İşte bunlar, gaibe ait haberlerdir ki sana onları vahyediyoruz. Bundan önce ne sen onları biliyordun, ne kavmin biliyordu, sabret artık; şüphe yok ki sonuç, çekinenlerindir.
A
Abdullah Parlıyan Meali
Ey Muhammed! Sana vahyettiğimiz bütün bunlar, bilinmedik akılla öğrenilmeyecek haberlerdendir ki, onları ne sen, ne de kavmin bundan önce bu haliyle ve tam olarak bilmiyordunuz. Öyleyse sen de, Nuh gibi sabırlı ve dirençli ol. Çünkü unutma ki sonuç, yolunu Allah ve kitabıyla bulanların olacaktır.
A
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
(Ey Resulüm!) Bunlar: Sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bunları Sen ve kavmin bundan önce bilmiyordunuz. Şu halde (inkârcı ve münafıkların eziyetlerine) sabret. Şüphesiz (güzel olan) kutlu sonuç takva sahiplerinindir.
A
Ahmet Tekin Meali
İşte bunlar insanlığa ders olacak bilmediğiniz tarihlerin, gayb âleminin cezalandırma haberlerinden bazılarıdır. Biz bunları sana vahyediyoruz. Bundan önce, sen de, kavmin de bunları bilmiyordunuz. O halde sabırla mücadeleye devam edin. Hayırlı âkıbet, Allah'a sığınıp, emirlerine yapışarak günahlardan arınıp, azaptan korunanların, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü'minlerin, müttakılerindir.
A
Ahmet Varol Meali
Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Daha önce ne sen ne de kavmin bunları biliyordu. Sabret. Sonuç takva sahiplerinindir.
A
Ali Bulaç Meali
Bunlar: Sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bunları sen ve kavmin bundan önce bilmiyordun. Şu halde sabret. Şüphesiz (güzel olan) sonuç takva sahiplerinindir.
A
Ali Fikri Yavuz Meali
(Ey Rasûlüm), işte bunlar gayb haberlerindendir. Sana bunları vahy ile bildiriyoruz. Bundan önce, onları ne sen bilirdin, ne kavmin... O halde sen de sabret. Şüphe yok ki, kurtuluş takva sahiplerinindir.
B
Bahaeddin Sağlam Meali
Bunlar gaybi haberlerdir. Onları sana vahyediyoruz. Bundan önce, bunları ne sen bilirdin ne de kavmin. Sabret! Şüphesiz hayırlı sonuç kendini koruyanlarındır.
B
Bayraktar Bayraklı Meali
“Ey Muhammed! İşte bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. O halde sabret! Çünkü iyi sonuç, sakınanlarındır.”
B
Besim Atalay Meali (1965)
İşte bunlar, senin hiç de bilmediğin haberlerdir, sana bildiriyoruz, bundan önce, sen de, senin ulusun da bunu bilir değildiniz, sabredesin, sonunda kazananlar sakıncı olanlardır
B
Bunyadov-Memmedeliyev
Bunlar (bu əhvalatlar) sənə vəhy etdiyimiz (vəhylə bildirdiyimiz) qeyb xəbərlərindəndir. Bundan qabaq onları nə sən, nə də ümmətin bilirdi. (Ya Peyğəmbərim! Müşriklərin və kafirlərin əzab-əziyyətinə) səbr et. Həqiqətən, (gözəl) aqibət müttəqilərindir!
C
Cemal Külünkoğlu Meali
Bütün bunlar sana vahyettiğimiz bilinmedik haberlerdendir ki bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. O hâlde sabret ve unutma ki, iyi sonuç mutlaka Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanların olacaktır.
C
Cemil Said (1924)
İşte gaybda kalan bu hikâyeyi sana bildiriyoruz. Bu hikâyeyi henüz sen ve kavmin bilmiyor idiniz. Sabırlı ol, Allâh’dan korkanların ’âkıbeti hayırlıdır.
D
Diyanet Vakfı Meali
(Resûlüm!) İşte bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü iyi sonuç (sabredip) sakınanlarındır.
D
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Bunlar sana vahyettiğimiz bilinmeyen olaylardır. Sen de, milletin de daha önce bunları bilmezdiniz. Sabret, sonuç, Allah'tan sakınanlarındır.*
D
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O hâlde sabret. Çünkü (iyi) sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanların olacaktır.
E
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
İşte bunlar gayb haberlerindendir. Bunları sana vahiyle bildiriyoruz. Bundan önce bunları ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sabret, akıbet muhakkak muttakilerindir.
E
Elmalılı Meali (Orijinal)
İşte bunlar gayb haberlerinden, sana bunları vahyile bildiriyoruz, bundan evvel onları ne sen bilirdin ne kavmin, böyle, o halde sabret, her halde akıbet müttekılerindir.
E
Emrah Demiryent Meali
(Resûlüm!) İşte bunlar, sana vahyettiğimiz, gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. O hâlde (Nûh’un sabrettiği gibi sen de kavmin içerisinden inkâr edenlerin ezalarına) sabret. Şüphesiz ki, hayırlı akıbet, takva sahipleri içindir.
E
Erhan Aktaş Meali
İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb¹ haberlerindendir. Bunları ne sen ne de halkın daha önce bilmiyordunuz. O halde sabret. Sonuç, takva sahiplerinindir.”
E
Eski Anadolu Türkçesi
şol ġayb ħaberlerindendur vaḥy eylerüz anı saña. olmaduñ bilürseñ anı sen ne daħı ķavmuñ uşbundan ilerü. pes ķatları bayıķ śoñ śaķınıcılaruñdur.
H
Hasan Basri Çantay Meali
Bunlar gayb haberlerindendir ki sana onları vahyediyoruz. Onları bundan evvel ne sen biliyordun, ne kavmin. O halde (Habîbim) sen de (Nuh gibi her cefâye) katlan. Akıbet hiç şübhesiz takvaaye erenlerindir.
H
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberleridir. Bundan önce sen ve kavmin bunları bilmiyordunuz. Şu halde sabret. Güzel sonuç muttakilerindir.
H
Hayrat Neşriyat Meali
(Habîbim, yâ Muhammed!) Bunlar gayb haberlerindendir ki, onları sana vahyediyoruz. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin!(1) Öyle ise sabret! Şübhesiz ki âkıbet (sonunda asıl kazanç) takvâ sâhiblerinindir.
K
Kadri Çelik Meali
Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bunları sen ve kavmin daha önce bilmiyordun. O halde sabret. Şüphesiz (güzel olan) sonuç, takva sahiplerinindir.
K
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
(Ey peygamber!) İşte bu anlatılanlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin! Sabret, çünkü iyi son günahtan sakınanlarındır.
M
M. Pickthall (English)
This is of the tidings of the Unseen which We inspire in thee (Muhammad). Thou thyself knewest it not, nor did thy folk (know it) before this. Then have patience. Lo! the sequel is for those who ward on (evil)
M
Mahmut Kısa Meali
Ey Muhammed! Bütün bu anlatılanlar, sana vahiyle bildirdiğimiz ve başka türlü asla bilemeyeceğiniz gayb haberlerindendir. Gerçi insanlığın hafızasında derin izler bırakmış olan bu olaylarla ilgili yarı gerçek, yarı efsane bilgi kırıntıları her toplumun kültüründe vardır. Fakat bu ayetlerin size ulaşmasından önce, ne sen, ne de içinde yaşadığın toplum bunu bu kadar net ve doğru biçimde bilmiyordunuz! İşte Nûh’un zâlimlere karşı nasıl bir mücâdele verdiğini, ne büyük eziyetlere göğüs gerdiğini ve sonuçta ne büyük lütuflara eriştiğini gördünüz. O hâlde ey Müslüman, sen de onlar gibi sabret; unutma ki, mutlu son, dürüst ve erdemli insanların olacaktır! Ve aradan yıllar geçti, yeni nesiller geldi. İsimler ve şekiller değişti, fakat değişmeyen tek şey vardı; hak ile bâtılın amansız mücâdelesi:
M
Mahmut Özdemir Meali
Bunlar sana vahyettiğimiz Gayb’ın haberlerindendir. Bundan önce, bunları ne sen biliyordun, ne de senin kavmin! Artık sabret!
Akıbet, Müttakîler’indir / Sakınıp Korunanlar’ındır. ***
M
Mehmet Okuyan Meali
İşte şu(nlar), sana vahyettiğimiz [gayb] (bilinemeyen) haberlerindendir. [*] Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. Sabret! Şüphesiz ki (mutlu) son, [muttakî]ler (duyarlı olanlar) içindir.
M
Mehmet Türk Meali
(Ey Muhammed!) İşte bunlar; sana vahiyle bildirdiğimiz, senin ve kavminin daha önceden bilmediği, ğayb’a¹ ait haberlerdendir. (Öyleyse sen de Nûh gibi) sabret, çünkü (en güzel) sonuç Allahtan hakkıyla sakınanlarındır.
M
Mehmet Çakır Meali
Resulüm! Sana vahyettiğimiz bu haberler, gayb haberleridir. Bunları daha önce ne sen biliyordun ne de halkın. Sabret, çünkü zafer, sağlamcılarındır...
M
Mehmet Çoban Meali
Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Ne sen ne de toplumun daha önce bunları bilmiyordunuz. O halde sen de Nuh gibi toplumunun sana söylediklerine ve seni inkâr etmelerine karşılık sabret! Güzel sonuç Rabbinin yasalarına uyarak yaşayan, insanların çıkardığı yasalara uymayanlarındır!
M
Muhammed Esed Meali
BÜTÜN BUNLAR [ey Muhammed,] sana vahyettiğimiz bilinmedik haberlerdendir ki onları ne sen ne de soydaşların bundan önce [bu haliyle ve tam olarak] bilmiyordunuz. ⁷³ Öyleyse, sen de artık [Nûh gibi] sabırlı ol. Çünkü, unutma ki, gelecek, mutlaka, Allah’a karşı sorumluluk bilincine sahip olanlardan yana olacaktır!
M
Mustafa Çavdar Meali
İşte bu kıssa, sana vahyettiğimiz gayb haberlerdendir. Bundan önce ne sen ne de kavmin bu kıssayı bilmiyordunuz. O halde, sen de Nuh gibi zorluklara karşı sabırla diren zira mutlu son sorumluluğunu yerine getirenlerindir. 20/99
M
Mustafa İslamoğlu Meali
BUNLAR sana bildirdiğimiz gaybî haberlerdendir; bunları sen de toplumun da daha önce biliyor değildiniz.[¹⁷⁴⁴] Şu hâlde sabret! Unutma ki mutlu son, Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde olanlarındır.[¹⁷⁴⁵]
O
Orhan Kuntman Meali
(Ey Muhammed) İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir, onları bundan önce ne sen biliyordun, ne de kavmin. O halde sen de (Nuh gibi her cefâya) katlan, iyi sonuç kuşkusuz takvaya erenlerindir!
O
Osman Fırat Meali
İşte bunlar gayb haberleridir; sana onları vahyediyoruz. Sen ve senin kavmin, önceden bunu bilmiyordunuz. (Öyle ise) sabret; kesinlikle güzel sonuç, korunanlarındır.
S
Sardorxon Jahongir
Ey Muhammad, bular Biz sizga Qur’onda vahiy qilayotgan g‘ayb xabarlaridandir. Bularni oldin siz ham qavmingiz ham bilmas edingiz. Bas, kofirlarning sizga yetkazayotgan ozorlariga sabr qiling. Albatta, go‘zal oqibat Allohdan qo‘rquvchi kimsalar uchundir.
S
Satıraltı Meal (1534)
Uşbu ġayb ḫaberlerinden. Vaḥy iderüz saña anları. Sen anı bilmezdüñ,ḳavmüñ daḫı bilmezdi bundan burun. Pes ṣabr eyle; dünyāda ẓafer, āḫiret‐de sa‘ādet.
S
Suat Yıldırım Meali
İşte bunlar gayb olan birtakım haberlerdir. Onları sana Biz vahyediyoruz. Halbuki bu vahiyden önce onları ne sen, ne de milletin bilmezdiniz. Öyleyse onların red ve inkârlarına karşı sabret, dişini sık ve şüphen olmasın ki hayırlı âkıbet müttakilerindir (Sonunda kazananlar, Allah'ı sayıp O'nun emirlerini çiğnemekten sakınanlar olacaktır). [3, 44; 28, 46; 40, 51; 37, 171-172]
S
Süleyman Ateş Meali
(Ey Muhammed), bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Ne sen, ne de kavmin, daha önce bunları bilmiyordunuz. O halde sabret, sonuç korunanlarındır.
S
Süleyman Tevfik (1927)
İşte bunlar, sana vahy iylediğimiz gayb haberlerindendir. Bundan evvel onı, ne sen ve de kavmin bilirlerdi. Ezâ ve cefâya sabır it, 'âkıbet muttakîlerindir.
S
Süleymaniye Vakfı Meali
İşte bu, gizli kalmış bilgilerdendir; sana vahiy yoluyla bildiriyoruz. Daha önce bunları ne sen bilirdin, ne de halkın. Öyleyse, sen de sıkıntılara katlan (sabret). Mutlu son, Allah’tan çekinerek kendini koruyanlar[*] içindir.”
Y
Yaşar Nuri Öztürk Meali
İşte bunlar, sana vahyetmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları sen de bilmiyordun, toplumun da... Artık sabırlı ol! Sonuç, takvaya sarılanlarındır.
Y
Yusuf Ali (English)
Such are some of the stories of the unseen, which We have revealed unto thee: before this, neither thou nor thy people knew them. So persevere patiently: for the End is for those who are righteous.(1544)
Ö
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
İşte bu, gayb haberlerindendir. Bunu sana vahyediyoruz. Bunu ne sen ve ne de kavmin bundan evvel bilir değildiniz. Artık sabret. Şüphe yok ki akıbet muttakîler içindir.
Ü
Ümit Şimşek Meali
İşte bu sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa bunu daha önce ne sen biliyordun, ne de kavmin. Sabret; âkıbet takvâ sahiplerinindir.
İ
İhsan Aktaş Meali
(Resulüm!) İşte bütün bunlar sana vahyettiğimiz gayb (bilinmeyen) haberlerindendir. Bundan önce (bu hâliyle ve tam olarak) ne sen onları biliyordun ne de halkın! O hâlde sen de (Nuh gibi eziyet ve zorluklara karşı) sabret (diren). Şüphesiz (güzel) sonuç (inkâr, zulüm ve kötülüklerden) korunup sakınanlarındır. *
İ
İlyas Yorulmaz Meali
Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Sen ve senin kavmin daha önceden bunları bilmiyordunuz. O halde sende sabret. Muhakkak ki gelecek Allah’dan korunanların olacaktır.
İ
İsmail Hakkı İzmirli
İşte bu, sana vahiy ettiğimiz gayıp haberlerindendir. Bundan evvel sen de onu bilmezdin, kavmin de onu bilmezdi. Artık katlan. Çünkü akıbet sakınanlarındır.
İ
İsmail Yakıt
(Ey Peygamber!) Bunlar sana vahyettiğimiz algılanamayan [ğayb] haberlerdendir. Bundan önce ne sen onları biliyordun ne de kavmin. Öyleyse sen de sabret/göğüs ger. Sonuç, sorumluluk bilincine sahip olanlarındır.
İ
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İşte senin gönlüne bildirdiklerimiz, bilinmiyenin olaylarındandır. Daha önce bunları ne sen, ne de senin ulusun bilmezdiniz. Öyleyse, sen de katlan. Çünkü sakınanların sonu iyi gelir."
Ş
Şaban Piriş Meali
İşte bunlar, sana vahyettiğimiz bilinmeyen haberlerdir. Bundan önce ne sen ne de kavmin onu bilmiyordunuz. O halde, Sabret, sonuç muttakilerindir
Hûd Suresi 49. Ayet Meali ve Tefsiri
Hûd Suresi 49. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Hûd Suresi 49. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Hûd Suresi 49. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.
İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Hûd Suresi 49. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.
Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.
Kişiselleştirme
Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?