Sureye Dön

Bakara Suresi Suresi, 146. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Kendilerine kitap indirdiğimiz kimseler, Peygamberi, oğullarını tanır gibi tanırlar. Tanırlar ama gene de içlerinden bir kısmı bilebile gerçeği gizler.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Hani şu kendilerine kitap verdiklerimiz varya, O son peygamberi kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Ama buna rağmen, onların bir kısmı gerçeği bile bile örtbas ederler.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Kendilerine kitap verdiklerimiz (Yahudi ve Hristiyan bilginleri), Onu (Kur’an’ı ve Resulüllah’ı) öz oğullarını tanıdıkları gibi tanıyıp bilirlerdi. (Hz. Peygamberin özelliklerini ve güzelliklerini kitaplarında okurlardı ve gelişini beklerlerdi.) Buna rağmen onlardan bir grup, bile bile (kasten haset ve hıyanet dürtüleriyle) kesinlikle gerçeği gizlerlerdi.
A

Ahmet Tekin Meali

Kendilerine kutsal kitapları, Tevrat'ı, İncil'i verdiklerimiz onu, Muhammed'i, öz oğullarını bildikleri gibi, kitaplarında zikredilen özellikleri sebebiyle tanırlar. Böyle iken içlerinden bir kısmı bile bile hakikati, onun Hak Peygamber olduğunu gizliyorlar.
A

Ahmet Varol Meali

Kendilerine daha önce Kitab vermiş olduklarımız onu kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Yine de onlardan bir grup bile bile gerçeği gizlerler.
A

Ali Bulaç Meali

Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi), çocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir bölümü, bildikleri halde gerçeği gizlerler.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Kendilerine kitap verdiklerimiz, Hazreti Peygamberi, öz oğullarını tanır gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden bir topluluk hak ve hakikatı bile bile gizlerler.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Kitap verilenler, çocuklarını tanıdıkları gibi onu (Peygamber’i veya Kâbeyi) tanırlar. (Onun hak olduğunu bilirler.) Onlardan bir grup bile bile hakkı gizlerler.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Kendilerine kitap verdiklerimiz, peygamberi, çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir grup, bile bile gerçeği gizler.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Kendi oğullarını tanıdıkları gibi, kitaplı olanlar, onu dahi tanırlar, onlardan bir bölük, bile bile hakkı gizlemektedir
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Kitab (Tövrat və İncil) verdiyimiz şəxslər onu (Muhəmmədi) öz oğullarını tanıdıqları kimi tanıyırlar. (Buna baxmayaraq) onların bir qismi, şübhəsiz ki, həqiqəti bilə-bilə gizlədir.
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Daha önce kendilerine Kitap verdiğimiz (Yahudi ve Hıristiyan bilginleri), onu kendi öz evlatlarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken, onlardan bazıları (kıskançlık ve bencillikleri yüzünden) hakikati bilerek örtbas ederler. 
C

Cemil Said (1924)

Ehl-i kitâb kendi çocuklarını nasıl tanırlar ise rasûli de, öylece tanırlar, lâkin ekserîsi bildikleri hakîkati ketm idiyorlar.
D

Diyanet Vakfı Meali

Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (o kitaptaki peygamberi), öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir gurup bile bile gerçeği gizler.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Onlardan bir takımı, doğrusu bile bile hakkı gizlerler.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden birtakımı bile bile gerçeği gizlerler.[39]
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

O kendilerine kitap verdiğimiz ümmetlerin âlimleri onu o peygamberi oğullarını tanır gibi tanırlar, böyle iken içlerinden bir takımı gerçeği bile bile gizlerler.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

O kendilerine kitab verdiğimiz ümmetlerin uleması onu -o Peygamberi- oğullarını tanır gibi tanırlar, böyle iken içlerinden bir takımı hakkı bile bile ketmederler
E

Emrah Demiryent Meali

Kendilerine kitap verdiklerimiz (Tevrât ve İncîl’de vasıflarını okuyup bildikleri için) onu (resûlümüz Muhammed’i) kendi (öz) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir grup bile bile hakkı gizlerler.
E

Erhan Aktaş Meali

Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, O'nu¹ öz oğullarını bildikleri gibi bilirler. Buna rağmen içlerinden bir zümre, bile bile gerçeği gizlemektedir.
E

Eski Anadolu Türkçesi

anlar kim virdük anlara kitāb, bilürler anı nite kim bilürler oġlanlaruñ. daħı bayıķ bir bölük anlardan, gizlerler ḥaķķı ya'nį muḥammed śıfatın anlar bilürlerken.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Kendilerine Kitab verdiklerimiz onu (o peygamberi) öz oğulları gibi tanırlar, öyle iken içlerinden bir güruh, kendileri bilib durdukları halde, yine mutlakaa Hakkı gizlerler.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Kendilerine kitap verdiklerimiz onu oğullarını tanır gibi tanırlar. İçlerinden bir fırka bildikleri halde hakkı gizlerler.
H

Hayrat Neşriyat Meali

Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu (o peygamberi) kendi oğullarını tanımakta oldukları gibi tanırlar.(1) Buna rağmen şübhesiz onlardan bir fırka, kendileri bile bile gerçekten hakkı gizlerler.
K

Kadri Çelik Meali

Kendilerine kitab verdiklerimiz, onu (Peygamber'i) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Onlardan bir takımı, doğruyu bile bile gizlerler.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Kendilerine kitap verdiklerimiz onu kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Yine de içlerinden bir grup bile bile gerçeği saklıyorlar.
M

M. Pickthall (English)

Those unto whom We gave the Scripture recognize (this revelation) as they recognize their sons. But lo! a party of them knowingly conceal the truth.
M

Mahmut Kısa Meali

Kendilerine daha önce Kitap verdiklerimiz, yani Yahudi ve Hıristiyan bilginleri, kıblenin değiştirilmesine yönelik emrin Allah’tan geldiğini ve bu emre muhatap olan Muhammed (s)’in hak Peygamber olduğunu pekâlâ bilir, onu kendi öz evlatlarını tanıdıkları gibi tanırlar fakat yine de içlerinden bir kısmı, kıskançlık ve bencillikleri yüzünden gerçeği bile bile gizlerler.
Oysa inkârcılar ne derlerse desinler:
M

Mahmut Özdemir Meali

Kitap verdiğimiz kimseler, onu kendi oğullarını tanır gibi tanıyorlar. Onlardan bir takımı, Hakk’ı / Gerçeği bile bile elbette saklıyorlar.
M

Mehmet Okuyan Meali

Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (kıbleyi) kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. [*] Şüphesiz ki onlardan bir grup, bilerek hakikati gizlemektedir.
M

Mehmet Türk Meali

Kendilerine kitap verdiklerimiz, o (Peygamberi) kendi oğullarını bildikleri gibi bilirler.¹ Fakat onlardan bir bölümü, bu gerçeği bile bile gizlerler.
M

Mehmet Çakır Meali

Aslında ehlikitap, Muhammed'i, kendi çocuklarını tanıdıkları kadar yakından tanırlar, ama yine de onlardan bir kısmı bile bile gerçeği söylemezler.
M

Mehmet Çoban Meali

Kendilerine daha önce kitap verilenler onu öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir grup bilerek gerçeği gizler.
M

Muhammed Esed Meali

Daha önce kendilerine vahiy verdiklerimiz, onu kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar: Ancak bilin ki, onların bazısı hakikati bile bile örtbas eder;
M

Mustafa Çavdar Meali

Kendilerine kitap verdiklerimiz bu gerçeği öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Bununla beraber onlardan bir kısmı hakkı bile bile gizlerler. 6/20, 2/42
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Kendilerine vahiy emanet ettiklerimiz, bunu öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onların çoğu, bildikleri hâlde ısrarla gerçeği gizlerler.[²⁹¹]
O

Orhan Kuntman Meali

Kendilerine kitap verdiğimiz ümmetlerin alimleri; onu (Muhammed s.a.s.’i) öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar (Onun hak peygamber olduğunu bilirler, çünkü onlar Resulullah s.a.s.'ın özelliklerini kitaplarında okumuşlardır) buna rağmen içlerinden bir gurup bile bile gerçeği gizlerler. (Dünya saltanatları elden gitmesin diye onun hak davetini kabul etmezler.)
O

Osman Fırat Meali

Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (Peygamberi ve Kur’an’ı) kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir grup, bile bile hakkı gizler.
S

Sardorxon Jahongir

Biz kitob bergan yahudiy va nasroniylar u Muhammadni payg‘‎ambar ekanligini xuddi o‘‎z o‘‎g‘‎illarini tanigandek bilardilar. Shubhasiz, ulardan bir guruhi o‘‎z kitoblaridan uning sifatini o‘‎qib turib, bilgan hollarida haqiqatni yashiradilar.
S

Satıraltı Meal (1534)

Ol kişiler kim kitāb virdük anlara, bilürler Muḥammed ḥaḳ peyġamberolġanı, yā ḳıble ḥaḳ olġanı, oġlanları bildükleri gibi. Daḫı bir ṭāyife anlar‐dan ḥaḳḳı gizlerler, anlar ḥaḳ olġanı bilürlerken.
S

Suat Yıldırım Meali

Kendilerine kitap vermiş olduğumuz kimseler, onu (Muhammed'i) tıpkı evlatlarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken, onlardan bir kısmı, bile bile gerçeği gizler.
S

Süleyman Ateş Meali

Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu, oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar, ama yine de onlardan bir grup, bile bile gerçeği gizlerler.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Kendilerine kitâb virdiklerimiz (Ehl-i Kitâb) Rasûl'i kendi oğullarını bildikleri gibi bilirler. Ve onlardan bir fırka, hakkı, hak oldığını bildikleri halde ketm iderler [²]
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Kendilerine Kitap verdiklerimiz bunu (Kâbe’nin tekrar kıble olacağını), kendi oğullarını bildikleri gibi bilirler. Ama onların birtakımı bu gerçeği bile bile gizlerler.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Bununla birlikte, içlerinden bir zümre, bilip durdukları halde gerçeği gizliyorlar.
Y

Yusuf Ali (English)

The people of the Book know this as they know their own sons(151); but some of them conceal the truth which they themselves know.
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

O kendilerine kitap verdiğimiz kimseler kendi oğullarını bildikleri gibi O'nu da bilirler. Fakat onlardan bir fırka, hiç şüphe yok ki, bilir oldukları halde hakkı ketmederler.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu, kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar.(62) Yine de onlardan bir zümre var ki, bile bile gerçeği gizler.
İ

İhsan Aktaş Meali

O kendilerine kitap vermiş olduğumuz kimseler (Yahudi ve Hıristiyan alimleri) kendi çocuklarını bildikleri gibi onu (bizim tarafımızdan peygamberin getirmiş olduğu o mesajın doğruluğunu ve Mescid-i Haram’daki Kâbe’nin hem kendilerinin hem de İbrahim ve önceki bütün peygamberlerin kıblesi olduğunu) da bilirler. Fakat onlardan bir fırka, hiç şüphe yok ki, bilir oldukları hâlde gerçeği gizlerler. *
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Kendilerine kitap verdiklerimiz. Onu (Elçiyi) kendi öz çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Onlardan bir gurup, bildikleri halde hakkı gizlerler.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Kitap verdiğimiz kimseler kendi oğullarını tanıdıkları gibi O/nu da [¹] tanırlar. Onlardan bir gürûh hakkı, bile bile ketmederler.
İ

İsmail Yakıt

Kendilerine kitap verdiklerimiz onu/Kâbe’nin kıble olduğunu, kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar.⁹⁶ Ama onlardan bir grup bile bile gerçeği gizlerler.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bizim kendilerine Kitap verdiklerimiz onu kendi çocuklarını tanırcasına tanırlar. Bu böyle iken içlerinden bir takımı doğruyu bile bile gizlerler.
Ş

Şaban Piriş Meali

Kendilerine kitap verdiklerimiz (Yahudi ve Hıristiyanlar) onu (Muhammed'i) öz oğulları gibi tanırlar. Bununla beraber onlardan bir kısmı bildikleri halde hakkı gizlerler.

Bakara Suresi 146. Ayet Meali ve Tefsiri

Bakara Suresi 146. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Bakara Suresi 146. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Bakara Suresi 146. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Bakara Suresi 146. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim