Sureye Dön

A’râf Suresi Suresi, 39. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Evvelce girenler, sonrakilere diyecekler ki: Sizin bir üstünlüğünüz yok bize, kazandığınız suçlar yüzünden tadın azabı.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Ve öncekiler sonrakilere şöyle diyecek: “Demek ki, bizim hatalarımızdan ders almadığınızdan dolayı, bize karşı bir üstünlüğünüz yok. Öyleyse yaptığınız tüm o kötülükler için tadın bu azabı.”
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

(Bu sefer) Öncekiler sonrakilere (küfür ve kötülük öncüleri, peşlerine takılan kimselere) diyecekler ki: "Sizin bize göre bir (üstünlük sebebiniz ve) faziletiniz yoktur, (işinize geldiği için bizi takip ve taklit ettiniz,) şimdi kendi (nefsi arzularınız ve taraftarlığınızla) kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadınız!"
A

Ahmet Tekin Meali

İktidar sahibi liderler, halka:
“Sizin bize göre farklı bir tarafınız yok. O halde, siz de işlediğiniz ameller, yüklendiğiniz günahlar sebebiyle azâbı tadın." derler.
A

Ahmet Varol Meali

Öncekiler de sonrakilere: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yoktu. Kazandıklarınıza karşılık azabı tadın" derler.
A

Ali Bulaç Meali

(Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: 'Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadın.'
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Önceki öncüler de sonrakilere; “- Sizin de bize karşı bir üstünlüğünüz olmadı. Artık kendi yaptığınızın cezası olan azabı tadın”, derler.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Öncekiler de sonrakilere derler ki: “Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Artık kendi kazançlarınızdan dolayı azabınızı tadın.”
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Öncekiler de sonrakilere derler ki: “Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın.”
B

Besim Atalay Meali (1965)

Öncekiler, derler sonrakilere: «Sizin bizden ayrı neyiniz vardır? Yaptığınız iş yüzünden azabı tadasınız»
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Əvvəl gələnlər isə sonrakılara: “Sizin bizdən heç bir üstünlüyünüz yoxdur. (Biz sizi günah işlərə məcbur etmədiyimiz, əksinə, siz onları könüllü surətdə gördüyünüz üçün hər ikimiz eyni əzaba düçar olmalıyıq). Buna görə də qazandığınız günahların cəzası olaraq dadın əzabı! – deyəcəklər.
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Ve (bunun üzerine) öncekiler, sonrakilere şöyle diyecek: “Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Öyleyse yaptığınız kötülükler yüzünden tadın azabı!”
C

Cemil Said (1924)

(39) Evvel gelenler sonra gelenler[e]: "Sizin bize rüchânınız var mı? lâyık oldığınız ’azâbı çekiniz" dirler.
D

Diyanet Vakfı Meali

Öncekiler de sonrakilere derler ki: Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Öncekiler sonrakilere, "Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktu, kazandığınıza karşılık azabı tadın" derler.*
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Öncekiler sonrakilere, “Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık, azabı tadın” derler.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Öncekiler de sonrakilere derler ki: "Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur. O halde yaptıklarınızdan dolayı azabı tadın".
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Öndekiler de sonrakilere derler ki: sizin de bize karşı bir meziyyetiniz olmadı, artık kendi kesbinizin cezası, tadın azabı
E

Emrah Demiryent Meali

(Bu sefer) öncekiler (sapıklıkta önderlik edenler) de sonrakilere (sapıklıkta kendilerini takip edenlere) derler ki: “Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O hâlde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!”
E

Erhan Aktaş Meali

Öncekiler de sonrakilere: “Sizin, bizden iyi bir tarafınız yoktu. O halde kazandıklarınıza karşılık azabı tadın.” dediler.
E

Eski Anadolu Türkçesi

daħı eyitti öñdüngiler śoñraġılara “olmadı sizüñ üzerümüze hįç artuķlıķ [77b] pes ŧaduñ 'aźābı andan ötürü kim olduñuz-idi ķazanursız.”
H

Hasan Basri Çantay Meali

Onların evvelkileri de sonrakilerine: «Sizin bize karşı hiçbir üstünlüğ (ünüz) yokdur. O halde ne kazanmış idiyseniz karşılığı olan azabı tadın» dedi (diyecek).
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Öncekiler, sonrakilere: “Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yokmuş! O halde kazandıklarınıza karşılık olarak tadın azabı.” derler.
H

Hayrat Neşriyat Meali

Öncekiler ise sonrakilere: “Hâlbuki (bu mevzu'da) sizin bizim üzerimize hiç bir üstünlüğünüz olmadı, öyle ise kazanageldiğiniz (günahlar) yüzünden azâbı(nızı) tadın!” derler.
K

Kadri Çelik Meali

Öncekileri (önderleri) sonrakilere (kendilerine uyanlara), “Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur, kazandığınıza karşılık tadın azabı” derler.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Öncekiler de sonrakilere derler ki: “Sizin bizden arta kalır bir tarafınız yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!”
M

M. Pickthall (English)

And the first of them saith unto the last of them : Ye were no whit better than us, so taste the doom for what ye used to earn.
M

Mahmut Kısa Meali

Bunun üzerine öncekiler, sonrakilere şöyle diyecek: “Sizin bizden üstün bir tarafınız yok ki! Öyleyse, yaptıklarınıza karşılık cehennem azâbını bizimle birlikte tadın!”
M

Mahmut Özdemir Meali

Bir de onların ilk öncekileri sonrakilere dediler ki: -"Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktu.
Kazanıyor olduğunuz şeylere karşılık Azab’ı tadın!". ***
M

Mehmet Okuyan Meali

Öncekiler sonrakilere şöyle diyecekler: “(Belli ki) sizin bizden hiçbir farkınız yokmuş. Siz de (bizim gibi) yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!”
M

Mehmet Türk Meali

Öncekiler de sonrakilere: “Sizin bizden fazla bir üstünlüğünüz yok. Öyleyse yaptıklarınızın karşılığı olan şu azabı tadın bakalım.” (diyecekler.)
M

Mehmet Çakır Meali

Bu sefer öncekiler, sonradan gelenlere karşılık verecek: " Sizin de bizden kalır yeriniz yoktu. Siz de çekin yaptıklarınızın cezasını..."
M

Mehmet Çoban Meali

Öncekiler sonrakilere dediler ki: "Sizin bize herhangi bir üstünlüğünüz yok! O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!"
M

Muhammed Esed Meali

Ve öncekiler, sonrakilere şöyle diyecek: “Demek ki, hiçbir bakımdan bizden üstün kimseler değilmişsiniz! ³⁰ Öyleyse, yaptığınız bütün o kötülükler için, tadın bu azabı!”
M

Mustafa Çavdar Meali

Ve öncekiler de, sonraki kuşaklara: – Küfürde sizin, bizden bir farkınız yoktur, öyleyse siz de kazanmış olduklarınıza karşılık azabı tadın! Derler. 28/62...66, 34/31...33, 40/47...50
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Bu kez öncekiler sonrakilere, “İşte gördünüz, sizin bizden bir farkınız yok.[¹¹⁸⁵] Öyleyse, kendi işledikleriniz yüzünden tadın azabı!” diyecekler.
O

Orhan Kuntman Meali

(Bunun üzerine) Öncekiler de sonrakilere: "(Anladınız ya) Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yok! (Sizlere de Peygamberler geldi, neden onlara değil de bize tabi oldunuz) O halde siz de işlediğiniz günahlardan ötürü (bizim gibi katmerli) azabı tadın" derler.
O

Osman Fırat Meali

Onların öncekileri de sonrakilerine: “Sizin bizden bir fazlanız yoktur. Kazandığınız yüzünden azabı tadın!” dediler.
S

Sardorxon Jahongir

Avvalgilari keyingilariga qarata: “Sizlarning bizlardan ortiq joyingiz yo‘‎q. Qilgan ishlaringizga yarasha azob totaveringlar”, – deydilar.
S

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı eyide öñdinkiler ṣoñraġılara: Yoḳdur sizüñ bizüm üstümüzefażluñuz, pes daduñ cehennem odınuñ ‘aẕābını, ḳazanduġuñuz ma‘ṣiyetsebebi‐y‐le.
S

Suat Yıldırım Meali

Bu sefer öndekiler de sonrakilere derler ki: “Gördünüz ya, sizin bize karşı bir ayrıcalığınız olmadı, artık kendi işlediklerinizin cezası olarak tadın azabı! ”
S

Süleyman Ateş Meali

Öncekiler de sonrakilere dediler ki: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de kazandıklarınıza karşılık azabı tadın!"
S

Süleyman Tevfik (1927)

Evvel gelenler sonrakilere: "Sizin bizim üzerimize bir fazlınız (hakk-ı rüchânınız) yokdur. Kazandığınız şeylerden dolayı 'azâbınızı tadınız" dirler.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Öncekiler de sonrakilere şöyle cevap vereceklerdir: “Sizin bizden ne farkınız var ki? Siz de kazandığınıza karşılık bu azabı tadın.”
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Öncekiler de sonrakiler için şöyle konuşurlar: "Artık sizin, bizim üzerimizde bir üstünlüğünüz yok. O halde kazandıklarınıza karşılık azabı tadın."
Y

Yusuf Ali (English)

Then the first will say to the last: "See then! No advantage have ye over us; so taste ye of the penalty for all that ye did !"(1020)
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Öndekiler de, sonrakilere diyeceklerdir ki: «Sizin için bizim üzerimize bir fazl (ve rüçhan) yoktur. Binaenaleyh (siz de) kazanır olduğunuz şey sebebiyle azabı tadınız.»
Ü

Ümit Şimşek Meali

Öncekiler de sonrakilere “Sizin bize bir üstünlüğünüz yok ki,” derler. “Siz de kendi kazandıklarınızın azabını tadın.”
İ

İhsan Aktaş Meali

(Bu sefer) önde gelenler, sonda yer alanlara (inkâr ve kötülük öncüleri, peşlerine takılanlara) diyecekler ki: (Bu hesap günü) sizin de bize karşı (hiç) bir üstünlüğünüz olmadı. Artık (bizim gibi siz de) kendi yaptığınızın cezası olan azabı tadın.
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Öncekiler de sonrakilere cevap olarak “Sizin bizden hiçbir üstünlüğünüz yoktu, kazandıklarınızdan dolayı azabı tadın” derler.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Evvelkileri sonrakilerine [²] diyecekler. «-— Sizin bizim üzerimizde hiçbir meziyetiniz yoktur. Neye azabımız iki kat olsun! Kazancınızdan dolayı haydi azabı tadın».
İ

İsmail Yakıt

Öncekiler de sonrakilere derler ki: “Sizin de bize karşı herhangi bir fazlanız/üstünlüğünüz yok. O hâlde yapmış olduklarınızdan/kazandıklarınızdan dolayı siz de azabı tadınız!”
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Öncekiler de sonrakilere diyecekler: "Sizin bizden ne ayrılığınız ne ayrılığınız var ki? Öyleyse siz de kazandığınız günahların azabını çekin."
Ş

Şaban Piriş Meali

Öncekiler ise, kendilerinden sonra gelenlere:-Sizin, bizden bir üstünlüğünüz yoktur, siz de kazanmış olduklarınıza karşılık azabı tadın!” derler.

A’râf Suresi 39. Ayet Meali ve Tefsiri

A’râf Suresi 39. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda A’râf Suresi 39. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. A’râf Suresi 39. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. A’râf Suresi 39. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim