Sureye Dön

Furkân Suresi Suresi, 50. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Ve andolsun ki biz onu, bulundukları yerlere akıttık düşünüp ibret alsınlar diye, fakat insanların çoğu, ibret almaya yanaşmadı, nankör olup gitti.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Gerçek şu ki biz, bütün bu tabiat olaylarını insanların gözü önünde, türlü türlü şekillerde tekrar ettik ki, belki ders alıp akıllarında tutarlar. Ama insanların çoğu inat edip dayattılar ve nankörlükten vazgeçmediler.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Andolsun bunu (Kur’an’ı), onların arasında, öğüt alıp-düşünsünler diye çeşitli biçimlerde (Resulün diliyle ve bilimsel gelişmelerle) açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlük ederek (bile bile) ayak diretip (karşı çıkmakta ve imana yanaşmamaktadır).
A

Ahmet Tekin Meali

Andolsun, yağmuru, ibret almaları, şükretmeleri için, insanlar arasında, yeryüzünün değişik bölgelerinde bölüştürdük. Ama, insanların çoğu ille de nankörlük edip diretmiştir.
A

Ahmet Varol Meali

Andolsun ki öğüt alsınlar diye onu aralarında dağıttık. [6] Ancak insanların çoğu nankörlükten başka bir şeye yanaşmadılar.
A

Ali Bulaç Meali

Andolsun bunu, onların arasında öğüt alıp-düşünsünler diye çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlük edip ayak direttiler.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Doğrusu, yağmuru, memleketler arasında taksim ettik ki, ibret alsınlar (şükretsinler). Yine de insanların çoğu yüz çevirdiler, ancak nimeti inkâr ettiler.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Andolsun! Biz, mesaj alsınlar diye, o suyu aralarında kullandık. Fakat insanların çoğu nankörlük yapmaktan başka hiçbir nimete şükretmediler.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Gerçek şu ki, düşünüp öğüt almaları için suyu, ülkeler arasında bir nizama göre dağıtmışızdır. Buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnmiştir.
B

Besim Atalay Meali (1965)

«Öğüt alsınlar diye, aralarında onu gerçekten dağıtmışız, insanların pek çoğu kâfir olmaktan başka bir şey yapmamışlardır
B

Bunyadov-Memmedeliyev

(Zati-əqdəsimə) and olsun ki, (onlara verilən ne’mətləri) yada salsınlar deyə, Biz (həmin suyu) onların arasında paylaşdırdıq. Bununla belə, insanların əksəriyyəti nankorluqdan başqa bir şey etmədi (nankorluğunda dirənib qaldı).
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Andolsun ki, o (yağmur)u, memleketler arasında taksim ettik ki, (insanlar) düşünüp ders alsınlar. Ama insanların çoğu nankörlükte direndiler.
C

Cemil Said (1924)

Yağmurı her tarafda ihsân idiyoruz. Tâ ki bizi zikr iylesünler lâkin insânların ekserîsi küfürden başka bir şey yapmıyor.
D

Diyanet Vakfı Meali

Andolsun bunu, insanların öğüt almaları için, aralarında çeşitli şekillerde anlatmışızdır; ama insanların çoğu ille nankörlük edip diretmiştir.  
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

And olsun ki öğüt almaları için ülkeler arasında yer yer türlü türlü yağmur yağdırmışızdır. Buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnmiştir.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Andolsun bunu, insanların öğüt almaları için, aralarında çeşit çeşit şekillerde anlatmışızdır; ama insanların çoğu ille nankörlük edip diretmiştir.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Celâlım hakkı için onu aranızda evirip çevirmekteyiz düşünsünler ıbret alsınlar diye yine de nâsın ekserîsi dayatmakta nankörlükten başkasına yanaşmamakta
E

Emrah Demiryent Meali

Kasem olsun ki, öğüt (ibret) almanız için onu (yağmuru yeryüzünün farklı bölgelerine farklı miktarlarda yağdırarak) aranızda evirip çevirmekteyiz. Buna rağmen insanların çoğu (bize şükretmeyerek) nankörlükte direnmektedir.
E

Erhan Aktaş Meali

Ant olsun ki Biz, öğüt almaları için onu, onların aralarında paylaştırdık. Ancak insanların çoğu nankörlük etmekte direttiler.
E

Eski Anadolu Türkçesi

daħı bayıķ ŧaġıdduķ anı aralarında tā endįşe eyleyeler pes onamadı ādemįlerüñ eyregi illā inanmamaķlıġa.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Andolsun bunu, (insanların) ibret almaları için, aralarında çeşid çeşid suretlerde anlatmışızdır (yahud bu suyu evirib çevirmişizdir). Fakat insanların çoğu, ille nankörlük olmak üzere, dayatdılar (inâdlarından dönmediler).
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Muhakkak ki biz düşünsünler diye bunu onların aralarında çeşitli şekillerde açıkladık. Ama insanların çoğu yalnızca küfürde diretti.
H

Hayrat Neşriyat Meali

Celâlim hakkı için, ibret alsınlar diye bunu aralarında çeşitli şekillerde açıkladık;(1)fakat insanların çoğu nankörlükten başka bir şeye yanaşmamaktadır.
K

Kadri Çelik Meali

Şüphesiz bunu, onların arasında hatırlayıp kendilerine gelsinler diye çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlükte direnmiştir.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Gerçek şu ki, biz bütün bunları, insanlar doğru dürüst düşünüp ders çıkarsınlar diye kendilerine tekrar tekrar anlatmışızdır; buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnip durmuşlardır.
M

M. Pickthall (English)

And verily We have repeated it among them that they may remember, but most of mankind begrudge aught save in gratitude.
M

Mahmut Kısa Meali

Gerçekten Biz, insanı hakîkate ulaştıracak delilleri ortaya seren muhteşem bir kitap indirdik ve onu türlü misallerle ve tüm yönleriyle açıkladık ki, bu ayetleri düşünüp ibret alsınlar fakat insanların çoğu, bunca öğütlerden yüz çevirerek nankörlükte diretiyor.
M

Mahmut Özdemir Meali

And olsun düşünüp öğüt almaları için aralarında onu evire çevire açıkladık!
İnsanlar’ın çoğu ancak nankörlükte / inkârda diretti.
M

Mehmet Okuyan Meali

Yemin olsun ki (gerçeği) hatırlasınlar diye bu (gibi gerçekleri) aralarında etraflı bir şekilde anlattık. İnsanların çoğu küfürden başka (bir karşılık vermemekte) direttiler.
M

Mehmet Türk Meali

Yemin olsun Biz, bu (Kur’an’ı),¹ insanların öğüt almaları için, (tekrar tekrar) anlattık ama yine de insanların çoğu inkârdan başkasına yanaşmadılar.
M

Mehmet Çakır Meali

hatta düşünmeleri için biz, bu su konusunu sık sık gündeme getiriyoruz. Buna rağmen çokları nankörlükte diretiyor...
M

Mehmet Çoban Meali

Öğüt alsınlar diye her şeyi etraflıca anlattık! Ancak insanların çoğu inkârda diretir.
M

Muhammed Esed Meali

Gerçek şu ki, Biz bütün bunları insanların gözü önüne hep seregelmişizdir ³⁹ ki, belki ders alıp akıllarında tutarlar; ama insanların çoğu, nankörlükte direnmektedir.
M

Mustafa Çavdar Meali

Biz, bu konuları düşünüp öğüt alsınlar diye onlara tekrar tekrar anlatıyoruz ama gel gör ki insanların çoğu nankörlükten başka bir şey yapmıyorlar. 41/39, 5/9...11, 14/52, 29/51
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Doğrusu Biz, onu (ve bütün bu örnekleri)[³¹³⁸] ayrıntılı bir biçimde açıklayarak insanların önüne koyduk ki düşünüp ders alsınlar… Hal böyleyken insanların çoğu yine de yüz çevirmekte, nankörlükte direnmekteler.
O

Orhan Kuntman Meali

And olsun ki, düşünüp ibret alsınlar diye o yağmuru, aralarında evirip çevirmekteyiz. (Bir yere yağmur yağdırıp, diğer bir yöreye yağdırmamaktayız) Buna rağmen insanların çoğu, nankörlükte direnirler.
O

Osman Fırat Meali

Ve onu (bulutları) onların arasında evirip çevirdik; hatırlayıp öğüt almaları için; ardından insanların çoğu çekinip küfürde kaldılar.
S

Sardorxon Jahongir

Biz bu Qur’onni odamlar eslatma olishlari uchun oralarida taqsimlab qo‘‎ydik. Biroq odamlarning ko‘‎plari faqat noshukrlikni xohladilar.
S

Satıraltı Meal (1534)

Biz ṭaġıtduḳ anları aralarında anlar ögütlenmeg‐içün. Pes uymadı ḫalḳuñçoġı, illā kāfirlıġa.
S

Suat Yıldırım Meali

Bu gerçeği, insanların iyice düşünmeleri için Biz, farklı üsluplarla anlatsak da onların çoğu nankörlükten başka bir şey yapmıyorlar.
S

Süleyman Ateş Meali

Andolsun biz, bu sözü onların aralarında çevirip çevirip anlattık ki öğüt alsınlar. Ama insanların çoğu, nankörlükte direnmektedir.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Biz yağmurı, tezekkür itmeleri ve düşünmeleri içün aralarında sarf iyledik (gâh üzerine gâh buraya yağdırdık) Nâsın ekserîsi şükrümüzden imtinâ' idüb ni'metimize küfrân iylediler.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Biz o suyu, bilgi sahibi olsunlar(ve bilgilerini kullansınlar) diye halden hale çevirdik[*]. Ama insanların nankörlüğü bir türlü bırakmaz.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Yemin olsun, onu aralarında çeşitli biçimlerde ifade ettik ki öğüt alabilsinler. Ama insanların çoğu sadece nankörlükte ısrar etmektedir.
Y

Yusuf Ali (English)

And We have distributed the (water) amongst them, in order(3107) that they may celebrate (our) praises, but(3108) most men are averse (to aught) but (rank) ingratitude.
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Zât-ı akdesim hakkı için onu (o yağmur nîmetini) tefekkür etsinler için aralarında türlü türlü sûretlerde bulundurmaktayız. Halbuki nâsın ekserisi ancak nankörlükte bulunmuştur.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Doğrusu, öğüt alsınlar diye Biz onu aralarında çeşitli şekillere çevirip durmaktayız.(6) Yine de insanların birçoğu nankörlükten geri durmuyor.
İ

İhsan Aktaş Meali

Gerçekten, düşünüp öğüt almaları için onu (yağmuru), onların aralarında (ülkeler, bölgeler arasında bir düzen ve ölçüye göre) dağıtmaktayız. Ama (buna rağmen yine) insanların çoğu nankörlükte diretmektedir. *
İ

İlyas Yorulmaz Meali

İnsanlar aralarında düşünsünler diye o hatırlatmayı biz kullanıyoruz, fakat insanların çoğu kabul etmemekte direniyorlar.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

* Biz onların nimetimizi hatırlamaları için yağmuru aralarında [⁵] dolandırdık [⁶]. Halbuki nâs/ın pek çoğu nankörlükten başka bir şey yapmadılar.
İ

İsmail Yakıt

Andolsun Biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar anlatıyoruz. Buna rağmen insanların çoğu yine de nankörlük etmekte ayak dirediler [ebâ].
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Biz o suyu her yanlarına dağıttık ki öğütlensinler diye.ancak insanların pek çoğu iyilik nedir bilmediler, yalnız dayattılar.
Ş

Şaban Piriş Meali

Düşünsünler, öğüt alsınlar diye, onu aralarında evirip çevirdik. Yine de insanların çoğu nankörlükten vazgeçmez.

Furkân Suresi 50. Ayet Meali ve Tefsiri

Furkân Suresi 50. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Furkân Suresi 50. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Furkân Suresi 50. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Furkân Suresi 50. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim