto them, and from asking for forgiveness of their Lord, unless (it be that they wish) that the judgment of the men of old should come upon them or (that) they should be confronted with the Doom.
M
Mahmut Kısa Meali
Kendilerine yol gösterici ayetlerimiz ulaştığı hâlde, insanları iman etmekten ve Rablerinden bağışlanma dilemekten alıkoyan tek sebep, önceki milletlere uygulanan yasaların kendi üzerlerinde uygulanmasını veya kendilerine vaadedilen cehennemazâbının bir an önce gelip karşılarına dikilmesini beklemeleri, bu istekleri hemen gerçekleşmeyince de elçileri yalancılıkla itham etmeleridir.
M
Mahmut Özdemir Meali
Onlara Hidayet (Yol Gösterici) geldiğinde, inanmaktan ve rabb’lerinden bağışlanma dilemekten İnsanlar’ı engelleyen şey, ancak onlara İlk Öncekiler’in sünnetinin gelmesi veya karşılık olarak onlara Azab’ın gelmesidir.
M
Mehmet Okuyan Meali
Kendilerine rehber geldiğinde insanları iman etmekten ve Rablerinden bağışlanma dilemekten alıkoyan şey, öncekilere (uygulanan) kanunun [*] kendilerine de gelmesini veya azabın önlerine gelmesini beklemekten başka bir şey değildir!
M
Mehmet Türk Meali
Kendilerine hak din geldiği zaman insanları inanmaktan ve günâhlarının bağışlanmasını istemekten alıkoyan şey, sadece öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesini yahut vâ’dedilen azabın ansızın gelmesini beklemeleridir.
M
Mehmet Çakır Meali
Doğru bilgi kaynağına sahip oldukları halde insanları, inanmaktan ve Rab'lerine tövbe istiğfar etmekten alıkoyan tek şey, eskilerin başına gelen felaket ve acı olayını tekrar ve bizzat yaşama heyecanıdır.
M
Mehmet Çoban Meali
İnsanları hidayet geldikten sonra inanmaktan ve Rabbinden bağışlanma dilemekten alıkoyan şey; öncekilerin yasasının kendilerine uygulanmasını yahut azabın başlarına gelmesini beklemeleridir.
M
Muhammed Esed Meali
Nitekim, kendilerine doğru yol rehberi gelmişken insanları imana erişmekten ve Rablerinden bağışlanma dilemekten alıkoyan yegane tutum, [onların] önceki [günahkar] toplumlara uygulanan sürecin kendilerine de uygulanmasını ya da [nihaî] azabın öte dünyada başlarına gelmesini ⁶¹ beklemeleri değil de, nedir?
M
Mustafa Çavdar Meali
İnsanlara doğru yol kılavuzu Kuran geldiği zaman, onları iman edip mümin olmaktan ve Rabblerinden günahlarının bağışlanmasını dilemekten alıkoyan tek şey; öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesini veya ahiret azabının getirilip gözlerinin önüne serilmesini istemeleridir. 9/70, 14/9...13, 17/94, 50/12...14
M
Mustafa İslamoğlu Meali
Nitekim, kendilerine doğru yolu gösteren rehber geldiği zaman insanları iman etmekten ve Rablerine af dilemekten alıkoyan şey; ya öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesini ya da âhiret azabının gözlerinin önüne konulmasını istemekten başkası değildi.[²⁴⁰⁸]
O
Orhan Kuntman Meali
Kendilerine hidayet (rehberi Kur'an) gelmesine rağmen, müşrikleri imana gelmekten ve (tövbekar olarak) Rablerinden bağışlanma dilemekten alıkoyan şey ancak, öncekilerin başına gelenlerden ibret almamaları ve kendilerine de öyle bir azabın ineceğine inanmayıp, ("Ey Muhammed; eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi üzerimize gökten bir parça indir" - Şuara/187- demeleri ve böylece) göz göre göre azabın inmesini beklemeleridir.
O
Osman Fırat Meali
İnsana, kendine hidayet geldiğinde (sunulduğunda) kabul etmesine ve rabbinden bağışlanma istemesine mâni olan neden; kesinlikle evvelkilerin başına gelenlerin kendi başlarına gelmesini veya azapla karşı karşıya gelmelerini beklemeleridir.
S
Sardorxon Jahongir
Odamlarni ularga hidoyat kelganida iymon keltirishlaridan va Robbilaridan mag‘firat so‘rashlaridan faqatgina avvalgi ummatlarning boshiga tushgan halokatli yo‘lining kelishi yoki ularga ochiqchasiga azob kelishini kutishlari to‘sdi, xolos.
O insanları, kendilerine peygamber geldiği halde, inanmaktan ve Rab'lerinden af dilemekten alıkoyan şey, sırf Allah'ın düsturu uyarınca, evvelki ümmetlerin başına gelen azabın kendilerinin de başlarına gelmesini yahut âhiret azabının gözlerinin önüne konulmasını beklemeleridir. [29, 29; 8, 32]
S
Süleyman Ateş Meali
Kendilerine hidayet geldiği zaman insanları inanmaktan ve Rablerine istiğfar etmekten alıkoyan şey, ancak evvelkilerin yasasının kendilerine de gelmesi(ni) yahut azabın açıkça karşılarına gelmesi(ni beklemeleri)dir.
S
Süleyman Tevfik (1927)
Kendilerine rehber-i hidâyet rasûl geldikde nâsı îmândan ve rablerine istiğfârdan men' iden şey geçen ümmetlerin helâkindeki sünnetimizin veyâhud onlara bağteten 'azâbımızın vurûdına intizârlarıdır.
S
Süleymaniye Vakfı Meali
Kendilerine doğru yolu gösteren biri çıktığında insanları inanıp güvenmekten ve Rablerinden bağışlanma dilemekten alıkoyan nedir? Eskilerin başına gelenlerin gelmesini veya ahiret azabının[*] karşılarına dikilmesini mi bekliyorlar?
Y
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Kendilerine hidayet geldikten sonra, insanları iman etmekten, Rablerinden af dilemekten alıkoyan şey şundan başkası değildir: Evvelkilerin yol ve yöntemlerinin kendilerine de gelmesini yahut bizzat azabın karşılarına dikilivermesini beklemek.
Y
Yusuf Ali (English)
And what is there to keep back men from believing, now that Guidance has come to them, nor from praying for forgiveness from their Lord, but that (they ask that) the ways of the ancients be repeated(2399) with them, or the Wrath be brought to them face to face?
Ö
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Kendilerine Hüda (Kur'an) geldiği zaman nâsı imân etmelerinden ve Rablerine istiğfarda bulunmalarından men eden olmadı, ancak kendilerine evvelkilerin sünnetinin (haklarında mukadder olan helâkin) gelmesini veya kendilerini azabın ayânen gelmesini is temeleri olmuştur.
Ü
Ümit Şimşek Meali
Kendilerine hidayet geldiğinde iman ederek Rablerinden af dilemekten insanları alıkoyan şey, İlâhî yasa uyarınca evvelkilerin başına gelen cezanın kendi başlarına da gelmesini veya âhiret azabının gözleri önüne konmasını beklemeleri olmuştur.
İ
İhsan Aktaş Meali
Kendilerine doğruluk rehberi (Kur’an) geldiği zaman (inanmayan) insanları inanmaktan ve Rablerinden bağışlanma dilemelerinden alıkoyan şey, ancak (kendilerine mesajlarımızı tebliğ eden elçileri yalanlamaları sebebiyle) evvelkilerin sünnetinin (akıbetinin) kendilerine de gelmesi ya da kendilerine azabın açıkça gelivermesi (karşısında iman edip kurtulacakları yanılgısı içinde bulunmaları) olmuştur.*
İ
İlyas Yorulmaz Meali
Doğru yolu gösteren belgeler geldiğinde, insanları iman etmekten alıkoyan veya Rablerinden bağışlama dilemeye engel olan şey, daha önceki toplumların uygulamaları veya azapla (ölümle) karşı karşıya gelmelerinden başka bir şey değildir.
İ
İsmail Hakkı İzmirli
İnsanlara hidayet [¹] gelmişken evvelkiler hakkındaki helak âdetinin veya gözleri önünde [²], azabın gelmesini beklemelerinden başka onları imandan, Rablerine istiğfardan men eden hiçbir şey yoktur.
İ
İsmail Yakıt
Kendilerine doğru yolu gösterici geldiği zaman, insanların inanmalarına ve Rablerinden bağışlanma dilemelerine engel olan şey, ancak öncekilerin başlarına gelenlerin [sunnetu’l-evvelîn] kendilerine de gelmesini yahut azabın açıkça göz önüne konmasını beklemeleridir.
İ
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Kendilerine doğru yolu gösterici geldikten sonra da insanları inanmaktan, yarlıgama istemekten alıkoyan neydi? Eskilerin başına gelenlerin gelmesini mi, yoksa azabın birden bire gelmesini mi beklemeleriydi?
Ş
Şaban Piriş Meali
İnsanlara doğruluk kılavuzu geldiği zaman, onları iman etmekten ve Rablerinden af dilemekten alıkoyan ancak öncekilere uygulananın başlarına gelmesini veya göz önünde bir azabın kendilerine gelmesini beklemeleridir.
Kehf Suresi 55. Ayet Meali ve Tefsiri
Kehf Suresi 55. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Kehf Suresi 55. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Kehf Suresi 55. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.
İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Kehf Suresi 55. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.
Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.
Kişiselleştirme
Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?