Sureye Dön

A’râf Suresi Suresi, 94. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Hiçbir şehre peygamber göndermedik ki oranın halkını, yola gelsinler de yalvarıp yakarsınlar diye can ve malca bir sıkıntıya, bir azaba uğratmayalım.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Hangi memlekete bir peygamber göndermişsek, mutlaka ora halkını yalvarıp yakarsınlar diye bir takım sıkıntı ve şiddetle hırpalamışızdır.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Biz hangi ülkeye (ve bölgeye) bir peygamber gönderdiysek, oranın (inanmayan) halkı yalvarıp-yakarsınlar (pişman olup iman ve itaate yanaşsınlar) diye, mutlaka onları dayanılmaz bir zorluk (yoksulluk, sarsıntı) ve sıkıntıyla tutup (silkeledik).
A

Ahmet Tekin Meali

Biz hangi ülkeye özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere bir peygamber gönderdiysek, oranın halkını yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk, şiddet, hastalık ve ekonomik darboğazlarla, mallarına ve kendilerine gelen zararlarla sıktık.
A

Ahmet Varol Meali

Hangi kasabaya peygamber gönderdiysek mutlaka oranın halkını, belki gönülden yalvarıp yakarırlar diye sıkıntı ve darlıkla karşı karşıya getirdik.
A

Ali Bulaç Meali

Biz hangi memlekete bir peygamber gönderdiysek onun halkı yalvarıp-yakarsınlar diye, mutlaka onları dayanılmaz bir zorluk (yoksulluk) ve sıkıntıyla yakalayıvermişiz.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Biz herhangi bir memlekete bir peygamber gönderdikse, önce halkını (peygamberlerini tanımadıklarından) şiddet ve zaruretle sıkmışız ki, yalvarıp yakarsınlar.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Biz hangi memlekete bir peygamber gönderdiysek, yalvarıp yakarsınlar diye oranın halkını azap ve sıkıntıya uğrattık.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, ora halkını peygambere baş kaldırdıklarından ötürü Allah'a yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Biz bir yere peygamber gönderirsek, yalvarması için onlara kıtlık da, darlık da verirdik
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Biz hansı bir məmləkətə peyğəmbər göndərdiksə, onun əhalisini (peyğəmbərləri tanımadıqları üçün bir müddət) müsibətə və bəlaya (xəstəlik, yoxsulluq, qıtlıq, aclıq və s.) saldıq ki, bəlkə, (günahlarını başa düşərək Allaha) yalvarıb-yaxarsınlar!
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Biz bir bölgeye/topluma bir nebi (veya elçi) gönderdiysek ora halkını (gaflet uykusundan uyansınlar, aciz olduklarını anlasınlar ve) kibirlerinden sıyrılsınlar diye onları darlıkla, sıkıntıyla denemişizdir.
C

Cemil Said (1924)

Enbiyâdan birini bir karyeye gönderdiğimiz vakit tekzîb itdiler biz de ânlara dayk-ı ma’îşet virdik tâ ki tazarru’da bulunsunlar..
D

Diyanet Vakfı Meali

Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, ora halkını, (peygambere baş kaldırdıklarından ötürü bize) yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Biz hangi kente (ülkeye) bir peygamber gönderdikse, ora halkını, yalvarıp yakarsınlar diye, darlık ve sıkıntıya uğratmışızdır.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, onun halkınıyalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Biz hangi memlekete bir Peygamber gönderdikse iptida ahâlisini şiddet ve zaruretle sıkmışızdır ki niyaza düşsünler
E

Emrah Demiryent Meali

Biz, hangi memlekete bir peygamber gönderdiysek, oranın (hakkı inkâr eden) halkını, ancak (emirlerimize boyun eğsinler ve günahlarına tövbe ederek) yalvarıp yakarsınlar diye, fakirlik ve sıkıntıya uğratmışızdır.
E

Erhan Aktaş Meali

Hangi beldeye bir nebi gönderdiysek, o beldenin halkını tazarru¹ etsin diye sıkıntı ve zorlukla yakaladık.
E

Eski Anadolu Türkçesi

daħı viribimedük hįç köyde hįç peyġamber illā kim duttuķ ol köy ķavmun ķatılıġ-ıla daħı yavuz ħal-ıla anuñ-içün kim anlar yavuz aġıralar.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Biz hangi memlekete bir peygamber gönderdi isek onun halkını (peygamberlerini tanımamaları yüzünden) yalvarıb yakarsınlar diye mutlakaa fakirlikle, şiddetle, hastalıkla (sıkıb) yakaladık.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Biz hangi şehre bir nebî gönderdiysek oranın halkı belki yalvarıp yakarır diye onları bir zorluk ve sıkıntıyla yakaladık.
H

Hayrat Neşriyat Meali

İşte (biz) hangi şehre bir peygamber gönderdiysek, mutlaka oranın halkını sıkıntılar ve hastalıklarla yakaladık;(2) tâ ki yalvarsınlar (ve îmâna gelsinler).
K

Kadri Çelik Meali

Biz hangi memlekete bir peygamber gönderdiysek, onun halkı yalvarıp-yakarsınlar diye, mutlaka onları dayanılmaz bir zorluk (yoksulluk) ve sıkıntıyla yakalayıvermişizdir.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek mutlaka ora halkını, Allah’a yönelip yalvarsın yakarsınlar diye dert ve sıkıntıya uğratmışızdır.
M

M. Pickthall (English)

And We sent no prophet unto any township but We did afflict its folk with tribulation and adversity that haply they might grow humble.
M

Mahmut Kısa Meali

Biz hangi ülkeye bir Peygamber veya dâvetçi gönderdiysek, mutlaka o ülke halkını yoksulluk ve benzeri sıkıntılarla imtihân etmişizdir ki, böylece gaflet uykusundan uyansınlar da, ne kadar âciz olduklarını idrâk ederek Allah’a yönelip yalvarsınlar.
M

Mahmut Özdemir Meali

Hangi şehre bir nebiyy gönderdiysek, oranın ahâlisini Darlık (Kıtlık / Ekonomik Kriz) ve (Sosyal ve Siyasal) Bunalım ile yakaladık. Umulur ki boyun eğerek yalvarırlar.
M

Mehmet Okuyan Meali

Her şehre bir peygamber gönderdiğimizde (gerçeğe) boyun eğsinler diye onları elbette çeşitli sıkıntı ve darlıkla denemiştik. [*]
M

Mehmet Türk Meali

Biz Peygamber gönderdiğimiz her ülkenin halkını (kibirlerini atıp) hakka boyun eğsinler diye, mutlaka yoksulluk ve sıkıntı ile denedik.
M

Mehmet Çakır Meali

Biz, bir kente bir elçi göndermeden önce, halkını açlık ve yoksulluk sıkıntısına sokarız ki dua etme ihtiyacı duysunlar.
M

Mehmet Çoban Meali

Biz hangi ülkeye Nebi gönderdiysek halklarını değişik açılardan sınarız. Onların arasında yoksulluk darlık olur. Onlara bakarız. Yoksullukta, darlıkta ne yapıyorlar? Başlarına gelen darlıkta yoksullukta Allah’a mı yalvarıyorlar yoksa başka şeylere mi? Doğal yasamız her toplumu kuşatır. Doğal yasamızdan kaçış yoktur.
M

Muhammed Esed Meali

BİZ hiçbir topluma peygamber göndermemişizdir ki belki kibirlerinden sıyrılırlar diye onları darlıkla, sıkıntıyla denemiş olmayalım.
M

Mustafa Çavdar Meali

Biz, hangi ülkeye bir nebi göndermişsek, Allah’a gönülden yalvarmaları için onları kıtlık ve yoklukla mutlaka imtihan etmişizdir. 6/42, 7/96
M

Mustafa İslamoğlu Meali

BİZ hiçbir ülkeye bir nebi göndermemişizdir ki, (zamanında) oranın halkını belki (Allah’a) boyun eğerler diye şiddetli zorluk ve darlıkla[¹²²⁸] sınamamış olalım.
O

Orhan Kuntman Meali

Biz herhangi bir beldeye bir Peygamber gönderdiğimiz zaman o belde halkını, (hak daveti kabul etmeyince ilkin, kusurlarını anlayıp da imana gelsinler) bize yalvarıp yakarsınlar diye muhakkak, yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır.
O

Osman Fırat Meali

Biz, bir kentin halkını —belki yalvarıp yakarırlar diye— şiddetli sıkıntı ve zaruretler içinde tutmadan oraya nebiler göndermedik.
S

Sardorxon Jahongir

Qaysi bir o‘‎lkaga payg‘‎ambar yuborsak shoyad, tavba-tazarru qilsalar deb, ularni qiyinchilik va musibatlar bilan sinovga tutganmiz.
S

Satıraltı Meal (1534)

Biz göndermedük bir şehre bir nebī, illā dutduḳ ehlini zaḥmetler‐ile daḫıziyānlar‐ıla. Ola kim tażarru‘ eyleyeler.
S

Suat Yıldırım Meali

Biz hangi ülkeye peygamber gönderdiysek, (mutlaka ilkin oranın halkını, gafletten uyarsın, ) Allah'a yönelip yalvarsınlar diye yoksulluğa, hastalık ve musîbetlere duçar ederiz.
S

Süleyman Ateş Meali

Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, onun halkını -yalvarıp yakarsınlar diye- mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Biz bir karyeye (memlekete) enbiyâdan birini göndermedik ki (onı tekzîb iylediklerinden) ehlini (memleket halkını) sû-i hâl, fakr u zarûret, renc ve emrâz ile ahz itdik (onlara bunları musallat kıldık) Tâ ki tazarrû' ve niyâz ideler.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Biz hangi kente bir nebi göndersek oranın halkını baskı ve zorluğa sokarız ki yalvarıp yakarsınlar.[*]
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Biz bir ülkeye bir peygamber gönderdiğimizde, onun halkını zorluk ve darlıkla mutlaka sıktık ki, sığınıp yakarsınlar.
Y

Yusuf Ali (English)

Whenever We sent a prophet to a town, We took up its people in suffering and adversity, in order that they might learn humility.(1065)
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Bir memlekete bir peygamber göndermedik ki, illâ onun ahalisini fakr ile ve hastalık ile yakaladık. Tâ ki yalvarıp yakarsınlar.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Biz hangi beldeye bir peygamber gönderdiysek, oranın halkını, olur ki yalvarırlar diye darlıklara ve zorluklara uğrattık.
İ

İhsan Aktaş Meali

Ve (Resulüm!) Biz hiçbir topluma (mesajlarımızın tebliğini yapan bir) elçi göndermemişizdir ki, (kibir ve inatlarından vazgeçip) yalvarsınlar diye onları darlıkla, sıkıntıyla almamış olmayalım.*
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Biz bir kasabaya nebilerden kimi göndermişsek, oranın halkını azap ve sıkıntılara uğrattık ki, belki Rablerine saygı ile boyun eğerler.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Hangi bir kasabaya bir peygamber göndermişsek ahalisi onu tanımamakla onları, yalvarıp yakarmaları için fakirliğe, hastalığa [²] giriftar ettik.
İ

İsmail Yakıt

Biz bir beldeye/memlekete bir peygamber göndermemiş olalım ki, ola ki içtenlikle yakarırlar/kibirlerinden arınırlar [yetedarraûn] diye, ora halkını sıkıntı ve darlığa uğratmamış olalım.³¹
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Biz hangi ile bir peygamber gönderdikse oranın kişilerini darlığa, sıkıntıya uğratmışızdır. Bu da Allah’a yakarsınlar diyedir.
Ş

Şaban Piriş Meali

Biz, hangi ülkeye bir nebi göndermişsek, halkını yalvarıp yakarmaları için darlık ve meşakkate düşürdük.

A’râf Suresi 94. Ayet Meali ve Tefsiri

A’râf Suresi 94. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda A’râf Suresi 94. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. A’râf Suresi 94. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. A’râf Suresi 94. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim