Hepsini de suçları yüzünden helak ettik. Onlardan, üstlerine kasırgayla taş yağdırdıklarımız var ve onlardan, bir bağırışla helak olanlar var ve onlardan yere geçirdiğimiz var ve onlardan sulara garkettiğimiz var ve Allah zulmetmemişti onlara ve fakat onlar, kendi kendilerine zulmetmişlerdi.
A
Abdullah Parlıyan Meali
Çünkü onlardan herbirini, günahlarından dolayı yakalayıverdik. Kiminin tepesine taş yağdıran bir fırtına gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de sularda boğduk. Allah onlara haksızlık yapıyor değildi, fakat onlar kendi kendilerine haksızlık ediyor ve yaradılış gayesi dışında yaşıyorlardı.
A
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
İşte Biz, onların her birini kendi günahıyla (işledikleri kötülük ve hıyanetlere uygun bir cezayla) yakalayıverdik. Böylece onlardan kiminin üstüne taş fırtınası gönderdik, kimini şiddetli bir çığlık sarıverdi, kimini (depremle) yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğup (helak ettik.) AncakAllah onlara zulmedici değildi, lâkin onlar (inkâr ve isyanla) kendi nefislerine zulmediyorlardı.
A
Ahmet Tekin Meali
Onlardan her birini, günahları sebebiyle cezalandırdık. Bir kısmının üzerine görevli, taş savuran rüzgârlar estirdik. Bir kısımın işini şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe bitirdi. Bir kısmını yerin dibine batırdık. Bir kısmını da boğduk. Allah onlara zulmetmiş olmadı. Fakat onlar birbirlerine zulmetmeyi, baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engellemeyi, kendilerine yazık etmeyi alışkanlık haline getirmişlerdi.
A
Ahmet Varol Meali
Onların her birini günahından dolayı yakaladık. Onlardan kiminin üzerine taş yağdıran kasırga gönderdik, kimini şiddetli çığlık aldı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de (suda) boğduk. Allah onlara haksızlık edecek değildi. Ama onlar kendi kendilerine haksızlık ediyorlardı.
A
Ali Bulaç Meali
İşte biz, onların her birini kendi günahıyla yakalayıverdik. Böylece onlardan kiminin üstüne taş fırtınası gönderdik, kimini şiddetli bir çığlık sarıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmedici değildi, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
A
Ali Fikri Yavuz Meali
Biz de, her birini günahıyla yakaladık. Kiminin üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik, kimini korkunç gürültü yakalayıverdi, kimini yere batırdık, kimini de suda boğduk. (Lût kavmi taş yağmuruna tutuldu, Şuayb ile Salih'in kavmi korkunç gürültü ile helâk edildi. Karûn ve beraberindekiler yere geçirildi, Firavun ve kavmi suda boğuldu). Allah onlara zulmetmiyordu, fakat onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
B
Bahaeddin Sağlam Meali
Günahlarından dolayı hepsini yakalayıverdik. Kimisinin üzerine taş fırtınasını gönderdik, kimisini de bir patlama yakalayıverdi. Kimisini yere batırdık, kimisini de suda boğduk. Allah, onlara zulmeden değildi. Fakat onlar, kendi kendilerine zulmettiler.
B
Bayraktar Bayraklı Meali
Herbirini günahından dolayı yakaladık. Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgârlar gönderdik; kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
B
Besim Atalay Meali (1965)
Günahları yüzünden, hepsini de yakaladık biz, kimine taş yağdırdık, kimini deprem aldı, kimin yere batırdık, kimini de suda boğduk, zulmeder olmadı Allah onlara, onlarsa zulmetti kendilerine
B
Bunyadov-Memmedeliyev
Biz onların hər birini öz günahı ilə yaxaladıq (hərəyə öz günahına görə cəza verdik). Kiminin başı üstünə (qasırğa ilə) qızmar daş yağdırdıq, kimini dəhşətli (tükürpədici) səs yaxaladı, kimini yerə gömdük, kimini də suya qərq etdik. Allah onlara zülm etmirdi, onlar özləri özlərinə zülm edirdilər.
C
Cemal Külünkoğlu Meali
Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. (Yaptıkları yüzünden) onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah, onlara zulmetmiyordu, fakat onlar (yaptıkları kötülüklerle) kendilerine zulmediyordu.
C
Cemil Said (1924)
Hepsi günâhlarından dolayı tecziye olundılar bunlardan ba’zılarının üzerine taş yağdıran bir rüzgâr gönderdik sayhaya hedef oldılar ba’zılarını yutması içün toprağa emir iyledik ve diğerlerini gark itdik Allâh ânlara zulüm itmedi, bizzat kendileri nefislerine zulüm iylediler.
D
Diyanet Vakfı Meali
Nitekim, onlardan her birini günahı sebebiyle cezalandırdık. Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgârlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine zulmediyorlardı.
D
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Her birini günahı sebebiyle yakaladık; kimine taşlar savuran rüzgarlar gönderdik, kimini bir çığlık yok etti, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Onlara, Allah zulmetmiyordu, fakat onlar kendilerine yazık ediyorlardı.
D
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah, onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
E
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Nitekim onlardan herbirini günahları sebebiyle suç üstü yakaladık: Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgarlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine yazık ediyorlardı.
E
Elmalılı Meali (Orijinal)
Hasılı her birini günahiyle yakaladık, kiminin başına bir taş yağdıran gönderdik, kimini sayha alıverdi, kimini yere geçirdik, kimini de garkettik, Allah onlara zulmetmiyordu ve lâkin kendi nefislerine zulmediyorlardı
E
Emrah Demiryent Meali
(Hakkı inkârda inat eden toplumların) her birini yaptıkları günahları yüzünden (azabımız ile) yakalayarak cezalandırdık. (Azap olarak) kiminin üzerine bir kasırga gönderdik, kimini korkunç bir sayhâ yakaladı, kimini yerin dibine batırdık, kimini de suda boğduk. Allah, onlara zulmediyor değildi, fakat onlar (hakkı inkâr ederek) kendilerine zulmediyorlardı.
E
Erhan Aktaş Meali
Bunun üzerine suçları nedeniyle hepsini cezalandırdık. Bir kısmının üzerine taşlar savuran rüzgârlar gönderdik. Kimisini de korkunç bir ses yakaladı. Kimisini de yerin dibine geçirdik. Kimisini de boğduk. Böyle yapmakla, Allah onlara haksızlık yapmadı. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar.
E
Eski Anadolu Türkçesi
pes dükelin duttuķ yazuġı-y-ıla pes bir nicesi anlaruñ viribidük anuñ üzere ŧaş daħı bir nicesi anlaruñ oldur kim duttı anı ün ya'nį ŝemūd ķavmı daħı bir nicesi anlaruñ oldur kim ķoyduķ anı yire daħı bir nicesi anlaruñ oldur kim ġarķ eyledük. daħı olmadı Tañrı kim žulm eyleye anlara velįkin oldılar gendüzilerine žulm eylerler.
H
Hasan Basri Çantay Meali
İşte biz (onların) her birini günâhı sebebiyle yakaladık. İşte kiminin tepesine (taş yağdıran) bir kasırga gönderdik, kimini korkunç bir ses aldı, kimini yere geçirdik, kimini de suda boğduk Allah onlara zulm etmiyordu. Fakat onlar kendilerine (bizzat) kendileri zulm ediyorlardı.
H
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Onların her birini suçları sebebiyle yakaladık. Böylece onlardan kiminin üstüne (taş yağdıran) bir kasırga gönderdik, kimini korkunç bir ses sarıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmedi fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
H
Hayrat Neşriyat Meali
Bunun üzerine (biz de) her birini günâhı sebebiyle yakaladık. Artık onlardan kiminin üzerine, (taş yağdıran) bir kasırga gönderdik! İçlerinden kimini de o (korkunç) ses yakaladı! Onlardan bazısını ise yere batırdık! İçlerinden bazısını da suda boğduk! Hâlbuki Allah onlara zulmediyor değildi; fakat onlar (bu isyanlarıyla) kendilerine zulmediyorlardı.
K
Kadri Çelik Meali
İşte biz onların her birini kendi günahıyla yakalayıverdik. Böylece onlardan kiminin üstüne taş fırtınası gönderdik, kimini şiddetli bir çığlık sarıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmedici değildi, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
K
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Her birini günahından dolayı cezalandırdık; kiminin üzerine taşları savuran fırtınalar gönderdik, kimini o korkunç ses yakaladı, kimini yerin dibine gömdük, kimini sularda boğduk. Allah’ın muradı onlara kötülük etmek değildi, fakat onlar kendi kendilerine kötülük ediyorlardı.
M
M. Pickthall (English)
So We took each one in his sin; of them was he on whom We sent a hurricane, and of them was he who was overtaken by the (Awful) Cry, and of them was he whom We caused the earth to swallow, and of them was he whom We drowned. It was not for Allah to wrong them, but they wronged themselves.
M
Mahmut Kısa Meali
Sonuç olarak, bu zâlim toplumların her birini işlediği günahtan dolayıcezalandırdık; kiminin üzerine taş yağmuru yağdırdık, kimini bir çığlık yakalayıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk! Elbette Allah, hak ettikleri cezayı vermekle onlara zulmediyor değildi fakat asıl, onlar suç işleyerek kendilerine zulmediyorlardı.
M
Mahmut Özdemir Meali
Her birisini kendi günahı sebebiyle yakaladık. Onlardan kiminin üzerine taş savuran kasırga gönderdik. Kimisini Sayha / Yüksek Ses yakaladı.
Kimisini de Yer’e geçirdik. Kimisini de suda boğduk.
Allah onlara zulmedecek değildi; ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
M
Mehmet Okuyan Meali
Nitekim onlardan her birini günahı sebebiyle cezalandırmıştık. Kiminin üzerine taş göndermiştik. [*] Kimini korkunç bir ses yakalamıştı. [*] Kimini yerin dibine geçirmiştik. [*] Kimini de suda boğmuştuk. [*] Allah onlara haksızlık edecek değildi fakat onlar kendi kendilerine haksızlık etmekteydiler.
M
Mehmet Türk Meali
İşte Biz, onların hepsini kendi günâhları sebebiyle kimini üzerine taş yağdırarak, kimini şiddetli bir çığlıkla, kimini yerin dibine geçirerek, kimini de suda boğarak¹ helâk ettik. Allah, onlara zulmetmiyor bilakis onlar, (helâki gerektirecek suç işleyerek) kendi kendilerine zulmediyorlardı.
M
Mehmet Çakır Meali
Biz de hepsini suçüstü yaptık: Kiminin üzerine kasırgalar saldık. Kimini ses patlaması alıp götürdü. Kimini yere batırdık. Kimini de sulara gömdük. Allah onlara haksızlık etmedi. Ama gerçekleri inkarla,en büyük haksızlığı kendilerine yapmışlardı.
M
Mehmet Çoban Meali
İnkârcıları günahları yüzünden yakaladık! Bir kısmını taş yağmuruna tuttuk! Bir kısmını korkunç ses yakaladı. Bir kısmı yerin dibine geçirildi. Bir kısmını suda boğduk! Allah onlara zulmediyor değildi. Fakat onlar yasalarımıza karşı çıkarak kendilerine zulmediyorlardı.
M
Muhammed Esed Meali
Çünkü onların her birini günahlarından dolayı hesaba çektik: Kiminin tepesinde ölümcül fırtınalar estirdik; kimini [âni] bir kasırga yok etti; ³⁶ kimisini yerin dibine geçirdik ve kimisi de suda boğulup gitti. Onlara haksızlık yapan Allah değildi, fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yapıyorlardı.
M
Mustafa Çavdar Meali
Sonuçta hepsini günahlarından dolayı cezalandırdık. Onlardan kiminin üzerine taş savuran kasırga gönderdik. Kimini bir çığlık yok etti. Kimini de yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Oysa Allah, onların hiç birine haksızlık yapmıyordu, fakat onlar kendi kendilerine zulmedip yazık ediyorlardı. 11/66- 67, 28/78...81, 69/6-7
M
Mustafa İslamoğlu Meali
Sonuçta her birini günahlarından dolayı enseledik:[³⁵¹⁷] Ve onlardan kimileri üzerinde (bela) fırtınası estirdik, kimisini de sarsıcı bir azap çığlığı yakaladı;[³⁵¹⁸] yine onlardan bazı kimseleri yerin dibine geçirdik, bazılarını da boğulmaya terk ettik: Ne var ki onlara zulmeden asla Allah değildi; ve fakat onlar asıl kendi kendilerine zulmetmişlerdi.
O
Orhan Kuntman Meali
Her birini suçüstü yakaladık, kimine taşlar kavuran kasırga gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk Allah, onlara zulmetmiyordu, onlar kendilerine yazık ediyordu! (Allah, onların yaptıkları kötülüklerin cezasını veriyordu ve vereceği cezayı daha evvel onlara bildirmişti)
O
Osman Fırat Meali
Herkesi günahıyla yakaladık. Onlardan kiminin üzerine taş yağdıran bir fırtına gönderdik; kiminin üzerine korkunç bir ses geldi; kiminin yerin dibine geçirdik; kiminin de boğduk. Elbette Allah onlara zulmetmedi; fakat onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
S
Sardorxon Jahongir
Biz ularning hammalarini gunohlari sababli azobimiz bilan tutdik. Bas, ularning orasida Biz ustiga tosh yog‘dirganlar ham, ular orasida dahshatli qichqiriq tutganlar ham, ular orasida Biz yer tubiga yuttirganlar va ular orasida Biz suvga g‘arq qilgan kimsalar ham bordir. Alloh ularga zulm qiluvchi bo‘lmadi, lekin ular o‘zlariga zulm qiluvchi bo‘ldilar.
S
Satıraltı Meal (1534)
Barçasını helāk itdük günāhı bile. Niçesi üstine ṭaş yaġdurduḳ Lūṭ ḳavmigibi ve niçesini helāk itdi Cebrā’il ṣayḥası ‘Ād ḳavmi gibi ve ẞemūd gibi veniçesini yire geçürdük Ḳārūn gibi ve niçesini ġarḳ eyledük Fir‘avn gibi. Daḫıanlara Tañrı ẓulm itmedi. Lākin anlar kendü nefslerine ẓulm eylediler.
S
Suat Yıldırım Meali
Onlardan her birini kendi suçu sebebiyle cezaya çarptırdık: Kiminin üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik, kimini korkunç bir gürültü bastırıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmedi, onlar asıl kendi kendilerine zulmettiler.
S
Süleyman Ateş Meali
Nitekim hepsini günahiyle yakaladık. Onlardan kiminin üstüne taş yağdıran bir fırtına gönderdik, kimini korkunç ses yakaladı, kimini yere batırdık, kimini de boğduk. Allah onlara zulmedecek değildi; fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı.
S
Süleyman Tevfik (1927)
Bütün bunları ahz ve helâk itdik. Onlardan ba'zıları üstüne furtına rüzgârları gönderdik ve ba'zılarını da sayha aldı. Ve onlardan bir takımını yere batırdık. Bir takımını da suda boğduk. Allâh Te'âlâ onlara zulüm ider olmadı ve lâkin onlar kendi nefislerine zulüm itdiler.
S
Süleymaniye Vakfı Meali
Bunların hepsini, işlediği günah yüzünden cezaya çarptırdık. Kimine taş yağdırdık. Kimi korkunç bir sese tutuldu. Kimini yerin dibine geçirdik. Kimini de suda boğduk. Allah onlara yanlış yapmıyordu, yanlışı onlar, kendilerine yapıyorlardı.
Y
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Her birini kendi günahı ile yakaladık. Bazılarının üstüne taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Bir kısmını, o korkunç titreşimli ses yakaladı. Onlardan, yere batırdıklarımız da oldu. Bazılarını da boğduk. Allah onlara zulmedecek değildi. Fakat onlar kendi benliklerine zulmediyorlardı.
Y
Yusuf Ali (English)
Each one of them We seized for his crime: of them, against some We sent a violent tornado (with showers(3462) of stones); some were caught by a (mighty) Blast;(3463) some We caused the earth(3464) to swallow up; and some We drowned (in the waters):(3465) It was not Allah Who injured (or oppressed) them:" They injured (and oppressed) their own souls.
Ö
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Artık hepsini de kendi günahlarıyla yakaladık. Binaen-aleyh onlardan bazıları üzerine bir rüzgâr gönderdik ve onlardan bazılarını şiddetli bir ses tutuverdi ve onlardan bazısını da yere batırdık ve onlardan kimisini de garkettik ve Allah onlara zulmeder olmadı. Fakat onlar kendi nefislerine zulmediciler oldular.
Ü
Ümit Şimşek Meali
Onların hepsini de günahlarıyla yakaladık. Kiminin başına taş yağdırdık. Kimini o korkunç ses yakaladı. Kimini yerin dibine geçirdik. Kimini de boğduk. Allah onlara haksızlık etmedi; onlar kendilerine zulmedip duruyorlardı.
İ
İhsan Aktaş Meali
Onlardan her birini (işlediği) suçu sebebiyle yakaladık (cezalandırdık). Kiminin üzerine (volkanik patlamalar sonucunda kızgın lavlardan ibaret) taşlar (lavlar) gönderdik, kimini şiddetli bir ses (dalgası) yakaladı, kimini (evleriyle birlikte) yerle bir ettik, kimini de suda boğduk. Hâlbuki (bunlarla zatım olan) Allah onlara asla zulmediyor değildi; fakat onlar (inkâr, zulüm, azgınlık ve isyanlarıyla) kendilerine zulüm (yazık) ediyorlardı. *
İ
İlyas Yorulmaz Meali
Onların hepsini günahları ile birlikte yakalamıştık. Onlardan üzerlerine kasırga gönderdiklerimiz olduğu gibi, onlardan bir kısmını da yüksek bir ses dalgası yakalamış, bir kısmını yerin dibine geçirmiş ve onlardan bir kısmını da suda boğmuştuk. Allah onlardan hiç birisine zulmetmemiş, onlar kendi kendilerine zulmetmişlerdi.
İ
İsmail Hakkı İzmirli
Bunlardan herbirini kendi günahıyle muaheze ettik. Onlardan kimine taş fırtınası yağdırdık, kimini de korkunç bir ses aldı. Kimini yere geçirdik, kimini suda boğduk, Allah onlara zulüm etmiyor. Fakat onlar cehil ve inatlarıyle öz nefislerine zulüm ettiler.
İ
İsmail Yakıt
Biz de onların her birini günahıyla yakaladık. Onlardan kiminin üzerine taş yağdıran rüzgârları gönderdik, kimini korkunç ses [sayha] yakaladı, kimini de yerin dibine geçirdik [hasefnâ] ve kimini de (suda) boğduk. Allah onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.²⁶
İ
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Bunun üzerine hepsini günahları yüzünden çarptık. Kiminin başına taş yağdırdık. Kimini de korkunç bir çarptı. Kimini yerin dibine geçirdik. Kimini de suda boğduk. Allah onlara kıymıyordu, ancak, onlar kendikendilerine kıyıyorlardı.
Ş
Şaban Piriş Meali
Hepsini günahlarıyla birlikte yakaladık. Onlardan kiminin üzerine taş savuran kasırga gönderdik. Kimini bir çığlık yakaladı. Kimini de yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah, onlara zulmetmiyordu, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Ankebût Suresi 40. Ayet Meali ve Tefsiri
Ankebût Suresi 40. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Ankebût Suresi 40. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Ankebût Suresi 40. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.
İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Ankebût Suresi 40. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.
Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.
Kişiselleştirme
Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?