Sureye Dön

A’râf Suresi Suresi, 100. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Oralarda yaşayanların helakinden sonra miraslarına konarak yurtlarını elde edenler, hala anlamazlar mı ki dilersek, suçları yüzünden onları da musibetlere uğratırız ve kalplerini mühürleriz de işitmezler.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara, hâlâ şu gerçek belli olmadı mı? Dilemiş olsaydık onları da, günahları yüzünden felakete uğratır ve kalpleri üzerine mühür basardık; böylece işitmez ve anlamaz duruma gelirlerdi.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

(Bütün bunlar, önceki sahiplerinden ve) Sakinlerinden sonra yeryüzüne mirasçı olanların (ibret alıp) hidayete (doğru yola) ulaşmalarına (hâlâ yeterli) sayılmaz mıydı? Eğer Biz dilemiş olsaydık bunlara da günahları nedeniyle bir bela dokundururduk; ve (köreltip mühürlediğimiz) kalplerine damgalar vururduk da onlar böylelikle (artık gerçekleri idrak edip) işitmeyenler olup kalırlardı.
A

Ahmet Tekin Meali

Önceki sahiplerinin helâkinden sonra yeryüzüne vâris olanlara, yaşadıkları ülkelerin ibretlerle dolu tarihleri, kâfi derecede aydınlatıcı bilgiler vermedi mi? Eğer bizimsünnetimiz, düzenimizin yasaları içinde, irademizin tecellisine uygun olursa, onları da günahlarından dolayı musibetlere, belâlara uğratırdık. Biz onların kafalarını, kalplerini anlayışsız hale getiririz de, onlar bu tür bilgiler için duyma kabiliyetlerini bile kullanamazlar.
A

Ahmet Varol Meali

Eski halkından sonra yeryüzüne varis olanlarca şu husus anlaşılmadı mı ki, biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibete uğratırdık ve kalplerine mühür vururduk da, artık bir şey duymazlardı.
A

Ali Bulaç Meali

(Bütün bunlar,) Sakinlerinden sonra yeryüzüne mirasçı olanları doğruya erdirme(ye veya ortaya çıkarmaya yetme)z mi? Eğer biz dilemiş olsaydık onlara günahları nedeniyle bir musibet isabet ettirirdik; ve kalplerine damgalar vururduk da onlar böylelikle işitmeyenler olurlardı.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Yeryüzünün eski sahipleri azabla helâk olduktan sonra, yeryüzüne varis olanlara hâlâ şu gerçek belli olmadı mı ki, eğer biz dilemiş olsaydık, öncekiler gibi, bunlara da günahlarının cezasını verirdik. Fakat biz kalblerinin üzerlerini mühürleriz de, onlar, gerçeği işitmezler.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Oralarda yaşayanların yok olmasından sonra, yeryüzüne varis olanlara görünmedi mi (anlamadılar mı) ki; dilersek günahlarından dolayı onları da yakalarız. Ve kalplerini mühürleriz. İşte o zaman işitmez olurlar.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanlara hâlâ şu gerçek belli olmadı mı ki, eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibete uğratırdık! Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar gerçekleri işitmezler/anlamazlar.
B

Besim Atalay Meali (1965)

İlk halkından sonra, yeryüzünü miras alanlarçin, belli değil mi ki, eğer biz isteseydik —günahları yüzünden— ceza verirdik, damgalardık gönüllerin, işitmez olurlardı
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Yer üzünün (qədim) sakinlərindən sonra ona varis olanlara (onların yerinə gələnlərə) aydın olmadımı ki, əgər Biz istəsəydik, onları da günahlarına görə müsibətlərə düçar edər, ürəklərini möhürləyərdik (düşüncə və təfəkkür qabiliyyətindən məhrum edərdik) və onlar da (öyüd-nəsihət) eşıtməzdilər?
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Önceki kuşakların (helâk oluşunun) arkasından yeryüzüne varis olanlar için (şu gerçek) hala ortaya çıkmadı mı: Eğer dileseydik kendi günahları yüzünden onları da mahvedebilirdik; hem de (hakikati) idrak etmesinler diye kalplerine mühür basarak!
C

Cemil Said (1924)

Arzın sekenesinin vârisleri olanların nazarında sâbit olmadı mı ki biz ister isek ânları günâhlarından dolayı tecziye ideriz. Biz ânların kalblerini temhîr ideriz. Hiç bir şey duymazlar.
D

Diyanet Vakfı Meali

Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanlara hâla şu gerçek belli olmadı mı ki: Eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibetlere uğratırdık! Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar (gerçekleri) işitmezler.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Sahiplerinden sonra yeryüzüne mirasçı olan kimselere hala şu açıkça anlaşılmadı mı ki Biz dileseydik onları da suçlarının cezasına uğratırdık. Kalblerini kapatıp mühürleriz de birşey duymazlar.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanlara hâlâ şu gerçek belli olmadı mı ki: Eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibetlere uğratırdık! Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar (gerçekleri) işitmezler.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Halâ irşad etmedimi o, eski sahiblerinden sonra bu Arza vâris olan kimseleri, şu hakıkat ki eğer dilemiş olsak onların da günahlarını başlarına çarpardık? Fakat kalblerinin üzerini tabı' eder mühürleriz de onlar hakkı işitmezler
E

Emrah Demiryent Meali

(Önceki) sahiplerin (in helâkin) den sonra, yeryüzüne vâris olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık ve onların kalplerini (manen) mühürlerdik de onlar (hakikati idrak edip) işitemezlerdi (bile)
E

Erhan Aktaş Meali

Önceki halklardan sonra yeryüzüne mirasçı olanların, doğru yolu bulmaları gerekmez miydi? Eğer biz dileseydik onları da suçlarından dolayı cezalandırırdık. Kalplerini mühürlerdik de duymaz olurlardı.
E

Eski Anadolu Türkçesi

daħı ŧoġru yol göstermedi mi anlara kim mįrāŝ aldılar yiri ķavmından śoñra kim eger dilesedük iredük anlara yazlıķlarından ötürü. daħı mühr uravuz göñülleri üzere pes anlar işitmeyeler.
H

Hasan Basri Çantay Meali

(Evvelki) saahiblerinden sonra yer yüzüne vâris olanlara haalâ şu (hakıykat) belli olmadı mı ki eğer biz dileseydik onları da günâhlarından dolayı musıybetlere uğratırdık. Biz onların kalbleri üzerine mühür basarız. Binâen'aleyh (hakıykatı) işitmezler.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanları hidayete ulaştırmadı mı? Eğer dileseydik onları da (öncekiler gibi) suçları yüzünden cezalandırırdık. Biz onların zihinlerini mühürleriz de onlar işitmezler.
H

Hayrat Neşriyat Meali

(Eski) sâhiblerinden sonra yeryüzüne vâris olanları hâlâ (şu hakikat) yola getirmedi mi ki; eğer dileseydik, kendilerini günahları yüzünden musîbete uğratırdık. Hem(biz) onların kalblerini mühürleriz de onlar (nasîhati) işitmezler!
K

Kadri Çelik Meali

Sahiplerinden sonra yeryüzüne mirasçı olan kimseleri, hâlâ şu (gerçekler) hidayete erdirmedi mi ki eğer biz dilersek onları da günahları sebebiyle musibetlere uğratır ve kalplerini mühürleriz de artık bir şey duyamazlar.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

(Eski) sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanlara hâlâ şu gerçek belli olmadı mı! Biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibetlere uğratırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar (gerçekleri) işitemezler.
M

M. Pickthall (English)

Is it not an indication to those who inherit the land after its people (who thus reaped the consequence of evil doing) that, if We will, We can smite them for their sins and print upon their hearts so that they hear not?
M

Mahmut Kısa Meali

Önceki nesillerin helâk oluşunun ardından bugün bu ülkelerde egemenlik sürenler şugerçeği hâlâ kavrayamadılar mı ki, şâyet dileseydik, işledikleri günahlar yüzünden pekâlâ onları da mahvedebilirdik! Yâhut kalplerini mühürlerdik de, değil hakîkate iman etmek, onu işitemezlerdi bile!
M

Mahmut Özdemir Meali

Günahları sebebiyle, dilersek onlara paylarını vermemiz, oranın ahâlisinden sonra Arz’a / Ülke’ye vâris olanları yola getirmedi mi? Kalblerine mühür vururuz; artık onlar işitmezler.
M

Mehmet Okuyan Meali

Önceki sakinlerinden sonra yeryüzüne mirasçı olanlara şu gerçek yol göstermedi mi: Dileseydik günahlarından dolayı onlara da (sıkıntılar) isabet ettirirdik. Kalplerini mühürleriz [*] de (gerçekleri) duyamazlar.
M

Mehmet Türk Meali

Önceki sahiplerinden sonra bu topraklara yerleşenler, istersek kendilerini de günâhları sebebiyle helâk edeceğimizi ve onların rûhu bile duymadan kalplerini mühürleyeceğimizi hâlâ kavrayamadılar mı?
M

Mehmet Çakır Meali

Atalarının yerini alacak olan yeni nesiller için bunların anlamı şudur: Biz istersek, sırf tedbirsizlik suçları yüzünden tüm halkı cezalandırabiliriz. Biz istersek, ferasetlerini sıfırlamak suretiyle bir toplumu duyarsız hale getirebiliriz...
M

Mehmet Çoban Meali

Öncekilerden sonra yeryüzünde yaşayanları yaşanan olaylar hâlâ yola getirmedi mi? Eğer dileseydik onları da suçları yüzünden öncekiler gibi cezalandırırdık. İsteseydik onların kalplerini mühürler, onlara hidayet yollarını kapatırdık. O zaman hiç işitemezler, hiç şansları olmazdı.
M

Muhammed Esed Meali

Öyleyse, önceki kuşakların izinden ⁸⁰ yeryüzüne varis olanlar için (şu gerçek) hâlâ ortaya çıkmadı mı, eğer dileseydik kendi günahları yüzünden onları [da] pekala çarpabilirdik; hem de [hakikati] işitmesinler diye kalplerine mühür basarak! ⁸¹
M

Mustafa Çavdar Meali

Şimdi oranın halkından sonra, o topraklarda hayat sürenler şunu anlamadılar mı? Eğer istersek önceki nesiller gibi kalplerini hakikate kapatan ve hakkı duymak istemeyenleri de günahlarından dolayı cezalandırırız. Ve 14/44- 45, 32/26
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Artık önce gelip geçmiş (uygarlıkların) ardından yeryüzünün (medeniyet) mirasına konanlar için şu gerçek ortaya çıkmış olmuyor mu: Eğer istersek, günahları yüzünden onları da hedefe koyabiliriz; üstelik kalplerine mühür basarız da, onlar artık (gerçeği) işitmez olurlar.
O

Orhan Kuntman Meali

(Helâke uğramış beldelerin) Sahiplerinden sonra o yerlere varis olanlar (Mekke ve civarı halkı) hâlâ ibret almazlar mı ki, eğer biz dileseydik onları da, günahlarından dolayı türlü belâlara uğratırdık ve (hepsinin) kalplerini mühürlerdik de, artık onlar (helâke uğramış ümmetlerin haberlerini bile) işitmez olurlardı. (Cenab-ı Hak öyle takdir buyurmadı.. çünkü içlerinden ilerde iman edenler olacaktı ve kıyamete dek sürecek Muhammed [s.a.s.] ümmeti doğacaktı.)
O

Osman Fırat Meali

O yerin halkından sonra oraya mirasçı olanlar hâlâ hidayete gelmediler mi? Eğer dileseydik, günahları sebebiyle onlara bir musibet verir, kalplerinin üzerini mühürlerdik de işitmez olurlardı.
S

Sardorxon Jahongir

Oldingi aholisidan keyin Yerni meros qilib olgan nasllar to‘‎g‘‎ri yo‘‎lni topishlari kerak emasmi? Agar xohlasak ularni ham gunohlari tufayli azobga duchor qilar edik. Hamda ularning qalblariga muhr bosardik va ular haqiqatni eshitmay qolardilar.
S

Satıraltı Meal (1534)

Beyān olmadı mı ol kişilere ki mīrāẟ itdiler yiri ehlinden ṣoñra? Eger dilese‐y‐dük yitişdürürdük anlara günāhları cezāsını. Daḫı mühr urduḳ yürekleriüstine. Pes anlar işitmezler i‘tibār eylemezler.
S

Suat Yıldırım Meali

Önceki sahiplerinden sonra dünya mülküne vâris olanlar hâlâ şu gerçeği anlamadılar mı ki, eğer dilemiş olsaydık kendilerini de günahları sebebiyle musîbetlere uğratırdık? Fakat biz kalplerini mühürleriz de onlar işitmez, anlamaz hâle gelirler. [20, 128; 32, 29; 14, 44-45; 19, 98; 22-45-46]
S

Süleyman Ateş Meali

(Geçmiştekilerin başlarına gelenler), sahiplerinden sonra şu toprağa varis olanları yola getirmedi mi (hala anlamadılar mı) ki biz dilesek, kendilerini de günahlarıyle cezalandırırız ve kalblerini mühürleriz, artık hiç işitmezler.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Ehlinden (helâklerinden) sonra arza vâris olanlara (geçenlerin ahvâli) eğer istesek onları da günâhlarının cezâsıyla mücâzât ideceğimize delâlet ve 'ibret olmadı mı? Onların kalbleri üzerine mühür urarız ki doğrı sözi 'ibret kulağıyla işitmezler.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Eski sahiplerinden sonra o yerlere mirasçı olanlar şunu göremediler mi ki zorlayıcı düzen kursaydık onları günahları yüzünden yakalardık ve kalpleri üzerinde yeni bir yapı oluştururduk. Artık onlar dinleyemezlerdi.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Tüm bu olanlar, eski sahiplerinden sonra yeryüzüne mirasçı olanlara şunu göstermedi mi: Dilersek onları günahları yüzünden belaya çarptırırız, kalpleri üzerine mühür basarız da artık söz dinleyemez olurlar.
Y

Yusuf Ali (English)

To those who inherit the earth in succession to its (previous) possessors, is it not a guiding, (lesson) that, if We so willed, We could punish them (too) for their sins, and seal up their hearts so that they could not hear?(1069)
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Yere kadim ahalisinden sonra varis olacaklar için tebeyyün etmedi mi ki, eğer Biz dilemiş olsak onları da günahları sebebiyle musibetlere uğratırdık ve kalblerini mühürlerdik de artık onlar işitemezlerdi.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Daha önceki ahalisinden sonra yeryüzüne vâris olanlara Allah şunu bildirmedi mi ki, Biz dilersek onları da günahları yüzünden felâketlere uğratırız? Fakat Biz onların kalplerini mühürlüyoruz da onlar işitmez oluyorlar.
İ

İhsan Aktaş Meali

Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek hâlâ belli olmadı mı? Eğer biz dilemiş olsaydık, onlara da günahları (inkâr, isyan, zulüm ve azgınlıkları) sebebiyle bir musibet (felaket) dokundururduk. (Melekler âleminde de tanınmaları için) kalbleri (akıl merkezi olan beyinleri) üzerine (beyin korteksine)de damga (manevi izler) bırakırdık. Artık onlar (gerçeği) duymak istemiyorlar.
İ

İlyas Yorulmaz Meali

O kasaba halkının sakinlerinden sonra, onların topraklarına yerleşenler için, doğru yol gelmedi mi? Biz dileseydik yaptıkları günahlardan sonra onları hemen cezalandırırdık ve kalplerini doğrulara kapatırdık da (gelen mesajları) sözleri dinlemezlerdi.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Evvelki ahalisinden sonra yeryüzünde ona vâris olanlara [³] dileseydik günahlarından dolayı onları bir musibete duçar edeceğimiz hususu belli olmadı mı? Biz onların kalplerine mühür basarız da onlar işitmez olurlar.
İ

İsmail Yakıt

O beldelerin halklarından sonra yeryüzüne mirasçı kıldıklarımıza şu yol göstermiyor mu? Eğer Biz isteseydik günahlarından dolayı onları musibete uğratırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar artık hiç işitemezler.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Eski iyelerinden, yeryüzü kendilerine kalanlara şu gerçek belli olmadı mı ki eğer Biz dileseydik onları günahlarından dolayı çarpar, yüreklerini katılaştırırdık da onlar artık hiçbir şey duymaz olurlardı.
Ş

Şaban Piriş Meali

Oranın halkından sonra yeryüzüne varis olanlara belli olmadı mı? Ki eğer istersek günahlarıyla birlikte yakalarız, yok ederiz, Kalplerini de damgalarız da işitmezler.

A’râf Suresi 100. Ayet Meali ve Tefsiri

A’râf Suresi 100. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda A’râf Suresi 100. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. A’râf Suresi 100. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. A’râf Suresi 100. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim