Sureye Dön

Ankebût Suresi Suresi, 38. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Ve Âd'le Semud'u da helak etmiştik ve gerçekten de yerlerinden apaçık anlamaktasınız ve Şeytan, onların yaptıklarını, bezemişti kendilerine ve gerçeği gördükleri halde yoldan çelmişti onları.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Âd ve Semûd toplumlarını helak ettiğimiz bölgelerde kalıntı ve harabeleriyle size apaçık gözükmektedir. Şeytan onlara yapıp ettiklerini güzel gösterip, böylece onları doğru yoldan alıkoymuştu. Halbuki kendileri de az çok gözü açık uyanık kimselerdi.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

(Azgınlaşan kavimler olan ve Yemen civarında yaşayan) Ad’ı ve (Hicaz-Sina arasındaki) Semud’u (buralarda yaşayan azgın toplumu) da (yıkıma uğrattık). Gerçek şu ki, kendi oturdukları yerlerden (geriye kalan çöküntülerden) size (durumları hâlâ) belli olmaktadır. Kendi yaptıklarını şeytan onlara süsleyip-çekici kılmıştı da, böylece onları (Hakk) yoldan alıkoyup (saptırmıştı). Oysa onlar görebilen (gerçeği sezen ve açıkgöz geçinen) kimselerdi. (Buna rağmen nefislerine uyup yoldan çıktılar.)
A

Ahmet Tekin Meali

Âd ve Semûd kavimlerini de helâk ettik. Oturdukları yurtlarından, onların başına neler geldiğini anlamışsınızdır. Şeytan, şeytan tıynetli ahlâksız azgınlar, şeytanî güçler onlara yaptıkları işleri süsleyip güzel göstermişti. Onları doğru yoldan, İslâmî hayatı yaşamaktan alıkoymuş, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engellemişti. Oysa onlar da, hakkı bâtıldan ayırıp görebilecek, anlayabilecek durumdaydılar.
A

Ahmet Varol Meali

Ad ve Semud'u da (helak ettik). (Başlarına nelerin geldiği) size oturdukları yerlerden belli olmaktadır. Şeytan onlara yaptıklarını süsledi, böylece onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar görüp anlayabilecek durumdaydılar. [2]
A

Ali Bulaç Meali

Ad'ı ve Semud'u da (yıkıma uğrattık). Gerçek şu ki, kendi oturdukları yerlerden size (durumları) belli olmaktadır. Kendi yaptıklarını şeytan süsleyip-çekici kıldı, böylece onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar görebilen kimselerdi.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Ad ile Semûd'u da helak ettik. (Ey Mekke halkı), onlara ne yapıldı, meskenlerinin harabından size belli olmaktadır. Görgü sahibleri oldukları halde, şeytan, onların amellerini kendilerine süslemiş (güzel göstermiş) de, onları hak yoldan çevirmişti.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Ad ve Semud kavimlerini de helak ettik. Siz, onların evlerini görmüşsünüzdür. Şeytan, onların yaptıklarını onlara güzel gösterdi de onları doğru yoldan saptırdı. Hâlbuki onlar, (hak ve hakikati) görebiliyorlardı.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Âd ve Semûd toplumlarını da helâk ettik. Helâkleri, evlerinin kalıntılarından size belli olmaktadır. Şeytan onlara yaptıklarını güzel gösterip, onları doğru yoldan çıkarmıştı. Oysa onlar gerçeği görebilirlerdi.[411]
B

Besim Atalay Meali (1965)

Hem Âd'i yok eyledik, hem de Semud'u, onların yurtlarından, size her şey bellidir, iç görüleri varken, yaptıkları işi şeytan bezeyip yoldan çıkardı
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Biz Adı və Səmudu da məhv etdik. (Ey Məkkə əhli! Onların başlarına nələr gətirdiyimiz xaraba qalmış) məskənlərindən sizə bəllidir. Şeytan (çirikn) əməllərini onlara gözəl göstərib gözləri görə-görə onları haqq yoldan çıxartdı.
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Ad ve Semûd (kavimleri)ni de (yaptıkları yüzünden) helâk ettik. Bunu vaktiyle oturdukları evlerin yıkıntıları size açıkça göstermektedir. Şeytan onlara işledikleri kötülükleri güzel göstererek kendilerini yoldan çıkardı. Hâlbuki onlar (gerçeği görebilecek kadar) aklı fikri yerinde, gözü açık kimselerdi.
C

Cemil Said (1924)

’Âd ve Semûd’ı helâk iyledik meskenlerinin harâbeleri bunı vâzıhan gösterir, şeytân ânların ef’âlini nazarlarında şirin gösterdi ve ashâb-ı basîretden oldukları halde râh-ı müstakîmden inhirâf itdirdi.
D

Diyanet Vakfı Meali

Âd ve Semûd'u da (helâk ettik). Sizin için, (onların başına nelerin geldiği) oturdukları yerlerden apaçık anlaşılmaktadır. Şeytan onlara yaptıkları işleri güzel gösterip onları doğru yoldan çıkardı. Oysa bakıp görebilecek durumdaydılar.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Ad ve Semud milletlerini de yok ettik. Bunu, oturdukları yerler göstermektedir. Şeytan kendilerine, işlediklerini güzel gösterdi; onları doğru yoldan alıkoydu. Oysa kendileri bunu anlayacak durumda idiler.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Âd ve Semûd kavimlerini de helâk ettik. Bu, onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. Şeytan, onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. Hâlbuki onlar gözü açık kimselerdi.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Ad ve Semud'u da (helak ediverdik). Sizin için, (onların başına nelerin geldiği) oturdukları yerlerden apaçık anlaşılmaktadır. Şeytan onlara yaptıkları işleri güzel gösterip onları doğru yoldan çıkardı. Oysa bakıp görebilecek durumdaydılar.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Âde de, Semûde de ki size bunlar meskenlerinden belli olmaktadır, Şeytan onlara amellerini tezyin etmişti de kendilerini yoldan çevirmişti, halbuki gözleri açık adamlar idiler
E

Emrah Demiryent Meali

Âd ve Semûd’u da (yaptıkları yüzünden) helâk ettik. Bunu, vaktiyle oturdukları evlerin yıkıntıları size açıkça göstermektedir. Şeytan onlara işledikleri kötülükleri güzel göstererek kendilerini doğru yoldan alıkoydu. Hâlbuki onlar (hak ile bâtılı ayırt edecek kadar, aklı-fikri yerinde) gözü açık kimselerdi.
E

Erhan Aktaş Meali

Âd ve Semûd'un sonları da yurtlarının durumundan size belli olmaktadır. Şeytan yaptıklarını güzel göstererek onların yanlış yolu seçmelerine sebep oldu. Oysaki doğruyu görebilirlerdi.
E

Eski Anadolu Türkçesi

daħı 'ād'ı daħı ŝemūd’ı. daħı bayıķ bellü oldı size bunlaruñ ŧuraķları. daħı bezedi anlara şeyŧān 'amellerini pes döndürdi anları yoldan daħı oldılar görür göñüllüler ya'nį gendü i'tiķadlarınca.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Aad ile Semudu da (helak etdik. Onların başına neler geldiği) hakıykat sizin için el'an (o haraab) evleri (ciheti) nden belli olmakdadır. Uyanık (insan) lar oldukları halde şeytan onların amel (ve hareket) lerini süsleyib kendilerini yoldan sapdırmışdır.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Ad’ı ve Semud’u da (helak ettik). Yurtlarının hali size bunu açıkça göstermektedir. Şeytan onlara amellerini süsleyip, onları yoldan çıkardı. Oysa onlar (doğruyu) görebilirlerdi.
H

Hayrat Neşriyat Meali

Âd ve Semûd'u da (helâk ettik); (onların başına ne geldiği, harâb olmuş)meskenlerinden size elbette belli olmaktadır. Şeytan onlara amellerini süslü gösterdi de onları yoldan çıkardı; hâlbuki (onlar, esâsen) bakıp görebilecek (akıl sâhibi) kimselerdi.
K

Kadri Çelik Meali

Ad'ı ve Semud'u da (yıkıma uğrattık). Şüphesiz (başlarına neler geldiği) kendi oturdukları (kalıntı) yerlerden size belli olmaktadır. Kendi yapmakta olduklarını şeytan onlara süsleyip çekici kılmış, böylece onları yoldan alıkoymuştu. Oysa onlar basiret sahibi kimselerdi.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Âd ve Semûd kavimleri de öyle. Onların durumlarını meskenlerinin kalıntıları size apaçık gösteriyor. Şeytan onlara, (kötü) işlerini güzel gösterip kendilerini doğru yoldan saptırmıştı; oysa gerçeği görme yeteneğine de sahiplerdi.
M

M. Pickthall (English)

And (the tribes of) Aad and Thamud! (Their fate) is manifest unto you from their (ruined and deserted) dwellings. Satan made their deeds seem fair unto them and so debarred them from the Way, though they were keen observers.
M

Mahmut Kısa Meali

Aynı şekilde, Âd ve Semud kavimlerini de helâk etmiştik. Nitekim, şimdi birer harâbe olan saraylarından, evlerinden geriye kalan kalıntılara bakarak, onların nasıl bir azaba uğradığını açıkça görebilirsiniz. Şeytan, yaptıkları çirkin işleri onlara güzel göstererek hepsini doğru yoldan çıkarmıştı. Oysa onlar, gerçeği pekâlâ görebilecek durumdaydılar.
M

Mahmut Özdemir Meali

Âd ve Semûd’u da (yakaladı)!
Size meskenlerinden açıkça belli olmaktadır. Şeytan onlara amellerini güzel gösterdi. Onları Yol’dan çıkardı. Oysa görebilecek durumdaydılar.
M

Mehmet Okuyan Meali

Âd ve Semûd’u da (helak etmiştik). Sizin için, (onların durumu) oturdukları yerler(in kalıntıların)dan anlaşılmaktadır. Şeytan, yaptıkları işleri kendilerine süslü göstermiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. (Oysa) bakıp görebilecek durumdaydılar.
M

Mehmet Türk Meali

Âd ve Semûd (kavimlerini) de (helâk ettiğimiz,) memleketlerinin halinden sizce de açıkça anlaşılabilecek durumdadır. Zîrâ onlar (kendi sapkınlıklarını) beğenip dururlarken,¹ şeytan, yaptıklarını süslü gösterip onları hak yoldan çevirmişti.
M

Mehmet Çakır Meali

Ad ve Semûd halkı da aynı ak&8206;ıbete uğradı. Nitekim harabeye dönen yurtları meydanda. Şeytan, onlara yaptıklarını güzel göstermiş, aslında çok ileri görüşlü insanlar olmalarına rağmen hepsini baştan çıkarmıştı.
M

Mehmet Çoban Meali

Ad ve Semud kavimlerini de yok ettik! Sözünü ettiğimiz olayların şahidi harap olmuş yurtlarıdır. Şeytan onlara işlerini süslemiş, onları doğru yoldan saptırmıştır. Hâlbuki onlar gözü açık kimselerdi.
M

Muhammed Esed Meali

MESKEN ve barınakların[ın kalıntıların]dan açıkça görüleceği gibi, ‘Âd ve Semûd ³² [kavimlerini de yok ettik]. ³³ [Onlar yıkılıp gittiler.] Çünkü Şeytan onlara işledikleri [günahları] güzel gösterdi ve böylece onları, hakikati kavrama yeteneğine sahip oldukları halde, [Allah’ın] yol(un)dan alıkoydu. ³⁴
M

Mustafa Çavdar Meali

Biz Ad ve Semud kavimlerini de helak ettik. Evlerinin kalıntıları size bunu açıkça göstermektedir. Şeytan, onlara yaptıkları kötülükleri güzel göstermiş böylece onları yoldan çıkarmıştı. Oysa onların gerçeği görebilecek kabiliyetleri vardı. 9/70, 16/63
M

Mustafa İslamoğlu Meali

ONLARA ait mesken kalıntılarının da ayan açık önünüze koyduğu gibi, ‘Âd ve Semûd da (benzer bir akıbete uğradı); zira şeytan onlara işledikleri (kötülükleri) süslü göstermişti: üstelik kendileri açıkgöz ve uyanık (geçinen) kimseler oldukları halde, onları yoldan çıkardı.[³⁵¹⁵]
O

Orhan Kuntman Meali

Ad ile Semud kavmini de helak ettik. (Ey müşrikler) Onların başına neler geldiğini siz, harabeye dönen evlerini görerek anlarsınız. Onlar aklı eren kimseler oldukları halde şeytan, yaptıkları kötülükleri süsleyip kendilerine güzel göstermişti de, onları doğru yoldan saptırmıştı!
O

Osman Fırat Meali

Ad ve Semud... Elbette onların meskenlerinden (oturdukları yerlerden) size apaçık (görünenler) olmaktadır. Onlara şeytan amellerini süsledi, doğru yoldan engelledi ve görebiliyor olmalarına rağmen doğru yolu görmediler.
S

Sardorxon Jahongir

Od va Samud qabilalarini ham shunday halok qildik. Bu sizlarga hozirda ham ularning maskanlaridagi xarobalardan ko‘‎rinib turibdi. Shayton ularga qilayotgan xunuk amallarini chiroyli ko‘‎rsatib, ularni haq yo‘‎ldan to‘‎sib qo‘‎ydi. Holbuki, ular haqiqatni ko‘‎rib turuvchi edilar.
S

Satıraltı Meal (1534)

‘Ād ḳavmini daḫı, ẞemūd ḳavmini daḫı helāk itdük. Bellü oldı size anlaruñhelāk olduġı anlaruñ ḫarāb yirlerinden. Daḫı bezedi anlara şeyṭān ‘amelle‐rini. Pes çıḳardı anları doġru yoldan. Daḫı anlar ḳādirler‐idi naẓar eylemegebaṣīret‐ile, lākin eylemediler.
S

Suat Yıldırım Meali

Âd ve Semûd halklarını da imha ettik. Siz ey (Mekkeliler) bunu, kalan ev harabelerinden anlıyorsunuzdur. Şeytan onlara yaptıkları kötü işleri süsledi ve onları yoldan çıkardı. Halbuki onlar aklı fikri yerinde, açıkgöz kimselerdi.
S

Süleyman Ateş Meali

Ad ve Semud'u da (helak ettik). Bu, oturdukları yerlerden size belli olmaktadır. Şeytan onlara yaptıkları işleri süsleyip onları yoldan çıkardı. Oysa bakıp ibret alabilirlerdi (ama almadılar).
S

Süleyman Tevfik (1927)

Ve 'Âd ve Semûd kavimlerini de helâk iyledik. Onların meskenlerinde âsâr-ı 'azâb size zâhir oldı. Ve şeytân onlara 'amellerini güzel göstermiş ve onları doğrı yoldan men' itmişdi. Onlar akıl ve basîret sâhibi idiler (fakat şeytâna aldandılar.)
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Ad ile Semud’un başına gelenleri de kalıntılarına bakıp kesin olarak anlarsınız. Şeytan, yaptıklarını süslü göstermiş ve onları yoldan çıkarmıştı. Oysa onlar ilerisini görebilen kimselerdi.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Âd'ı, Semûd'u da böyle yaptık. Bu, onların yurtlarından/meskenlerinden açıkça belli olmaktadır. Şeytan onlara amellerini süsleyip püslemişti de kendilerini yoldan çıkarmıştı. Oysaki, bakıp görebilen insanlardı.
Y

Yusuf Ali (English)

(Remember also) the ´Ad and the Thamud (peoples):(3459) clearly will appear to you from (the traces) of their buildings (their fate): the Evil One made their deeds alluring(3460) to them, and kept them back from the Path, though they were gifted with intelligence and skill.
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Ve Âd ve Semûd (kavmini de helâk ettik). Muhakkak ki, sizin için onların oturmuş oldukları yerlerden (başlarına gelen felaketler) açıklanmıştır ve şeytan onların yaptıkları işleri süslü göstermiş de onları yoldan saptırmıştır. Halbuki, gözleri görür kimseler olmuşlardı.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Âd ve Semud kavimlerini de helâk ettik ki, meskenlerinin hali size bunu açıkça göstermiştir. Şeytan onlara yaptıklarını süsledi ve onları yoldan çıkardı. Oysa onlar gerçeği görebilecek kimselerdi.
İ

İhsan Aktaş Meali

(Azgınlaşan) Âd ve Semûd’u da (yıkıma uğrattık, onların başına ne geldiği, harap olmuş) meskenlerinden size elbette belli olmaktadır. Şeytan onlara amellerini süslü gösterdi de onları yoldan çıkardı; hâlbuki (onlar, esasen) bakıp görebilecek (akıl sahibi) kimselerdi.*
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Ad kavmine, Semud kavmine ve size açıklanan yaşadıkları mekânlar da şeytan onlara yaptıklarını süslü göstermiş, sonra onlar doğruları görebilecek yeteneğe sahip oldukları halde, şeytan onları doğru yoldan saptırmış dı.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Âd, Semud kavmini de helâk ettik. Size onların meskenleri belli olmuştur [³]. Şeytan onlara kötü amellerini bezemiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Halbuki onlar basiret sahibiydiler [⁴].
İ

İsmail Yakıt

Ad ve Semûd’u da (helak ettik). Bu onların (harap olmuş) meskenlerinden size açıkça belli olmuştur.²⁵ Şeytan onların yaptıklarını süslü gösterdi de onları (doğru) yoldan alıkoydu. Hâlbuki onlar gerçeği görecek kapasiteye sahip (mustebsirûn] kimselerdi.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Ad ile Semut’un barınak kalıntılarına bakıp başlarına gelenleri anlıyorsunuz. Şeytan onlara yol göstermiştir. Bunun üzerine onlar doğru yoldan ayrılmışlardır. Oysa ki onlar ilerisini görebilen kimselerdi.
Ş

Şaban Piriş Meali

Ad ve Semud kavimlerini yok ettik. Onların meskenlerinden bu apaçık size belli olmuştur. Şeytan, onlara yaptıklarını güzel göstermiş ve onları yoldan çıkarmıştı. Oysa onlar gerçeği görebilirlerdi.

Ankebût Suresi 38. Ayet Meali ve Tefsiri

Ankebût Suresi 38. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Ankebût Suresi 38. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Ankebût Suresi 38. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Ankebût Suresi 38. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim