Sureye Dön

Duhân Suresi Suresi, 29. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Derken ne gök ağladı onlara, ne yer ve mühlet de verilmedi onlara.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Onların yok oluşlarına ne gök, ne de yer sakinleri ağlamadı ve tevbe edebilmeleri için zaman da tanınmadı.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

(Firavun ve adamları öyle zalimdi ki) Onlar için ne gök, ne yer ağlamadı (herkes helak edilmelerine sevindi) ve onlar(ın azabı da) ertelenmedi.
A

Ahmet Tekin Meali

Gök ve yer onların gidişine ağlamadı. Onlara mühlet de verilmedi.
A

Ahmet Varol Meali

Onlara ne gök ne de yer ağladı. Kendilerine mühlet de verilmedi.
A

Ali Bulaç Meali

Onlar için ne gök, ne yer ağladı ve onlar (ın azabı) ertelenmedi.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Nihayet (Firavun ve kavminin) üzerlerine ne gök ağladı, ne yer; ne de (azap bakımından) geciktirildiler.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Ne gök ne de yer, onlara ağlamadı. Ve mühlet verilip bırakılacak olmadılar.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Ne onlara gök ağladı, ne de yer; zaman dahi verilmedi
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Onlardan ötrü nə göy, nə də yer ağladı. Onlara (tövbə etməyə) imkan da verilmədi! (Əksinə, elə bu dünyada cəzalarına çatdılar; axirət əzabı isə daha şiddətli olacaqdır. Budur küfrün nəticəsi!)
C

Cemal Külünkoğlu Meali

(Onların bu acıklı haline) gökyüzü ve yeryüzü (üzülüp) ağlamadı ve kendilerine mühlet de verilmedi (ve onlar kendi inat ve ihtiraslarıyla beraber boğulup gittiler).
C

Cemil Said (1924)

Semâvât ve arz ânlar içün ağlamadı. Ânların mücâzâtı te’hîr olunmadı.
D

Diyanet Vakfı Meali

Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Gök ve yer, onlar için gözyaşı dökmedi, onlar erteye bırakılmamışlardı.*
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Gök ve yer onların üzerine ağlamadı. Onlara mühlet de verilmedi.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Binnetice ne Gök ağladı üzerlerine ne Yer ne de imhal olundular
E

Emrah Demiryent Meali

Onlara (Firavun ve avenelerine) ne gök ne de yer ağladı. Kendilerine mühlet de verilmedi.
E

Erhan Aktaş Meali

Onlara ne gök ağladı ne de yer. Ve onlara fırsat da verilmedi.
E

Eski Anadolu Türkçesi

pes aġlamadı anlaruñ üzere gök daħı yir daħı olmadılar mühlet virinilmişler.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Ne gök, ne yer onların üstüne ağlamadı. Onlara (aman ve) mühlet verilmedi.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Onlara ne gök ağladı ne de yer! Onlara mühlet de verilmedi.
H

Hayrat Neşriyat Meali

Bunun üzerine onlara, ne gök ne de yer ağladı! (Onlar) mühlet verilen kimseler de olmadılar!(1)
K

Kadri Çelik Meali

Onlar için ne gök, ne yer ağladı ve onlar (azabı) ertelenenler de olmadı.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Onlar için ne gök ağladı ne de yer. Kendilerine aman da verilmedi.
M

M. Pickthall (English)

And the heaven and the earth wept not for them, nor were they reprieved.
M

Mahmut Kısa Meali

Firavun ve ordusu öyle büyük bir lânete uğramıştı ki, ne gök ehli ağladı arkalarından, ne de yeryüzü sâkinleri; kendilerine tövbe etmek için ikinci bir fırsat da verilmedi!
M

Mahmut Özdemir Meali

Yer ve Gök onlara ağlamadı. Bakılacak / dikkate alınacak
değillerdi. ***
M

Mehmet Okuyan Meali

Gök ve yer onların ardından ağlamamıştı; [*] kendilerine zaman da tanınmamıştı.
M

Mehmet Türk Meali

Onlar için gökte de yerde de hiç ağlayan olmadı¹ ve onlara göz bile açtırılmadı.
M

Mehmet Çakır Meali

Ne gök yas tuttu onlar için ne de yer. Yüzlerine bakan bile olmadı.
M

Mehmet Çoban Meali

Gökyüzü yeryüzü onların ardından ağlamadı. Onlara mühlette verilmedi.
M

Muhammed Esed Meali

onlara ne gök ne de yer ağladı ve ne de bir mühlet verildi. ¹³
M

Mustafa Çavdar Meali

Onların ardından ne gök ağladı, ne de yer! Ne de cezaları ertelendi. 7/104...110, 10/88...92, 44/19...33
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Ne gök ağladı onlara ne de yer;[⁴⁴⁴⁹] ve ne de cezaları ertelendi.
O

Orhan Kuntman Meali

Onların helakine ne gök ağladı ne de yer! (Çünkü gök kapılarına yükselen sâlih amelleri yoktu ki, onların yokluğuna ağlasın, yeryüzünde Allah'a ibadet ettikleri yerler yoktu ki, onların kaybına ağlasın! Bu yüzden) Onlara mühlet de verilmedi. (Azapları, helakleri ertelenmedi.)
O

Osman Fırat Meali

Ve onların üzerine ne gök, ne de yer ağlamadı; mühlet verilenler de olmadılar.
S

Sardorxon Jahongir

Bas, osmon ham Yer ham ularga achinib yig‘‎lagani yo‘‎q. Shuningdek, ular tavba qilish uchun muhlat berilganlardan ham bo‘‎lmadilar.
S

Satıraltı Meal (1534)

Pes anlar üstine aġlamadı gökler, ne daḫı yirler. Daḫı anlara mühlet daḫıvirilmedi.
S

Suat Yıldırım Meali

28, 29. İşte böyle oldu! Sonra bütün bunları, başka bir topluma miras bıraktık. Merhamete lâyık olma haklarını kaybettiklerinden, perişan hallerine gök de ağlamadı, yer de ağlamadı. Artık onlara yeni bir mühlet de verilmedi. [26, 59; 7, 137]
S

Süleyman Ateş Meali

Onlara gök ve yer ağlamadı. Ve kendilerine fırsat da verilmedi.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Onların helâkine semâ ve arz ağlamadı ve onlara mühlet dahî virilmedi.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Firavun’a ve ordusuna ne gök ağladı, ne de yer. Onlara yeni bir fırsat da verilmedi.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Gök de ağlamadı onlar için yer de. Yüzlerine bakılmadı bile!
Y

Yusuf Ali (English)

And neither heaven(4710) nor earth shed a tear over them: nor were they given a respite (again).
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Artık onların üzerine gök ve yer ağlamadı, ve bir mühlet verilmişler de olmadılar.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Gök ve yer onlara ağlamadı;(3) kendilerine süre de tanınmadı.
İ

İhsan Aktaş Meali

Ve üzerlerine ne gök ne de yer (sakinleri üzülüp) ağlamadı ve onlara (daha fazla) mühlet de verilmedi. *
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Helak olanlara gök ve yer ağlamadı ve onları geride bekleyenler de olmadı.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Onlara ne gök, ne yer ağlamadı [⁴]. Onlara helikleri için de mühlet verilmedi.
İ

İsmail Yakıt

Gök ve yer onların ardından gözyaşı dökmedi, onlara mühlet de verilmedi.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Onlar için ne gök ağladı, ne de yer. Onlara göz açtırmadık.
Ş

Şaban Piriş Meali

Onlara ne gök ağladı, ne de yer! Hiç bekletilmediler.

Duhân Suresi 29. Ayet Meali ve Tefsiri

Duhân Suresi 29. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Duhân Suresi 29. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Duhân Suresi 29. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Duhân Suresi 29. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim