Sureye Dön

Fetih Suresi Suresi, 12. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Hatta siz, sandınız ki Peygamber ve inananlar, artık bir daha çoluklarınaçocuklarına dönemeyecekler ve bu zan, gönüllerinizde bezendi ve kötü bir zanna kapıldınız ve hiçbir hayra yaramaz kötü bir topluluk haline geldiniz.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Geri kalıp umre seferine katılmayan bedevi ve münafıklar zannettiler ki, elçi ve mü'minler bir daha, ailelerine ve akrabalarına dönemeyecekler ve bu kalplerinize güzel göründü de, bu tür haince düşüncelere kapıldınız ve böylece hiçbir hayra yaramaz, kötü bir topluluk haline geldiniz.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Belki de aslında siz, (ey Bedeviler ve bedavacılar!Hz.) Peygamberin ve mü’minlerin ailelerine bir daha geri dönmeyeceklerini zannetmiş (ve beklemiştiniz). Bu (acı duruma düşmeleri) sizin (bozuk) kalplerinize (ve yamuk gönüllerinize) de cazip gelmişti de kötü zanlar beslemiştiniz ve (böylece) belayı hak eden bir topluluk oluvermiştiniz.
A

Ahmet Tekin Meali

“Aslında siz, peygamber ve mü'minlerin ailelerine geri dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize, akıllarınıza süslenip güzel gösterildi de, ortalık bulandıran, fesada sebep olan düşünce ve inançlar taşıdınız. Helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.”
A

Ahmet Varol Meali

Hayır. Siz Peygamber'in ve mü'minlerin ailelerine bir daha asla dönmeyeceklerini sandınız. Bu sizin kalplerinize çekici kılındı ve kötü zanda bulundunuz da helake uğramış bir topluluk oldunuz.
A

Ali Bulaç Meali

Hayır, siz Peygamberin ve mü'minlerin, ailelerine ebedi olarak bir daha dönmeyeceklerini zannettiniz; bu, kalplerinizde çekici kılındı ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz da, yıkıma uğramış bir topluluk oldunuz.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Daha doğrusu siz (ey münafıklar), zannettiniz ki, Peygamber ve müminler bir daha ailelerine dönmiyecekler. Bu zan da kalblerinizde yerleşti. (Allah, Peygambere zafer vermez diye), kötü zanda bulundunuz da helâke düşen bir kavim oldunuz.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Hayır, siz (ey bedevi ve münafıklar!) sandınız ki Peygamber ve Müminler, ailelerine asla dönemeyecekler. Bu durum da hoşunuza gitti: (Kalbinize süslü göründü.) Bozgun olacak sandınız. Bozuk kalpli değersiz bir kavim oldunuz.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

“Doğrusu siz, Peygamberin ve inananların, ailelerine bir daha asla dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu durum gönüllerinize hoş gösterildi, kötü duygulara kapıldınız. Siz, helâki hak etmiş bir toplum oldunuz.”
B

Besim Atalay Meali (1965)

Sizlerse peygamberle, inanmış olanları, ailelerine büsbütün dönemezler sanıyordunuz, bu da, hoş gelmişti yüreğinize, kötü sanı beslediniz, yok olmaya değer ulus oldunuz!»
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Yoxsa (ey münafiqlər!) siz elə güman edirdiniz ki, Peyğəmbər və mö’minlər (döyüşdə həlak olub) bir daha öz ailələrinə qayıtmayacaqlar? Bu sizin ürəyinizə xoş gəlmiş və siz (Allah barəsində) pis fikrə düşmüşdünüz. Və (elə buna görə də) siz məhvə düçar edilmiş (yaxud xeyirsiz) bir qövm oldunuz!
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Aslında siz, resulün ve inananların (göz göre göre ölüme gittiklerini ve) bir daha ailelerine geri dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu düşünce gönüllerinize hoş geldi ve bu yüzden de kötü düşüncelere kapıldınız, böylece de cezalandırılmayı hak eden bir topluluk oldunuz.
C

Cemil Said (1924)

"Lakin siz artık rasûl ve mü’minleraileleri nezdine ’avdet itmeyecekler zan itdiğiniz ve bu fikir kalbinize hoş geldi çünki niyetleriniz fâsid idi siz hâin bir kavimsiniz."
D

Diyanet Vakfı Meali

Aslında siz Peygamberin ve müminlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Aslında siz, Peygamberin ve inananların, ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, gönüllerinize güzel görünmüştü de kötü sanıda bulunmuştunuz. Hayırsız bir topluluk oldunuz.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

(Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak eden bir kavim oldunuz.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Aslında siz Peygamber ve müminlerin, ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Doğrusu siz, Peygamber ve mü'minler ebeden âilelerine dönemiyecekler zannettiniz, ve bu, kalblerinizde allandı pullandı kötü zanna düştünüz de düşkün bir kavm oldunuz a
E

Emrah Demiryent Meali

Aslında siz (umre yapmak üzere Mekke’ye doğru yola çıkan) Peygamber’in ve mü’minlerin, (müşrikler tarafından toptan imha edileceklerini, böylelikle) ailelerine bir daha geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. (Üstelik) bu (düşünce), pek de hoşunuza gitmişti. Sizler kötü bir zanda bulundunuz ve (böylece) helâk (e müstahak) olan, bir kavim oldunuz.
E

Erhan Aktaş Meali

Hayır! Siz, Resûl ve inananların asla ailelerine dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu zan, kalplerinize güzel göründü. Kötü bir zanla, zanda bulundunuz. Siz, yok olmayı hak eden bir halk oldunuz.
E

Eski Anadolu Türkçesi

belki śanduñuz kim hergiz dönmeye yalavaç daħı mü’minler ķavumlarındın yaña hemįşe. daħı bezenildi şol göñüllerüñüzde daħı śanduñuz yavuz gümān daħı olduñuz bir ķavm helāk olınmış.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Daha doğrusu siz peygamberin de, mü'minlerin de ailelerine temelli dönemeyeceklerini sandınız. Bu, sizin kalblerinizde süslen (ib kökleş) di. Kötü zanda bulundunuz. (Bu yüzden Allah indinde) helake mahkûm bir kavm oldunuz.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Oysa siz Resulün ve mü’minlerin, ailelerine bir daha dönmeyeceklerini zannettiniz. Bu, zihinlerinize güzel göründü ve kötü bir zanda bulundunuz. Böylece kaybeden bir topluluk oldunuz.
H

Hayrat Neşriyat Meali

“Hayır! Peygamberin ve mü'minlerin (müşrikler tarafından öldürülüp) ebediyen âilelerine dönmeyeceğini sanmıştınız. Bu, kalblerinizde süslü gösterildi ve (onlar hakkında)kötü zan ile zanda bulundunuz ve helâk(e müstehak) olmuş bir topluluk oldunuz!”
K

Kadri Çelik Meali

Hayır, siz peygamberin ve müminlerin ailelerine ebedi olarak bir daha dönmeyeceklerini zannettiniz. Bu, sizin kalplerinizde süslü göründü ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz da yıkıma uğramış bir kavim oldunuz.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Tam aksine siz, resulün ve müminlerin artık ailelerine hiç dönemeyeceklerini sandınız, bu gönlünüze hoş geldi. Kötü zanna kapıldınız ve kaybedenler siz oldunuz!”
M

M. Pickthall (English)

Nay, but ye deemed that the messenger and the believers would never return to their own folk, and that was made fair seeming in your hearts, and ye did think an evil thought, and ye were worthless folk.
M

Mahmut Kısa Meali

“Aslında siz, Elçinin ve diğer müminlerin göz göre göre ölüme gittiklerini ve bir daha asla evlerine dönmeyeceklerini sanıyordunuz. Üstelik bu ihtimal, pek de hoşunuza gitmişti. Böylece, Allah hakkında çirkin düşüncelere kapıldınız ve sonunda, toplumsal ve kültürel plânda yok oluşu hak eden bir toplum hâline geldiniz!”
M

Mahmut Özdemir Meali

Oysa "Rasûl ve Müminler ailelerine ebedî olarak dönmeyecek" sandınız.
Bu, kalblerinizde güzel göründü.
Kötüler’in zannına kapıldınız.
Bozguncu / fesadçı / söz dinlemez bir kavim oldunuz.
M

Mehmet Okuyan Meali

Aslında siz Elçinin ve müminlerin ailelerine asla dönemeyeceğini sanmıştınız. Bu, sizin kalplerinize güzel görünmüştü; kötü zanda bulunmuş ve helaki (cezalandırılmayı) hak etmiş bir topluluk olmuştunuz.
M

Mehmet Türk Meali

Doğrusu siz, Peygamberin ve Müslümanların ailelerine asla dönmeyeceklerini zannettiniz ve bu, sizin gönüllerinize hoş göründü. Böylece çok kötü bir zanda bulundunuz ve helâki hak eden bir toplum oldunuz.
M

Mehmet Çakır Meali

Aslında sizler, resulün de müminlerin de bir daha ailelerine sağ salim dönemeyeceklerini sanmıştınız, hatta bu düşünce yüzünden siz, öyle kötü hayallere kapıldınız ki sonunda verimsiz bir toplum olup çıktınız.
M

Mehmet Çoban Meali

Ey savaştan geri kalanlar! Aslında siz Resulün ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu dilek sizin gönüllerinize güzel gösterildi. Sizler kötü zanda bulundunuz. Böylece yok edilmeyi hak eden topluluk oldunuz.
M

Muhammed Esed Meali

Siz zannettiniz ki Elçi ve müminler bir daha ailelerine ve akrabalarına dönemeyecekler: ve bu, kalplerinize güzel göründü. ¹² Siz [bu tür] haince düşüncelere kapıldınız, çünkü her zaman güzelliklerden yoksun bir topluluk oldunuz!”
M

Mustafa Çavdar Meali

Aslında siz, elçinin ve müminlerin bir daha asla ailelerine dönemeyeceklerini zannettiniz. Bu fikir gönüllerinize hoş geldi. Bu yüzden de kötü düşüncelere kapıldınız, böylece de cezalandırılmayı hak eden bir topluluk oldunuz. 4/108, 5/52
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Aksine sizler, Rasul’ün ve mü’minlerin bir daha asla ailelerine kavuşamayacaklarını zannetmiştiniz; ve böyle düşünmek size pek cazip görünmüştü. İşte böyle suizanna kapıldınız da, sonuçta bitip tükenmiş bir toplum olup çıktınız.”[⁴⁶⁰⁰]
O

Orhan Kuntman Meali

Aslında siz, Peygamberin ve müminlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu durum, sizin gönüllerinize hoş göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir kavim oldunuz.
O

Osman Fırat Meali

Aksine siz, Allah Resulünün ve mü’minlerin ebediyen ailelerine dönemeyeceklerini zannettiniz. Ve bu böylece kalblerinizde süslendirildi. Ve kötü bir zanla zanda bulundunuz. Ve siz helak olacak bir topluluk oldunuz.
S

Sardorxon Jahongir

Balki sizlar Payg‘‎ambar va mo‘‎minlar bu safardan o‘‎z ahli oilalariga aslo qaytib kelmaydilar, deb o‘‎ylagandirsiz. Bu o‘‎ylov dillaringizga chiroyli ko‘‎rsatilib, yomon gumon qildinglar hamda halok bo‘‎luvchi qavm bo‘‎ldingiz.
S

Satıraltı Meal (1534)

Bel ki siz ẓann itdüñüz ki resūlu’llāh mü’minleri Medīneye ya‘nī vaṭanlarına veehllerine dönüp gelemezler diye şeyṭānī aġvā virdiler, sū’‐i ẓannı taḥsīnidüp [...] helāke uġrayan milletlerden oldıñız. Bu ẓann ḳalbiñizde şeyṭān aġvāsıylatezyīn olundı. Millet‐i İslām maḥv oldı, maḥv u munḳarıż olmaġa lāyıḳ kimseler‐den‐iseñüz.
S

Suat Yıldırım Meali

Aslında siz Peygamberin ve müminlerin ailelerine artık geri dönemeyeceklerini düşündünüz. Bu hayal, gönüllerinizde allanıp pullandı ve yerleşti. Kötü zanlara düştünüz ve helâki hak etmiş kimseler oldunuz.
S

Süleyman Ateş Meali

Herhalde siz sandınız ki Elçi ve mü'minler, bir daha ailelerine dönmeyecekler. Bu (düşünce) gönüllerinizde süslendirildi, (size güzel gösterildi,) kötü zanda bulundunuz ve helaki hak etmiş bir topluluk oldunuz.
S

Süleyman Tevfik (1927)

(Hayır sizi ne malınız ve ne 'ıyâliniz işgâl itdi) Belki rasûl ve mü'minleri ebeden hânelerine dönmezler zan itdiniz ve bu zan, kalbinizde (şeytân tarafından) tezyîn kılındı. Ve sû-i zanda bulundınız ve siz helâke müstehak kavim oldınız.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Aslında siz, bu Elçi’nin ve müminlerin, ailelerinin yanına bir daha dönemeyeceklerini tahmin etmiştiniz. Bu, içinizi sevinçle doldurmuştu. Kötü düşüncelere kapılıp kendini bitirmiş bir topluluk haline geldiniz.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Siz sanmıştınız ki, resul de müminler de ailelerine bir daha asla dönmeyecekler. Bu düşünce kalplerinizde süslendi de çirkin bir sanıya saplandınız ve mahvolmuş bir topluluk haline geldiniz.
Y

Yusuf Ali (English)

"Nay, ye thought that the Messenger and the Believers would never return to their families; this seemed pleasing in your hearts,(4881) and ye conceived an evil thought, for ye are a people lost (in wickedness)."
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Hayır. Siz sandınız ki, Peygamber ve mü'minler ailelerine asla dönmeyeceklerdir. Bu kalblerinizde süslenmiş idi ve kötü bir zan ile zanda bulunmuştunuz ve siz helâke mahkûm bir kavim oldunuz.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Aslında siz Peygamberin de, mü'minlerin de bir daha asla evlerine geri dönmeyeceklerini sanıyordunuz. Çünkü böylesi gönlünüze hoş gelmiş ve pek kötü bir zanda bulunmuş, böylece helâki hak eden bir topluluk olup çıkmıştınız.
İ

İhsan Aktaş Meali

Aslında siz elçinin ve mü’minlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin akıllarınıza (gönüllerinize süslenip) güzel göründü de kötü zanda bulundunuz (ortalık bulandıran, fesada sebep olan düşünce ve inançlar taşıdınız) ve (bu yüzden) helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.
İ

İlyas Yorulmaz Meali

(Ey ikiyüzlüler) Siz, Allah’ın elçisinin ve inananların (bu savaştan) asla evlerine geri dönemeyeceklerini zannetmiştiniz. (Onlar savaşa çıktıklarında) Siz kalplerinizi bu düşünceyle süslediniz ve hep haklarında kötü zan beslediniz. Siz iflah olmaz bir topluluksunuz.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Hayır, siz ki peygamber ve mü/minler ailelerine asla dönemeyecekler sandınızdı, bu husus kalplerinizde yerleşmişti de kötü zanda bulunmuştunuz, böylece Allah yanında helâki haketmiş kimseler oldunuz.
İ

İsmail Yakıt

Bilakis siz (Ey münafıklar!), elçinin ve inananların ailelerine ebediyen geri dönemeyeceklerini zannettiniz. Bu sizin kalplerinize güzel göründü de kötü bir zanda bulundunuz. Siz yok olmayı hak etmiş [bûrân] bir topluluksunuz [kavm].
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

İşin doğrusu, siz elçinin de, inananların da çoluk çocuklarının yanına artık bir daha dönemiyeceklerini sandınız. Bu, sizin içinizi sevinçle doldurdu. Çok kötü düşüncelere kapıldınız. Artık yok edilesi kimseler oldunuz."
Ş

Şaban Piriş Meali

Oysa siz, peygamberin ve müminlerin daha ebedi olarak ailelerine dönmeyeceğini sandınız. Bu, kalblerinize çekici kılındı. Siz, kötü bir zanna kapıldınız ve bozguncu bir topluluk oldunuz.

Fetih Suresi 12. Ayet Meali ve Tefsiri

Fetih Suresi 12. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Fetih Suresi 12. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Fetih Suresi 12. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Fetih Suresi 12. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim