Sureye Dön

Cin Suresi Suresi, 9. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Ve gerçekten de biz, orada, bir söz duymak için bazı yerlere otururduk, fakat şimdi kim, dinlemeye kalkışsa kendisini gözetliyen bir şihap buluyor.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Gerçekten de biz semadan bir söz duymak için bazı yerlere otururduk. Fakat şimdi kim dinlemeye kalkışsa kendisini bekleyen bir alevle karşılaşır.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

“Oysa gerçekte biz, (daha önce bazı sırları) dinlemek için onun durak yerlerinde (göğün bazı mevkilerine) otururduk. Ama şimdi (cinnlerden) kim (kader taksimat bilgilerini) dinleyecek olsa, (hemen) kendisini izleyen bir şihab (yıldız kayması denilen ateş ve alev çarpması) bulur (ve kovulur).”
A

Ahmet Tekin Meali

“- Halbuki daha önce, biz göğün bazı bölgelerinde, haber dinlemek için oturacak yerler bulup oturuyorduk. Fakat şimdi, kim bilgi hırsızlığı yapmak isterse, kendisini gözetleyen kor halinde akan alev yalımlarını karşısında buluyor.”
A

Ahmet Varol Meali

Oysa biz (daha önce, gayb haberlerini) dinlemek için orada bazı oturacak yerlere otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olursa kendisini izleyen parlak bir ateş(i karşısında) buluyor.
A

Ali Bulaç Meali

'Oysa gerçekte biz, dinlemek için onun oturma yerlerinde otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olsa, (hemen) kendisini izleyen bir şihab bulur.'
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Halbuki biz (Peygamberin gönderilmesinden önce) haber dinlemek için göğün bazı (bekçilerden boş) yerlerine otururduk; fakat şimdi, kim dinleyecek olursa, kendisini gözetleyen bir şihap (yakıcı bir yıldız) buluyor.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

“Ve gerçekten biz (gökten bir şeyler) dinlemek için belli yerlerde otururduk. Şimdi artık kim dinlemek isterse kendisini gözetleyen bir ateş mermisini bulur.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

“Halbuki biz, göğü dinleyebileceğimiz yerlerde oturuyorduk. Fakat şimdi, kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev hüzmesi buluyor.”
B

Besim Atalay Meali (1965)

Bizler, orada dinlemek için yerler buluyorduk, imdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetliyen katı bir ateş bulur!
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Biz (Muhəmməd əleyhissəlamın peyğəmbər göndərilməsindən əvvəl mələklərin söhbətinə) qulaq asmaq üçün (göyün) bə’zi yerlərində otururduq. Lakin indi kim (onların söhbətinə) qulaq asmış olsa, yandırıb-yaxan bir ulduzun onu gözlədiyini görər.
C

Cemal Külünkoğlu Meali

“Oysa biz (Peygamberin gönderilmesinden önce) haber dinlemek için göğün bazı yerlerine otururduk. Ama şimdi kim dinlemeye kalkışırsa, derhal kendini gözetleyip izleyen bir alevle karşılaşıyor.”
C

Cemil Said (1924)

"İşitmek içün bir yerde oturduk, fakat kim istimâ’ itmek ister ise karşusına ihrâk içün şihâb çıkıyor idi."
D

Diyanet Vakfı Meali

Halbuki, (daha önce) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk; fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

"Doğrusu biz, göğün dinleyebileceğimiz bir yerinde otururduk; ama şimdi kim dinleyecek olsa, kendisini gözleyen bir ateş (ışın) buluyor."
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

“Hâlbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur.”
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

"Doğrusu biz göğün bazı mevkilerinde dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinleyecek olursa kendini gözetleyen parlak bir alev buluyor."
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Ve doğrusu biz ondan dinlemek için ba'zî mevkı'lere otururduk, fakat şimdi her kim dinliyecek olursa onun için gözeten bir şihab buluyor
E

Emrah Demiryent Meali

Hâlbuki biz, (daha önce) semânın bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi (bizden) kim (melekleri) dinlemeye kalksa, (karşısında) kendisini (helâk etmek üzere) gözetleyen bir şihâb (yıldızlardan kopan alev topu) buluyor.
E

Erhan Aktaş Meali

“Biz, dinlemek için oturma yerlerine otururduk. Fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir ışın buluyor.”
E

Eski Anadolu Türkçesi

“daħı bayıķ biz otururıduķ andan oturacaķ yirlere işitmeġe. pes her kim ķulaķ duta işitmeġe şimdi bula anuñ-içün od yılduz yol bekleyici.”
H

Hasan Basri Çantay Meali

«Halbuki hakıykaten biz (bundan evvel haber) dinlemek için onun ba'zı kısımlarında oturacak yerler (bulub) oturuyorduk. Fakat şimdi kim dinleyecek olursa kendisini gözetib duran bir şihab (karşısında) bulunuyor».
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

(Göğün haberlerini) işitmek için orada oturacak yerler bulup otururduk. Şimdi kim bir şey dinlemeye kalksa kendisini gözetleyen alev topları bulur.
H

Hayrat Neşriyat Meali

“Hâlbuki şübhesiz biz, (peygamberin gönderilmesinden önce) ondan oturulacak yerlerde (semâvât ehlini) dinlemek için otururduk. Fakat şimdi kim dinlemeye kalksa,(karşısında) kendisini (helâk etmek üzere) gözetleyen bir alev buluyor!”
K

Kadri Çelik Meali

“Oysa gerçekten biz, dinlemek için onun (göklerin) oturma yerlerinde otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olsa, (hemen) kendisini izleyen bir akanyıldız bulur.”
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Halbuki biz (daha önce, göğü) dinlemek için onun oturulabilecek yerlerinde otururduk; fakat şimdi kim dinlemek isterse kendisini gözetleyen bir alev topuyla karşılaşıyor.
M

M. Pickthall (English)

And we used to sit on places (high) therein to listen. But he who listened now findeth a flame in wait for him;
M

Mahmut Kısa Meali

Çünkü daha önce göğe çıkar ve melekler arasında geçen konuşmaları dinlemek için uygun yerlere otururduk. Orada işittiğimiz bazı bilgi kırıntılarını —bire beşyüz katarak— gelip kahinlere, falcılara haber verirdik. Fakat şimdi, Son Elçinin gönderilmesinden sonra, artık kim göğe çıkıp melekleri dinlemeye kalkışsa, kendisini izleyen bir alev topuyla karşılaşır ve oracıkta yanıp küle çevrilir.
M

Mahmut Özdemir Meali

’Dinlemek’ için biz, oradan oturaklara oturuyorduk. Şimdi, kim dinlerse, onu izleyen bir alev olarak bulur.
M

Mehmet Okuyan Meali

(Oysa) biz (haber) dinlemek için göğün (çeşitli) yerlerinde oturuyorduk fakat şimdi kim (haber) dinlemek isterse, kendisini takip eden bir alev hüzmesi bulu(yo)r. [*]
M

Mehmet Türk Meali

“Hâlbuki (daha önce) biz, onun (haber) dinleyebileceğimiz bir yerinde otururduk. Fakat şimdi kim dinlemek isterse, (karşısında) kendisini gözetleyen parlak bir ateş buluyor.”
M

Mehmet Çakır Meali

hattâ, vaktiyle biz, fezanın bazı noktalarında oturup dinleme görevi bile yapmışız. -halbuki şimdi birimiz, fezayı dinleyecek olsa, hemen karşısında ışınlı bir bekçi buluyor-
M

Mehmet Çoban Meali

"Hâlbuki biz göğün bazı kısımlarında dinlemek için oturuyorduk! Fakat kim göğü dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir ışık bulur."
M

Muhammed Esed Meali

halbuki onu[n gizlediği her sırrı] dinleyebileceğimiz [uygun] yerlere kurulmuştuk: ⁸ ve şimdi [veya başka zaman] onu dinlemeye çalışan herkes [aynı şekilde] kendisini bekleyen bir alev ile karşılaşacaktır! ⁹
M

Mustafa Çavdar Meali

– Hâlbuki vaktiyle biz gizli bilgiler edinmek için gökyüzünün bazı yerlerine otururduk. Şimdi ise oradan kim haber çalmaya kalkışacak olsa hemen yakıcı bir alev topuyla karşılaşıyor. 37/6...10, 41/12
M

Mustafa İslamoğlu Meali

halbuki vaktiyle biz onun uygun yerlerinde (haber) dinlemek için otururduk;[⁵³⁵³] ne var ki şimdi (bizden) her kim dinlemeye kalksa, derhal karşısında hedefe kilitli bir ateş topu buluyor.[⁵³⁵⁴]
O

Orhan Kuntman Meali

Oysa daha önce biz göğün bazı kısımlarında haber dinlemek için oturuyorduk, fakat şimdi kim dinlemeye kalksa, kendisini gözetip duran bir alev hüzmesi buluyor.
O

Osman Fırat Meali

Ve elbette biz önceden orada oturma yerlerinde oturduk. Şu anda ise her kim dinleyecek olsa karşısında onu gözetleyen, yakıp delen bir azap bulur.
S

Sardorxon Jahongir

Biz ilgari u osmondan ba’zi joylarga farishtalarning so‘‎zlarini eshitib olish uchun o‘‎tirib olar edik. Endi esa kim tinglamoqchi bo‘‎lsa, o‘‎zini poylab turgan uchqunga duchor bo‘‎ladi.
S

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı biz otururduḳ andan oturaçaḳ yirlerde işitmeg‐içün.
S

Suat Yıldırım Meali

“Önceleri biz göğün bazı yerlerinde oturup dinleme merkezleri edinirdik. Ama şimdi kim dinlemeye kalkışırsa, derhal kendini gözetleyip izleyen bir alevle karşılaşıyor. {KM, Tekvin 3, 24}
S

Süleyman Ateş Meali

Ve biz onun dinlemeğe mahsus olan oturma yerlerinde oturur(gayb haberlerini dinlemeğe çalışır)dık. Artık şimdi kim dinlemek istese, kendisini gözetleyen bir ışın bulur.
S

Süleyman Tevfik (1927)

"Evvelce, gökden sözleri işidecek bir yerde oturır ve dinlerdik. Şimdi semâdan bir şey işitmek isteyen kendi içün bekleyen şihâbı bulur (derhâl bir şihâbla semâdan uzaklaşdırılur.)"
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Halbuki biz orada bazı yerlere oturur, (yüce meclisi)[*] dinlerdik. Şimdi orayı kim dinlese kendini gözleyen bir ateş parçasıyla karşılaşıyor.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

"Biz eskiden, onun, dinlemek için oturulan yerlerinde otururduk. Ama şu anda kim dinlemeye kalksa kendisini gözetleyen bir alev/ışık bulur."
Y

Yusuf Ali (English)

´We used, indeed, to sit there in (hidden) stations, to (steal) a hearing; but any who listen now(5734) will find a flaming fire watching him in ambush.
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

«Ve hakikaten biz dinlemek için ondan oturulacak yerlerde oturuyorduk. Fakat şimdi kim dinleyecek olursa onun için bir gözetici şihap buluyor.»
Ü

Ümit Şimşek Meali

“Önceden, haber dinlemek için orada oturacak yerler bulup otururduk. Şimdi kim birşey dinlemeye kalksa, kendisini gözetleyen bir alev bulur.
İ

İhsan Aktaş Meali

Hâlbuki vaktiyle (daha önce) biz onun (fezanın) uygun yerlerinde (bilgi çalmak amacıyla melekleri) dinlemek için otururduk; ne var ki şimdi (bizden) kim dinlemeye kalkacak olursa, hemen karşısında (hedefe kilitli metafizik) bir şihap (ışın) buluyor. *
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Gökyüzünü dinlemek için en yüksek tepelere oturmuştuk. Sonra kim göğü dinlemişse, o an onu takip eden ateş parçaları (kayan meteorlar) bulmuştur.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

«— Biz hurafat işitmek üzere kulak vermek için orada duracak yerler buluyorduk. Her kim şirke kulak vermek isterse kendisini gözetler bir ateş şulesi bulur [⁶]»;
İ

İsmail Yakıt

“Hâlbuki biz (daha önce) göğün dinlemeye mahsus yerlerinde konuşlanırdık [makâ’ide]. Şimdi ise kim dinleyecek olsa, kendisini gözetleyen bir alev parçası buluyor.”
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Gerçekten biz bundan önce orada işitilecek yerlere oturup konuşulanları dinliyorduk. Ancak, şimdi herkim orayı dinliyecek olursa yolunu bekliyen bir ateş parçasıyla karşılaşacaktır.
Ş

Şaban Piriş Meali

Oysa, orada bizim dinlemek için oturma yerlerimiz vardı. Şimdi kim dinlemek istese onu gözeten bir alev yakalıyor.

Cin Suresi 9. Ayet Meali ve Tefsiri

Cin Suresi 9. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Cin Suresi 9. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Cin Suresi 9. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Cin Suresi 9. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim