Sureye Dön

Ahzâb Suresi Suresi, 49. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Ey inananlar, inanan kadınları nikahladıktan sonra onlara dokunmadan boşarsanız onlar için sayacağınız bir bekleme müddeti yoktur; onlara geçinecek bir şey verin ve güzellikle bırakın.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Ey inananlar! Mü'min kadınları nikahlayıp sonra ilişkide bulunmadan boşarsanız, onları iddet müddetince bekletmeniz gerekmez. O halde onlara bağışta bulunarak, onları memnun edin ve onları zarar ve eziyet vermeksizin serbest bırakın.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Ey iman edenler, mü’min kadınları nikâhlayıp da, sonra (anlaşamayacağınızı fark edip) onlara dokunmadan (zifaf olmadan önce) boşarsanız, bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. (Ama) Bu durumda (uygun bir tavırla) onları yararlandırın (yeterli miktar mut’alarını: Tanışma ve dayanışma paylarını verin) ve güzel bir salma tarzıyla onları boşayıverin.
A

Ahmet Tekin Meali

Ey iman edenler, mü'min kadınları nikâhladığınız zaman, henüz zifafa girmeden onları boşar, boşanma kararı alırsanız, onları, mahkemeye, hakemlere veya âlimlere hesaplatacağınız bir iddet süresince bekletmeye hakkınız yoktur. Onları hemen dünyalık vererek, ihtiyaçlarını karşılayarak güzel bir şekilde serbest bırakın.
A

Ahmet Varol Meali

Ey iman edenler! Mü'min kadınları nikahlar da sonra kendilerine dokunmadan boşarsanız sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Onlara geçimlik birşeyler verin ve kendilerini güzel bir tarzda salıverin.
A

Ali Bulaç Meali

Ey iman edenler, mü'min kadınları nikahlayıp sonra onlara dokunmadan boşarsanız, bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Artık (hemen) onları yararlandırın (onlara yetecek bir miktar verin) ve güzel bir tarzda onları salıverin.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Ey müminler! Mümin hanımları nikâh edip de, sonra kendilerine dokunmadan (onlarla başbaşa kalmadan) onları boşarsanız, artık üzerlerine sayıp duracağınız bir iddet (üç hayız müddeti kadar bir bekleyiş) size yoktur; (hemen başka bir kocaya varabilirler). Bu takdirde onlara, hemen nikâh haklarını verip kendilerini güzel bir şekilde boşayın.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhladığınız, sonra onlara dokunmadan boşadığınız zaman, onlar üzerinde tamamlanmasını bekleyeceğiniz bir iddet hakkınız yoktur. Artık onları faydalandırın ve güzel bir şekilde salıverin.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp sonra kendileriyle cinsel ilşkiye girmeden onları boşarsanız, artık onlar üzerinde sizin sayıp duracağınız bir iddet bekletme hakkınız yoktur. Onlara bir miktar yardımda bulununuz ve onları güzellikle serbest bırakınız![443]
B

Besim Atalay Meali (1965)

Ey inanmış olanlar! inanlı kadınlarla evlenmiş bulunup da, dokunmadan boşarsanız onları, saya günü saymak gerekmez size, onlara meta verin, güzellikle, tatlılıkla bırakın!
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Ey iman gətirənlər! Əgər mö’min qadınlarla evlənib onlara toxunmadan əvvəl talaqlarını versəniz, artıq onlar üçün sizə gözləmə müddəti saymağa ehtiyac yoxdur. (Onları evlərinizdə saxlayıb gözləmə müddətini başa vurmağa məcbur etməyin. Aranızda yaxınlıq olmadığı üçün nə vaxt istəsələr, o vaxt da başqasına ərə gedə bilərlər). Belə olduqda onlara bir şey (mehrin yarısını və ya bir az mal) verib gözəl tərzdə sərbəst buraxın!
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Ey inananlar! Mü’min kadınları nikâh-layıp da henüz dokunmadan onları boşarsanız, onları iddet müddetince beklemeniz gerekmez. Kendilerine bağışta bulunarak onları güzellikle serbest bırakın.
C

Cemil Said (1924)

Ey îmân idenler sâdık bir zevcenizi kendisiyle münâsebet-i cinsiyede bulunmazdan evvel tatlîk ider iseniz ânın içün ’iddet yokdur fazla alıkoymayınız âna istihkâkını viriniz ve nâmuskârâne terhîs idiniz.
D

Diyanet Vakfı Meali

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp da, henüz zifafa girmeden onları boşarsanız, onları sayacağınız bir iddet süresince bekletme hakkınız yoktur. O halde onları (bir bağışla) memnun edin ve onları güzel bir şekilde serbest bırakın.  
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Ey inananlar! Mümin kadınlarla nikahlanıp, onları, temasta bulunmadan boşadığınızda, artık onlar için size iddet saymaya lüzum yoktur. Kendilerine bağışta bulunarak onları güzellikle serbest bırakın.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikâhlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut’a[440] verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâh edip de sonra onlara dokunmadan boşadığınız zaman, sizin için üzerlerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Derhal müt'alarını (mehirleri belirlenmediği takdirde yararlanacakları bir mal) verip onları güzel bir şekilde salıverin.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Ey o bütün iyman edenler! Mü'minleri nikâh ettiğiniz, sonra onlara dokunmadan talâk verdiğiniz vakıt üzerlerinde sayacağınız bir ıddet hakkınız yoktur, derhal müt'alarını verib onları güzel bir surette salıverin
E

Emrah Demiryent Meali

Ey îmân edenler! Mü’min kadınları nikâhlar da sonra kendilerine dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan ya da birleşmeye hiçbir engel bulunmayan tenha bir yerde onlarla baş başa kalmadan) önce onları boşarsanız, sizin için onların üzerinde sayacağınız bir iddet (süresi) yoktur. Onlara (tayin ettiğiniz mehrin yarısını, henüz mehir tayin etmediyseniz) faydalanacakları (hediyelik) bir şeyler verin ve kendilerini güzel bir şekilde serbest bırakın.
E

Erhan Aktaş Meali

Ey iman edenler! Mü'min kadınlarla evlenip, sonra onlara dokunmadan boşarsanız, onların iddet süresince beklemelerini isteme hakkınız yoktur. Böyle bir durumda onları hemen yararlandırın¹ ve güzellikle ayrılın.
E

Eski Anadolu Türkçesi

iy anlar kim įmān getürdiler! ķaçan kim nikāh eyleyesiz mü’mine 'avratları andan ŧalāķ viresiz anlara andan ilerü kim yaķınlıķ eyleyesiz anlara yoķdur sizüñ anlaruñ üzere hįç iddet kim śayasız anı. pes muŧ'a virüñ anlara daħı śalı virüñ anları śalı virmek görklü.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Ey îman edenler, mü'min kadınları nikâhlayıb da sonra, kendilerine dokunmadan, onları boşadığınız zaman sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yokdur. O suretde onları fâidelendirib kendilerini güzel bir şekilde salıverin.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikâhlayıp sonra onlara dokunmadan boşarsanız, onların iddet süresince beklemelerini isteme hakkınız yoktur. Bu durumda artık onları yararlandırın ve güzellikle onları salıverin.
H

Hayrat Neşriyat Meali

Ey îmân edenler! Mü'min kadınları nikâh eder de sonra kendilerine dokunmanızdan önce onları boşarsanız, bu durumda sizin için onların üzerinde sayacağınız bir iddet (süresi bekletme hakkınız) yoktur. Hemen onları (mehirlerinin yarısıyla) faydalandırın ve onları güzelce bir bırakmayla (incitmeden) güzellikle salıverin!
K

Kadri Çelik Meali

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp sonra onlara dokunmadan boşarsanız, bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Artık onları (yetecek miktarda) yararlandırın ve onları güzel bir salıverişle salıverin.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Ey iman edenler! Mümin kadınlarla evlenme akdi yapıp da sonra, birleşmeden onları boşadığınızda onlar üzerinde, hesaplayıp bekleteceğiniz bir iddet hakkınız yoktur. Onları bir şeyler vererek memnun ediniz ve güzellikle boşayınız.
M

M. Pickthall (English)

O ye who believe! If ye wed believing women and divorce them before ye have touched them, then there is no period that ye should reckon. But content them and release them handsomely.
M

Mahmut Kısa Meali

Ey iman edenler! Mümin veya Kitap Ehlinden olan bir kadınla evlenir, fakat henüz kendisine dokunmadan —yani gerdeğe girmeden— onu boşarsanız, evlilik o anda bitmiş olur. Artık kadın serbesttir, dilerse bir başkasıyla evlenir, dilerse yeni bir nikah ve mehir ile eski kocasına geri döner (2. Bakara: 228-232). Bu kadın, —gerdeğe girmiş kadınların aksine— bir başkasıyla evlenmeden önce üç ay hâli beklemek zorunda değildir ve sizin de ondan bunu istemeye hakkınız yoktur. Bu durumda, evlilik bedeli olan mehir belirlenmiş ise, ona mehrin yarısını verin. Belirlenmemiş ise, maddî gücünüz ölçüsünde, onu teselli edici hediyelerle faydalandırın ve kendisini üzmeden, rencide etmeden ve yeni bir yuva kurmasını engelleme hırsına kapılmadan güzelce bırakın. Gerdeğe girdikten sonra boşadığınız kadınlara gelince; mehir belirlenmiş ise mehrin tamamını, belirlenmemiş ise ‘mehr-i misil: ortalama bir mehir’ verin. Bütün bu hükümler, Peygamber dışındaki müminler için geçerlidir.
Peygambere gelince:
M

Mahmut Özdemir Meali

Ey iman edenler!
Mümin kadınları nikâhlayıp, sonra dokunmadan onları boşadığınız
zaman sizin lehinize onların aleyhine sayacağınız hiçbir iddet
(bekleme süresi) yoktur.
Onlara geçimliklerini verin!
Onları güzel bir şekilde salıp bırakın!
M

Mehmet Okuyan Meali

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp da onlara (cinsel olarak) dokunmadan onları boşarsanız, onların aleyhine sizin lehinize sayacağınız hiçbir (bekleme) süresi yoktur. Onlara, geçimlik ([mehr]in yarısını) [*] verin ve onları güzel bir şekilde bırakın (boşanın). [*]
M

Mehmet Türk Meali

Ey îman edenler! Müslüman kadınları nikâhlayıp sonra henüz zifafa girmeden¹ onları boşarsanız bu durumda sizin onların iddet beklemelerini isteme hakkınız yoktur.² Bir de onlara bir miktar mal verin³ ve onları güzellikle serbest bırakın.
M

Mehmet Çakır Meali

Sevgili müminler! Mümin bayanlarla nikahlanır da, kendilerini, zifaf olmadan boşarsanız, üç temizlik dönemini beklemeye gerek yoktur. Kendilerini, mehirlerini iade edip gönülleyerek serbest bırakabilirsiniz...
M

Mehmet Çoban Meali

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp, sonra onlarla cinsel ilişki kurmadan boşadığınızda, onlar üzerinde sizin benden bir çocuk var mı yok mu diye bekleme süreniz yoktur. Böyle bir durumda onlara evlilik süresince geçirdikleri zaman için uygun bir ücret verin! Kendilerini güzel bir şekilde bırakarak üzerlerinde hiçbir hak iddia etmeyin! Çünkü onlar boşadığınız andan itibaren Mümin kardeşleriniz olmuştur.
M

Muhammed Esed Meali

SİZ EY imana ermiş olanlar! Mümin kadınlarla evlenir ve fakat onlara dokunmadan boşarsanız, onlar adına bir iddet dönemi hesaplamaya ve (onlardan bunu) beklemeye hakkınız yoktur; ⁵⁵ o halde [hemen] ihtiyaçlarını karşılayın ve en güzel şekilde bırakın. ⁵⁶
M

Mustafa Çavdar Meali

Ey iman edenler, mümin kadınları nikâhlayıp, sonra da gerdeğe girmeden onları boşarsanız onların iddet beklemelerini isteme hakkınız yoktur. Şu halde onlara belirlediğiniz mehirlerini ve boşanma tazminatlarını verin ve onları güzel bir şekilde serbest bırakın! 2/221...242, 65/1...6
M

Mustafa İslamoğlu Meali

SİZ ey iman edenler! Mü’min kadınları nikâhlar da onları gerdeğe girmeden önce boşarsanız, onlara karşı iddet hesaplama hakkınız yoktur; şu halde derhal onlara dünyalıklarını verin ve kendilerini güzellikle salıverin.[³⁷⁷¹]
O

Orhan Kuntman Meali

Ey iman edenler, mümin kadınları nikâhlayıp da, onlarla temas etmeden boşadığınızda bir "iddet süresi" saymanıza gerek yoktur, onları güzel bir bağışla memnun edin ve güzellikle serbest bırakın.
O

Osman Fırat Meali

Ey iman edenler! Mü’minleri nikâhlayıp sonra onlarla herhangi bir (cinsel) temasta bulunmadan önce boşarsanız, onlar için “iddet” (bekleme süresi) hesaplamanıza gerek yoktur. Öyleyse onları faydalandırın ve güzel şekilde serbest bırakın.
S

Sardorxon Jahongir

Ey mo‘‎minlar, qachonki, sizlar mo‘‎minalarni nikohlaringizga olsangizlar-u, so‘‎ngra ularga jinsiy teginishdan oldin ularni taloq qilsangizlar, u holda sizlar uchun ularning zimmasida sanaydigan idda yo‘‎qdir. Bas, ularni ozgina moddiy bahramand qilib, chiroyli kuzatish bilan qo‘‎yib yuboringlar.
S

Satıraltı Meal (1534)

İy īmān getürenler, ḳaçan evlenseñüz mü’mine ‘avratları, daḫı boşasañuzanları, özlerine yapışmadan burun, pes anlar üstine sizüñ ‘iddetüñüzyoḳdur. Mut‘a virüñüz anlara, daḫı ḳoyıvirüñüz yaḫşı ḳoyıvirmek.
S

Suat Yıldırım Meali

Ey müminler! Mümin kadınlarla nikâh akdi yapıp da onlara dokunmadan kendilerini boşayacak olursanız, onların iddet beklemelerini isteme hakkınız yoktur. Bu durumda bağışlayacağınız hediyelerle onları memnun ederek güzel bir şekilde boşayın. [2, 228. 236-237]
S

Süleyman Ateş Meali

Ey inananlar, inanan kadınları nikahlayıp da henüz onlara dokunmadan boşarsanız, onların üzerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Hemen müt'alarını verin (biraz geçimlik verip memnun edin) ve onları güzellike serbest bırakın.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Ey Mü'minler! Mü'min kadınları nikâh idüb sonra, temâs itmezden evvel tatlîk ider iseniz, onlar üzerine ta'dâd ideceğiniz 'aded yokdur. Onları bir şey i'tâsıyla müstefîd idiniz ve hüsn-ü sûretle yol viriniz.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Ey iman etmiş kişiler! Mümin kadınlarla nikahlanır da ilişkiye girmeden boşarsanız onların, sizden dolayı iddet beklemeleri gerekmez. Onlara yararlanacakları bir şey verin ve onları güzellikle serbest bırakın.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp da kendilerini, onlara dokunmadan boşarsanız, sizin belirleyeceğiniz bir iddet boyunca onları bekletme hakkınız yoktur. O halde, böyle durumlarda onları nimetlendirin ve kendilerini güzelce serbest bırakın.
Y

Yusuf Ali (English)

O ye who believe! When ye marry believing women, and then divorce them before ye have touched them, no period of ´Iddah(3738) have ye to count in respect of them: so give them a present.(3739) And set them free in a handsome manner.(3740)
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Ey imân etmiş olanlar! İmân sahibesi olan kadınları nikâh ettiriniz, sonra da onları daha kendilerine temas etmeden evvel boşadığınız vakit, artık sizin için onların üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. O halde onları fâidelendiriniz ve onları güzelce bir sûrette salıveriniz.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Ey iman edenler! Mü'min kadınları nikâhladıktan sonra kendilerine dokunmadan boşadığınız takdirde, onlar için saymanız gereken bir iddet yoktur. Yalnız onları gönül alacak birşeylerle faydalandırın ve güzellikle boşayın.(17)
İ

İhsan Aktaş Meali

Ey iman etmiş olanlar! Mü’min kadınları nikâhlayıp, sonra (anlaşamayacağınızı fark edip) onlara dokunmadan (zifaf olmadan önce) boşarsanız, bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. (Ama) Bu durumda bile (uygun bir tavırla) onları yararlandırın (tazminatlarını verin, bağışta bulunun) ve (haklarını çiğnemeden, eziyet etmeden) güzel bir salma tarzıyla onları salıverin.*
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Ey İman edenler! İnanan kadınlarla evlendiğinizde, onlarla evlilik ilişkisine girmeden boşarsanız, kadınlar için belirlenen iddet günlerini (dört ay on günü) saymanıza gerek yoktur. O kadınların geçimliklerini sağlayın ve (haklarını çiğnemeden, eziyet etmeden) onları güzellikle bırakın.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Mü/minler! Mü/min kadınları, nikâh edip onlara dokunmadan evvel boşarsanız sizin onlar hakkında sayacağınız hiçbir iddet yoktur. Onlara, mehir takdir olunmamış ise istifade edilecek bir şey verin, onlara iyi bir surette yol verin [³].
İ

İsmail Yakıt

Ey inananlar! İnanan kadınları nikâhlayıp da sonra onlara dokunmadan/ilişkiye girmeden boşadığınız takdirde, bir iddet dönemi hesaplayıp onları bekletmeye hakkınız yoktur. Bu durumda onlara geçimliklerini veriniz ve onları güzelce serbest bırakınız.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Ey inananlar! İnanan kadınları alır, sonra da el sürmeden boşarsanız, onları bekletmiye hakkınız yoktur. Onları gönendirin. Onlara güzellikle yol verin.
Ş

Şaban Piriş Meali

-Ey iman edenler, mü'min kadınları nikahlayıp, sonra da onlarla ilişkiye girmeden boşadığınız zaman, onlara iddet saymanıza gerek yoktur. Onlara geçimliklerini verin ve onları güzel bir şekilde bırakın.

Ahzâb Suresi 49. Ayet Meali ve Tefsiri

Ahzâb Suresi 49. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Ahzâb Suresi 49. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Ahzâb Suresi 49. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Ahzâb Suresi 49. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim