Sureye Dön

A’râf Suresi Suresi, 131. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Onlara bir iyilik gelince hakkımızdı bu zaten derler, bir kötülük geldi mi Musa'nın ve onunla beraber bulunanların uğursuzluğuna verirlerdi. İyice bil ki uğradıkları uğursuzluk, Allah'tandı, fakat çoğu bilmezdi bunu.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Fakat onlar, kendilerine ne zaman bir iyilik erişse, “Bu davranışlarımızla elde ettiğimiz hakkımızdır” derler. Eğer kendilerine bir kötülük gelirse, bunu Musa ve onun taraftarlarının uğursuzluğuna verirlerdi. Yoo, şüphesiz onların uğursuzlukları Allah tarafından onlara yüklenmiştir; fakat çoğu bu gerçeği bilmez.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Onlara (Firavun’a ve adamlarına) bir iyilik geldiği zaman, “Bu bizim içindir (bu nimet ve fazileti hak etmişizdir)” diyorlardı; onlara bir kötülük isabet ettiğinde ise (bunu da) Musa ve beraberindekilerin bir uğursuzluğu olarak yorumlarlardı. Haberiniz olsun, Allah katında asıl uğursuz olanlar kendileridir (ve uğradıkları felaketler, kendi fesatlıkları nedeniyledir); ama onların çoğu (bu gerçekleri) bilmezler (ve akıl erdirmezler).
A

Ahmet Tekin Meali

Kendilerine bir iyilik, bolluk gelince:
"- Bu bizim hakkımızdır" dediler. Başlarına bir kötülük gelince de, bunu Mûsâ ile beraberindekilerin uğursuzluğundan saydılar. Şunu unutmayın, onların uğurlu ve uğursuz saydıklarının, hayır ve şerden paylarının, rızıklarının kendi iradî tercihleri sonucu olacağı Allah katında yazılıdır. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.
A

Ahmet Varol Meali

Onlara bir iyilik geldiğinde: "Bu bizim hakkımızdır" derlerdi. Başlarına bir kötülük geldiğinde de Musa ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki, onların uğursuzluğu Allah katındandır [8], ancak çoğu bunu bilmez.
A

Ali Bulaç Meali

Onlara bir iyilik geldiği zaman 'Bu bizim için' dediler; onlara bir kötülük isabet ettiğinde (bunu da) Musa ve beraberindekilerin bir uğursuzluğu olarak yorumlarlardı. Haberiniz olsun, Allah katında asıl uğursuz olanlar kendileridir; ama onların çoğu bilmezler.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Fakat onlara (firavun ailesine) iyilik ve bolluk geldiği zaman: “- Bu bizim hakkımızdır.” dediler. Başlarına bir fenalık geldiği zaman da, beraberindekilerin uğursuzluğuna yoruyorlardı. Dikkat edin! İyilik ve kötülüğü yaratmak ancak Allah'ın kudretiyledir. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Onlara bir iyilik geldiğinde, “bu bizdendir” derlerdi. Bir kötülük onlara isabet ettiğinde, Musa ve onunla beraber olanların uğursuzluğuna verirlerdi. Hâlbuki kesinlikle başlarına gelecek olan nasibleri, Allah katında(muayyen)dır. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Onlara bir iyilik, bolluk gelince, “Bu bizim hakkımızdır” derler; eğer kendilerine bir fenâlık gelirse, Mûsâ ve onunla beraber olanların uğursuzluğuna sayarlardı. Bilesiniz ki onlara gelen uğursuzluk Allah katındandır, fakat onların çoğu bunu bilmezler.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Dediler ki: «Bizi aldatmak için herhangi belgeyi getirsen dahi, sana inan etmeyiz»
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Onlara bolluq qismət olduğu zaman: “Bu bizim (haqqımızdır)!” – deyər, bir pislik üz verdikdə isə bunu (bir uğursuzluq, nəhslik kimi) Musadan və yanındakılardan görərdilər. Agah olun ki, onların başına gələn uğursuzluq (nəhslik) Allahdandır, lakin onların əksəriyyəti (bunu) bilməz!
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Onlara bir iyilik geldiğinde: “Bu, bizim içindir” derlerdi. Ne zaman da başları dara düşse bunu Musa ve onun yandaşlarının uğursuzluğuna verirlerdi. Şüphesiz, onların uğursuzlukları (yaptıkları yüzünden) Allah tarafından öngörülmüştür. Ne var ki, çokları bunu bilmezler.
C

Cemil Said (1924)

Bilâhare bolluk ihsân itdiğiniz vakit "İşte bizim nasîbimiz budur" didiler; Bir musîbete dûçâr oldukları zamân Mûsâ ve ma’iyetinin uğursuzlığına ’atf idiyorlar idi. Ânlara musîbet Allâh’dan geliyor lâkin ekserîsi bilmiyorlar.
D

Diyanet Vakfı Meali

Onlara bir iyilik (bolluk) gelince, «Bu bizim hakkımızdır» derler; eğer kendilerine bir fenalık gelirse Musa ve onunla beraber olanları uğursuz sayarlardı. Bilesiniz ki, onlara gelen uğursuzluk Allah katındandır, fakat onların çoğu bunu bilmezler.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

/.Onlara bir iyilik geldiği zaman; "Bu bizden ötürüdür" derler, bir fenalığa uğrarlarsa da, Musa ve onunla beraber olanların uğursuzluğuna verirlerdi. Bilin ki, kendilerinin uğradığı uğursuzluk Allah katındandır, fakat çoğu bunu bilmezler.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Fakat onlara iyilik geldiği zaman, “Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık)” derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse, Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki, onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Fakat çokları bilmezler.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Fakat kendilerine iyilik geldiği zaman, işte bu bizim hakkımızdır, dediler, başlarına bir kötülük gelince de, işte bu Musa ile yanındakilerin uğursuzluğu yüzünden, dediler. İyi bilin ki, onların uğursuzluğu Allah katındandır. Lâkin çoğu bunu bilmezler.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Fakat kendilerine iyilik geldiği zaman ha, bu bizim hakkımız dediler, ve başlarına bir kötülük gelirse Musâ ile ma'ıyyetindekilerden teşe'üm ediyorlardı, şum kuşları ise ancak Allah yanındadır ve lâkin ekserîsi bilmezlerdi
E

Emrah Demiryent Meali

Onlara her ne zaman bir iyilik (bolluk/bereket) gelse, “Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık, zaten biz bunu hak etmiştik, layık olduğumuz budur)” derler. Ancak kendilerine bir kötülük (kıtlık gibi bir musibet) geldiği zaman ise (biz bunu hak etmiştik, layık olduğumuz budur, demezler de) Mûsâ ile onun beraberinde olan (müslüman) ları uğursuz sayarlar. Bilesiniz ki, onlara gelen (ve) uğursuzluk (olarak nitelendirdikleri musibetler, inkâr ve isyandaki ısrarları sebebiyle, bir ceza olarak) Allah tarafından kendilerine takdir edilendir, fakat onların çoğu bunu bilmezler.
E

Erhan Aktaş Meali

Onlara bir iyilik geldiği zaman, “Bu bizdendir.” derler. Bir kötülük isabet ettiği zaman da Musa ve onunla birlikte olanları uğursuz sayarlardı. İyi bilin ki onların uğursuzluğu ancak Allah katındadır.¹ Ancak çokları bunu bilmez.
E

Eski Anadolu Türkçesi

pes ķaçan gele anlara eyü iş bizümdür uşbu.” daħı eger irer-ise anlara yavuz iş şomı dutarlar mūsā’yı daħı anı kim anuñ-iledür. ay bayıķ śoñı anlaruñ Tañrı ķatındadur! velįkin anlaruñ eyregi bilmezler
H

Hasan Basri Çantay Meali

Fakat onlara iyilik gelince: «Bu, bizim hakkımızdır» dediler. Eğer kendilerine bir fenalık da gelirse Musa ile onun berâberindekilere uğursuzluk yüklerlerdi. Gözünüzü açın ki onların uğursuzluğu ancak Allah tarafındandır. Fakat çokları bilmezler.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Onlara bir iyilik geldiği zaman: “Bu bizden dolayıdır.” derler, onlara bir kötülük isabet ettiğinde bunu da Musa ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. Haberiniz olsun, onların uğursuzluğu Allah katındandır ama onların çoğu bilmez.
H

Hayrat Neşriyat Meali

İşte onlara iyilik geldiği zaman: “Bu bizim (hakkımız)dır” derler. Ama onlara bir kötülük isâbet ederse, Mûsâ ve onunla berâber olanları uğursuz sayarlardı. Dikkat edin! Onların uğursuzluğu (kendi amellerinden olup) ancak Allah katındandır; fakat onların çoğu bilmezler.
K

Kadri Çelik Meali

Onlara bir iyilik geldiği zaman, “Bu bizim için” derlerdi. Onlara bir kötülük de isabet ettiğinde (bunu da) Musa ve beraberindekilerin bir uğursuzluğu olarak yorumlarlardı. Haberiniz olsun, Allah katında asıl uğursuz olanlar kendileridir; ama onların çoğu bilmezler.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Onlara bir iyilik (bolluk, bereket) gelince “Bu bizim hakkımızdır” derler, eğer başlarına bir felâket gelirse bunu Mûsâ ve onunla beraber olanların uğursuzluğuna bağlarlardı. Bilesiniz ki başlarına gelenler Allah katındandır; fakat onların çoğu bunu bilmez.
M

M. Pickthall (English)

But whenever good befell them, they said : This is ours; and whenever evil smote them they ascribed it to the evil auspices of Moses and those with him. Surely their evil auspice was only with Allah. But most of them knew not.
M

Mahmut Kısa Meali

Ne zaman kendilerine bir iyilik erişse, “Bu bizim doğru yolda olduğumuzu açıkça gösteren bir delil olup, yalnızca bize aittir ve sırf bizim bilgi ve becerimiz sayesinde gerçekleşmiştir!” derlerdi. Başlarına bir belâ gelince de, Mûsâ ve arkadaşlarının kendilerineuğursuzluk getirdiğini ileri sürerlerdi. Hayır; aslında uğursuzlukları kendi kötülükleri yüzünden Allah tarafından verilmiştir; ne var ki, pek çokları bunu bilmezler.
M

Mahmut Özdemir Meali

Onlara İyilik-Güzellik geldiği zaman: -"Bu bizim hakkımız!" dediler.
Bir kötülük dokunduğunda Musa ve onunla birlikte olanların uğursuzluğuna yorarlar.
Dikkat edin! Onların uğursuzluğu Allah katındadır; ama onların çoğu bilmez.
M

Mehmet Okuyan Meali

Onlara bir iyilik geldiğinde “Bu, sadece bizim hakkımızdır.” demişlerdi. Kendilerine bir kötülük geldiğinde onu da Musa ve beraberindekiler nedeniyle (gelen) uğursuzluğa bağlarlar(dı). [*] Dikkat edin! Onların uğursuzluğu Allah katında(n)dır fakat çoğu bilmez.
M

Mehmet Türk Meali

Fakat onlar, kendilerine bir iyilik geldiği zaman: “Bu bizim hakkımızdır.” dediler, başlarına bir kötülük gelince de bunu, Mûsa ile yanındakilerin uğursuzluğuna¹ yordular. Şunu iyi bilin ki onların bütün uğursuzluğu Allah katındandır, fakat onların çoğu bunu bilmiyorlar.
M

Mehmet Çakır Meali

Fıravunlar, bir nimete konunca: " Bu, bizden " derler, başlarına bir kötülük gelince de bunu, Musa ve adamlarının uğursuzluğuna yorarlardı. Hiç olur mu! Aslında bütün ipler Allah'ın elinde ama çokları bunu bilemez ki.
M

Mehmet Çoban Meali

Onlara bir iyilik geldiği zaman: "Bu bizdendir." derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse Musa ve yanındakileri uğursuz sayarlardı. İyi bilin ki onlara gelen uğursuzluk kendi yaptıkları yüzündendir. Doğal yasalarımız gereği başlarına gelmiştir. Fakat onların çoğu bilmez.
M

Muhammed Esed Meali

Fakat onlar, kendilerine ne zaman bir iyilik erişse “Bu (zaten) bizim hakkımızdı!” derler, ne zaman da başları dara düşse bunu Musa ve o’nun yandaşlarının uğursuzluğuna verirlerdi. ⁹⁵ Yoo! Şüphesiz, onların uğur[suzluk]ları Allah tarafından öngörülmüştür; ne var ki, çoğu (bunu) bilmez.
M

Mustafa Çavdar Meali

Ama onlar bolluk ve refaha ulaştıklarında ‘Bu bizim en doğal hakkımızdı’ derler, sıkıntı ve darlığa düştüklerinde ise Musa’yı ve onunla birlikte olanları uğursuzlukla suçlarlardı. Oysa onların uğursuzluk saydıkları Allah katından bir yasadır. Fakat bu gerçeği onların çoğu bilmiyorlar. 27/47, 36/18
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Oysa ki onlar, kendilerine ne zaman iyilik ulaşsa “Bu (zaten) bizim hakkımızdı” derler; fakat ne zaman da bir kötülük dokunsa, Musa ve onunla birlikte olanların uğursuzluğuna yorarlardı. Yoo! Onların (fal yoluyla) uğursuzluğa yordukları (şey) Allah katındandır; fakat onların çoğu bunun farkında değiller.
O

Orhan Kuntman Meali

Onlara bir bolluk geldiğinde; "Bu bizim hakkımızdır" dediler, kıtlık eriştiğinde ise, Musa ve onunla beraber olanları uğursuz sayarlardı, (kendi günah ve kusurlarını hiç hesaba katmazlardı) Haberiniz olsun ki, onların uğursuz saydığı şeyler (kıtlık ve sıkıntılar ancak) Allah katındandır. (Rablerinin takdiridir ve onların kötü amellerinin bir cezasıdır) Fakat onların birçoğu bu gerçeği bilmezler!
O

Osman Fırat Meali

Ne zaman ki onlara bir iyilik geldi, dediler ki: “Bu bizim içindir.” Onlara bir kötülük isabet etse, “Musa ve beraberindekilerin uğursuzluğudur.” derlerdi. İyi bilin ki onların uğursuzluğu Allah katındandır; fakat çoğu bilmezler.
S

Sardorxon Jahongir

Qachonki ularga hayotlarida yaxshilik kelib qolsa: “Bu bizning haqimizdir”, – derdilar. Mabodo biror bir yomonlik yetib qolsa, Muso va uning yonidagi iymonli kishilardan badgumon bo‘‎lar edilar. Ogoh bo‘‎linglar, ularning boshiga tushganlar faqat Alloh tarafidandir. Lekin ularning ko‘‎pchiligi buni bilmaydilar.
S

Satıraltı Meal (1534)

Ḳaçan gelse özlerine ucuzlıḳ, ni‘metler çoḳ olsa eydürler: Bu bizüm‐çündür,biz aña müsteḥaḳ‐biz ve eger yitişse anlara ḳızlıḳ ve muṣībetler yaman fāl du‐tarlardı Mūsāyı Benī İsrā’īl. Alaruñ şūmluġındandur, dirlerdi. Anlaruñyaman fālları Tañrı Ta‘ālā ḳatında yazılmışdur. Līkin anlaruñ çoġı bilmezler.
S

Suat Yıldırım Meali

Onlara iyilik, bolluk geldiğinde: “Hâ işte bu bizim hakkımız! Kendi becerimizle bunu elde ettik! ” derlerdi. Eğer kendilerine bir kötülük gelirse onu, Mûsa ile beraberindeki müminlerin uğursuzluklarına verirlerdi. Dikkat edin, iyiliği olduğu gibi kötülüğü de yaratmak, ancak Allah'ın kudretiyledir fakat onların çoğu bilmezler.
S

Süleyman Ateş Meali

Onlara bir iyilik geldiği zaman: "Bu, bizimdir (kendi becerimizle bunu elde ettik)" derler; kendilerine bir kötülük ulaşırsa, Musa ve onunla beraber olanları uğursuz sayarlar(onların yüzünden belaya uğradıklarını sanırlar)dı. İyi bilinki, onların uğursuzluğu Allah katındadır, fakat çokları bilmezler.
S

Süleyman Tevfik (1927)

(Halbuki onlar bundan mütenebbih olmadılar) Kendilerine bir eyilik gelse: "Bu bizim hakkımızdır, biz buna lâyıkız" didiler ve eğer onlara bir fenâlık isâbet itse "Mûsâ ve berâberindekiler ile teşe'üm iderler (bunlar onların uğursuzlığıdır dirler.) Âgâh olun! Onların (Fir'avn kavminin) kendi uğursuzlukları Allâh tarafından cezâlarıdır. Lâkin ekserîsi bunı bilmezler.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

İşleri iyi gidince “Biz bunu hak ettik.” derler, sıkıntı bastırdı mı onu da Musa’nın ve beraberindekilerin uğursuzluğuna bağlarlardı. Bakın, onlar için asıl uğursuzluk Allah katında olandır. Ama çokları bunu bilmez.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Onlara bir iyilik geldiğinde, "Bu bizimdir!" derlerdi. Kendilerine bir kötülük dokunduğunda ise Mûsa ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. Gözünüzü açın! Onların uğursuzluk kuşu, Allah katındadır, fakat çokları bilmiyorlar.
Y

Yusuf Ali (English)

But when good (times) came, they said, "This is due to us;" When gripped by calamity, they ascribed it to evil omens connected with Moses and those with him! Behold! in truth the omens of evil are theirs(1088) in Allah.s sight, but most of them do not understand!
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Fakat onlara güzellik gelince, «Bu bizim hakkımızdır» dediler. Onlara bir kötülük isabet ederse Mûsa ile ve O'nunla beraber olanlar ile teşe'ümde bulunurlardı. Haberiniz olsun ki, onların şeameti ancak Allah tarafındandır. Fakat onların pek çokları bilmezler.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Başlarına bir iyilik gelince “Bu bizim hakkımız” der, kötülük gelince de Musa ile beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. Heyhat! Onların uğursuzluğu Allah katındandı da çoğu bunu bilmiyordu.
İ

İhsan Aktaş Meali

Onlara bir iyilik (bolluk vs.) geldiği zaman: ’’Bu (zaten) bizim hakkımız! (kabiliyet ve çalışmamızın ürünüdür) derlerdi. Bir kötülük (sıkıntı) isabet edince de Musa’nın ve onunla birlikte olanların uğursuzluğuna yoruyorlardı. İyi bilin ki; onların uğursuzlukları (uğursuz saydıkları her şey) ancak (yaptıkları kötülükler nedeni ile) Allah tarafından öngörülmüştür. Fakat onların çoğu, (ilimle alakaları olmadığı için) bunu bilmez.
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Onlara bir iyilik gelse “Bu bizim kendimize aittir” derler. Onlara bir kötülük dokunduğunda ise, Musa ve onunla beraber olanlardan dolayı uğursuzluğa uğradıklarını söylerler. Hayır! Onların uğradıkları uğursuzluklar Allah’ın katından gelen cezadır. Ama çoğunluğu bunu bilmiyor.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Onlara iyilik [¹] gelince «— Bu, bize gerektir» derler. Bilâkis onlara bir kötülük [²] gelirse Musa/yı da, yanındakileri de, uğursuz sayarlar. Haberiniz olsun ki onların uğursuzluğu yalnız Allah yanındadır [³]. Fakat pek çokları bunu bilmezler. [⁴]
İ

İsmail Yakıt

Onlara bir iyilik geldiğinde, “Bu zaten bizim hakkımızdı” derler. Kendilerine bir kötülük ulaşınca da, Musa ve onunla beraber olanların uğur(suzluğ)una yorarlardı. İyi bilin ki, onların (duçar olduğu) uğur/uğursuzluk [tâ’irihum] ancak Allah katındandır fakat onların çoğu bilmezler.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Onlar iyiliğe kavuşunca: "Tam bize göre" derler, başlarına bir kötülük gelince de onu Musa ile onun yanındakilerin uğursuzluğuna verirlerdi. Bilesiniz ki gerçekten onların uğursuzluğu Allah’ın katından gelmedir. Ancak, onların pek çoğu bunu bilmezler.
Ş

Şaban Piriş Meali

Onlara bir iyilik geldiği zaman “bu bizim hakkımızdır” derler, onlara bir kötülük dokunduğu zaman onu Musa ve onun yanındakilerin uğursuzluğuna verirlerdi. Dikkat edin, onların uğursuzluğu sadece Allah katındandır. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

A’râf Suresi 131. Ayet Meali ve Tefsiri

A’râf Suresi 131. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda A’râf Suresi 131. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. A’râf Suresi 131. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. A’râf Suresi 131. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim