Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü ve attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı ve böylece de kendi katından, inananlara güzel bir nimet vermek, onları denemek istedi. Şüphe yok ki Allah her şeyi duyar, bilir.
A
Abdullah Parlıyan Meali
Ve şunu iyi bilin ki, ey mü'minler! Düşmanı öldüren siz değildiniz, Allah'tı onları öldüren. Onlara attığın zaman sen atmadın, ama Allah attı. Bu da Allah'ın güzel bir denemeyle mü'minleri denemesi içindi. Şüphesiz ki Allah, herşeyi iştendir, bilendir.
A
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
(Aslında) Onları (savaşta saf dışı bıraktığınız düşmanları) siz öldürmediniz, ama onları Allah öldürdü. (Bedir’de, Uhud’da, Hendek’te, düşmana karşı top güllelerine ve tüfek mermilerine dönüşen kumları avucuna alıp) Fırlattığın zaman da (ey Nebim!) Sen atmadın, fakat Allah attı (ve düşman birliklerini etkisiz bıraktı. Bunu da) Mü’minleri Kendinden güzel bir imtihanla denemek (ve nankörlükten sakındırıvermek) için böyle (yaptı.) Şüphesiz Allah, (her şeyi ve hakkıyla) İşitendir, Bilendir.
A
Ahmet Tekin Meali
Savaşta onları siz öldürmediniz. Fakat Allah öldürdü onları. Elindekileri attığın, silah kullandığın zaman da, isabet ettiren sen değildin. Fakat Allah yardım etti sana. Allah mü'minlere, sıkıntının yanında zafer nasip edip büyük ganimetler elde ettirerek, güzellikleri, iyilikleri olan bir imtihandan geçirmek için böyle yaptı. Allah her şeyi işitir, ilmi her şeyi kucaklar.
A
Ahmet Varol Meali
Onları siz öldürmediniz. Fakat Allah öldürdü. Attığın zaman sen atmadın. Fakat Allah attı. Böylece mü'minleri güzel bir şekilde imtihan etmek istedi. Allah duyandır, bilendir.
A
Ali Bulaç Meali
Onları siz öldürmediniz, ama onları Allah öldürdü; attığın zaman sen atmadın, ama Allah attı. Mü'minleri kendinden güzel bir imtihanla imtihan etmek için (yaptı.) Şüphesiz Allah, işitendir, bilendir.
A
Ali Fikri Yavuz Meali
Siz, Bedir'de o kâfirleri kendi kuvvetinizle öldürmediniz. Lâkin Allah size yardım etmekle onları öldürdü. Ey Rasûlüm, düşmanların gözlerine bir avuç toprak attığın zaman da sen atmadın, ancak Allah attı; ve bunu, güzel bir ganimet ve zafer tecrübesi vermek için (yaptı) Muhakkak ki Allah, (söylenenleri) işiten, (her şeyi) bilendir.
B
Bahaeddin Sağlam Meali
17, 18. Onları siz öldürmediniz. Fakat onları Allah öldürdü. Atarken de sen atmadın. Fakat atan Allah idi. Allah (bu Bedir savaşı ile) müminleri güzel bir imtihan ile denemek istedi. Şüphesiz Allah, işiten ve bilendir. Allah bunu böyle istedi. Ve şüphesiz Allah, kâfirlerin tuzağını zayıflatır.
B
Bayraktar Bayraklı Meali
Savaşta onları siz öldürmediniz, onları Allah öldürdü. Attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı. Bunu da müminleri güzel bir imtihanla sınamak için yaptı. Doğrusu Allah işitendir; bilendir.
B
Besim Atalay Meali (1965)
Onları, sizler öldürmediniz, Allah öldürdü, attığında, sen atmadın, atan Allahtır; böylece inanmış bulunanlara, güzel bir sınayış yapmak istedi, Allah işitici, Allah bilici
B
Bunyadov-Memmedeliyev
(Ey mö’minlər Bədrdə) onları (kafirləri) siz öldürmədiniz, Allah öldürdü. (Ya Peyğəmbərim! Düşmənlərin gözünə bir ovuc torpar) atdığın zaman sən atmadın, Allah atdı. Allah bununla mö’minləri (qənimət əldə etmək və zəfər çalmaq üçün) yaxşı bir imtahandan keçirtdi. Allah (hər şeyi) eşidəndir, biləndir!
C
Cemal Külünkoğlu Meali
(Bedir’de) onları (aslında) siz (kendi gücünüzle) öldürmediniz, fakat onları (Hakka direndikleri ve zulmettikleri için) Allah öldürdü. (Ey Resul! Avucundaki kumu) attığın zaman da (aslında) sen atmadın, fakat Allah attı(rıp onları yenilgiye uğrattı). Allah bunu, inananları güzel bir imtihana tabi tutmak (sabır ve metanet konusunda eğitmek) için yaptı. Muhakkak ki Allah (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla bilendir.
C
Cemil Said (1924)
Ânları öldüren siz değilsiniz. Yâ Muhammed taş veyâ toprak atdığın zamân ânı sen atmıyorsın Allâh kâfirleri güzel bir imtihana çekmek içün yapdırıyor. Çünki Allâh her şeyi işidir, her şeyi bilür.
D
Diyanet Vakfı Meali
(Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü onları; attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı (onu). Ve bunu, müminleri güzel bir imtihanla denemek için (yaptı). Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.
D
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Onları siz öldürmediniz fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmamıştın, fakat Allah atmıştı. Allah bunu, inananları güzel bir imtihana tabi tutmak için yapmıştı. Doğrusu O işitir ve bilir.
D
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
(Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah onları öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. Mü’minleri, tarafından güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yaptı.[244] Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
E
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Sonra onları siz öldürmediniz, lâkin Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, lâkin Allah attı. Bu da müminlere güzel bir imtihan geçirtmek içindi. Allah işitendir, bilendir.
E
Elmalılı Meali (Orijinal)
Sonra onları siz öldürmediniz ve lâkin onları Allah öldürdü, attığın vakıt da sen atmadın ve lâkin Allah attı, hem de mü'minlere güzel bir imtihan geçirtmek için, hakikat Allah semi'dir, alîmdir
E
Emrah Demiryent Meali
(Ey mü’minler! Bedir’de) onları (kâfirleri, güç ve kuvvetiniz ile) siz öldürmediniz. Velâkin (manen kalplerine korku salmak ve melekleri ile sizi desteklemek sûretiyle) Allah onları öldürdü. (Resûlüm, avucundaki kumu, kâfirlerin üzerine) attığın zaman da, (aslında) sen atmadın, velâkin Allah (senin) attı (ğına isabet ve tesir yarattı). Mü’minleri kendi nezdinden güzel bir imtihâna tabi tutmak (kâfirleri kahretmek, mü’minlere ise güzel mükâfat ve zafer vermek) için (bunu yaptı). Şüphesiz Allah, hakkıyla her şeyi işitendir, her şeyi hakkıyla bilendir.
E
Erhan Aktaş Meali
Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı.¹ Allah, bunu mü'minleri iyi bir sınavla sınava tabi tutmak için yaptı. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
E
Eski Anadolu Türkçesi
pes depelemedüñüz anları velįkin Tañrı depeledi anları daħı atmaduñ ol vaķt kim atduñ velįkin Tañrı eyitti daħı tā vire mü’minlere andan virmek görklü bayıķ Tañrı işidicidür bilicidür.
H
Hasan Basri Çantay Meali
Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü onları. Atdığın zaman da (Habîbim) sen atmadın, ancak Allah atdı. (Ve bunu) mü'minleri kendinden güzel bir (ni'met) imtihan (ı) ile denemek için (yapdı). Şübhesiz ki Allah hakkıyle işiden, kemâliyle bilendir.
H
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Onları siz öldürmediniz, Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, Allah attı. Bunu, mü’minleri güzel bir imtihanla imtihan etmek için yaptı. Allah işitendir, bilendir.
H
Hayrat Neşriyat Meali
İşte onları (Bedir'de aslında, siz) öldürmediniz, velâkin onları Allah öldürdü! Attığın zaman da (sen) atmadın, fakat Allah attı!(1) Hem mü'minleri güzel bir imtihanla(ni'metle, zafer ve ganîmetle) imtihân etmek için (böyle yaptı). Şübhesiz ki Allah, Semî'(herşeyi işiten)dir, Alîm (herşeyi bilen)dir.
K
Kadri Çelik Meali
Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmamıştın, fakat Allah atmıştı. (Bütün bunları) Müminleri kendinden güzel bir imtihanla imtihan etmek için (yaptı). Hiç şüphesiz Allah, işitendir, bilendir.
K
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Savaşta onları siz öldürmediniz, onları Allah öldürdü; (oku) attığında da sen atmadın, Allah attı; bunu da müminlere kendinden güzel bir lütufta bulunmuş olmak için yaptı. Allah her şeyi işitmekte, her şeyi bilmektedir.
M
M. Pickthall (English)
Ye (Muslims) slew them not, but Allah slew them. And thou (Muhammad) threwest not when thou didst throw, but Allah threw, that He might test the believers by a fair test from Him. Lo! Allah is Hearer, Knower.
M
Mahmut Kısa Meali
Onları aslında siz kendi kudretinizle öldürmediniz fakat size kuvvet, metânet ve cesâret vererek ve kâfirlerin yüreğine korku salarak asıl Allah öldürdü onları ve ey Muhammed, savaş başlamadan önce, düşmanın gözlerine isâbet eden o bir avuç kumu attığın zaman da, aslında sen atmadın, fakat bu atışın tesirlerini yaratarak, gerçekte Allah attı onu. Vebunu, kendi katından bahşettiği, sonu hayırla biten güzel bir sınavla müminleri imtihân etmek ve böylece onları sabır, disiplin ve mücâdele konusunda eğitmek için yaptı. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla işitendir, bilendir.
M
Mahmut Özdemir Meali
Onları siz öldürmediniz; ama Allah öldürdü.
Attığında sen atmadın; ama Allah attı; güzel bir sınav olmak üzere bundan Müminler’i denesin! Allah, bilen işitendir.
M
Mehmet Okuyan Meali
(Savaşta) onları siz öldürmemiştiniz fakat onları Allah öldürmüştü; attığın zaman da sen atmamıştın fakat Allah atmıştı. Bunu, müminleri güzel bir imtihanla denemek için (yapmıştı). Şüphesiz ki Allah duyandır, bilendir.
M
Mehmet Türk Meali
(Ey îman edenler!) O gün (Bedir’de) onları siz, öldürmediniz, Allah öldürdü.¹ (Ey Muhammed!) Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı.² Ve Allah, bunu mü’minlere güzel bir kazanç³ sağlamak için (yaptı). Şüphesiz Allah (söylediklerinizi) hakkıyla işitendir, tam bilendir.⁴
M
Mehmet Çakır Meali
İyi bilin ki Bedir'de düşmanı vuran siz değildiniz, vuran Allah idi. Resulüm! O gün oku atan da sen değildin, Allah idi. Yani Allah elde edilecek çok tatlı bir zaferle müminleri şöyle bir yoklamak istiyordu. Çünkü Allah, her şeyi duyuyor biliyordu.
M
Mehmet Çoban Meali
Seninle savaşa katılanlardan bazıları sen savaşta zafere ulaşınca ileri geri konuştular. Savaş öncesinde tedirgindiler. Endişe içindeydiler. Biz onları zafere taşıdık! Onlar savaş öncesi benden yardım istemişler, savaş bitince yardımımızı unutarak aralarında savaşı nasıl kazandıklarını konuşuyorlardı. Birbirine hava atıyor, kahramanlıklarını dile getiriyorlardı. Onlara de ki: "Savaşta düşmanları siz öldürmediniz. Fakat düşmanlarınızı Allah öldürdü. Okları siz atmadınız. Attığınız okları isabet ettiren Allah attı. Allah Müminleri güzel bir imtihanla sınamak için böyle yaptı. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir." Unutmayın ki, Allah’ın yardımı olmasaydı korkudan dağılıp giderdiniz. Biz kalbinizi sağlam tuttuk!
M
Muhammed Esed Meali
Ve (şunu da bilin ki) [ey müminler,] düşmanı öldüren siz değildiniz ¹⁸, Allah’tı onları öldüren, ve (korku) saldığın zaman sen değildin [ey Peygamber, onların içine korku] salan, fakat Allah’tı (korkuyu) salan: ¹⁹ Ve [O bütün bunları] Kendi belirlediği ²⁰ güzel bir sınavla müminleri sınamak için yaptı. Muhakkak ki Allah her şeyi işiten, her şeyi hakkıyla bilendir!
M
Mustafa Çavdar Meali
Onları siz öldürmediniz, fakat gerçekte onları Allah öldürdü. (Bu imkân ve cesareti Allah verdi) Attığında da sen atmadın gerçekte atan Allah’tı. Bütün bunları müminlerin güzel bir imtihan kazanması için yaptı. Şüphesiz ki Allah her şeyi işiten, her şeyi bilendir. 9/111, 22/58, 47/4
M
Mustafa İslamoğlu Meali
Hem onları siz öldürmediniz; fakat onları asıl Allah öldürdü.[¹³⁴¹] Attığın zaman da atan sen değildin,[¹³⁴²] ama asıl Allah attı.[¹³⁴³] Zira O, inananları (sonucunu) inayetiyle takdir ettiği güzel bir sınava tâbi tuttu: şüphesiz Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir.
O
Orhan Kuntman Meali
(Ey iman edenler biliniz ki gerçekte) Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü. (O, yardım etmeseydi sizler yenilmiştiniz. Ey Muhammed, o bir avuç toprağı düşmanların yüzüne) Atan da sen değildin, fakat onu da Allah attı. (Emri veren, o kum zerrelerini her birinin gözüne isabet ettirerek onları bozguna uğratan O idi.) Bunu (bu yardımları Allah) müminleri güzel bir imtihan ile denemek için yaptı, (ki, Rablerinin yardımı sayesinde üstün geldiklerinin bilincine varsınlar ve Onun bu nimetini hiç unutmayıp daima şükretsinler ve ganimet sevdasından vazgeçsinler) Şüphe yok ki Allah, herşeyi hakkıyle işitendir, her şeyi hakkıyle bilendir.
O
Osman Fırat Meali
Ve onları siz öldürmediniz, lâkin onları Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, lâkin Allah attı; mü’minleri onunla güzel bir sınavla denesin diye. Şüphesiz Allah işitendir ve bilendir.
S
Sardorxon Jahongir
Ularni jangda siz o‘ldirmadingiz, balki ularni Alloh o‘ldirdi. Ey Muhammad, ularga qarata yuziga qo‘lingizdagi bir siqim tuproqni otgan paytingizda, siz otmadingiz, balki uni Alloh otdi hamda O‘z tarafidan g‘alabani mo‘minlarga chiroyli lutf bo‘lsin, deb qildi. Albatta, Alloh hamma narsani eshitib turuvchi – Sami’ va bo‘layotgan ishlarni ko‘rib turuvchi – Basir Zotdir.
S
Satıraltı Meal (1534)
Ol anları siz öldürmedüñüz ḳuvvetüñüzle, līkin Tañrı Ta‘ālā öldürdi. An‐ları daḫı sen atmaduñ oḳı atġan vaḳtda, līkin Tañrı Ta‘ālā bıraḳdı ṣınamaġ‐ıçun mü’minleri anuñla eyü ṣınamaḳ. Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālā her nesneyi bili‐cidür, işidicidür.
S
Suat Yıldırım Meali
Siz savaşta onları kendi kuvvetinizle öldürmediniz, lâkin Allah öldürdü. (Ey Resulüm) Attığın vakit sen atmadın, lâkin Allah attı. Ve bunu, Allah müminleri güzel bir imtihana tâbi tutmak için yaptı. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işitir ve bilir. [3, 123; 9, 25; 2, 249]
S
Süleyman Ateş Meali
(O gün) Onları siz öldürmediniz, fakat onları Allah öldürdü; (ey Muhammed), attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı. Mü'minleri güzel bir imtihanla sınamak için (bunu yaptı). Doğrusu Allah işitendir, bilendir.
S
Süleyman Tevfik (1927)
Onları (katl olunan müşrikleri) siz katl itmediniz lâkin Allâh Te'âlâ katl itdi. Atdığın vakit de sen atmadın lâkin Allâh atdı. [¹] Cenâb-ı Hak mü'minleri hayırlı bir imtihân ile imtihân buyurdı. Allâh Te'âlâ işidir ve bilir.
S
Süleymaniye Vakfı Meali
Onları öldüren siz değildiniz, onları öldüren Allah’tı. Attığın zaman da sen atmadın, Allah attı. Bu, inanıp güvenenleri güzel bir sınamadan geçirmek içindi. Allah dinler ve bilir.
Y
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Siz öldürmediniz onları, Allah öldürdü onları. Attığın zaman da sen atmadın, Allah attı. İnananları kendisinden güzel bir imtihanla denemek için yaptı bunu. Allah; işitendir, bilendir.
Y
Yusuf Ali (English)
It is not ye who slew them; it was Allah. when thou threwest (a handful(1191) of dust), it was not thy act, but Allah's: in order that He might test the Believers by a gracious trial(1192) from Himself: for Allah is He Who heareth and knoweth (all things).
Ö
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Sonra onları siz öldürmediniz velâkin Allah Teâlâ öldürdü. Ve attığın vakit sen atmadın, fakat Allah Teâlâ attı. Hem de mü'minleri taraf-ı İlâhisinden güzel bir imtihan ile imtihan etmek için. Şüphe yok ki Allah Teâlâ, bihakkın işiticidir, kemaliyle bilicidir.
Ü
Ümit Şimşek Meali
Onları siz öldürmediniz, Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, Allah attı.(4) Bütün bunlar, mü'minleri sınamak için Allah katından gelen güzel bir imtihan idi.(5) Muhakkak ki Allah herşeyi işitir, herşeyi bilir.
İ
İhsan Aktaş Meali
(Ey iman edenler!) Onları (size saldıranları) siz (kendi arzu ve kuvvetinizle) öldürmediniz, fakat (onlar size saldırdıkları için) Allah (size yardım etmekle ellerinizle) onları öldürdü. Ve (Resulüm! Sana saldırmak isteyene de oku) attığın zaman (aslında) sen değildin atan (oku hedefe isabet ettiren). Lakin atan (oku hedefe isabet ettiren) Allah’tı. Ve (o bütün bunları) kendi belirlediği güzel bir sınava tabi tutmak (sabır ve metanet konusunda eğitmek) iman edenleri sınamak için yaptı. Şüphesiz Allah (her şeyi) işiten, (her şeyi hakkıyla) bilendir! (*)
İ
İlyas Yorulmaz Meali
(Savaş esnasında) Onları siz öldürmüyordunuz, Allah öldürüyordu. (Düşmana atılan okları) siz atmıyordunuz, Allah atıyordu ki, böylece Allah inananları güzel bir sınavla denemiş oldu. Şüphe yok ki Allah her şeyi işiten ve her şeyi en iyi bilendir.
İ
İsmail Hakkı İzmirli
Onları siz öldürmediniz, fakat onları Allah öldürdü. Bir avuç toprak atan sen değildin. Fakat onu atan Allah idi. Bu da Allah/ın, bir lûtfu olarak mü/minleri iyi bir deneme ile denemesi içindi. Çünkü Allah semi/dir, hakkıyle âlimdir.
İ
İsmail Yakıt
(O gün savaşta) onları siz öldürmediniz fakat Allah öldürdü. Attığında da sen atmadın, Allah attı.⁷ Bu, Allah tarafından inananları, güzel bir sınavla [belâ’en] denemek içindir. Muhakkak ki Allah Semî’dir, Alîm’dir.
İ
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Onları sen öldürmedin, ancak Allah öldürdü. Attığını da sen atmadın, ancak Allah attı. Bu da inananları bir güzelce sınamak içindi. Çünkü Allah işiticidir, bilicidir.
Ş
Şaban Piriş Meali
(İşte o gün) onları siz öldürmediniz, fakat onları Allah öldürdü. Attığında da sen atmadın fakat müminleri güzel bir imtihanla denemek için Allah attı. Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.
Enfâl Suresi 17. Ayet Meali ve Tefsiri
Enfâl Suresi 17. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Enfâl Suresi 17. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Enfâl Suresi 17. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.
İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Enfâl Suresi 17. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.
Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.
Kişiselleştirme
Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?