Sureye Dön

Fussilet Suresi Suresi, 16. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Derken onlara, dünya yaşayışında, aşağılık azabını tatsınlar diye uğursuz günlerde bir kasırgadır, yolladık ve elbette ahiret azabı, daha da aşağılatıcıdır ve onlar, bir yardım da görmezler.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Derken onlara dünya hayatında aşağılık azabını tatsınlar diye uğursuz günlerde bir kasırga yolladık. Onların öteki dünyadaki azapları ise, daha da aşağılayıcı olacak ve bir yardımcı da bulamayacaklar.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Bunun üzerine Biz de rezillik ve perişanlık azabını dünya hayatında kendilerine tattıralım diye, uğursuz günlerde üzerlerine (kulakları patlatan ve vücutları kavuran) çok gürültülü bir kasırga yollamış (ve dünyalarını başlarına yıkmış)tık. Elbette ahiret azabı, daha da acıdır ve zelil kılıcıdır. Onlara (umdukları yerlerden) yardım da olunmamıştı (olunmayacaktır).
A

Ahmet Tekin Meali

Bundan dolayı, biz de, onlara, dünya hayatında, rezillik, rüsvaylık cezasını tattırmak için, helâk edilecekleri o uğursuz günlerde, dondurucu bir rüzgâr estirdik. Elbette âhiret, ebedî yurt azâbı daha rüsvay edicidir. Onlara yardım da edilmeyecek.
A

Ahmet Varol Meali

Biz de onlara, dünya hayatında aşağılayıcı azabı tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise daha da aşağılayıcıdır. Onlar yardım da görmezler.
A

Ali Bulaç Meali

Böylece biz de onlara dünya hayatında aşağılanma azabını taddırmak için, o uğursuz (felaketler yüklü) günlerde üzerlerine 'kulakları patlatan bir kasırga' gönderdik. Ahiret azabı daha (büyük) bir aşağılanmadır. Ve onlara yardım edilmeyecektir.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Biz de, perişanlık azabını dünya hayatında kendilerine taddıralım diye, uğursuz günlerde üzerlerine kavurucu bir rüzgâr (kasırga) gönderdik. Elbette ahiret azabı (dünyadakinden) daha şiddetlidir, daha perişan düşürücüdür. Hem de onlar, (Allah'ın azabından) kurtarılmıyacaklardır.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Bunun üzerine uğursuz günlerde fırtınalı, soğuğuyla yakıcı bir rüzgârı onların üzerine gönderdik ki dünya hayatında zillet ve alçaklık azabını çeksinler. Ahiret azabı ise daha alçaltıcıdır. Ve onlara (orada) yardım da edilmez.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Bundan dolayı biz de, onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için o uğursuz günlerde, üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Âhiret azabı ise daha çok perişan edicidir. Onlara hiç yardım da edilmeyecektir.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Dünya dirliğinde horluk azabını onlara tattırmakçin —uğursuz günlerde— üzerlerine, boğanaklı yel gönderdik, ahretin azabı daha çok horlayıcı, yardım olunmazlar da
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Biz onlara dünyada rüsvayçılıq əzabını daddırmaq üçün o uğursuz (nəhs) günlərdə üstlərinə vıyıltı ilə əsən (çox soyuq) bir külək (qasırğa) göndərdik. Axirət əzabı isə daha rüsvayedicidir. Onlara (qiyamət günü) kömək də olunmayacaqdır.
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine soğuk bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı elbette daha rezil edicidir. Onlara (orada) yardım da edilmeyecektir.
C

Cemil Said (1924)

Dünyâda ânları zelîlâne ’azâba dûçâr itmek içün eyyâm-ı menhûsada bâd-ı sarsar (şiddetli furtına) gönderdik. Âhiretde ’azâb daha zelîlâne olacakdır. Kendilerine yardım idecek kimse bulamayacaklardır.
D

Diyanet Vakfı Meali

Bundan dolayı biz de onlara dünya hayatında zillet azâbını tattırmak için o uğursuz günlerde soğuk bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı elbette daha çok rüsvay edicidir. Onlara yardım da edilmez.  
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Rezillik azabını onlara dünya hayatında tattırmak için uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise daha çok alçaltıcıdır ve onlar yardım da görmezler.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Bu yüzden biz de onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için o uğursuz günlerde dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise elbette daha çok rezil edicidir. Onlara yardım da edilmeyecektir.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Biz de kendilerine Dünya hayatta zillet azâbını tattırmak için nuhusetli günlerde üzerlerine bir sarar rüzgârı salıverdik ve elbette Âhıret azâbı daha zilletlidir, hem de onlar kurtarılamıyacaklardır
E

Emrah Demiryent Meali

Bu yüzden biz de onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için (azaba uğramaları sebebi ile kendileri için) uğursuz (olan), o (kara) günlerde, üzerlerine (kulakları sağır edecek derecede çok gürültülü) dondurucu bir kasırga gönderdik. Âhiret azabı ise elbette daha çok rezil edicidir. Onlara yardım da edilmeyecektir.
E

Erhan Aktaş Meali

Bunun üzerine, dünya hayatında zillet azabını onlara tattırmamız için, o bahtsız günlerde dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı ise elbette daha rezil edicidir. Ve onlara yardım da olunmaz.
E

Eski Anadolu Türkçesi

pes viribidük anlaruñ üzere yil śovuķ ķatı yil günlerde naħslar tā daduravuz anlara rüsvāylıķ 'aźābını yaķın dirlik içinde daħı āħiret 'aźābı rüsvāy eyleyicirekdür. daħı anlar arķa virinilmeyeler.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Bundan dolayı biz de, dünyâ hayâtında zillet azabını kendilerine tatdırmamız için, uğursuz uğursuz günlerde üzerlerine çok gürültülü bir bora gönderdik. Âhiret azâbı elbet daha horlayıcıdır. Onlara (hiç bir suretle) yardım da olunmaz.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Bunun üzerine biz de onlara dünya hayatında rezil edici azabı tattırmak için o uğursuz günlerde dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı ise daha da rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.
H

Hayrat Neşriyat Meali

Bunun üzerine, dünya hayâtında rezillik azâbını kendilerine tattırmak için, o uğursuz günlerde,(4) üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Âhiret azâbı ise elbette daha rezîl edicidir; onlara (orada) yardım da edilmez.
K

Kadri Çelik Meali

Böylece biz de onlara dünya hayatında aşağılanma azabını tattırmak için, o uğursuz (felâketler yüklü) günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise daha da bir aşağılayıcıdır ve onlara asla yardım edilmeyecektir.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Sonunda dünya hayatında onlara alçaltıcı cezayı tattırmak için o kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Âhiret azabı ise daha da alçaltıcı olacak, onlara yardım da edilmeyecektir.
M

M. Pickthall (English)

Therefor We let loose on them a raging wind in evil days, that We might make them taste the torment of disgrace in the life of the world. And verily the doom of the Hereafter will be more shameful, and they will not be helped.
M

Mahmut Kısa Meali

Bunun üzerine, tam yedi gece sekiz gün süren o felâket günlerinde, üzerlerine her yeri tarumar eden dondurucu bir kasırga gönderdik ki, onlara bu dünya hayatında alçaltıcı azâbı tattıralım! Fakat onların âhirette çekecekleri cehennem azâbı, çok daha alçaltıcı olacak ve kendilerine hiçbir şekilde yardım da edilmeyecektir!
M

Mahmut Özdemir Meali

Dünya Hayatı’nda onlara Hızy’in (Utanç’ın / Rezalet’in) azâbını tattırmamız için sıkıntılı / kara günlerde üzerlerine dondurucu soğuk rüzgârlar gönderdik.
Elbette Âhiret’in azâbı en utanç verici / en rezil edicidir. Onlar yardım edilmezler.
M

Mehmet Okuyan Meali

(Bu nedenle) biz de onlara dünya hayatında alçaklık azabını tattıralım diye o kara günlerde soğuk bir rüzgâr göndermiştik. [*] Ahiret azabı elbette daha çok rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.
M

Mehmet Türk Meali

Böylece Biz de onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine soğuk ve gürültülü bir fırtına, gönderdik. Onların âhiret azabı ise daha rezil olacak ve onlara yardım da edilmeyecektir.
M

Mehmet Çakır Meali

Çok sıkıntılı bir günün sonunda onlar üzerine dondurucu bir rüzgâr salıp yeryüzünün en kahredici acılarından birini tattırdık. Ahiretteki acımız ise daha da sert olacak. Üstelik imdat edenleri de olmayacak...
M

Mehmet Çoban Meali

Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırdık! Onları mutsuz bırakacak kara bir günde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik! Ahiret azabı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.
M

Muhammed Esed Meali

bunun üzerine, bu dünya hayatında aşağılanmanın azabını tattırmak için o bahtsız günlerde ²¹ üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik: onların öteki dünyadaki azap[lar]ı ise daha da aşağılayıcı olacak ve bir yardımcı da bulamayacaklar.
M

Mustafa Çavdar Meali

Sonunda biz de, o uğursuz günlerde onların üzerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Böylece onlara dünya hayatında alçaltıcı azabı tattırdık. Ahiretteki azapları ise çok daha alçaltıcı olacak ve hiçbir kimseden yardım da göremeyecekler. 46/21...25
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Nihayet bu dünya hayatında alçalışın azabını kendilerine tattırmak için kara günler boyunca üzerlerine iliklere işleyen bir rüzgâr gönderdik:[⁴²⁵¹] ama âhiretin azabı kesinlikle daha alçaltıcıdır ve onlar yardım da göremeyecekler.
O

Orhan Kuntman Meali

Biz de onlara, dünya hayatında zillet azabını tattırmak için, uğursuz günlerde şiddetli bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise elbet daha horlayıcıdır, onlara yardım da edilmez.
O

Osman Fırat Meali

Ve onların üzerine belalı günün dondurucu rüzgârını gönderdik; dünya hayatında onları alçaltıp rezil eden azabı tattırdık. Ahiret azabı ise daha rezil edendir ve onlara yardım edilmez.
S

Sardorxon Jahongir

Bas, ularning ustiga mana shu dunyo hayotida xor qiluvchi azobni tottirib qo‘‎yish uchun mash’um kunlarda ustilariga bir dahshatli bo‘‎ron yubordik. Oxirat azobi esa, shubhasiz, yanada sharmandali bo‘‎ladi va ularga o‘‎zlari sig‘‎inib yurgan butlari tomonidan hech qanday yordam berilmaydi.
S

Satıraltı Meal (1534)

Pes anlar üstine bir ḳatı ṣavuk yil gönderdük naḥs günlerde, biz daddur‐maġ‐ıçun anlara rüsvāylıḳ ‘aẕābını dünyā dirliginde. Āḫiret ‘aẕābı daḫı ḳatırüsvāy idicidür. Daḫı anlar hīç manṣūr olmazlar.
S

Suat Yıldırım Meali

Biz de onların üzerine, o uğursuz günlerde bir kasırga gönderdik. Bunu onlara dünya hayatında bir rezillik ve rüsvaylık tattırmak için yaptık. Âhiret azabı ise daha çok rüsvay eder. Hem orada hiç kimse kendilerine yardım edemez. [69, 7; 54, 19]
S

Süleyman Ateş Meali

Biz de onlara dünya hayatında rezillik azabını taddırmak için o uğursuz günlerde, üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise daha da kepaze edicidir. Onlara hiç yardım edilmeyecektir.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Onlar üzerine nahs günlerde şiddetli ve soğuk rüzgâr gönderdik ki dünyâda zillet ve rüsvâylık 'azâbını tatdıralım ve âhiret 'azâbı daha ziyâde zelîl ve rüsvây ider ve onlara âhiretde yardım da olunmaz.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Soğuk günlerde dondurucu bir rüzgar gönderdik ki dünya hayatında onlara alçaltıcı azabı tattıralım. Ahiretteki azap daha da alçaltıcı olacak ve bir yardım da görmeyeceklerdir.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Âhiretin azabı elbette ki daha rezil edicidir. Üstelik onlar hiçbir yardım da görmeyeceklerdir.
Y

Yusuf Ali (English)

So We sent against them a furious Wind through days(4483) of disaster, that We might give them a taste of a Penalty of humiliation in this life; but the Penalty of a Hereafter will be more humiliating still: and they will find no help.
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Artık Biz de onların üzerlerine uğursuz günlerde pek ziyâde soğuk bir rüzgâr gönderdik ki, onlara dünya hayatında bir zillet azabını tattıralım, ve elbette ki, ahiret azabı daha ziyâde zilletlidir ve onlar yardım da olunmazlar.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Biz de, dünya hayatında hor ve hakir edici azabı onlara tattırmak için, üzerlerine o uğursuz günlerde gürültülü bir fırtına gönderdik. Âhiret azabı ise bundan daha da aşağılayıcıdır; kimseden de yardım görmezler.
İ

İhsan Aktaş Meali

Neticede (o büyüklük taslayan zalim ve azgın kavmin) üzerine (o felaket günlerinde) art arda şiddetli soğuk bir kasırga gönderdik ve böylece onlara dünya hayatında rüsvaylık azabını tattırdık. Ahiret azabı ise çok daha rüsvay edicidir. Ve onlara asla yardım edilmez. *
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Dünya hayatında onlara alçaltıcı azabı tattırmak için, o uğursuz günlerde, üzerlerine soğuk bir felaket rüzgârı gönderdik. Ahiret azabı ise daha da alçaltıcı olup, asla onlara yardım edilmez.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Artık üzerlerine, uğursuz günlerde kendilerine dünya diriliğinde rüsvaylık azabını çektirmek için pek soğuk bir fırtına gönderdik, âhiret azabı ise daha ziyade onları rüsvay edecek. Onlar yardım da görmeyecekler.
İ

İsmail Yakıt

Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o uğursuz [nehisât] günlerde⁹ üzerlerine çok şiddetli/dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.¹⁰
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Onun için Biz de uğursuz günlerde üzerlerine çok sert yelleri saldırdık, bu dünya yaşayışında alçaltıcı azabı onlara tattırmak için. Öbür dünyadaki azap ise kesenkes daha alçaltıcı olacaktır. Onlar hiç bir yardım görmiyeceklerdir.
Ş

Şaban Piriş Meali

Biz de onlara dünya hayatında rezil edici azabı tattırmak için, o uğursuz günlerde buz gibi bir rüzgar göndermiştik.

Fussilet Suresi 16. Ayet Meali ve Tefsiri

Fussilet Suresi 16. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Fussilet Suresi 16. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Fussilet Suresi 16. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Fussilet Suresi 16. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim