Ve o gün dağları yerinden sökeriz ve görürsün ki yeryüzü dümdüz olmuş ve onları diriltiriz, haşrederiz, hiçbir tanesini bırakmayız.
A
Abdullah Parlıyan Meali
O gün dağları yerinden ayırıp yürütürüz de, yeryüzünü düz ve pürüzsüz görürsün; o gün kimseyi bırakmaksızın herkesi diriltip, mahşer alanına toplayacağız.
A
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
(Kıyamette) Dağları (yerinden söküp) yürüteceğimiz gün, yeri çırılçıplak (dümdüz olmuş) görürsün (de şaşırıp kalırsın, artık) onları (bütün insanları haşredip) bir arada toplamışız da, içlerinden hiçbirini dışarıda bırakmamışızdır.
A
Ahmet Tekin Meali
Dağları yürüteceğimiz, yerin, içindeki ağırlıkları ve ölüleri dışına atacağı, yeryüzünü çıplak göreceğin ve bütün insanları haşredip toplayacağımız gün, onlardan hiçbirini mahşerin dışında bırakmayacağız.
A
Ahmet Varol Meali
O gün dağları yürütürüz, yeri dümdüz görürsün, onların hepsini bir yere toplarız ve hiçbirini bırakmayız.
A
Ali Bulaç Meali
Dağları yürüteceğimiz gün, yeri çırılçıplak (dümdüz olmuş) görürsün; onları bir arada toplamışız da, içlerinden hiç birini dışarda bırakmamışızdır.
A
Ali Fikri Yavuz Meali
O kıyamet gününü hatırla ki, dağları yürüteceğiz ve arzı çırılçıplak göreceksin. İnsanları, hesap yerine toplamışız da onlardan hiç bir kimse bırakmamışız.
B
Bahaeddin Sağlam Meali
Dağları yürüttüğümüz, yeryüzünü çırılçıplak gördüğün ve onları mahşerde topladığımız gün, hiçbirini (toprak içinde) bırakmakla mağdur etmeyeceğiz.
B
Bayraktar Bayraklı Meali
Dağları yürüttüğümüz gün, yeryüzünü dümdüz görürsün. Hiçbirini bırakmaksızın insanların hepsini bir araya getiririz.
B
Besim Atalay Meali (1965)
O gün biz dağları yürütürüz de, yeryüzünü apaçıkça görürsün, içlerinden hiçbirini bırakmadan, onları toparlarız
B
Bunyadov-Memmedeliyev
O gün (qiyamət günü) dağları (yerindən qoparıb) hərəkətə gətirəcəyik. (O vaxt) yeri düzdüz görəcəksən, (mö’minləri və kafirləri) bir yerə toplayacaq, onların heç birini (kənarda) qoymayacağıq.
C
Cemal Külünkoğlu Meali
O gün dağları (yerlerinden) yürüteceğiz ve yeryüzünü çırılçıplak ve dümdüz göreceksin. Tek bir kişiyi göz ardı etmeksizin tüm insanları (mahşerde) toplayacağız.
C
Cemil Said (1924)
Dağları yürütdiğimiz gün arzın dümdüz oldığını göreceksin mahşerde tekmîl insânları cem’ ideceğiz bir dânesini unutmayacağız.
D
Diyanet Vakfı Meali
(Düşün) o günü ki, dağları yerinden götürürüz ve yeryüzünün çırılçıplak olduğunu görürsün. Hiçbirini bırakmaksızın onları (tüm ölüleri) mahşerde toplamış olacağız.
D
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Bir gün dağları yürütürüz de yeri dümdüz görürsün. Hiçbirini bırakmaksızın diriltip bir araya toplarız.
D
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü çırılçıplak göreceğin günü bir hatırla. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız.
E
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
O kıyamet gününü hatırla ki, dağları yürüteceğiz ve yeryüzünü çırılçıplak göreceksin. Bütün insanları, mahşerde toplayacağız hiçbir kimseyi bırakmayacağız.
E
Elmalılı Meali (Orijinal)
Düşün o günü ki dağları yürütürüz, Arzı görürsün çır çıplak ve onları hep mahşere toplamışızdır da hiç bir kimse bırakmamışızdır
E
Emrah Demiryent Meali
(Kudretimizle) dağları (yerinden söküp) yürüteceğimiz (o kıyamet) gün (ü), yeri çırılçıplak (dümdüz olmuş) görürsün. Biz onlardan (mü’min, kâfir) hiçbirini bırakmaksızın hepsini (dirilterek) mahşerde toplarız.
E
Erhan Aktaş Meali
O gün dağları yürüteceğiz. Ve yeryüzünü dümdüz görürsün. Hiç kimseyi bırakmaksızın onların tamamını¹ mahşerde toplarız.
E
Eski Anadolu Türkçesi
daħı ol gün yüridevüz ŧaġları daħı göresin yiri çıķmış görinür daħı dirdük anları pes ķomaduķ anlardan kimseyi.
H
Hasan Basri Çantay Meali
(Düşün) o gün (ü) ki biz dağları yürüteceğiz ve sen yeri (çırçıplak) bir çöl göreceksin. Onları da mahşerde toplamışızdır da içlerinden hiç birini bırakmamışızdır.
H
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Dağları yürüteceğimiz gün yeryüzünü çıplak görürsün. Hiç kimseyi bırakmaksızın onları toplayacağız.
H
Hayrat Neşriyat Meali
Öyle bir gün ki, dağları yürütürüz de yeri dümdüz görürsün; artık onların hiçbirini bırakmaksızın hepsini (mahşerde) toplamışızdır!
K
Kadri Çelik Meali
Dağları yürüteceğimiz gün, yeri çırılçıplak (içi boşaltılmış) görürsün; onları bir arada toplamışız da içlerinden hiç birini dışarıda bırakmamışızdır.
K
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Bir gün dağları yürüteceğiz ve yeryüzünü dümdüz göreceksin. Hiçbirini geride bırakmaksızın onları da mahşerde toplarız.
M
M. Pickthall (English)
And (bethink you of) the Day when We remove the hills and ye see the earth emerging, and We gather them together so as to leave not one of them behind.
M
Mahmut Kısa Meali
O Gün, dağları yerinden söküp hallaç pamuğu gibi atacağız; öyle ki, yerin paramparça edildiğini ve onun yerine yaratılan dünyanın (14. İbrahim: 48) dümdüz, çırılçıplak olduğunu göreceksin. Sonra da, bütün insanları yeniden dirilterek bir araya getirecek, bir tekini bile geride bırakmayacağız.
M
Mahmut Özdemir Meali
O gün Dağlar’ı yürütürüz; Yer’i dümdüz görürsün. Onları bir araya topladık; onlardan kimseyi bırakmadık.
M
Mehmet Okuyan Meali
Dağları yürüteceğimiz gün yeryüzünü çıplak (dümdüz) görürsün. Hiçbirini bırakmaksızın onları (mahşerde) toplayacağız.
M
Mehmet Türk Meali
O dağları yürüteceğimiz gün, yeryüzünün içerisindekilerin yüze çıktığını ve Bizim, bir tanesini bile bırakmaksızın (tüm insanları) diriltip bir araya topladığımızı görürsün.¹
M
Mehmet Çakır Meali
O gün dağları yürüteceğiz. Yeryüzü dersen cascavlak olacak. Hiç kimseyi atlamadan insanları bir araya toplayacağız.
M
Mehmet Çoban Meali
Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü çırılçıplak göreceğin günü hatırla! Hayalinde canlandır. Biz insanları hesap günü toplarız. Hiçbirini bırakmayız. Hiç kimse hesap gününden kaçamaz. Yoksa onlar şöyle mi düşünüyor? Hesap günü toplanacak bunca insan arasında Allah bizi mi görecek? Aradan sıvışırız mı diyorlar? Hayır! Onlar o gün başlarında nöbetçiler olmasa bile kendiliklerinden hesaba doğru gelecekler. Bu bizim yasamızdır. Yasamızı değiştirebilecekler mi?
M
Muhammed Esed Meali
Çünkü, dağları ortadan kaldıracağımız o Gün yeryüzünü boş ve çıplak görürsün; [o Gün] kimseyi bırakmaksızın herkesi [diriltip] bir araya toplayacağız.
M
Mustafa Çavdar Meali
O gün dağları yerlerinden söküp yürüttüğümüzde yeryüzünün dümdüz olduğunu göreceksin ve o gün geride tek bir kişi bile bırakmadan insanların hepsini bir araya toplayacağız. 20/105...107, 52/10, 84/3, 6/51-94, 36/53
M
Mustafa İslamoğlu Meali
Ve dağları yürütüp düzleyeceğimiz o gün, yeryüzünü düz ve çıplak görürsün;[²⁴⁰⁰] nitekim geride bir tek kişi bırakmadan onların tümünü toplayacağız.
O
Orhan Kuntman Meali
(Ey Muhammed, hatırla) O günü ki, o gün dağları yürütürüz. (Hallaç pamuğu gibi atarız) Ve sen yeryüzünü dümdüz (bir çöl haline gelmiş) görürsün. Hiçbirini geride bırakmaksızın, onların hepsini mahşerde toplarız.
O
Osman Fırat Meali
O gün dağları yürütür ve yeri bariz bir şekilde ortaya çıkmış görürsün. Onların hepsini bir araya toplar ve onlardan hiç kimseyi ihmal etmeyiz.
S
Sardorxon Jahongir
Qiyomatda tog‘larni o‘rnidan qo‘zg‘atib yurg‘izadigan va siz yerni tep-tekis holda ko‘radigan kunni eslang! U kunda Biz ulardan birortasini qo‘ymay to‘plagan bo‘lamiz.
S
Satıraltı Meal (1534)
Ẕikr eyle ol güni ki ḳoparur ṭaġları yirlerinden, daḫı göresin yir yüzinidümdüz olmış. Daḫı bir yire süre‐biz ḫalḳı anlardan bir kimesne ḳomaz‐biz.
S
Suat Yıldırım Meali
Gün gelir, dağları yürütürüz, yerin dümdüz hale geldiğini görürsün. İşte bütün insanları mahşer meydanına topladık, eksik bıraktığımız bir tek kişi bile kalmadı. [20, 105-107; 27, 88; 101, 5]
S
Süleyman Ateş Meali
(Yalnız kalıcı eylemlerin yarar sağlayacağı) O gün dağları yürütürüz; yeri al açık (çırılçıplak) görürsün (dağlar savrulup dümdüz olmuş, engebeler kalkmıştır) onları (hep bir yere) toplamışız, hiçbirini bırakmamışızdır.
S
Süleyman Tevfik (1927)
(Yâ Muhammed) O gün ki biz dağları yürüdiriz. Arzı dümdüz görirsin. İnsânları haşr ider, toplarız ve onlardan bir kimseyi unudub kabirde bırakmayız.
S
Süleymaniye Vakfı Meali
Dağları yürüteceğimiz gün yeri çıplak (bitkisiz) bir halde göreceksin. Bir tek eksik bırakmadan onları bir araya toplamış olacağız.
Y
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Gün olur, dağları yürütürüz de yeryüzünü çırılçıplak görürsün. İnsanları huzurumuzda toplamış, içlerinden hiçbirisini hesap dışı bırakmamışızdır.
Y
Yusuf Ali (English)
One Day We shall remove the mountains, and thou wilt see the earth as a level stretch,(2388) and We shall gather them, all together, nor shall We leave out any one of them.
Ö
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Ve yâd et (o günü ki) dağları yürütürüz ve yeri apaçık görürsün. Ve onları haşretmiş oluruz. Artık onlardan bir ferdi bile terketmemişizdir.
Ü
Ümit Şimşek Meali
O gün dağları yürütürüz; yeri ise dümdüz görürsün. Hiçbirini eksik bırakmadan onları huzurumuzda toplarız.
İ
İhsan Aktaş Meali
Ve (yerkabuğunda meydana gelecek çok şiddetli volkanik patlamalar nedeniyle) dağları (yerinden söküp) yürüttüğümüz gün, yeryüzünü düz ve çıplak görürsün ve (insanlardan) hiçbirini bırakmaksızın onları (tüm insanları diriltip) mahşerde toplamış olacağız.
İ
İlyas Yorulmaz Meali
O gün dağları biz yürütürüz, arzı da tamamen boş olarak görürsün. İnsanları diriltilmiş olarak bir araya toplarız ve onlardan hiçbirini (diriltirken) unutmayız.
İ
İsmail Hakkı İzmirli
O gün, dağları yerinden koparıp yürütürüz de yeri dümdüz görürsün. Onları da [²] toplarız, onlardan hiç birini bırakmayız.
İ
İsmail Yakıt
Dağları yürüttüğümüz/ortadan kaldırdığımız gün yeryüzünü dümdüz/çırılçıplak görürsün. Hiç kimseyi bırakmadan herkesi (diriltip) bir araya toplarız.
İ
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
O gün biz dağları yürüteceğiz. Sen yeri dümdüz göreceksin. Onları da derleriz de hiç birini bırakmayız.
Ş
Şaban Piriş Meali
O gün dağları yürütürüz de yeri dümdüz görürsün. Onlardan hiç birini bırakmadan, toplarız.
Kehf Suresi 47. Ayet Meali ve Tefsiri
Kehf Suresi 47. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Kehf Suresi 47. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Kehf Suresi 47. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.
İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Kehf Suresi 47. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.
Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.
Kişiselleştirme
Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?